14.bölüm

917 Words
Sorumu duymazdan gelen Letafet Zuhal'e bakıyordu. "Neden bana bu kadar zulmediyor inanın bende bilmiyorum. Sinirinin geçmesi bile üç günü buldu." aslında Fatih bey çok kötü birisi değildi. Zuhal'in yaptıklarından sonra istese kovardı Zuhal'i. Evet Zuhal işten çıkmamak için diretmişti. Yine de istese Fatih bey tek sözü ile onu atar mı atardı. Yeni bir asistan almak istemesi ağzından çıkacak olan tek bir kelimesine bakardı. Bu şükür ki olmamıştı. "Kadın olmayı denesen Fatih bey senin üzerine bu kadar gelemez." dost avı söylerdi ve sanırım Letafet'in bu konuda hakkı da vardı. Letafet ona beni gösterdi. "Kutay abi o gün kaçmasak hangimizi öldürmezdi?" Şura güldü. Zuhal de öyle. Zennure ise boynunu kesme şekli yaptı. "Öldürmek ne ki bir de yanımızda Mineli götürdük diye öldürmekten vazgeçer en ağır şekilde işkence ederdi." hadi ama o kadarını da yapmazdı. Ya da vazgeçtim yapardı. Bu konuda sessizlik hakkımı kullanmıştım. Zuhal eee diye baktı. Zennure ise başını Letafet'ten tarafa çevirdi. Şura ise pür dikkat onu bekliyordu. "Bizde kızız Minel de. Ama Kutay abi hiç onu azarlayıp ve kızgın olsa bile karşı tarafı incitmiyor." Kızlar Kutay ı çözmüştü. "Demem o ki sert tavrın ve incinmeyecekmiş gibi olan şu halinden çık artık." Letafet olayı benim üzerimden aslında çok güzel özetlemişti. Beni kolay kolay kırıp incitmezdi. Bunu çoğunlukla kimseler yapmazdı. Çünkü duruşum insanlara hassas olmalarını öğütlüyordu. " Az kadın ol! " işte demek istediğim buydu. Zuhal giydikleriyle sanki hiç kırılmayacak ve incitmeyecek bir kadın rolündeydi. Oysa azcık kendine çeki düzen verse karşıdaki onun hislerini daha çok anlar ve ona göre davranırdı. Bazen ne yazık ki bunu hepimiz yapıyorduk. Şişman biri görünce onun incinmeyeceğini ve kilosuyla onu mutlu sanıyorduk. Ya da çok zayıf bir kadının zayıflığıyla övünç duyduğunu. Kadın olmak bunlar demek değildi. Kadın olmak karşı tarafın sizi dişil kabul etmesiydi. Biz yapı olarak erkeklerden çok farklıydık. Onlar erkek dünyasında bir çok kelimeyi kabullenip kaldırsalarda biz kelimelerle şekil alırdık. Ya da daha açık konuşmam gerekirse Kelimelerin konuşulurken bizi hitap etmesini ve özenli olmasını isterdik. Şekilci olmasakta kelimeler şeklimizi alırdı. Bu da duygularımıza yansırdı. "Bugün ne kadar güzel görünüyorsun?" kelimesi kadının her günden farklı olmasını ifade etmezdi. Aksine bugün onun için güzel olduğunun duygusu verilir ve o günüyle geçirirdi. Kadınlar bu yüzden dişillerdi. Eril değildi. Bir erkeğe bugün çok yakışıklısın desen her gün aynı sözü duymak istemezdi. Ama kadınlar bu sözü işitmeyi isterlerdi. "Letafet E hak veriyorum." Zuhal kendini baştan sona yenilemeliydi. Evet bu onu zorlardı ama en azından bir yerden sonra işini kolaylaştırırdı. Onun köklü bir değişime ihtiyacı vardı. Kızlarda bana katılıyor olmalı sesleri çıkmadı. Sadece Letafet parmaklarını şıklatmıştı."Cansın sen." Zuhal düşünüyor olmalı sessizliğe büründü. Arkadaşımız olsa bile yüzüne çıkıp senin kıyafet seçmede sorunun var demezdik. Biz Zuhali olduğu gibi kabul ediyorduk. Ama sıkıntı yaşıyordu. En basitinden bu kıza kimse yer vermiyordu. Çalıştığı işteki arkadaşlarının onu kız değilde erkek arkadaşları gibi gördüğünü bizzat ağzıyla kendi söylemişti. Bu onu da rahatsız ediyordu. Zuhal onlarla erkek gibi takılmazdı. Bizim yanımızda neyse orada da öyleydi. Ama görüntüsü erkek görüntüsü gibi olunca işler onun aleyhinde gerçekleşiyordu. Maalesef görüntünün çoğu şeye katkısı büyüktü. Zuhal bunun için en güzel örneği ydi. Hastamın randevu saati dolduğu için ona baktım. Çok konuşmamış o da bizi dinlemişti. Sıkıldıysa bile bize bunu çok yanıstmamıştı. "Kendini nasıl hissediyorsun?" Ben şekilci biri değildim. İnsanların dış görünüşü ile zerre ilgilenmezdim. Burnu havada biri olduğumu bugüne kadar kimse söylemezdi. İnsanların ruhunu görür ve onlara öyle davranırdım. Her hastam benim için kıymetliydi. Buraya dünya para döktükleri gibi onların iyi olmalarını ve sağlıklarının iyi yönde gelişme göstermesini isterdim. Başını salladı. "Biraz sadece ağrım oldu." başımı salladım. "Bu bu süreçte olacaktır. Ağrın senin yıldırmasın. Çok güzel ilerleme kaydediyorsun. Kasların ilk güne göre oldukça güçlendiler. Yakında daha çok güçlenecekler." önünde eğilip dizlerine masaj yapmaya başladım. Mesai saatim bitse de bunu düşünmedim. Hastanın randevu süresi dolsa da önemli olan onun burdan memnun ayrılmasıydı. Bacaklarını ellerimle masaj yaparken Şuraya dolabı işaret ettim." Sana zahmet dolapta kas gevşetici olacak. Bana bir getirir misin?" elimle bacağına masaj yapmayı kesmiyordum. Şura ondan istediğim ilacı getirince diz kapaklarına kadar soydum. İlacı sürüp masaj yapmaya başladığımda kasları da yumuşamıştı. Bu işlemi beş dakikadan fazla bir süre yapmaya devam ettim. İlacın kuruması için ayağa kalktığımda ilaçlı ellerimi yıkamak için kalktım. Hastanın yakını içeri girdiğinde ellerinde tekerlekli sandalye vardı. Onu dikkatli bir şekilde sandalyesine oturmasına yardım ettiğimde içim rahattı. "Teşekkür ederim." demesiyle gülümsemeyle yanıt verdim. Hastam arkasını dönüp hastaneden çıktığında kendimle değilde kızlarla konuştum. "Camları silerken balkondan aşağı düşmüş." iç çektim. "İyi yanı fizik tedavi işe yarıyor. Eski sağlığına kavuşur mu bilemem ama iyi dönütler almaya uğraşıyoruz." Bazen derdimiz var sanıyorduk. Ama öyle değildi. Ufak tefek şeyleri çokta kafaya takmamak sanırım gerekiyordu. " Sevdiği adam bu kaza sonrası onu terk etmiş. Tedaviye aslında kazanın hemen sonrası başlansa belki daha çok faydasını görürdü. " o ruhsal süreçten sonra kaslarının katılaşmasını sağlamıştı. Hemen gelse kasları için daha umutlu ve ayağa kalkması için çok daha güzel şeyler söyleyebilirdim. Bazen tekerlekli sandalyede olanları yürüyemiyor ve hiç hissetmiyor sanırdık. Aslında yürümekte zorluk çeken ve bacaklarını hissetseler bile ayağa kalkamayan insanlar da vardı. Onlarda tekerlekli sandalye kullanırdı. "Çok geçmiş olsun." diyen kızları n sesi üzgün geliyordu. Onları neşelendirmek için yönümü onlara döndüm. Kutay beni birkaç kez aramıştı. Kızların yanımda ve iyi olduğumu söylemiştim. O da dava için dışarıdaydı. Çok müsait olmadığını biliyordum onun. "Eee eve gidip Zuhal den yeni bir ben çıkarıyor muyuz?" Zuhal ve kzılardan bana bakarken üzerimi giyinmeye başladım. Artık mesaim bitmişti. Yani hastanede kalmak yerine eve gidebilirdik. Bakalım Fatih bey asistanının yeni şeklini görünce ne yapacaktı? "Sanırım kadın olmak istiyorum." o zaten bir kadındı. Sadece güzelliğini kendininde görmesi gerekecekti. Ve gördüklerinden sonra bir daha eski Zuhale dönmeyi istemeyeceğine emindim. Başlasındı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD