19. Bölüm

975 Words
Boğazımı sıkan o acıyla gözlerimi araladım. Ağlıyordum. Hıçkıra hıçkıra hemde. "Minel kabus gördün. Geçti." hiçbir şey geçmemişti. Elimle kalbimi yumrukladım. Göğsüm öyle çok acıyordu nefes almakta güçlük çekiyordum. "Minel neyin var?" nefes alamadıkça acım hafiflesin diye göğsümü yumrukluyordum. Kızlar telaş içinde neyim olduğunu soruyordu. Bende bilmiyordum neyim olduğunu. Tek bildiğim nefes almakta güçlük çektiğimdi. Bir de nefes alamadıkça göğsümü yumruklama hissim vardı. "Zuhal arkadaşın iyi değil. Sakinleş ve git bir su getir." sakin kalmayı başaran tek isimdi bu konuşan isim. Apar topar elinde suyla koşan kıza başımı çevirip bakamıyordum. Göğsümün içi parçalanıyor ve ciğerlerim nefes almakta çok zorlanıyordu. Ağzıma konulan ilaçla suyu zorlukla içtim. Şura göğsüme vurmayım diye ellerimi tutuyordu. Zaten sonrası gözlerimin kapandığını hatırlıyordum. İkinci kez gözlerimi araladığımda kızlar başımdaydı ama hepsi de uyuyordu. Perişan olmuşlardı. Gözlerimi açtığımda kimi yanımda Uyumuş kimisi Kutayın odasındaki küçük kanepeye uzanmıştı. Yatağın uç kısmında uyuyan da vardı. Hepsi per perişandı. Sırt üstü yatakta yatıyordum. Sakinleştirici bana verdiklerini bilecek kadar kendimdeydim. Ama bu acıyı benim yaşamam gerekiyordu. Eğer ilaçlara tutunursam acı geçmek yerine aynı yerinde duracaktı. Hatta sığındığım ilaçlar yüzünden kalıplaşacaktı. Ben bunu söylüyordum çünkü görmüştüm. Ağladım. Ama bu sefer öyle bağıra çağıra değildi ağlamam. İçimdeki acıyı dışarı vurmak için verdiğim bir çabaydı. Şu hayatta annesi ölen tek kişi ben değildim. Zordu ama en azından annemin artık acı çekmediğini biliyordum. Damarları kanamaktan çürümüştü. Ölüm bir nevi temizlikti. Annem yaşamıyor acı çekiyordu. Ölümün belli bir saat ve günü vardı. Umarım çektiği acıları günahlarına kefaret olmuştur. Böyle düşünmek istiyordum. Bir yerden de iyi bir evlat mıydım bunu düşünüyordum. Onu memnun etmiş miydim? Annem benden razı mıydı? Yanımda yatan kız ağlama sesime uyanmıştı. Zennure yattığı yerden doğrulup yüzümdeki yaşları sildi. O kimsenin göz yaşına dayanamazdı. Görür görmez beni o da ağlamaya başlamıştı. Yüzümdeki yaşları siliyor ve tekrardan yenileri geliyordu. "Ben iyi bir evlat mıydım Zennure? Annem benden razı mıdır?" konuşamıyordu. Ne onunla helalleşebilmiştik ne de anne evladından razı mısın diye sorabilmiştim. Ona elimden geldiğince bakmaya çalışmıştım. Bana gösterdiği şefkati bende elimden geldiği kadar göstermek için çabalamıştım. Kızlar söylediklerimi duymuş ve uyanmışlardı. Şura yatağın ucundaydı. Başını uzattı ve bana baktı. Hepsinin göz altları ve gözlerinin beyazı kırmızıydı. Kızların benim için anlamı buydu. Acımı da mutluluğumu da paylaşıyorlardı. "Annene bebek gibi baktın. Sen çok iyi bir evlatsın." Zuhal kanepeden doğruldu. "Hemde çok çok iyi bir evlatsın. Annenle bebek gibi ilgilendin." Letafet onun yanında yatıyordu. O da başını salladı. Konuşurken hıçkırdı. "Sen öyle güzel evlatsın ki annen senden razı olmakla birlikte senin kızı olduğun için çok mutludur." Hepsi yanıma gelince sarıldılar. Kollarımı kaldırıp bende onlara sarıldım. "Teşekkür ederim." duyar duymaz hepsi işini bırakıp yanıma gelmişti. Üstelik hala da yanımdaydılar. Acımı acıları gibi paylaşıyorlardı. "Daha iyi misin?" diye soran Halil abi ile ona baktım. Sandalye çekmiş ve o da bir köşeye kurulmuştu. Fatih beyde ondan pek farklı bir halde değildi. "İyi olmaya çalışacağım." aradığım adamı bulursam daha iyi olacaktım. Halil abi gözlerimle aradığım kişiyi anlamış olmalı konuştu. "Kutay dışarıda." dışarıda mıydı? Kızlar bana baktı. Sanki bir diyecekleri vardı. Niye o dışarıdaydı ki? Kutay ı görsem iyi olacaktı. Kızlar kalkacağımı anlayınca kolumdan tutup yardım ettiler. Onları ardımda bıraktım. Kutay neden dışarıdaysa kızlar beni yalnız bırakmıştı. Gelirler sanmıştım ama gelmek yerine onlar odada kalmayı tercih etmişlerdi. Dışarı çıktım. Kutay kum torbasının olduğu yerde yoktu. Etrafa baktım görünür hiçbir yerde olmadığını gördüm. Dışarı çıktım ve evin yan tarafına yürüdüm. Kutay burada bir yerde olmalıydı. Onu ve mezarı görünce durdum. Annemi hastaneden alıp eve getirmişti. Dahası mezarını evin önündeydi. Toprağı yükselmiş ve başında mezar taşı vardı. Taşının üzerinde annemin doğum ve ölüm tarihi yazıyordu. "Kutay..." Hastaneye geldiğinde üzerinde ne varsa hala üstünde o vardı. Değiştirmeye vakti olmamış olmalıydı. Benim sesimle arkasını döndü. "Toprak oturmadan mezar taşı yapılmıyormuş. Annen burda. Onu senden ayırmak istemedim." Annemin mezarına yaklaştım. Dizlerim üzerine çöktüğümde toprağını okşadım. Annem hastaneye giderken buz gibiydi. Toprağı ise sıcacıktı. Okşadım onun toprağını. Eğilip öptüm toprağını. " Annem kızından razı ol. " Kutay arkamdaydı." Razıdır eminim annen senden." öyle olmasını bende umuyordum. "Teşekkür ederim." Annemi buraya getirip mezarını yaptırması çok iyi olmuştu. Olduğu yerde eğilip kafamın üstünden öptü. İç çektim. İşte şimdi içim çok daha rahattı. Annem toprağında rahat uyusun istiyordum. Beni cenaze işlemiyle uğraştırmamış Kutay annemle ilgili her şeyi üstlenmişti. Ben bu kadarını yapamazdım. Omuzlarımı tuttu ve sıktı. Sanki düşündüklerimi anlamıştı. Elinin üzerine elimi koydum. Yüzümü eline ittim. Gözlerimi kapattım. Annemin mezarının başında oturdum. Kutay yere uzanıp belimden tuttuğu gibi beni kucağına aldı. Başımı boynuna gizledim. Kokusunu özlemiştim. Burnumu boynunda gezdirdim. Bana karşı çıkmadı. Yüzünü yüzüme itti. Kucağında benimle birlikte odaya yürüdü. Kızlar ve diğerleri odada onları bıraktıklarım gibi duruyorlardı. Kutay beni yatağın üzerine bırakınca onlara baktı. "Saat çok geç oldu. Kızlar siz Minelin odasına geçip dinlenin. Halil sizde misafir odasında kalın. Temiz çarşaf ve yorgan olacaktı. Kızlar sizden sığmayan olursa da aşağıda bir oda daha var. Herkes için üzücü ve yorucuydu. Dinlenin." Onun söyledikleriyle bende yatağın içine girdim. Uykum yoktu ama üzerimde ağırlık vardı. Herkes uzanmak için odalara gidince onunla odada baş başa kaldık. "Bir duş alacağım. Çok uzun sürmez." O banyoya yürüyünce bende yatağa uzandım. Onun duş alıp yanıma gelmesini bekleyecektim. Yüzümü onun yastığına gömdüm. Kokusu yoktu. Ya yastık kılıfı değiştirilmişti ya da ben yastığında yattığım için kokusu yok olmuştu. Çok sürmeden bonyodan çıkıp yanıma gelince ona yastığı gösterdim. "Kokun sinmemiş." onun kokusuyla uyumak istemiş kokusunu soluyamamıştım. Yattığım yerden doğruldum. Başımın altındaki yastığa ölümcül gözlerle bakıyordum. Yatağın üzerine oturdu Kutay. Başımı tekrar yastığa yaslayınca ona baktım. Saçlarımı okşamaya başladı." Bırakta senin kokun sinsin. Seni uyuturuz. Mevzu benim uyumam." o da çok fazla uykusuz görünüyordu. Ona kollarımı açtım. Bir bana bir kollarıma baktı. İtiraz etmeyip kollarım arasına girdiğinde yüzü boynuma girdi. "Hadi uyuyalım." Uyumak ve yeniden onunla birlikte doğmak istiyordum. --------------- Üzücü bölümler okudunuz. Ama Kutay bunu ve hatta daha fazlasını yaşayacağını biliyordu. Bundan sonrası bölümleri hüzünlü olmaları yerine onların mutlu olduklarını yazmak istiyorum. Yine de sormam gerekiyor. Minel Ve Kutay ı hissediyor musunuz? Onları okurken yaşamanızı istiyorum. Umarım hikaye yüzeysel kalmak yerine size geçiyordur. Duyguların size geçmesi önemli.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD