28.Bölüm

1906 Words
Hastanenin kapısına çıktık. Cemil’in gözleri pırıl pırıl, Bir sağa bakıyor, bir sola.. Birini arar gibi. Ben biliyorum bu arayışı, kendimden biliyorum.. Ama İlk kez böyle görüyordum onu. İlk kez umut vardı o gözlerde. Annesine olan öfkesinden, hiçbir kadına yaklaşmamıştı Cemil. Ama şimdi, Bir çift boncuk göz bozmuştu onunda yeminlerini.. Farkında olmadan bir tebessüm yerleşti yüzüme. “Boncuk Hanım’ın mesaisi bitmiştir kardeşlik… De Hayde, bin artık.” dedim gülerek. Homurdana homurdana yürüdü araca. Binerken bile dönüp bakıyor etrafına Umudunu arar gibi.. Sonra bindi, kapandı kapı. Bende döndüm arkamı, Haleye bakıyorum. Ve ordaydı.. Hastanenin önünde öylede duruyor, Bakışları kaçamak, bana bakmaktan çekiniyor belli ki.. İçimde tarifsiz bir sıkıntı.. Zar zor yürüdüm yanına.. “Bir şey mi oldu?” dedim. “Niye bekliyoruz hâlâ?” Kaldırdı başını yavaşça. Göz göze geldik o an.. Öyle bir baktı ki yüzüme, bir bakışla da dünyası yıkılırmış insanın.. O bakış var ya… İnsanın içini söken cinsten. Benimkini sökmedi ama paramparça etti resmen.. “Sen değil, ben bekliyorum Agir ağa.” dedi. “Taksi çağırdım.” Bir şey koptu içimde, kalbim hissediyor, gidecek. ama inanmak istemiyordum kendimce.. Çatıldı kaşlarım, bir adım yaklaştım ona. “Anlamadım… Ne taksisi Gül?” Eğdi başını önce. Yutkundu. Sonra titrek bir sesle: “Her şey için teşekkür ederim Agir…” dedi. Kısa bir sessizlik oturdu aramıza, Derin bir nefes aldı sonra Kaldırdı başını usulca, gözlerimin ta içine baktı. “Her şey için.. teşekkür ederim.. Başına bela oldum onca vakittir. Hakkını helal et.” diye de ekledi. Bir nefeste dilinden dökülenler, benim yıkımımdı oysa, görmedi.. Ve yanaştı taksi arkamdan.. Dünyamın orta yerinde bir gürültü koptu sanki. Kıyamet kopmuş bir ben kalmışım o zelzelenin ortasında gibi.. Kalbim hızlandı bir an.. ellerimde bir titreme.. “Gitme Gül’üm.. beni yersiz yurtsuz bırakma..” demek geldi içimden, ama dönmedi dilim, söyleyemedim. Sadece donup kaldım olduğum yerde.. O an bi şimşek çaktı beynimde.. Hızla ilerledim Halenin peşinden, Hale kapıyı açmıştı. Tam binecekken elim kapıya indi sertçe. Çarpıldı kapı. Geçtim önüne, gözlerimi ondan ayırmadan. “Ne demek bu?” dedim. Sertti sesim, ama içinde kırık döküktü tüm harfler, yarım kalmıştı tüm cümleler.. “Nereye gidiyorsun Gül?” dediğimde sesimin tınısıda yükselmişti istemeden. İçinde hem öfke vardı, hem acı. Sanki zaman durmuştu. Taksinin motorunun uğultusu, yoldaki arabaların sesi, dünyanın bütün gürültüsü… hepsi uzaklaşmış gibiydi. Sadece o an vardı. Sadece o bakış. Ve sadece biz.. Kaldırdı başını Hale, Bakışları değdi içimdeki kırıklara.. Gözlerindeki doluluk, dudaklarındaki kararlılık… Hepsi beni delip geçen bir bıçak gibi. “Gitmem lazım…” dedi sesi titreye titreye. “En baştan hataydı yanında olmam. Çekil Agir..” dedi. Kafamı iki yana salladım acıyla. İçimdeki sızı boğazıma düğümlendi. “Yapma.” dedim. “Gidemezsin. İzin vermem benden gitmene.” Bir adım daha yaklaştım ona.. Nefesim yüzüne değecek kadar yakın, ama bir o kadar da uzak.. “Allah peygamber aşkına, gel gidelim buradan. Konuşalım, konuşulmamış ne kaldıysa dökelim bitsin tüm suskunluklar..” Hale eğdi başını bişey demeden. Gözünden bir damla süzüldü, düştü benim ayaklarımın dibine.. Bir damla gözyasında boğulmak neymiş, bugün öğrendim ben.. Salladı başını iki yana. “Olmaz.” dedi sesini kendisi bile zor duyuyor. “Benden sana hayır gelmez Agir. Senin geçmişinde bunca yara bere, benimkin de bunca kırık dökük.. Sen şifa arıyorsun ama benden dert olur anca sana.. Biz anca birbirimizde ziyan oluruz.. Ne olur, çekil yolumdan.” dedi. Yutkundum. Boğazımda bir ateş vardı sanki.. Öyle acı acı ince ince yakan bir ateş.. Konuşsam onu, sussam beni yakan bir ateş.. “Yolun yolum Gül.. Tamam şifa olma kabul.. ziyanda olurum ona da kabul.. Ama seninle ziyan olayım.. Bırak sende ziyan olayım. Ben senden gelen herseyi nimet bildim be kadın.. anla bunu artık kurban olayım anla.” Sesim daha boğuktu artık. Her kelimem ciğerime batıyordu sanki.. her cümle içimi yakıyordu.. Son bir adım daha yaklaştım yanına.. Tuttum elini sımsıkı.. “Gitme Gül..” dedim yalvarırcasına.. Çünkü biliyordum, giderse ben artık eski Agir olmazdım.. Giderse benim umudum giderdi.. Umudu olmayan insan yaşar mıydı.. Umutsuz insana insan denir miydi..! Onun gidişi, benim karanlığa dönüşümdü, ve ben yolum onunla aydınlansın istedim.. Bir süre kaldık öyle.. Bakmadı yüzüme Hale.. Bakarsa gidememekten korkuyordu biliyorum.. Ama sonra, Derin bir soluk alıp kaldırdı başını güç bela.. “Yapma Agi…” dedi çekti ellerini avuçlarımın arasından.. “Benim için benden uzak dur.. birazcık düşünüyorsan beni, çekil yolumdan..” Kapanan kapının sesi, ardından da motorun uğultusu.. Bakamadım bile ardından.. Kaç gidiş sığdırdım da ömrüme, bu başkaydı sanki.. Tam o anda yine ensemden vurdu aynı ağrı.. Keskin, ince bir sızı.. Kulaklarımda yükselen tiz bir uğultu.. Sanki bir el ağır ağır oyuyordu beynimin içini.. Sımsıkı yumdum gözlerimi.. Ama yer ayaklarımın altından kayıyordu sanki.. Güçlükle dayandım yanımdaki duvara.. Ama elim duvara ulaşmadan dengemi kaybetmiştim.. İşte o anda beni tuttu Cemil. Kendi yarasına bakmadan, bana yetişmişti yine.. “Kardeşlik.. iyi misin ne oluyor?” dedi panikle.. Gözlerini kaplamıştı aynı korku, kaybetme korkusu.. Bir Cemil’in gözlerinde gördüm zaten bu duyguyu.. “İyiyim.. iyiyim sağol Cemil..” dedim. Yalan.. İyi değildim.. İyi olur muydum oda meçhul.. “Bu böyle olmaz.. Hazır buradayken gel bi görünelim doktora kardeşlik.. Kaçtır oluyor bak altından bişey çıkmasın..” dedi.. Çevirdim başımı acil kapısına.. O an yine belirdi karşımda çocuk Agir.. Hastane kapısının dibine çökmüş, bir başına bekliyor annesini.. Gözleri dolu ama ağlamıyor.. Yüzünün her zerresine umutsuzluk işlenmiş.. Her milimi sevgisizliği iliklerine kadar tatmış bir çocuk duruyor karşımda.. Yutkundum.. Döndüm Cemil’e.. Yüzümde yine aynı gülüş, Hani şu acıyı bastırmak için olan varya.. “Sende boncuk hanımı görmek için bahane arıyorsun be kardeşlik..” diyip doğrulttum bedenimi.. Kendimi koruma biçimim, En dipteyken bile, insanı delirtecek cinsten olan gülümsemem.. Ama yemedi Cemil, salladı başını sıkıntıyla iki yana.. “Hata ediyorsun ağam..“ dedi ama oda biliyordu o hastaneye kendim için adım atmayacağımı.. “Bişey yok abartma.. Sıkıntıdan oldu boşver.. hadi sen git konağa, dinlen. Bende gelirim bi kaç saate.” dedim.. Çattı kaşlarını Cemil.. “Var mı öyle ayrı gayrı dertlenmek ağam..” diyip ıslık öttürdü şoföre.. Adam koşar adım yanımıza gelip anahtarı uzattı Cemil’e ve gitti. “Dertlenmeye gideceksen beraberiz.. Ha ama yok yengenin peşinden gideceksen buyur al..” diyip uzattı anahtarı bana.. Almadım anahtarı, yüzümü çevirdim tam karşıya.. benden cevap gelmeyeceğini anlamıştı Cemil.. “Bu kadar çabuk pes edecektin madem… O kadının gönlüne ne demeye dokundun? Ne diye umut oldun..” diyince döndüm yüzümü.. Kaşlarım çatık, nefesim düzensiz.. “Hangi umut Cemil.. Umut mu kaldı gözünü seveyim..” diyip döndüm arkamı.. Bir kaç adım ileri gidip, derin bir soluk çektim.. “Ulan benim için benden uzak dur dedi.. Ben onun için nefes alıyorken dedi bunu..” dediğimde artık sesimde acıdan doğan bir öfke vardı.. Cemil’in dudakları burukça kıvrıldı iki yana.. “Gördüm ben kardeşlik. Yenge eskisi gibi bakmıyor sana.. kaybetmek istemiyorsan geç kalmadan git arkasından..” dedi uzattı anahtarı tekrar.. Baktım anahtara, sonra Cemil’in yüzüne.. “Gitmek isteyene engel olunur mu Cemil? Kadın istemiyorsa zorlamak bize yakışır mı..” dedim ama bu dediğime ben bile inanmıyorum.. Çünkü biliyorum.. Yine gölge olacağım.. yine o bilmeden ona omuz olacağım.. ama bu defa yaklaşmadan.. uzaktan.. Belki aynı memlekette bile olmadan devam edecek bu gölge oyunu.. Cemil içimdeki karmaşayı görmüş gibi yaklaştı yanıma.. Anahtarı avuçlarımın arasına bırakıp bir adım geri çekildi.. “ Sana Kazanmadan kaybetmek yakışmaz ağam… Kaderinin peşinden git. De hayde, durma.” diyip gelen taksiye binip uzaklaştı yanımdan.. Bir süre kaldım orada, öylece.. Aklımla kalbim büyük bir savaştaydı sanki.. Bir yanım gitme.. bırak uzaktan koru kolla.. diyordu. Ama diğer yanım.. Git.. kokusuna hasret nefes alamazsın.. ne olacaksa olsun git geç önüne diyordu.. Ve ben yine o sesi dinledim.. İkinci sesi.. Benim kaderimi hep o kulağıma fısıldayan ikinci ses belirlemişti zaten.. Hemen atladım arabaya.. Takıldım yüreğimin peşine.. Kaç dakika geçti bilmem, buldum taksiyi.. Amed yolundaydı.. Hale benden kaçarken, yine bana gidiyordu farkında olmadan.. Gazı kökleyip, yetiştim araca. Bir kaç metre ötemde.. Bastım gaza yetiştim ardından.. Kornaya abandım önce, sonra yana geçip Camdan dışarı elimi savurup , “Sağa çek!” diye işaret ettim. Ama durmadı şoför, aksine dahada hızlandı. Kaçıyordu benden. Hale’yi kaçırıyordu. Bir an… Camın ardından göz göze geldik. Bana baktı Hale.. O bakış… Bildiğim bütün diller sustu sanki.. Öfke vardı içinde, korku vardı, sitem vardı… Ve hepsinin ardında, saklanmış, inatla saklanmış bir parça kırgın sevda. O an kalbim göğsümden çıkacak sandım. Direksiyonun başında değil, darağacındaydım sanki.. Ben taksinin önüne geçmeye çalıştıkça adam dahada hızlanıyor.. Biliyorum Hale durmamasını söylüyor adama.. Artık ipler koptu bende, “Yeter ulan..!” dedim kendi kendime ve gazı köklediğim gibi kırdım direksiyonu taksinin önüne.. Ardından keskin bir fren sesi yankılandı asfaltta. Son anda frene dokundu adam da öyle döndük ecelin kucağından.. Benimse gözüm sadece onda.. Çatmış kaşlarını, öfke ile korku kaplamış karalarını.. İndim araçtan, Halede indi hırsla.. “Manyak mısın be adam..! Öldürmek mi istiyorsun hepimizi..” diye bağırıp yapıştı yakama.. Tek kelime etmeden baktım yüzüne.. Dudaklarımda derin bir tebessüm, yüzümde sevda bakışı.. “Ölmemek için geldim Gül..” diye fısıldadım sadece ikimizin duyacağı ses tonuyla.. usulca kaynı elleri yakamdan aşağıya.. Tam o anda göz göze geldik taksiciyle, adam şoför koltuğuna sinmiş korkuyla bakıyor bana.. Ya kim olduğumu öğrendi, yada deliliğimden korktu bilmiyorum.. Ağır adımlarla yaklaştım adama, eğildim cama.. Halede hemen arkamda.. “Adamın günahı yok, ben söyledim durmamasını.. “ dedi panikle.. Adama bisey yapacağımdan korkuyor belli.. “Ne dedi sana kadın..” dedim gözlerimi adamdan ayırmadan.. “Kocam peşimde, durma sakın dedi ağam.. Vallaha bilseydim sen olduğunu..” diyip eğdi başını.. Bir yandan elleri titriyor zangır zangır.. Onca kelimenin içinden ben yine umut edecek tek bir kelimeye meftun olmuştum.. ‘Kocam’ Benden için kocam demişti.. Ve o tek kelime ile ışık dolmuştu gönlüme.. Cebimden çıkardığım desteyi uzattım adama, tek kelime etmeden basımla gitmesini işaret ettim sadece.. Ve kaçarcasına uzaklaşan taksinin ardında biz kalmıştık bir tek.. Ağır ağır yaklaştım Haleye.. Ben yaklaştıkça o adım adım geri gidiyordu.. Ben bir adım attım ona, o iki adım kaçtı benden.. Taki ayağı taşa takılana kadar.. Tam düşecekken kavradım belinden, çektim kendime.. Gözleri gözlerimde mühürlendi, kalbi kalbimde.. “Düşmene izin vermem Gül’üm..” dedim daha çok yaklaştırdım bedenini kendime.. “Ve nereye kaçarsan kaç, yolun yoluma çıkar..” dedim boğuk bir sesle.. İlk kez bu kadar yakınımdaydı.. İlk kez sınırlarım bu denli zorlanıyordu.. Bedeni bedenimde bütün, gözleri gözlerimde ve dudakları.. Soluğu dudaklarıma değdikçe içimde tarifsiz bir his.. Bir milim ötemde.. öpsem söyle dedim kendi kendime.. Öpsem dinse bunca yıllık acılarım.. Bulsam şifamı.. Yutkundum.. Yutkundu oda.. Değişen kalp ritminde belliydi, Halede benimle aynı hislerdeydi.. Sonra birden çekti kendini geri.. “Ne senin yolun bana çıkar, ne benim sana.. Vazgeç, bırak artık..” diye yükseltti sesini.. Ama sesinde öfkeden çok çaresizlik vardı.. “Yolda sensin, yoldaşta Gül.. Yapma.. Nasıl vazgeçeyim ben senden.. Ölsem izin vermem benden gitmene..” Baktı yüzüme, yine doldu hayran olduğum karaları.. “Benim sana yakın olmam hataydı en baştan.. Ben sana hiç gelmemeliydim Agir..” dedi titreyen sesiyle.. oysa hiç gitmemişti ki benden.. Buruk bir tebessüm işlendi dudaklarıma.. Yaklaştım, girdim dibine.. “Sen hep benimleydin ki Gül’üm.. Hiç gitmemiştin ki benden..” dedim, o ağzını açmadan avuçlarının arasına bıraktım bendeki emanetini.. Anlamsızca baktı yüzüme Hale, sonra açtı avucunu.. Civcivli toka.. şaşkınca açıldı gözleri, bakakaldı bana yıllar önce emanet ettiği tokasına.. Sonra kaldırdı başını baktı yüzüme.. “Na..nasıl.. Bu toka.. sen o musun..” dedi şaşkınca.. Cevap vermedim salladım başımı olumlu olarak.. “Sen hep benimleydin Gül.. Hep de benimle olacaksın.. Yolumuz bir, kaderimiz bir.. Zararı ziyanı umrumda değil.. Senden gelene razıyım ben..” diyip tuttum ellerini.. Yutkundu Hale.. Eğdi başını.. Civcivli toka ikimizinde avcundaydı artık.. İkimizde sanki kaderimizi tutuyorduk avuçlarımızda.. Yasladım alnımı alnına.. Bir süre kaldık öylece.. “Sana dedim Gül.. Yalnız bana Gülsün.. Yalnız benim gülümsün.. Toprağıma hoşgeldin Gülüm..” diye fısıldadım, Ve dudaklarım birleşti dudaklarıyla Hasret kalmışçasına kaldım orada, soluklandım Gülümün soluğunda..
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD