9.bölüm

1001 Words
Yine kolaydı. Tam tamına üç gündür Kutay yoktu. Onunla hiç bu kadar ayrı kalmamıştık. Üç gündür gece gündüz demeden arıyordu. Aksilik gibi dün hastaydım. Bunu ona söylememiştim. Ay Halime girmiştim. Hastanede işler bitince akşama kalmayım diye izin istemiştim. İş olmadığı için bir şey dememişler ve bende eve gelmiştim. Karnım çok ağrıdığı için annemin ilaç ve serum işini halledip odama geçeceğimi söylemiştim. Nermin hanımdan bugün burda kalmasını rica ettiğim için annemleydi. Nermin hanım annemle ilgilense de benim halimi iyi görmemiş ve odama gelip nasıl olduğumu sormuştu. Ağrımın geçmediğini söylemiştim. Belki ilaç alıp uyursam hafifler diye ilaç istemiştim. Normalde ilaç kullanmazdım. Ağrım çok olsa bile dayanırdım. Kutay ın olmaması mı bilmiyordum ağrım iki katıydı. Birkaç saat uyumuştum. O sırada Nermin hanım odama kontrol etmeye gelmişti. Geldiğinde de arayan Kutayın telefonunu görmüş ve çağrıyı yanıtlamıştı. Yanıtlaması mı iyiydi yoksa telefonu açmaması mı bilmiyordum. Kutay rahatsızlandığımı duyunca çıldırmıştı. Nasıl gözlerimi açtığımı bilmiyordum. O an kızgın sesini duymuş ve gözlerimi açmıştım. Nermin hanım üzgün gözlerle bakarken sıkıntı olmadığını söylemiştim. O çıkınca da buraya gelmeye hazırlanan Kutayın kendine dönmüştüm. Orada işleri olmasa zaten döneceğini biliyordum. Siktir et işi geliyorum demesiyle ona Ay halimin geldiğini ve adet olduğunu söylemiştim. Onunla bunları konuşurdukta bu kadar açık seçik ilk kez konuşmuştuk. Ağrımın bu defa hepsinin biraz daha fazla olduğunu söylemiştim. İlaç alınca biraz seknemişti. Kanamam ise yoğundu. Bunların olağan şeyler olduğunu biliyordum. Ona da el mecbur söylemiştim. Kutaydı bu. İçi rahat etmemiş ve onunla o akşam gecenin bir yarısına kadar konuşmuştuk. Konuştukça ağrım sızım azalmıştı. Hatta rahatlamıştım bile diyebilirim. Sanki o da bunu bilerek telefonu kapanmamıştı. Sonraki günlerde aramaya devam etmişti. Saat başı denilmese de her dört bilemedin beş saatte bir arıyordu. Hem nasıl olduğumu soruyordu hem beni merak ediyordu. Onunda özlediğini bildiğim için normal arama yerine görüntülü aramıştım. Hava az biraz soğuktu. Normal günde evin balkonu vardı oraya çıkardım. Onun yerine odama geçmiştim. Odamda konuşuyordum. "Davan nasıl geçti?" biraz daha işlerim var demişti. Daha ne kadar kalacaktı bilmesem de biraz daha oradaki işleri süreceğe benziyordu. O benim aksime otelin balkonuna çıkmıştı. Üstü çıplaktı. Ona bakarken ben üşüyordum. Bir taraftan da yanımda olsa ona sokulur ısınırım diye içimden geçiyordu. "Sorunlar var. Delil yetersizliğinden ertelendi. Haftaya tekrar duruşma olacak. O vakte kadar yeterli delil bulmaya çalışacağım." onu anladığıma dair başımı salladım. Umarım bulurdu. Sigara içiyordu. Normalde çok kullanmazdı. Şimdi ise hem içki içiyor hem sigara tüketiyordu. " Bende içmek istiyorum. "dedim. Canım çekmişti. Telefonu masanın üzerinde sabitlemişti. Olduğu yerde gözlerime baktı. Bakışları öyle manalı ve anlamlıydı bana cevap vermeyecek sandım. "Sensizliğe bir nebze de olsun iyi geliyorlar. Sen, yanına geldiğimde içersin. Eve götürürüm. İstediğin kadar içersin. İstediğin kadar dağıtırsın." Onun söylediğinin dışına çıkmak istemiyordum. Bu aslında saygıydı. Tabiki istediğim şeyi yapmakta ve istediğim şekilde davranmakta özgürdüm. Ben onu dinleyerek içimdeki yerini belirliyordum. Bir tür birbirimizin söylediklerine saygıydı bu. Ben desem biliyordum saniyesinde sigara ve içkiyi bırakırdı. Ama kafasının dağılmasına ihtiyaç duyduğunu biliyordum. İçmemesine karışmıyordum. Karşılıklı aslında birbirimizi düşünüyor olmamızdı. Ne o bana içme derken beni kısıtlıyordu ne ben içmesine izin verirken onu önemsememiş oluyordum. Aslında ikimizde birbirimizi önemsediğimizden bu halimiz tavrımızdı. "Minel." diye adımı söyledi. Bakışları üzerimde durdu. Devamını getirmedi. Telefonum elimdeydi. Bende yatağımın üzerindeydim. Yataktan kalktım. İçkisini içiyor ve ne yaptığımı izliyordu. Üç gündür onunla böyle uzun uzun konuşuyorduk. Yanımda olduğunda da konuşurduk. Ta ki uykumuz gelene kadar. Onun uyku ile arası yoktu. Benim uykum gelene kadar konuşurduk. Telefonu onun beni göreceği bir yere koydum. Annem ilaçlarını alıp uyumuştu. Nermin hanım akşam olunca evine giderdi. Bugün evde annem ve ben tektik. O yüzden rahattım. Kutay benim ne yapacağımı bekleyerek beni izliyordu. İçkisi elinde yudumluyordu. Gözleri işe benim tek bir anımı kaçırmayı istemez gibi bakışları takipteydi. Geceliğim üzerimdeydi. Gecelik kalçama kadar geliyordu. İçimde ise kilodum dışında bir şey yoktu. Çekmeceyi açtım. Bir kutu çıkarınca tekrar yatağın üstüne oturdum. Telefonum bıraktığım yerde duruyordu. Kutay beni izliyor ama bir şey söylemiyordu. Kutuyu açınca içinden çıkan şeyi ona gösterdim. Mastürbasyon aletiydi. Sanırım o ne olduğunu biliyordu. "Siktir..." elindeki içkiyi bıraktı. "Senin onunla ne işin olur?" her an elimdeki şeyi kıracak gibi bakıyordu. Benim değildi. Hastalardan birine ait olmalı düşürmüştü. Bende bulunca ne olduğunu bilmediğim için açmıştım. Açıp baktığımda içinden bir Mastürbasyon aleti çıkacağı aklımın ucundan bile geçmezdi. Yarın olunca sahibine geri vermeyi düşünüyordum. Ama kimin düşürdüğü konusunda tek bir fikrim bile yoktu. "Bu şeyi buldum." diye ona doğruyu söyledim. Gözlerimden gözlerini hiç çekmiyordu. Doğruyu söylediğimi biliyordu. "At gitsin. Dedi. Başımı salladım. Kullanmayı düşünüyordum. Ürün yeniydi. Ve hiç açılmamıştı. " Kullanım şekline baktım. Vücudum bu şeyi kullanmayı istiyor. " hiçbir söylediğim yalan değildi. "Siktimin şeyi mi seni rahatlatacak. At gitsin." kime ait olduğunu bilmediğim şeye dokunmamdan bile rahatsız görünüyordu. "Öyle söyleme. Alanlar epey memnunlarmış. Epey iyi hissettiriyormuş." çenesinin kasılı olduğunu burdan bile görüyordum. Her söylediğimle vücudu kasılmış ve gerilmişti. Ayrıca cidden ürünün nasıl kullanıldığı ve memnun kalan var mı diye baktığım da doğruydu. Alan herkes memnundu. Alanlarda evli olmasına rağmen tatmin olamayanlar kadın grubuydu çoğunluk. Sabit duran telefonu eline aldı. Ne yaptığını bilmiyordum. Gayri ihtiyari sordum. "Ne yapıyorsun?" "O amcığına goduğum şeyinin taahhütten kaldıracağım. Onu icat edip satanında göt çukurunu deleceğim.." onun hiçbir konuda şakası olmadığını bilirdim. Elimdeki şeyi hemen kutuya koyup yatağın üzerine attım. "Kutay şaka yaptım ben. Lütfen öfkeyle bir şeyler yapma." Elinde telefonla hala bir şeyler yapmaya devam ediyordu. "Amcık herifler." yüzünü görmüyordum. Ama sesini duyuyordum. "Karılarını sikmeyip siksin diye yarak yapmışlar." ya acaba ben kime diyordum. "Az sakin olur musun? Onu kullanmayı düşünmüyorum." burnundan nefes bıraktı. "Birde kullanmayı düşünmüyorum diyor." "Avukat bey..." ona nadiren mesleğiyle seslenirdim. "Sahibi gelirse vereceğim. Gelmezse de atarım." uzatmayalımdı. "Erkek miydi kadın mıydı?" ne erkek mi kadın mıydı? Yatağın üzerinde duran Mastürbasyon kutusunu gösterdi. Sanırım o da ürünün nasıl kullandığı ile birlikte az önce kimlerin aldığını da öğrenmişti. O kadar çok hasta gelip gitmişti ki kime ait olduğunu bilmiyordum." Onu almakla hata ettim. Atacağım." kutusuyla görünce almıştım. Sonrada nedir bu diye bakmıştım. Mastürbasyon aleti olmasa onu kayıp kutusuna koyardım. Özel bir ürün olduğu için yanıma almıştım. "Uyuyacağım ben." diye sorusundan kaçtım. Uzandığım sırada bir küfür savurdu. Ama ne için savurduğunu bilmiyordum. Sorun ne? ----—------ Hikayeyi umarım 18 yaş altı bile değil. 21 yaş üstü okuyordur.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD