3.Bölüm

694 Words
"Gülmek her zaman mutlu olmak için değildir. Bazen öyle gülmeler vardır ki; en büyük acıları gizlemek içindir." Bob Marley ????????????? Hakan'ın sesi ile düşünce denizinde kapıldığım dalgalardan kurtuldum. Tabii kısa bir süreliğine. Eminim o dalgalar kıyıya beni fena halde vuracaktı yakın zamanda. Masaya götürmem tepsi içerisinde ki önüme koyulan içecekleri elime aldım. Defalarca kendime sakin olmam gerektiğini söylüyordum ama ellerim ne yazık ki bunun tam tersi titreşim modundaki telefon gibi zangır zangır titriyordu. Eğer biraz daha böyle devam edersem daha fazla dikkat çekeceğimi bildiğimden vücudumu kontrol altına almaya çalıştım. Derin bir nefes alıp verme seansından sonra masaya doğru emin adımlarla yürüdüm. Masaya vardığımda tepsideki içecekleri dikkatli bir şekilde yerleştirdim. Yüzlerine bakmamak için üstün bir çaba harcıyordum şuan. Elime aldığım boş tepsiyle beraber hemen içeri doğru hızlıca yürüdüm. Bu saçma andan ve bu gördüğüm saçma sapan şeylere içimden binlerce kez sövdüm. Neden bu kadar belayı mıknatıs gibi çekiyordum sürekli? Boş tepsiyi arka taraftaki tezgaha bırakarak Yaşar amcayı bulmak amacıyla etrafa göz gezdirdim. Hemen kenarda durmuş çalışanları kontrol ediyordu. Bugün ilk defa izin isteyecektim. Gerçekten hemen yurda gidip kafamı test kitaplarıma gömüp bu olanları zihnimden uzaklaştırmak istiyorum. Ya da kulağıma kulaklıklarımı takarak kitabımı okurum. Bilemiyorum şuan sadece biraz daha düşünürsem delirecek gibi hissettiğimden hemen uzaklaşmak istiyorum buradan. Yaşar amcanın yanına gittiğimde söze hiç uzatmadan girdim "Yaşar amca, ben kendimi pek iyi hissetmiyorum bugünlük izin alabilirmiyim." Anında endişeli bir şekilde yüzüme baktı."Kızım neyin var? İyimisin sen bakayım? Birşeyin yok umarım." Onun benim için endişelenen ve bu sıcak baba tavırlarına ufak tebessüm ettim. "Endişelenmene gerek yok. Gerçekten. Sadece bu aralar fazla yorgunum. Bugün de kendimi pek iyi hissetmiyorum o yüzden." "Tabii kızım. Hemen gidip güzelce dinleniyorsun. Kendini de daha fazla yorma hadi bakalım hemen git sen." Başımı onaylarcasına sallayarak yanında ayrıldım. Ve hemen giyinme odasına giderek üzerimdeki önlükten kurtuldum. Kimseye bakmadan kafeden çıktım ve yurda doğru ilerlemeye başladım. Yurda bu sefer kısa yoldan gideceğim. Gerçekten yorgunluktan ölecek gibi hissediyorum. Zihinimin yorgunluğu bedenimi de oldukça yoruyordu. Kestirme yol biraz ıssızdı ancak hava aydınlık olduğundan bunu pek aldırmadım. Bir süre sonra arkamdan duyduğum ayak sesleri ile kalbim hızla atağa geçti. Hadi ama her yürüyen beni takip edecek değildi ya. Saçmaladığımı düşündüm ancak zihnim hemen o günkü gördükleriminde saçmalık olduğunu düşündüğüm zamana gitti. Aynen böyle söylemiştim ancak gerçek çıkmıştı. Ben bunları düşünürken adım sesleri daha da hızlandı. Çok fazla gerildim ve heyecanlandım. Arkamı dönüp bakmaya cesaretim yoktu. Biraz daha hızlandığım da ayak sesleride benimle hızlandı. Allah'ım resmen şuracıkta kalpten gidecektim. Bu sefer koşmaya başladım ancak arkamda ki de ayak seslerinden anlayacağım üzere o da koşmaya başladı. Nefes nefese kaldım ve içimde ki korku tarif edilemeyecek bir boyuta ulaştı. Aniden bir el kolumu yapıştığı gibi daha ne olduğunu anlamadan bedenim de duvara yapıştı. Canımın acısıyla ağzımdan ufak bir acı nidası yükseldi. Karşımdaki kişiye baktığımda şaşkınlıktan dilim kilitlendi. Bu o. Bu kafedeki o çocuk .Bu bu Algan. Evet evet Algan. Korkudan irileşmiş gözlerimle ve aldığım hızlı soluklarla karşısındayım. Korkudan ne yapacağımı bile bilmiyorum. Beni burada öldürse sesimi duyan olmazdı. Nihayete kendime gelip konuşmaya çalıştım."N-ne istiyorsun benden." Kekelemem ve fısıltı halinde çıkan sesime binlerce kez sövdüm. Ela gözleriyle tam gözlerime bakıyordu. Bu daha da ürkmeme sebeb olmuşken dolan gözlerime engel olamadım. Diğer eliylede boşta ki kolumu kavradı ve üzerime doğru egildi. Boyum boynunun hizalarına geliyordu. Ondan gelen koku soğuk bakan ve tehlikeyle parlayan gözlerinin tam aksine güven vericiydi. Tam olarak algılayamıyorum ancak yağmur sonrası o toprağın etrafa saçtığı ferahlık kokusu gibi hissettiriyor. Rahatlatıcı. Ama ela gözleri tehlike sinyallerini beynime ulaştırıyor. Gözümden akan bir iki damla yaşı takip etti ardında tekrar bakışlarını gözlerime sabitledi. Sanki bakışları değişmiş gibi hissettim. Çatık kaşları bir anda alayla yukarı kalktı.Ve fısıldayarak "Korkuyormusun yoksa minik ceylan?" Dedi alayla. Ardında yüzündeki alaylı ifadeyi yok ederek ciddileşti. "Benimle geliyorsun ufaklık." İşte şimdi gözyaşlarım hızlanmıştı."Ben ben hiçbir şey yapmadım. Yemin ederim hiçkimseye birşeyden bahsetmedim. Lütfen bırak beni. " "Üzgünüm ancak bir süre misafirimiz olacaksın anlaşılan , şimdi benimle geliyorsun ve eğer o sesini çıkaracak olursan olacaklardan ben sorumlu olmam minik. Burda da kimse seni duyamaz." Dedi ve hızlı bir hareketle bileğimden tutarak çekiştirmeye başladı. Sarsak bir şekilde bir iki adım atarken gözlerim kararmaya başladı. Ve daha fazla dayanamayan bedenim yere doğru yığılırken hissetmem gereken soğuk beton zemini hissedemedim. Son hatırladığım belimi kavrayan kollardı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD