Sidar abimin ve Rosim Şahvar'ın bağırışmalarıyla daha da sinirlenen Diyar abim hemen dışarı çıktı. Babam da peşinden gidince bizler de hemen arkasından gittik.
"Ne demek nişanlım he?!"
Diyar abimin yakasına yapıştığı adamın suratına kafa atınca o an ki korkuyla bizlerden ufak bir çığlık sesi geldi. Yer de ki adamın burnu kanlar içinde kaldı. Sidar abim sinirle sadece yerdeki adamı izliyordu. Diyar abime yaklaşamıyorduk biliyorduk ki engellersek bizi de yakardı.
"Seni öldürmeden defol git buradan Rosim"
Yerde ki adam Rosim Şahvar idi. Burnunu tutarak ayağa kalktı. Denge de duracak hali yoktu. Tam dengesini kaybedecekken ablam hemen koluna girdi ve onu tuttu. Rosim Şahvar'ın ablama çevirdiği bakışları her iki abimi de deliye çevirdi. Sidar abim ablamın elinden tutup kenara çekti. Diyar abim ablamı öldürecekmiş gibi bakıyordu.
"Haaaviin napıyorsun seeen!!"
Ablamın çekilmesiyle yine yere yığılan Rosim Şahvar olduğu yerde kahkahalar atmaya başladı. Çok korkunç biriydi. Yüzünde ki kandan ve akşamın karanlığından tipini pek seçemiyordum. Eminim maymunun tekiydi. Kahkahalarına ara verip ablama çevirmişti bakışlarını ölümden de mi korkmuyordu bu adam.
"O kadar güzelsin ki Havin yakından bakınca ne kadar şanslı olduğumu bir kez daha anladım"
Bu sefer ölümü gelmişti. Bu kadar cesaret nerden geliyordu Allahım. Deliren iki abim tam onun ağzını burnunu kıracakken birden babam olaya müdahale etti.
"Durun!"
"Ooo sevgili kayınpederim Sait Destan verin elinizi öpeyim."
"Çek ellerini Rosiim!"
"Kusura bakmayın efendim çiçeğimle çikolatamla gelecektim fakat oğlunuz Diyar Destan işimizi bozdu."
Rosim denen adamın dedikleri tam bir delilikti. Hiçbir şey yokmuş gibi davranıyordu. Çok sinir bozucu bir herifti. Ukala olması da cabası.
"Ulan hıyar neyin çiçeğinden böceğinden bahsediyorsun?!"
Diyar abim yine dövmeye yeltenecekti ki korumalardan biri kapıdan içeri girdi.
"Ağam Şahvar'lar geldi. Girmek için izin istiyorlar."
"Ne izni paşam zaten yol geçen hanı oldu burası söyle gelsinler"
"Arkadaşız diye hatırım var sanıyordum Diyar üzüyorsun beni ama dostum."
"Başlıcam şimdi arkadaşlığına haa!! İt herif hiçbir zaman dostum olmadın sen sadece iş yaptık o kadaaar!"
Diyar abimin konuşmasıyla konağın dış kapısı aralandı. İçeri çok sayıda erkek girdi. En önde yaşlı bir amca duruyordu. Dedemin heybetli hali gibiydi.
"Diyaaar! Destanların aslanı sakin ol oğlum"
Diyar abim yaşlı amcayı görünce sakinleşmişti. Adımlarını adını bilmediğim yaşlı amcaya yönlendirdi.
"Hoşgeldin Hasip ağa ver elini öpeyim."
"Hoşbuldum aslanım kusura bakma rahatsız ettik seni"
"Sen her gün gel ben rahatsız olmam Hasip ağa ama böyle Rosim gibi destursuz kapıma gelip kardeşlerime laf söyleyemez kimse."
"Dedem ben nişanlı—"
"Sus Rosiiim! Ben izin vermeyene kadar da konuşma seninle sonra görüşecez."
"Tamam ağam."
Bu Rosimi biri susturması lazımdı. Diyar abimin siniri geçmişti ki bize dönünce tekrardan siniri yenilendi.
"Sizin ne işiniz var burdaa! Girin içeri Sidar içeri al anamları. Bana da bir tane ıslak bez getir."
Biz içer girerken babamlar dışarı da kalmıştı. Sidar abim mutfağı pek bilmediği için hemen çekmeceden bez çıkartıp ıslatıp sıktım. Abim bezi almadan bana baktı.
"Havinle konuş Xelat yoksa ben konuşmasını bilirim."
"Tamam abim."
Abim dışarı çıkmıştı o sırada ablam arka bahçe kapısından mutfağa girdi.
"Xelat çay yapalım arka bahçeye geleceklermiş."
"Zıkkımın kökünü içsinler ne çayı abla saçmalama!"
"Xelat beni delirtme babam istedi haydee!"
"Çok biliyorsan sen hazırla"
Ablam ters bakışını da attıktan sonra çayı demlemeye koyulmuştu. Bende o sırada ablamı izliyordum. Az önce ki hareketleri gözümün önüne geliyordu.
"Abla sen az önce ne yaptın hele ben şoktan unuttum."
"Ne yapmışım Xelat le öf!"
"Adamı omuzladın abla içeri getirseydin çay kahve ikram etseydin öyle tutmak olmadı."
"Bir an ne yapacağımı bilemedim dengesi bozulunca koluna girdim hemen"
"Abla bak rahat dur abimler seni mahveder. Bu kadar çabalıyorlar bizim için biraz saygı göster lütfen "
"Xelat ne yaptım ben sadece yardım ettim."
"Abimin ağzını burnunu kırdığı adama yardım ettin!"
Biz hararetle konuşurken, konuşmamızı bölen mikrop Rosim oldu.
"Merhaba Havin Hanım güzel ellerinizden bir bardak su alabilir miyim?"
"Yok su falan çık dışarı!"
"Sevgili baldızım Xelat neden böyle kötü davranıyorsun bana. Ben senin enişten oluyorum artık."
Diyar abimin neden bu kadar çok sinirlendiğini anlayabiliyordum. Aşırı gıcık biriydi. Tam konuşacaktım ki mikrobun telefonu çaldı. Mikrop Rosim oluyor.
"Alo pısmam (amca oğlu demek)"
"..."
"Geldim geldim yenge de yanım da konuşmak ister misin? Dur vereyim telefonu bekle. Al yenge."
Bana yenge demesine mi şaşırayım telefonu elime tutuşturmasına mı şaşırayım bilemedim. Telefonda ki ses oldukça sinirli geliyordu.
"Rosiiim! Sıçarım çarkına şakanın sırası değil naptın kızlara çabuk eve dön?!!"
Telefonu geri verecektim ki Rosim gitmişti. Ablam da yoktu. En iyisi telefonu kapatmaktı. Suratına kapatmıştım. Aramaz nasıl olsa iyi oldu kapatmak. Anlık mutluluğum çalan telefonla yarıda kesildi. Ben kapatıyordum o arıyordu. Salak Rosim nereye gittiyse aptal herif hadi o mal benim ablam da mı mal ya deliricem Allahım. Bahçeye de götüremezdim abimler mahvederdi beni. Açmaktan başka çarem yoktu. Panikleyerek kilere girip telefonu açtım.
"Neden açmıyorsun Rosiiimm bi kere de delirtme adaaamııı!!!"
"Ş-şey ben Xelat. Rosim telefonu bana verdi ve gitti."
"Aradığımda açmayan sen miydin?"
Buz gibi bir sesi vardı. Ürkmüştüm sesinden bile...
"E-evet"
"Kim var orada bizden?"
"Yaşlı bir amca, bi kaç adam ve Rosim"
"Çok açıklayıcı oldu bizim kim olduğumuzu bilmiyor musun düzgün anlat!"
"Düzgün konuş benimle ben nerden bileyim kimsiniz sizi mi tanıyorum?"
"Ses tonunu ayarla Destan!"
"Ayarlamıyorum ses bu kadar Şahvar!"
"Yakında ayarlarım"
Ve telefonu suratıma kapatmıştı. Aptal bir idi iki oldu. Küstah ya pislik herif. Kilerin kapısını açtım ve karşımda Diyar abimi gördüm.
"Sizi çağırıyorum nerdesiniz?"
"Çay aldım kilerden abi?"
"Çay nerde Xelat!"
O an ki telaşla telefonu yere düşürmüştüm. Korkudan eğilip alamamıştım. Diyar abim telefonu eline alıp inceledi ve bana döndü.
"Xelat 1 kere tek sorucam ve sende doğruyu söyleyeceksin. Ne oldu burda abicim?"
Olayı korkudan bi hışımla anlattım. Gözlerinin içine bakamıyordum. Abim telefonu kıracaktı sıkmaktan.
"Rosimi mahvedicem seninle de sonra görüşecez"
Yandım ben bittim ben ay anammmm. Benim ablama laf anlatmam gerekirken yaptığım şeye bak. Neyse sakin ol Xelat. Abim sinirle bahçeye çıkınca derin nefes aldım. Abim kızmadan çayları doldurdum. Sidar abime sessizce seslenmek için bahçeye açılan kapıya geldim. Gözlerim abimi ararken konuşmalara kulak misafiri oldum.
"Demek kız kardeşlerini vermek istemiyorsun Diyar'ım doğru mudur?"
"Doğrudur Hasip Ağa."
"Biz dedenle konuşmuştuk oğlum Seyit Ağayla sizin de onayınız varmış. Kardeşin Sidar'dan isteyecektik kızları."
"Sen dedemle ne konuştun Hasip ağa bundan benim de kardeşimin de haberi yok."
"Deden çarşı da ağalar tarafından çok laf yedi. Küçük kız kardeşin yüzünden. Onu çarşı da görmüşler herhal."
Hasip ağa kısa bir duraksamadan sonra kaldığı yerden devam etti.
"Ben de oraya yeni gelmiştim olayı görünce ahaliyi susturdum. İlk başta ondan dinlemek istedim. Ahali kızlarınız hakkında kötü konuşunca deden kızların alışverişe çıktığını söyledi. Düğün alışverişine."
"N-ne?"
Yanaklarım buz tutmuştu korkudan. Abim ise şaşkınlık ve utanç arası gidip geliyordu. Siniri hiç gitmediği için ona lafımız yoktu.
"O öyle söyleyince herkes Rosim'e kızınızı istedik diye anladılar. Sonra tek konuşunca deden iki torunumu da al hiçbir şey istemiyorum mutlu olsunlar yeter onlar benim gözümün nuru dedi. Bende çok istiyordum akraba olmamızı Diyar'ım. Bak Allahta nasip etti de akraba oluyoruz. Sen hele bi he de hemen adımıza yaraşır bir düğün yapalım."
Adımıza yaraşır bir düğün mü? Gerçekten utanıyordum artık dedemden. İnsanlara bizleri nasıl güzel anlatıyor. Keşke anlattığı gibi olsaydık. Belki her şey daha güzel olurdu.
"Seyit ağayı tanımıyormuş gibi konuşma Hasip ağa! Olmaz bu iş ne dediğini bile bilmiyor ne düğünü bide şuna kalkıp düğün mü yapıcaz. Saçmalık! Kimmiş o laf atanlar. Bi biz mi varız bu koca Mardin'de! İşleri düşünce yüzsüz köpek hepsi!"
Abimin şu diye anlattığı kişi gereksiz Rosim'di.
"Bak oğlum Rosim'in bugün yaptıklarını asla savunmam iyi de etmişsin dövmekle. Ama şunu unutma ki Rosim'in Havine olan sevdasını tüm herkes duydu bi siz duymadınız. Gel he de evlendirelim şu gençleri.?
"Ne sevdası Hasip ağa! Bak büyüğümsün saygısızlık etmek istemem ama yetti artık ben sevda mevda bilmem vermiyorum kız kardeşlerimi."
Sesler yükselmişti ki bi anda Rosim yerinden kalkıp konuşmak istediğini söyledi. Abim o sırada babama bakıyordu. Babam git diye işaret edince ön bahçeye doğru ilerlediler.
Abim ne kadar kırgın da olsa asla babamı aile içinde bozmazdı. Her ortamda da onun dediklerini yapardı. Babam da kolay kolay işine karışmazdı. Dışarıdan çiziği bile olmayan aile ilişkimiz içeriden paramparçaydı.
~Diyar Destan'dan~
Benimle ne konuşacağını çok merak ediyordum. Vitaminsizin tekiydi. Kardeşlerim benim canımdı kimse de canıma yaklaşamazdı. Şu pis herifleri onlardan uzak tutmak için elimden gelen ne varsa yapacaktım. Yayık yayık göt sırıtışıyla suratıma bakıyordu. Dayanamayıp yakasına yapıştım.
"Lan mal mal bakma bana it!"
"Eniştene ayıp etme Diyarcık aaa. Demek aşk meşk yok diyorsun he sevgili kayınbiraderim."
"Kolunu kanadını kırarım! Gevşek! Yok aşk falan!"
"Öyle miiiii? Tüh ya ben en çok senin aşka saygın olur diye düşünüyordum."
"Senin gibi birisine neden saygım olsun ki pislik herif!"
"Bak Diyar sen kendi ellerinle Havini bana vereceksin. O yüzden coşma fazla."
"Düzgün konuş lan ben kardeşlerimi vermem."
"İyi bende kaçırırım. Sonra evleniriz."
"Sakın böyle bir yanlış yapma seni öldürürüm."
Pis sırıtması birden yüzünden silinmişti. Hafifçe yanıma yaklaştı ve dilindeki zehirli kelimelerini cümleye döktü.
"Hadi canım! Bunu bana Asmin ile kaçıp evlenen kişi mi söylüyor?"
~Xelat~
Biz nenemlerle içerde beklerken sıkıntıdan patlıyordum. Acaba abim bana ne yapacak diye de düşünüyordum. Sidar abimin çıtı çıkmıyordu her şeyi Diyar abim ayarlıyordu. Dışarıdaki hararetli konuşmalar yerini sakinliğe bıraktı. Ne konuşulduğunu bilemediğimiz için üstümüzde hem bir korku hem de bir tedirginlik vardı.
Bizimkiler içeri girince hepsinin tavırları tuhafken Diyar abimin beti benzi atmıştı. Hepimiz onu izliyor ve diyeceği şeyi bekliyorduk. Nenemin sorusuyla beklediğimiz konuşma başladı.
"Sait kuremın (oğlum) ne konuştunuz? Ne karara vardınız?"
"Kararı ben değil de Diyar ağamız söylesin! Çok dellendi, bağırdı, çağırdı sonucu da o söylesin!"
"Ben ne yaptığımı biliyorum!!"
Babamın sinirini ilk defa görüyordum. Pamuk adam canavara dönüşmüştü.
"Bir bok bildiğin yok Diyar!! Ahkam kestin millete şimdi de yolundan dönüyorsun!"
"B-ben bilerek yapmadım. Toparlıcam her şeyi."
"Babamın karşısında durdum ben, senin lafını söz bildim dinledim. Sen napıyorsuuunn?"
"Yeterrr Babaaa!!"
Ne olmuş olabilir diye düşünüyordum ama bir sonuca varamıyordum. Yolundan dönmesi ne demekti. Babamın ilk defa sinirlenmesine ve abimin uzun zaman sonra babama 'baba' demesine şaşırmıştım. Hallolacak gibi olmadığını görünce Nenem dahil oldu.
"Dur dur kuremın hele bi dinleyelim Diyarımı da konuyu anlayalım. Anlat hele Diyarım noldu?"
"Dinleyelim bakalım anam. Anlat Diyar!"
Abim sus pus sadece ablama bakıyordu. Derin bir nefes aldı ve olanları anlatmaya başladı.
"Hasip ağa olayı tatlıya bağlamaya geldi. Rosim de iş yaptığım biri ve belli ki Havini de çok seviyor. Benim rızam var artık Rosim ile Havin evlenebilir. 3 gün sonra istemeye gelecekler."
"Ne diyorsun sen be! Akşam beni azarlayan sen değil miydin? Yok efendim ne biçim ağasın da hiçbir şey bilmezmişsin de! Kimdi bunları söyleyen!!"
"Sus Sidar! Ben diyeceğimi dedim. Bana kızmakta haklısınız ama ben diğer tarafı dinlemeden karar vermişim. Sadece havin için tamam dedim Xelatı vermiyorum."
"Allah sana akıl fikir versin ABİ! Yürüyün eve gidiyoruz. Kimden medet umuyoruz ki!"
"Kimse hiçbir yere gitmiyor. İstediğiniz kadar kalın burada."
Ses soluğu çıkmayan annem tüm sakinliğiyle konuşmaya başladı.
"Gidelim oğlum. Senin vereceğin kararı deden de baban da verirdi. Kardeşlerine değiştirebileceğin bir hayat sunacaksın sanmıştım. Yine aynı şeyi sende yapıyorsun. Sen ne kadar istemesen de babanın dedenin kanını taşıyorsun. Onlar gibisin!"
Bu laflar abime yeterdi artardı bile. Bizi bir çok kişi istiyordu ama dedem en iyi en varlıklılarına vermek istiyordu torunlarını. Haklı mıydı orası muamma. Abimin tuhaf tutarsız hareketleri beni de şaşırtmıştı. Abim böyle biri değildi bir şey vardı bu işte.
"Anne yeter! Abim ne diyorsa o kimse bişey demesin."
"İstediğin için susuyorsun abla bide biz kimse miyiz? Kendine gel laflarına dikkat et!"
"Benimle ne biçim konuşuyorsun Xelat!"
"Kızlar yeterrr!"
Ablam bana bağırırken Sidar abimin sesiyle ikimizde susmuştuk. Diyar abimin bize yaklaşmasıyla yönümüzü ona çevirdik.
"Siz benim iki gözümün nurusunuz. Xelat saygısızlık yapma bir daha güzelim lütfen! Havin'im Rosim'le evlenmek istiyor musun?"
"..."
"Söyle güzelim burda ailen var sana bişey demeyiz"
"Uygun görürseniz isterim abi."
"Tamam güzelim. Ana hazırlık yapın 3 gün sonra isteme var."
~3 gün sonra~
|Diyar|
Çıkılmaz bir işin içine düşmüştüm. Kardeşlerimi korumak isterken hiç ummadığım yerden vuruldum. Tüm kızgınlığım kendimeydi aslında. Nasıl bu kadar dikkatsiz olabilirdim. Ben düşüncelerimin arasında kaybolurken kapının açılmasıyla dikkatim dağıldı.
"Baabaaaaağğ"
"O küçük adam uyanmış bile."
"Edet baba. Uyanmışım ama sen beni yalnız bılaktın deden?"
"Bi kaç işim vardı oğlum o yüzden gittim. Annen nerede onun yanına gidelim."
Her şeyiyle beni büyüleyen güzel karımın sesiyle olduğumuz yerde kalmıştık.
"Aşkıımm ve bücür Devraaan hadi gelin kahvaltı hazıııır"
"Baba annem şinirlendi adi koşalım kahvaltıya yoksa kısar bize"
"Bence de hadi gidelim oğlum"
Minik dünyamı kucaklayıp kahvaltıya indik. Sofraya oturduğum anda güzel karımın sitem dolu bakışlarına maruz kaldım.
"Asmin! Güzelim bana öyle bakmayı bırak lütfen!"
"Yok iyim ben böyle!"
"Bak zaten kötüyüm bi de sen-"
"Bir de ben başlamıyım öyle mi?! Diyar neler oldu anlatmıyorsun kaç gündür ofis odasından çıkmıyorsun. Bu halimle peşinden koşturup duruyorum. Her an doğurabilirim senin yüzünden!"
"Ağrın mı var? Hadi doktora götüreyim seni ya da doktor gelsin? Hemen arıyorum."
"Diyarım ez kurban (kurban olurum) dur bi dakika"
"Hadi kalk kimliğini getirip geliyorum"
"Diyaaaarrr!"
Asmin'in sesi güzeldir ama cırlayınca kulağım çınlıyor ama bundan onun haberi yok. Söylemeyin ona olur mu?
"Efendim meleğim."
"Ben iyiyim bebişler de iyi. Ben seni soruyorum Diyarım. Neyin var böyle ?"
"İyiyim güzelim. Bişey yok"
"Diyar kaç yıllık kocamı bana mı anlatıyorsun? Hadi anlat kızlara mı bişey oldu yoksa?"
"Kızlara bişey olmadı ama benim yüzümden işler karman çorman oldu."
"Adi baba yetel artık anlat wiii!!!"
"Devran kızıyorum ama!"
"Tamam tamam şuştum."
Devran pek Kürtçe anlamadığı için baştan sona Kürtçeyle Asmin'e olanları anlattım.
"Durum böyle gülüm bugün Havini istemeye gidecekler. Kimse Diyarbakır'da olduğumu bilmiyor. Benim de orda olmamı isterler mi bilmiyorum."
"Üzülme Diyar'ım. Elbette isterler abilerisin sen onların. Bak hem Havin de beğenmiş olacak ki istiyor."
"Havin Xelat gibi değil ki çok saf içinde kötülük hiç yok sadece evlendiğinde üzülecek diye korkuyorum?"
"Hayır hayır korkma kardeşlerin seni çok seviyor. Onlarla konuşman aranızda ki soğukluğu giderecektir."
"Tamam gülüm dediklerini yapacağım."
~Xelat~
Evimizin hengâmesi bugün ablam içindi. Tüm ailemizin kadınları ve kızlarıyla konağa girişmiştik. Bazıları mutfakta bazıları da konağın diğer odalarına dağılmıştı. Dört bir koldan hazırlığı tamamlamaya çalışıyorduk. Ablam ise kuaföre saçını başını söylemekle meşguldü. Enişte beyimiz eve kuaför, makyöz ve bir de akşam için giyeceği 5 çeşit kıyafet yollamıştı. Çok heyecanlı ve mutluydu mutluluğu bu kadar şeye değerdi doğrusu. Tek bir sorun vardı ki ben mutlu değildim. Ablamın üzülmesini istemiyorum ama öyle olacak hissini de içimden atamıyordum.
Dedem, amcalarım ve babamla birlikte yukarıda oturuyorlardı. Biz kadınlar ve kızlar aşağıdaydık. Mutfakta yardımcılar vardı biz sadece izliyorduk enişte biz yorulmayalım diye yardımcı getirtmişti.
Ablamın hazırlığı bitmişti. Tüm dotmamlarla (dotmam=amca kızı demek) odadaydık ablamın mutluluğuna şahit oluyorduk. Tek duam bozulmamasıydı.
"Keçe Havin nasıl güzel olmuşsun maşallah"
"Teşekkür ederim Evin. Çok değişik hissediyorum kızlar çok heyecanlıyım."
Evin, Asmin ablanın kardeşiydi. Dilşat ve Mizgin diğer amcamın kızlarıydı. Evin, Asmin ablanın gidişiyle yalnız kalmıştı sürekli ağlıyor ve bulmamız için bize yalvarıyordu ama elimizden bir şey gelmemişti. O da zamanla alışmış hayatına dönmüştü. Nerde ne yaptığını çok merak ediyordum. Bize gerçek bir abla olmuştu. Hep yol gösteren iyiyi anlatan biriydi. Hala da öyle olduğuna eminim. Hep Diyar abimle evlenmesini isterdim ama bi türlü dile getiremezdim. Belki de sevdiği vardı. Umarım şimdiki hayatında çok mutludur.
Gün yerini geceye bırakırken bizde de telaş ikiye katlanmıştı. Herkes bir yere bişeyler götürüyordu. Annem mutfaktaki yardımcı arkadaşlara ne yapmaları gerektiğini anlatıyordu. Nenem ise avluda ki işleri hallediyordu. Ablamın heyecanı zirvedeyken bana da bi burukluk gelmişti. Şimdiden yapmamam gerekiyor biliyorum ama bu beni zorluyordu.
Nihayet telaşımız bitmiş misafirleri bekliyorduk. Korna sesleri tüm sokaklarda yankılandı. Şahvar ailesi yeri göğü inleterek konağa doğru gelirken hepimiz aşağıya indik. İnci gibi tüm aile kapıda dizilmiştik. Tüm ihtişamlarıyla Şahvar ailesi karşımızdaydı. Dedem ve Nenemin ilk adımıyla karşılama başlamıştı.
"Hasip ağam hoşgeldiniz sefa getirdiniz buyrun."
"Hoşbuldum Seyit ağam"
Küçük bir selamlaşmanın ardından büyükler yukarı çıkarken kapıda kızlarla kalmıştık. Ablam önde bizler arkasındaydık. Rosim ve yanında ki bir kaç adam da bize doğru geldiler. Çiçeği ablama vermesiyle Rosim her birimize birer gül verdi. Çok hoş bi jestti.
Ablam ve Rosim içeri geçerken diğer adam bana doğru gelip baklava tepsisini bildiğiniz kucağıma attı. Ben ne olduğunu anlamadan baklava yere düştü. Bir baklavaya bir de karşımdaki maymuna bakıyordum. Ben konuşmaya başlamadan ilk davranan o olmuştu.
"Düzgün iş yapsana!"
Sinirle söylemişti yaptığı hayvanlık kendine aitti bir de bana çamur atıyordu bak seeenn.
"Düzgün vermeyen sensin"
Bana dik dik bakıp elini uzattı.
"Düğün evi ve Havin yengenin kuzeni falansın diye bişey demicem. Ben Bawer merhaba"
"Havin yengeciğinin kız kardeşiyim. Ben Havin Destan merhaba"
Bana uzatılan eli hafifçe sıkıp karşılık verdim. Bakışlarını çatmıştı bir anda gerçi eve girerken de öyleydi neyse. Ne olduğunu anlamamıştım. Aklına bişey gelmiş olacak ki kafasını eğip hafifçe gülümsedi. Yanımdaki kızlara bakmadan yukarı çıktı. Arkasından bakmadan olmazdı. Onun gidişini izlerken aklıma gelen şeyle dönüş kalmıştım. Bu Bawer o Bawer miydi? Beni buna mı istiyorlardı. Bismillahirrahmanirrahim ne hoş biri Allah'ım bari çirkin olsaydı.
Kadınlar aşağıda olduğu için pek bir şey yapamamıştım. Yardımcılar sağ olsunlar yerleri tertemiz yapmışlardı. Ben az önceki şaşkınlığı atamamanın gerginliği ile yerimde öylece dururken ablam içeri girdi. Çok güzel olmuştu mavi taşlı elbisesi ile tıpkı prensesler gibidiydi.
Hepimiz erkekler kısmında yapılacak konuşmayı bekliyorduk. Sidar abim söz sahibiydi. Malum kara panterimiz ortalıkta yoktu. Çok sinirliydim ona. Kaybolup duruyor sonra bir an da bir yerlerden çıkıyordu. Bugün de çıksaydı da keşke gelseydi.
Kapının açılmasıyla Diyar abimin içeri girişini izledim. Kadınlara küçük bir baş selamı verdikten sonra ablamı ve beni yanına çağırdı. Onu takip edince ikimizin odasına girdi. Bizde odaya girince kapıyı kapatıp bize döndü.
"Geçin oturun"
"Böyle iyi"
Tavrımı göstermesem içimde kalırdı.
"Xelat Havin bana kızmakta haklısınız ama ben her şeyin en iyisini sizler için istiyorum."
"Bize bağırdın çağırdın Sidar abimi yerin dibine soktun abi. Ne değişti şimdi? Hiçbir fark göremiyorum. Havin yine de evleniyor."
"Xelat sus artık! Abim yanlış bir şey yapmadı. Ben istemeseydim şu an beni de istemeye gelmezlerdi. Ben Diyar abimi biliyorum asla vermezdi."
Abimin değişen suratı beni daha da sinir ediyordu. Ablam da konuşup bir şeyleri düzeltmeye çalışıyordu. Abim ablama döndü ve ellerinden tuttu.
"Havin'im abisinin gülü, ne zaman istersen yanındayım bunu bilmeni istiyorum. İstemezsen şu an bile çıkıp kendimi feda edebilirim. Sizin için her şeyi göze alırım. O Rosim'in de ağzını burnunu kırarım."
"Abi senin karşında boynum kıldan incedir. İstiyorum ama kararın ne ise kabulümdür. Nasıl derim bilmem ama diyeceğim o ki ben iyi hissediyorum. Rosim iyi biri ve bana çok iyi davranıyor. Sen içini rahat tut."
"Canımın içisin sen. Ne zaman istersen yanındayım."
Neden abim kendisini feda edecek ki? Abim ne karıştırıyor bilmiyorum ama bunu çözmem gerekiyor.
"Bittiyse inelim aşağıya malum bir nişanımız var."
"Gelsene sen buraya dik kafalı"
"Of abi lo"
Abimin çekiştirmesiyle kolunun altına almıştı. Bi yanda ablam diğerinde ben. O kadar güzeldi ki kardeşliğimiz bozulmaması için dua ediyorum.
"Hadi gidelim."
Dışarı çıktığımızda abim erkekler tarafına geçmişti. Biz de ablamla aşağı inmiştik. Ablamın görümceleri birbirinden suratsızdı. Ablamın binbir misafirperverliğine karşı bir tık gülümseme bile yoktu. En küçükleri Şirvan çok tatlı bir kızdı ablalarına rağmen çok ağırbaşlı ve güler yüzlüydü. Sevmiştim bu kızı. Nenem bir yandan kankası olan bir yandan da Şahvarın köklü çınarlarından olan Hano Şahvar ile büyük bir sohbete girmişti. E tabi torunları evlendiriyorlar. Annem de dünürü ile havadan sudan konuşuyordu. Zorla konuştuğu çok belliydi annemin. ;)
Diyar'dan
Benim gelişimle çoğu kişi ayağa kalkmıştı. Büyüklerimin ellerinden öpüp babamın yanına geçmiştim. Benim meselem aile içindeydi kimsenin Seyit ağaya olan tavrımı bilmesine gerek yoktu. Bu yüzden de olabildiğince birlik olmaya çalışıyordum böyle toplu yerlerde. Rosim, çok mutluydu. Bawer ise durgundu. İnşallah bir aksilik çıkmaz da hemen biterdi bugün.
Hasip ağanın boğazını temizlemesiyle herkes ona dönmüştü.
"Ere (ere=evet) Seyit geldik buraya hayırlı bir mesele için. Biliyorsun kızınız Havini torunum Rosim çok beğendi. Zor oldu amma yola koyduk. E şimdi de isteme zamanı o vakit isteyelim. Seyit ağa Allah'ın emri peygamberin kavli ile torunun Havini torunum Rosim'e istiyorum."
"Diyar oğlum sordun mu kardeşine?"
Seyit ağanın bana doğru olan sorusuyla bi an duraksamıştım. Sonrasında silkelenip kendime geldim.
"Sordum."
"Ne dedi?"
"İsterim ama kararınız ne ise kabulümdür dedi."
"Tamam oğlum. Hasip ağa torunumun göz yaşına tüm ailenizi yakarım. Bir ağa torunu olarak konağa geleceğini aklınızdan çıkarmayın."
Uyarısı hoşuma gitmişti. Koskoca Seyit ağa hayatını mahvettiği kızların başka aileye verirken ağalığını konuşturuyordu. Evet derdi bizimleydi ama şüphem yoktu ağalığından. Dediğini yapacağını buradaki herkes çok iyi biliyordu. Eskiden çok severdim babamdan daha yakındı bana ama sonrası hatırlamak istemediğim kadar nefret doluydu.
"Senin torunun benim torunumdur Seyit ağa. Verdiniz mi kızı?"
"Ben uyarımı yaptım. Ağa olan torunlarım konuşsun."
Seyit ağanın bana dönüp gururlu bakışıyla huzurlu sorunsuz bir karar vereceğimizi anlamıştım.
"Seyit ağam bize söyledi ama ağa olan Sidar'dır. O versin kararı."
"Ben ağalık görevini senin gibi kaldıramam. En zorda sığındığım sensin. Karar da ağalıkta senin. Sen varken ben ağa olmak istemiyorum."
Sidar'ın konuşmasıyla herkes birbirine bakıp durumu onayladılar.
"Madem öyle o zaman verelim kararı. Seyit ağamın lafı hepimizin lafıdır. Hayırlı uğurlu olsun inşallah. Rosim sakın ola kardeşimi üzme iki elim yakanda olur bunu bil."
Hasip ağa başta olmak üzere tüm aile mutlu olmuştu. Çok şükür bunu da atlatmıştık. Küçüğümüz renginin kadınlara haber vermesiyle konağın içi zılgıtlarla dolup taşmıştı.
Hasip ağanın kıvranmasıyla bana bakarak Seyit ağanın kulağına eğilip bişeyler söylediğini gördüm. Seyit ağanın yüzü düşmüştü. İnşallah düşündüğüm şey değildir.
"Seyit ağam sen mi söylersin ben mi söyliyeyim?"
"Hasip ağa bu olmaz hiç açma konuyu"
"Olur mu öyle şey çok güzel olur. Diyardan iyi damat mı bulurum. Diyar oğlum torunum Şirvan'ı sana verdim. Madem ağasın şanına yakışır bir eş lazım sana. Şirvan torunum senindir. Yüzükler de yanımızda berdel yapmış oluruz. "
Başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü. Ben ne yapacaktım.