bc

Karayel

book_age18+
250
FOLLOW
1.8K
READ
billionaire
family
HE
mafia
single mother
drama
bxg
kicking
city
office/work place
musclebear
love at the first sight
like
intro-logo
Blurb

Aşk…Bazen en hazırlıksız olduğun anda çıkar karşına.Karısını kaybettikten sonra hayatta tek bir amacı kalan Serhad, tüm dünyasını iki kızının etrafında kurmuştur. Onlara hem anne, hem baba olmaya çalışırken kalbini çoktan kilitlemiştir. Ta ki…Kızlarının bakıcısı olarak hayatına giren o kadınla yolları kesişene kadar.Masum başlayan bir yakınlık,Zamanla kontrolden çıkan bir tutkuya,Ve geçmişin gölgeleriyle örülü entrika dolu bir aşka dönüşür.Aşk mı daha güçlü,Sadakat mi,Yoksa saklanan sırlar mı?Kalbin mantıkla savaştığı,Tutkunun sınırları zorladığı bu hikâyeye hazır olun.Çünkü bazı aşklar…Yasak olduğu kadar kaçınılmazdır. 🔥

chap-preview
Free preview
Bölüm(1)
Hayat… Ne zaman ne çıkaracağını, sizi neyle sınayacağını asla bilemezsiniz. Ama insan her şeye rağmen ayakta durmaya, yaşamaya çalışır. Bundan tam on altı yıl önce kesişti yollarımız Berçem’le. Askerden geldiğim haftaydı. Babam yakama yapışmış, “İlla evleneceksin,” deyip duruyordu. Amcamın kızıydı Berçem. Hiç o gözle bakmamıştım ona ama babama da karşı gelemezdim. “Tamam,” dedim. “Kabul.” Ertesi gün nişanladılar bizi. Allah var, iyi kadındı Berçem. On iki yıl yol arkadaşlığı etti bana. Ama ne o beni sevdi, ne de ben onu… Toyduk ikimiz de. Küçüktük. Ailelerimize karşı gelecek cesareti bulamamıştık içimizde. O zamanlar gözlerim daha yeni açılıyordu dünyaya. O zamanlar buralarda sözüm bu kadar geçmezdi. Çünkü başımda babam vardı. Ama zorla kurdurdukları o evlilik beni hiç olmadığım bir adama dönüştürdü — gaddar, sert, dedikoduya fırsat vermeyen, dediğim dedik birine. Farkındaydılar bu dönüşümün. Berçem de biliyordu. Yine de iki kızım oldu o evlilikten. Leyla ve Leyan… Bir gün hastalandı Berçem. Doktor doktor gezdirdim. Ne gerekiyorsa yaptım, sırf iyi olsun diye. Ama olmadı. Kurtaramadım. On iki yıllık hayat arkadaşım hayata gözlerini yumdu. Bana da evlatlarıma hem annelik, hem babalık etmek düştü. Severdim kızlarımı, kimsenin seveceğinden daha çok. Evlenmeyi, yeniden bir yuva kurmayı hiç düşünmemiştim. Ta ki onu görene kadar… Bu sabah tarlaları gezmek için çıktım evden. Haftada bir yaparım bunu; eksik gedik var mı, işler düzgün gidiyor mu diye bakarım. Son tarlaya vardığımızda kahyayla konuşuyordum. O sırada uzaktan koşarak gelen bir kız dikkatimi dağıttı. Elinde bir yazmayla, telaşla tarlaya girmişti. Daha önce hiç görmemiştim onu buralarda. Yazmasının bir ucunu başına bağlamış, diğer ucuyla da yüzünü örtmüştü. Belli ki Adana’nın o meşhur kavurucu sıcağında yanmak istemiyordu. Yanımdaki kahyaya dönüp, “Kim bu kız?” diye sordum. “Şey ağam, Mersin’den geldiler. Birkaç gün oluyor işe başlayalı. Çok efendi, akıllı bir kız. Anası yok. Babası ve kardeşleriyle gelmişler. İyi çalışıyorlar, maşallah,” dedi. “İyi bakalım,” deyip toparlandım. Ama aklım kalmıştı. Güzelliği gözümde yer etmişti bir kere. Akşam, sofrada annem, “Yetişemiyorum artık. Hem ev hem gelen giden, bizimkiler… Bir iki kişi daha alsak şu çiftliğe,” dedi. “Olur,” dedim. Artık bu çiftlikte de, bu şehirde de bütün kararları ben veriyordum. Evli kaldığım sürece bir kez olsun ihanet etmemiştim Berçem’e. Sevemedim, evet. Ama her zaman saygı duydum. Ne de olsa çocuklarımın annesiydi. O ölür ölmez yapıştılar yakama yeniden evlen diye. Ama kabul etmedim. Şimdi veranda’da oturmuş, kara kara düşünüyordum. Acaba yeniden evlenmem doğru olur muydu? Ama artık sevmediğim kimseyi hayatıma sokmak istemiyordum. Otuz altı yaşında, iki çocuk babası bir adamdım. Buna rağmen, bir kez olsun sevilmenin, birini sevmenin nasıl bir his olduğunu bilmek istiyordum. Mecburiyetten değil, isteyerek dokunmak… Tadına varmak istiyordum o hissin. Kalkıp kızları kontrol ettim, sonra girdim yatak odama. Bakalım hayat bana daha neler gösterecekti… Kalkıp kızları kontrol ettim o gece. Her şey yolundaydı. Üzerlerini örttüm, yanaklarına birer öpücük kondurup odama geçtim. Yatağa uzandığımda zihnimde tek bir soru vardı: Hayat bana daha neler gösterecek? Ertesi gün, sabah erkenden çarşıya indim. Önce bizim ofisteki işleri hallettim. Evrak, muhasebe, çalışanların dosyaları… Sonra merkeze, her zaman gittiğim, köşe başında küçük ama nezih bir kafeye geçtim. Bir kahve söyledim, arkama yaslandım. Daha birkaç dakika ya geçmişti ya geçmemişti ki… Hafif bir rüzgâr yüzüme vurdu, ardından tanıdık bir koku doldu burnuma. Lavanta… En sevdiğim çiçekti. Öyle ki metrelerce öteden ayırt edebilirdim kokusunu. Her zaman içime huzur serperdi ama bu kez bir şey farklıydı. Başımı kaldırdım. Gözlerim hemen onu buldu — dün tarlada gördüğüm kız. Ama o kız, bugün bambaşka birine dönüşmüştü. Neredeyse aynı kişi olduğuna inanamayacaktım. Emin olmak için gelip tam karşıma oturmasını bekledim. Bembeyaz, çiçek desenli bir elbise giymişti. Gerdanı açıktaydı. Kıvırcık saçları omuzlarına dökülüyordu. Mekâna giren herkes önce ona bakıyor, sonra geçip oturuyordu. Haklıydılar. Böyle bir güzellik kolay görülmezdi. Tuhaf bir gerilim sarmıştı içimi. Ne oluyordu bana? Yanındaki kızlara bir şeyler anlatıyor, kahkahalarla gülüyordu. Ama o gülüş… Akıl alır gibi değildi. Yanaklarında beliren gamzeler her tebessümle birlikte ortaya çıkıyordu. Elimdeki kahve soğumuştu ama umurumda değildi. O an dünyanın bütün sesleri kesilmiş, tek odak noktam o olmuştu. Saatine baktığında kalkacağını anladım. İçimden, keşke zamanı durdurabilsem, diye geçirdim. Ayaklandı. Masamın hemen önünden geçerken lavanta kokusu ikinci kez çarptı yüzüme. Artık emindim. O koku, onundu. Kasaya gidip hesabı ödedi. Sonra tekrar önümden geçti. Az sonra beraberindekilerle birlikte ayağa kalktılar. Ben de cebimden çıkardığım parayı masaya bırakıp arkasından yürümeye başladım. Onlar önde, ben arkada… Çarşının içinden yürüyüp bir kitapçıya girdiler. Rafların arasında dolaşıp bolca kitap aldılar. Bu detaya gülümseyerek fısıldadım: “İyi bari, kitap okumayı seviyor…” Ben de ağır adımlarla raflar arasında dolanmaya başladım. Tam o sırada, raftan çektiğim bir kitabın ardındaki boşluktan göz göze geldik. Birkaç saniyeliğine… Sonra kaçırdı o güzel ela gözlerini.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

Ağanın Sözde Karısı

read
73.7K
bc

CEO'NUN FİRST LADY'SI (+21)

read
50.3K
bc

AŞKLA BERDEL

read
85.2K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
535.6K
bc

HÜKÜM

read
227.3K
bc

Bal dudaklım (Ağır bedeller)+18

read
31.2K
bc

Ne Olacak Halim (Türkçe)

read
14.4K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook