7. Eski Arkadaşlar

1506 Words
Bunaltıcı sıcak hava yüzünden üzerimdeki tişörtü çıkarıp yatmıştım ama Eray'ın kolları bedenime değdiğinde tişörtün oluşturduğu sıcaktan daha fazla bunaltıcı oluyordu. Sessizce uyuyordu ama sürekli hareket edip beni uykusuz bırakmakta üstüne yoktu. Telefondan saati kontrol ederken ona geldiğini görmüştüm. Yaz tatilinde olduğumuz ve hiçbir yere yetişmem gerekmediğinden dolayı birde ikide kalktığım göz önünde bulundurulursa kalkmamam gerekiyordu. Yatakta doğrulduğum an çalan telefonla şaşkına uğrayarak elime aldım. Şu anda rehberde sadece Mine ve ailemin numarası kayıtlıydı ama beni yabancı bir numara arıyordu. Sesimdeki uyku mahmurluğunu düzeltmeye çalışarak telefonu açtığımda gelen tanıdık sesle kaşlarımı kaldırdım. "Özgün! Sensin değil mi?" "Uğur..." dediğimde yataktan hızla kalkıp aynanın karşısına geçmiştim. Mine ile iletişimde olmadığım kadar onlarla da olamamıştım tabi ki. "Sahile gelsene..." dediğinde daha da şaşkına uğrayarak pencerenin önüne geçtim. Sanki sahildeki insanları buradan görebilecekmişim gibi denize doğru bakıyordum. "Ne ne demek şimdi bu? Sen burada mısın? Geliyorum hemen!" Heyecanla dolabın yanına koşup alelade bir tişört giyerken lavaboya girip elimi yüzümü yıkadım. Telefonu cebime atıp odadan dışarı fırlarken merdivenlerde Mine ile karşılaşmıştım. O daha ne olduğunu anlayamadan tırabzanlardan tutup ensesinden kendime çektiğim gibi dudaklarına hızlı bir öpücük kondurdum. Tamamen sersemlemiş bir haldeyken merdivenlerden inip dış kapıdan çıkmıştım. Kısa olmasına rağmen uzun süredir onu öpmediğim için dudaklarımın karıncalandığını hissediyordum. Sahile hızlı adımlarla ulaştığımda gözlerimle etrafı arıyordum. İlerde şezlongun üzerinde bacak bacak üstüne atmış olan kas kütlesini gördüğümde hissettiğim mutlulukla koşmaya başlamıştım. Son anda yere kapaklandığımda işittiğim kahkaha sesi düşüşüm yüzünden geliyor olmalıydı. Ağzıma burnuma dolan kumları püskürtürken kollarımdan çekilmemle doğruldum ve karşımda bana gülerek bakan Uğur'a baktım. "Hiç değişmemişsin!" diyip üzerimin kumunu silkelemek için yardım ettiğinde şaşkınca ona sarıldım. Dost kavramı o ve benim için oluşturulmuş özel bir bağ gibiydi sanki. "Oğlum niye daha önce haber vermiyorsun aptal!" Fırsattan istifade kafasına bir tane geçirdiğimde bedenime sarılan kollarını sıklaştırmıştı. İnleyerek geri çekildiğimde yüzüne baktım. Kahverengi gözleri gülmekten kısılmıştı ve hafif kirli sakal bırakmıştı. Üzerinde turuncu çizgili bir atlet altında dizlerine kadar uzanan gri bir şort vardı. Onu takım elbise dışında oldukça sivil bir halde görmek oldukça tuhaftı. "Aslında şöyle dikkatle bakınca değişmişsin ya sen..." deyip beni baştan aşağı süzdüğünde kafasını sallayarak dudaklarını birbirine bastırıyordu. "Herhalde oğlum!" deyip kol kasımı gösterdiğimde gülümsemişti. "Mustafa nerede?" dedim etrafı kolaçan ederken. "Kaldığımız otelin lobisinde tanıştığı kızla kahvaltı yapıyor." "Vay be! Yabancı bir kız için beni görmeyi reddetti demek hain." deyip suratımı astığımda kolumdan çekerek beni şezlonga oturttu. "Biraz vakit geçirdikten sonra ondan da sıkılacağına eminim." deyip geriye yaslandığında kenarda duran meyve suyundan bir yudum aldı. "Peki... Sen ve Tuğba ne oldu? Berabersiniz değil mi?" Bakışları hızla bana döndüğünde az önce gülmekten kısılmış gözlerinin yerini donuk bir ifade almıştı. Neler olduğunu ölesiye merak ederken alt dudağımı ısırdım. "Maalesef... Bana karşı asla o türlü bir şey hissetmeyeceğini söyledi. Olmayacak o iş." Sözleriyle beraber gözleri de dolduğunda ne yapacağımı şaşırarak omzuna elimi koydum. Teselli cümleleri beynimde cirit atarken yutkundum. "Üzülme... Ben şey sana yeni birini bulacağım... Hem sana kız mı yok! O Turgut denen pisliğin kızından ne beklenirdi zaten! Senin gibi bir adamı reddederek hayatının en büyük hatasını yaptı. Biraz Mine'ye çekseymiş ona nasıl çekecek ki gerçek kuzen bile değillerdi... Gerçek kuzen olsaydı çeker miydi orası da meçhul... Pis Tuğba!" "Hop hop! Ne pisi ne diyorsun sen Özgün. Yengen hakkında düzgün konuş." Birkaç dakika durup suratına aval aval baktığımda seni kandırdım der gibi bir gülümseme belirmişti dudaklarında. Kandırılmış olmanın verdiği sinirle ayağa kalktığımda ters istikamette yürümeye başlamıştım. İnsanlar saflığımı kullanarak sürekli beni kandırıyorlardı! Bir daha onlara inanırsam! "Özgün şaka yaptım ya nereye!" arkamdan bağırsa da gıcık olmuştum bir kere. "Yav tamam özür dilerim hadi gel anlatacağım her şeyi." Yürümeyi bırakıp ona doğru döndüğümde ellerini cebine sokmuş bana bakıyordu. "Kandırmayacağına söz ver." dedim öfkeyle gözlerine bakarak. Kafasını salladığında gidip tekrar şezlonglara oturmuştuk. "Tuğba ve ben sevgiliyiz nihayet! Bana deli divane aşık tabi ki!" "Hadi oradan deli divaneymiş atma." dedim göz ucuyla ona gülümseyerek bakarken. "Aman be belki deli divane değil ama aşık işte. Neyse Turgut'un şirket iflas edince-" "Dur dur dur ne?" Şaşkınca ona bakarken tekrar geriye yaslandı ve denizi seyre dalarken pipetinden bir yudum daha çekti. "Nevzat, Turgut'un peşine düştüğünde Turgut Bey çoktan yurtdışına çıkmak için havaalanındaydı. Nereye gittiğini Tuğba da dahil kimse bilmiyor. Şirket kapandı ve Nevzat'ta uğradığı ikinci ihanet yüzünden çevresine kan kusturdu. Mustafa ve ben neler çektik o pis adamın sorgularından. Tuğba ile de fırsat bu fırsat sorgudan sorguya çekilirken daha da yakınlaştık." "Vay canına. Kim bilir güya ölmemiş olsam neler çekecektim." "Hala neler çekecektim diyor musun gerçekten. Hastanelik olup iç kanama geçirdiğin, ölümle burun buruna olduğun günler senin için bir şey ifade etmedi herhalde!" "Hatırlattığın için sana minnettarım Uğur..." deyip geriye yaslandığımda gerçekten hatırlattığı için boğazımda bir yumru oluşmuştu. Tuhaf bir ürperti hissettiğimde Uğur'un da sesi soluğu kesilmişti. "Neyse... Hadi bize gidiyoruz annem ve babam seni gördüğünde çok sevinecek." Beraber ayağa kalktığımızda karşılaştığım insanla duraksamak zorunda kalmıştık. Nisan karşımda üzgün bir o kadar da yardıma muhtaç bir şekilde bana bakıyordu. Sormaya çekinir bir halde kalakaldığımda Uğur'un da burada olduğunu fark ederek tanıtma ihtiyacı hissettim. "Uğur bu Nisan, ah şey kendisi yeni arkadaşım... Sanırım." Arkadaşım... Nisan ile arkadaş kelimesi ağzımda çok eğreti durmuştu bunu Uğur da fark etmiş gibiydi. "Mine'nin bundan haberi var mı?" dedi kulağıma doğru eğilerek. "Her takıldığım kızla bir şeyler yaşamak zorunda mıyım sadece arkadaşım olamazlar mı?" Haklısın dercesine ağzına bir fermuar çekti ve Nisan'a elini uzattı sevecen bir şekilde. Fakat Nisan o eli görmezden gelmişti. Karın ağrısının ne olduğunu gerçekten merak ediyordum. "Sanırım o işe gerçekten ihtiyacım var Özgün... Hala hak etmediğimi mi düşünüyorsun?" dedi acınacak bir ifadeyle. İçimden bir anda kopup gelen acıma hissi elimi ayağımı bağlamıştı sanki. Ona verebilecek bir iş bile yoktu ki ne diyecektim... "Ben... Hayır... Pekala tamam şey yapalım. Numaranı ver ben seni arayacağım." Bir an tereddüt etse de kafasını sallayıp telefonunu çıkarmıştı. Telefonu bana verdiğinde numaramı kaydettim. Tüm bu yaptıklarımızı Uğur şaşkınlıkla seyretmişti. Anlatılacak şey çoktu. Daha fazla konuşma gereği duymadan yanımızdan ayrıldığında numara yapıp yapmadığı konusu zihnime takılmıştı. Ne de olsa benimle fazlasıyla alay etmiş biriydi. Sırf bir işe girebilmek için kendini acındırmışta olabilirdi ama her neyse ne de olsa bu benim işime gelirdi. "Ne tuhaf biriydi o öyle..." "Uğur köpek!" diyerek bağırdığımda ardına bakmadan koşmaya başladığında arkasından kahkahalarla gülüyordum. Köpeklerden korkması hayatımın en eğlenceli olayı gibiydi. Üstelik sahilde gerçekten çok fazla köpek oluyordu ve bazıları küçük cüssesine rağmen hırlamaktan çekinmiyordu. "Özgün!" bana kızıp enseme bir tane geçirdiğinde dişlerini sıkıyordu. Enseme yediğim dayağa rağmen hala gülüyordum. Karşı yoldan bize doğru koşturan büyük adamı gördüğümde ağzım sonuna kadar açılmıştı. Mustafa pembe çiçekli gömleğiyle bana doğru koşarken korkmaya başlamıştım. Yanımıza geldiğinde beni kaslı kollarının arasına çekmiş ve boğana kadar sarılıp beni ter içinde bıraktıktan sonra nihayet ayrılabilmişti. "Oğlum! Bensiz nereye gidiyorsunuz!" "Lobideki kızla çok iyi anlaşıyordun ne oldu da aklına geldik." "Saçmalama Uğur. Kız tam bir kontrol manyağı. Bana göre değildi yol yakınken kaçtım bende..." "Ha yani kızdan kaçmak için yanımıza geldin öyle mi?" dedim onu görmenin verdiği mutlulukla. Şimdi tek bir eksik vardı. Murat'ın da şu an burada olmasını bir çok şeyden daha fazla isterdim. Onunla apartmanlar arası çok şey paylaşmıştık ve bana yardımını hiç esirgememişti. Kardeşimin hala onunla çıkıyor olması ise iyi bir şeydi sanırım... Sevgilerine başta inanmasam da sanırım gerçekti ne de olsa mesafelere rağmen birbirlerinden kopmamışlardı. "Haydi bize gidiyoruz annem sizi gördüğünde çok sevinecek." "Umarım annen yemek yapmıştır karnım çok aç." dedi Mustafa isyan edercesine. Üç adam bizim mahallede yürüdüğümüzde tüm gözleri üzerimize çekmiştik. Mustafa ona bakan teyzelere göz kırptığında yerin dibine girmiştim. Teyzeler beni fark etmesin diye önden kaçarcasına eve gittiğimde kapının ziline bastım. Uğur ve Mustafa kapının her iki tarafına geçerek anneme sürpriz yapacaklarını söylediyseler de kapıyı annem açmamıştı. Mine kollarını göğsünde kavuşturmuş bana kızgınca bakıyordu. "Evden çıkarken ne yaptın sen?" Yan tarafımda benimle her an dalga geçebilme potansiyeline sahip insanlar varken bu konuyu neden açmıştı! "İçeri mi geçsem..." "Sen resmen orada beni-" "Heeey! Selam!" Mine'nin sözünü yarıda keserek kapının önüne zıplayan iki koca adamı gören Mine şaşkınca durakladı. "Daha geçen hafta görüştük sizce de bu giriş fazla abartı değil mi?" "Bir kere de tersleme be kızım." diyerek içeri geçti Uğur. Mustafa da onun kadar bozulmuşa benziyordu. "Biz zaten sana yapmadık onu Ezgi annemize yapmıştık..." sitem ederek içeri girdiklerinde Mine beni kolumdan tutup içeri çekti. Kapıyı kapatır kapatmaz beni duvara ittiğinde hayrete düşmüştüm. "Ne yapıyorsun?" Dedim şaşkınca. Kafasını kaldırıp bana keskin gözlerle bakarken nefesim düzensizleşmişti. Tişörtün yakalarından tutup beni kendine doğru çektiğinde itiraz etmeden kafamı eğdim. Dudaklarımı onunkilere bastıracakken bir çığlık ikimizi de yerinde sıçratmıştı. Kafalarımız birbirine çarptığında Eray'a sinirle bakıyorduk. "Abla!" "Eray!" Mine Eray'la bahçede konuşmaya çekildiğinde ben de buzdolabından aldığım buzu kafama koyuyordum. Benim kafam bu kadar zonkladıysa Mine'nin kafası kim bilir ne haldeydi... Ah Eray yok muydu her şeyi berbat etmişti. Annem Mustafa ve Uğur için kollarını sıvamış yemek hazırlamaya başlamıştı. Mustafa kafama iki dakika içinde ne olduğunu sorup durmasa her şey çok daha iyiydi. "Çocuklar var mı sizde de kız arkadaş. Özgün ile Mine evleniyor hazır onlar evlenirken sizleri de yapalım." "Ne! Evleniyorlar mı!" Mustafa verdiği tepkinin ardından sırtıma sertçe vurup beni tebrik etti. Uğur ise şaşırmıştı. "Gerçekten mi?" "Sen ne zaman evlenme teklifi ettin kıza?" Uğur'un sorusuyla kaşlarımı çatıp kafama koyduğum buz torbasını aldım. "Öyle bir şey yapmadım ki." "O zaman nasıl?" "Evet henüz bir evlenme teklifim yok maalesef..." Mine üzgünce yanımdaki sandalyeyi çekti ve benim bıraktığım buzu alıp alnına koydu. İşte o an yaptığı hareket bütün gözlerin üzerimize çekilmesine sebep olmuştu. Hepsi bize şüpheci gözlerle bakarken annemin gözleri en fena olandı. Hep bir ağızdan "Siz!" diye bağırdıklarında utancımdan yerin dibine girmiştim. Mine yaptığı şeyi fark ederek buz torbasını usulca masaya bıraktı. Suçlu bir ifadeyle alt dudağını ısırdığında Mustafa kıs kıs gülüyordu. Hadi ama ne olduğunu tam olarak tahmin etmiş olamazlardı! Akşam yemeği için masaya oturduğumuzda babam meşhur iş konusunu açmıştı bir anda. Bari Mustafa ve Uğur'un yanında yapmasaydı da rahat bir yemek yiyebilseydim. Yakınlarda bir yerdeki fast food dükkanında çalışmam için adamın sahibiyle anlaştığını söylerken bu iş için çok uğraştığını adamı ikna etmek için ne kadar ter döktüğünü anlatıyordu. Olumlu anlamda kafamı sallarken önüme gelen fırsatı fark ettim. Daha bu sabah Nisan benden iş istemişti ve ona yalan söylemiştim. Yalanımı gerçeğe dönüştürmek için harika bir zamanlamaydı. "Tabii ki çalışırım baba!" Hayır hayır, o iş yerinde ben değil Nisan çalışacaktı!
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD