B6- {YAŞARKEN ÖLMEK}

2306 Words
Telefonu usulca kulağımdan çekip kapatma tuşuna bastım. Yaşadığım şok ile yatağa oturup gözlerimi kapattım. Açılan kapı ile gözlerimi araladığımda Berdan'la göz göze geldim. ‘Berdan hamileyim.’ sesi defalarca kez beynimde yankılandı. Bebek Berdan'ın bebeği miydi? Eğer öyleyse neden dün nikah kıyıldı? Gözleri şaşkın gözlerimi bulunca yataktan kalkıp banyoya yürüdüm ve girmeden önce kısık sesimle "Telefonun çaldı,"diyerek kapıyı kapattım ve dalgınlığımı bir köşeye bırakıp yüzümü yıkadıktan sonra saçlarımı kurutup sargımı değiştirerek banyodan çıktım. Kol saatini takan Berdan'a göz ucuyla bakıp giyinme odasına girdim. Daha fazla aynı ortamda bulunmamak için hızlıca saçlarıma şekil verip giyinme odasından çıktım. Berdan camın önünde arkası dönük telefonla konuşurken sessizce beni fark etmemesini dileyerek kapının kulpunu indirdim. Tam o an bana dönüp elini dur dercesine kaldırdı ve "Tamam Bade bugün hastanede görüşürüz,"demesiyle çatılan kaşlarımı önemsemedim ve hafif aralık olan kapıyı sertçe kapattım. Telefonu kapatıp bana yüzünü dönerek soğuk nidasıyla "Bugün hastaneye gidip dikişlerini aldıracağız,” deyince istemsiz gözlerimi devirdim. "Seninle tek bir adım dahi atmak istemiyorum Berdan. Hem her kimse Bade onu götür bence onun benden daha çok ihtiyacı var.” Tek kelime dahi etmesini beklemeden odadan çıktım. Terbiyesiz hala konuşma yüzünü nereden buluyor acaba? Sakinleşmek istercesine derin bir nefes alarak aşağıya indim. Zümrüt hanıma selam vermek için yanına gideceğim sırada adımı seslenen yaşlı bir ses ile duraksadım. Arkama baktığımda Dilzar Yadenin kapısının açık olduğunu ve bana seslendiğini gördüm. İstemsiz adımlarım odaya yöneldiğinde kapıdan içeri girmemle kapının Yade tarafından kapatılması bir oldu ve karşılıklı iki koltuktan birine oturarak eliyle diğerini işaret etti. "Geç otur Arin," deyince karşısına oturdum. "Kaç gün oldu buraya geleli şükür seninle oturup konuşabilme fırsatı oldu." Sahte bir tebessümle gözlerine baktım. "Gaddar torununuz sayesinde." Konuşmamı beklemiyormuşcasına elini kaldırıp sinirle kaşlarını çattı. "Ben konuşacağım sen dinleyeceksin Arin. Saygısızlığın lüzumu yok. Anana atana ailene yakışır bir kız ol." Tek kaşımı kaldırıp alayla yüzüne baktım. Daha kahvaltıda yapmamıştım nereden geliyor bu cesaret bilmiyorum ama konuştum. "Ben saygısızlık yaptığımı düşünmüyorum. Hatta biraz düşündüm de Berdan size yakışıyor mu acaba? Kendisi haddinden fazla saygısız çünkü." Başım dik yüzüne baktım. Sessizce çektiği "Ya sabır,” zafer tebessümümle başımı önüme eğmemi sağladı. Sert kadın ama sanırım anlaşabilirim bir nebze de olsa. "Gecen nasıl geçti?" Sorusuyla gözlerim kocaman açılırken Dilzar Yadenin gözlerine bakınmaktan kaçındım.. "Rahat uyudun herhal bugün pek bir konuşkansın." İşte şimdi sıra bende. Başımı kaldırıp omuzlarımı dikleştirerek kendimden emince konuştum. “Rahat uyuyamadım açıkçası..."lafımı kesince kaşlarımı çattım tekrar. "İlk gecedir ondan rahat uyuyamamışsındır. Ağrın sızın vardır." İstemsizce göz devirdim. Hani sıra bendeydi. Hem bu evdekilerin ne ilk gece muhabbetiymiş mübarek her kapı aynı şeyi söylüyor. Benim özelim ve mahremim bu. Allahım sen sabır ver. Yeter diye bağırmak istedim bir an ama henüz o kadar yürek yemedim. "Yok ağrım sızım. İyiyim, zaten düşündünüz gibi bir şey de yok ortada,” demiş bulundum anlık bir gaflete düşerek.. Hiddetle sesini yükseltip ardı arkası kesilmeyen sorular sordu."Ne demek yok? Siz dün gece karı koca olmadınız mı? Sen Berdan'ın karısı olmadın mı?" "Bunlar benim mahremim Dilzar Yade ve ben mahremimi sizinle paylaşmayı düşünmüyorum. Karı koca meselesine de gelirsek dün biz Allah katında karı koca olduk zaten. Fazlasını sizinle paylaşmam uygun olmaz. Saygı dediniz bizim ailede saygı budur mahrem sorulmaz özele girilmez. Ben bu şekilde öğrendim saygıyı ve bu şekilde büyüdüm." Kaşlarını çatıp sabır dileyerek bana bakınca başım dikti. "Tekrar soruyorum Arin, Berdan senin gerçek anlamda kocan oldu mu?" Sabır sırası bana geçti sanırım, içimden sabır dilerken kısa bir an gözlerimi kapattım. Şimdi ne diyecektim ki ben? Zaten laftan anlamazlar asla. Doğru mu söylesem yalan mı iki arada bir derede kalkmışken gözlerimi açıp çaktırmadan nefesimi tutarak nefes almamı engelledim. Yaklaşık bir kaç dakika sonra tutacak olan astım kriziyle Dilzar Yadenin elinden kurtulabilirdim. Bu soruyu da biraz düşünür ona göre tekrar cevap veririm. Birden bıraktığım nefesle başımın dönmesi bir oldu. Elimi boğazıma koyup derin nefesler almaya çalışarak nefesimi düzene sokmaya çalıştım. Sahte geçirdiğim astım krizi inandırıcı olsun diye başımı geri atıp elimi boğazıma koyarak nefes almaya çalıştım. Dilzar Yadenin odadan çıkıp avluda Berdan'a seslenişi ile gözlerimi kapattım. Berdan hışımla odaya girerek beni kucağına alıp hızlıca avluya çıkardı ve cebinden çıkardığı astım ilacımı sıkarak sakinleşmemi bekledi. "Yade ne dedin Arin'e? O kolay kolay kriz geçirmez,"deyince bir an rolden çıkıp nereden biliyorsun demek istedim. Herkes başımıza toplanınca uzandığım yerden hafif doğruldum ve utanırmışcasına başımı önüme eğdim. Dilzar Yade Berdan'a "Bir şey demedim, ne diyeyim. Hem sor karına bir şey dememe fırsat veriyor mu? Dili çok uzun bırakmadı beş dakika konuşayım,” deyince biraz daha utanır gibi yaptım ama gram utanma duygum yoktu. Berdan bana bakınca başımı salladım sağa sola ne var dercesine. Yaşe hanım "Hadi iyise inelim aşağıya. Kahvaltı edelim herkes bir toparlansın," deyip merdivenlerden inerek gözden kayboldu. Zümrüt hala ve Welat geçmiş olsun diyerek aşağı inince diğerleri de onlarla beraber inince Berdan ile yanlız kaldığımızda hemen oturduğum yerden kalkıp merdivenlere yöneldim. Bir basamağını inecekken kolumdan tutarak merakını gidermek istedi. "Hayırdır Arin ne oldu?" Sorusuyla göz kırpınca kolumu elinden çekmek için kıpırdandım. Bir adım daha geri atacakken kayan ayağımla tam Berdan'ın koluna tutunduğumda beni kendisine doğru çekti. Bir eli belimeyken sinirle "Zıkkımın kökü oldu. Bırak beni yoksa şimdi avazım çıktığı kadar bağırırım. Bu kez herkes rahatlıkla gelir merak etme,"dediğimde belimi daha sıkı tutup beni kendine doğru çekince elimi göğsüne koyarak aramızda mesafe bıraktım. "Beni bırakır mısın Berdan yeter rahatsız oluyorum?" Tek kaşını kaldırıp başını hafif eğdi. "Kocandan mı rahatsız oluyorsun?" Derince yutkunarak acı gerçeği yüzüme vurmasına izin verdim. "Sen benim kocam falan değilsin Berdan. Bırak beni şimdi." Beni kendine çekip merdivenleri biraz daha geride bıraktı. "Kocan mıyım değil miyim tartışmasına girersek emin ol zararlı sen çıkarsın benim küçük karım. Hem gece kollarımda mışıl mışıl uyuyan o kız nerde?"Alaycı bir tavırla güldüm. "Mışıl mışıl mı?"Başını onaylarcasına salladı. "Beni bırakmadın ve zorladın. Bu mu mışıl mışıl uyku?" "Seni hiç bir zaman bırakmayacağım Arin, buna alışsan iyi edersin. Yoksa her zaman olduğu gibi en çok sen üzülürsün.” Derin nefes alarak gözlerimi kapatıp açtım. Aşağıdan Dilzar Yadenin sesi gelince telaşla Berdan'ın kollarında kıpırdandım. Bana dudağı hafif kıvrılmışca bakarken "Bırak beni biri görecek ayıp.” Hala sıkı sıkı tutmaya devam edince gözlerimi devirdim. “Arin!” Yaşe hanımın sinirle adımı seslenmesiyle Berdan yavaşça bıraktı bedenimi. Bu kadın ne ara yukarı çıktı diye düşünürken Yaşe hanım kınarcasına yanımızdan geçip bana göz devirince sinirle Berdan'a döndüm. "Sen deli misin adam? Senin yüzünden daha ilk sabahtan yaşadığım şeye bak. Bir daha sakın bana dokunma..." Sinirli sözlerimi sarf ediyordum ki konuşmamı bölen Berdan'ın çalan telefon sesi oldu. Telefonu cebinden çıkarıp ekrana bakınca benim de gözüm kaydı 'Bade' yazısı ile "İn sen aşağı geliyorum birazdan ben,” diyerek yanımda telefonu açtı. Fakat aşağı inmek yerine orada bekledim kocanım diyip duruyordu neticede ve Berdan'da sanki ben orada yokmuşum gibi konuşmaya başladı. "Tamam Bade." ... "Randevuyu ne zaman için verdi?" ... "1 hafta sonra olmaz düğün var." ... "Tamam Bade sonra ararım seni ama bugün mutlaka hastaneye gel ben de orada olacağım seni görmem gerek." Kapanan telefon ile şaşkın şaşkın kocaman gözlerle Berdan'a baktım. "Kimdi o?" Sordum sorumu net ve sakin olmaya çalışan sesimle. Her ne olursa olsun eğer Bade denen kadının çocuğunun babasıysa ve buna rağmen bana nikah kıydıysa bu adamı gözümü bile kırmadan vururum. Sadece "Bade,” deyince tek kaşımı sorgularcasına kaldırdım. "Hadi yaa sen ciddi misin ben görmedim Bade olduğunu. Bade kim Berdan?" Sesimi hafif yükselttiğimde aşağı avluya baktı. "Bade benim..." Bu kez de babasının seslenişi ile yarım kalan cümlesini tamamlaması için merdivenin önünde durup ellerimle merdivenlerin kenarındaki taşları tuttum. "Eee Bade senin ne? Sadece merak ediyorum yani hani çünkü hamile bir kadını bırakıp bana nikah kıyacak kadar şerefsiz ve namussuz musun diye?" Gözlerine sıçrayan kan beni daha da ürkütürken geri adım atmadım. "Seni öldürürüm Arin duydun mu beni?" Korkusuzca tek kaşımı kaldırdım. "Günün sonunda bunu yapmazsan namertsin adam çünkü sen beni yaşarken ölürensin. Lütfen bu kadar da adi olmuş olma." Cevabını beklemeden arkamı dönüp merdivenlerden aşağı indim sessizce. Masada herkesin gözü bana değince sahte bir tebessümle baş köşede ki sandalyenin sol yanına oturdum. Ardımdan yerini alan Berdan'nın yüzüne dahi bakmadım. "İyi gözükmüyorsun Arin. Bir şey mi oldu neyin var?" Zümrüt halanın sorusuyla gözlerimi iki zeytin ve biraz peynir koyduğum tabağımdan alarak Zümrüt halaya baktım. "Yok bir şey iyiyi ,"diyerek geçistirince inanmadığını belirtircesine başını salladı aşağı yukarı. Newal'in imalı sözleri Yaşe hanımın kınayan bakışları Dilzar Yadenin hala öfkeli bakışları üzerindeyken biten kahvaltı ile Berdan masadan kalktı. Boş boş masada oturduğumu görünce gözlerini üzerime dikerek "Hadi kalk gidiyoruz" deyince herkesin içinde itiraz edemeyeceğimi biliyordu. Masadan kalkıp afiyet olsun diyerek Berdan'ın ardından yürüdüm. Korumalara bir şeyler söyledikten sonra arabaya bindik ve sessizce yola koyulduk. Ne o konuşuyordu ne de ben konuşuyordum. Açılan camın ardından arabayı dolduran rüzgar üşümeme sebep oldu. Camı kapatacağım sırada sert sesiyle uyardı. "Açık kalsın sigara içeceğim." Ciddi misin dercesine ona baktım. Cebinden çıkardığı sigara paketinden çıkardığı bir dal sigarayı dolgun dudaklarının arasına sıkıştırdı ve paketi kapatıp cebine koydu. Dikkatle yola bakarken kendimi biraz ona yaklaştırdım çakmağı çıkarıp sigarayı yakacağı sırada sigarayı dudaklarının arasında çektim. "Bilmem farkında mısın ama daha bir iki saat önce kriz geçirdim. Tekrar geçirmeye de niyetim yok. Çok istiyorsan indirdiğinde içersin ama şuan benim yanımda sigara içemezsin." Elimdeki tek dal sigarayı camdan atarak camı kapattım. "Arin Dilzar daye sana ne dedi de kriz geçirdin sen?" Söylediklerimi umursamadan ciddi sorusu ile kısa bir an Berdan'a baktım. Dün geceyi sordu, ben de bir şey olmadı diyince sinirlendi demek yerine "Bir şey demedi?"diyerek torpidoyu açtım ve gördüğüm ıslak mendille elimi sildim. Soruyu daha fazla üstelemedi ve sessiz yolculuğumuz büyük bir hastanenin önünde son buldu. Arabadan inip hastaneye yürürken üzerimde ki ince elbise bir hayli üşütmeme neden olmuştu. Yavaş yavaş arkasından yürürken tekrar telefonu çaldı. Göz devirip ondan daha hızlı yürüdüm ve önüne geçerek bu kez ben onu arkamda bıraktım. Girdiğimiz hastanede büyük bir saygı ile karşılanıp doktor odasına girdik. Hemşire, doktorun beş dakikaya geleceğini ve benim de hazırlanmamı söyleyerek odadan çıktı. Gözüm yerinde oturan Berdan'a değince manalıca konuştum. "Çıksan mı acaba sen?“ Gözleri gözlerimi bulunca sinsice gülümsedi. "Niyetim yok Arin." Sinirle kaşlarımı kaldırıp Berdan'a baktım. Yerinden kalkıp camın önüne geçince konuşmak için ağzımı açmıştım ki içeri giren doktorla tekrar kapattım. Genç uzun boylu sarışın doktor "Hoş geldiniz Berdan bey. Geçmiş olsun Arin hanım. Yaranızı açıp uzanır mısınız? Bakalım ne durumda,"deyince gözüm Berdan'a değdi hala odadan çıkmazken doktorun hazırladığı ilaçlarla arada hazır mıyım diye bana değen gözleri ile yaka kısmından elbisemin bir kaç düğmesini açtım. Berdan yanıma gelince ona arkamı döndüm. Fakat beni omuzlarımdan tutup kendine çevirince sinirle başımı kaldırıp gözlerine baktım. Açtığım düğmelerin iki tanesini kapatınca şaşkın gözlerle ona baktım kısık ve sessiz sesimle çemkirdim. "Napıyorsun Berdan?" "Böyle de işini halledebilir." Oha dercesine gözlerimi belerttim. "Hazır mısınız Arin hanım."diyen doktor bize doğru gelirken Berdan'ı hafif iterek başımı salladım Berdan keyifle "Hazır hazır,” derken bu adama asla anlam veremeyeceğimi anladım. Bir anı bir anını tutmuyor dengesiz adam. Üzerimde ki siyah atleti de göğsümün altına kadar sıyırıp sedyeye uzandım. Başımda dikilen Berdan'a buradan çıkınca mutlaka söveceğim. Berdan göğsümün altına kadar sıyırdığım atleti biraz çekiştirince bu kadar da olmaz diye bağırmak istedim. Amacını hala anlayamıyorum bu adamın. Ne yapmaya çalışıyor? Doktor sargıyı çıkarıp arkasını döndüğü gibi Berdan'ın önümde duran kolunu çimdikleyip hemen elimi göğsümden aşağı indirerek sessizce "Oh canıma değsin."dediğimde Berdan bunu beklemiyormuşcasına şaşkınca bana baktı. Doktor bize dönünce Berdan gömleğinin kol düğmesini açarak az önce çimdiklediğim yere bakarak kaşlarını çattı. Doktor bir dikişlerime bakıp bir de bana bakarak sessizliği bozdu. "Arin hanım ilaçları düzenli kullanıp beslenmenize dikkat ettiğinizi umuyorum." Yalandan başımı aşağı yukarı salladım. Doktor tekrar arkasını dönünce Berdan kolunu bana göstererek sessizce "Benim acımasız karıma bak sen…" diyerek tek kaşını kaldırdı. "O konuda senin eline su dökemem,” diyerek başımı diğer tarafa çevirmeden önce "Ayrıca sana da çok iyi oldu keşke daha fazlasını yapsaydım,"dediğimde doktor bize döndü. Karnımdaki dikişleri aldıktan sonra hafif uyguladığı baskı ile engel olamadığım bir nida peyda oldu dudaklarımdan. Berdan'ın gözü anında gözlerimi bulunca yutkundum. Tam Berdan konuşacaktı ki doktor ondan önce davrandı "Bu ağrılar şimdilik normal Arin hanım. Fakat lütfen düzenli beslenip ilaçlarınızı düzenli kullanın. Stresten de olabildiğince uzak durun,” deyince dudaklarım kıvrıldı bana stresten uzak dur diyordu. Benim bir ve kaç hafta içinde cehenneme dönen hayatımla stres yapmayacağım öyle mi güldüm gerçekten buna. Doktor bana anlamsızca bakınca "Dediklerinizi dikkate alacağım,"diyerek yerimden doğruldum. Doktor masasına geçince Berdan da önüme geçerek. Bana sırtını döndü ve doktora "İlaçlar Arin'e yan etki yapıyor, iştahı kapanıyor"dediği ile şaşkın gözlerle başımı kaldırıp bana dönük olan sırtına baktım. Nereden biliyordu ki bunu diye düşünürken doktor konuştu. "Dozunu azaltırız. Arin hanımın bünyesi biraz zayıf olmalı muhtemelen." Kapattığım düğmeler ile ayağa kalkarak Berdan'ın önüne geçtim. "Sanırım biraz zayıf çocukken de çok çabuk hastalanırdım,” dedim tebessümle. Berdan "Sen hala çocuksun Arin,” deyince ona döndüm ve fısıltıyla konuştum. “Madem çocuğum ne diye evlendim benimle?” Sinirle gözlerime bakınca tahammülsüz bir tebessümü yüzüme yerleştirip "Diğer kolunu da çimciklememi istemiyorsan bakışlarını çek bence," dediğimde tek kaşını kaldırıp öyle mi dercesine bana bakınca başımı salladım. Doktorun verdiği reçete ile çıktık odadan ve eve gideceğimizi düşünürken Berdan'ın bana "Çok kısa bir işim var halledip geleceğim. İster araba da bekle istersen de bahçede bekle."demesiyle kaşlarımı çattım. "Bade'ye mi gideceksin?" Kendimden emin ve net sesimle sordum. Başını aşağı yukarı sallayınca tekrar aynı soruyu zikrettim. "Berdan Bade kim?“ Sorumla çalan telefona bakmadan önce "Öğreneceksin ama önce şuna cevap vermem gerek. Beni bahçede bekle, geldiğimde seni göremezsem bil ki İlyas'ın pis cesedi anında babasının kapısında olur." Kaşlarımı çatıp ona arkamı döndüm. Canımı daha ne kadar yakabilir diye düşünüyor mu acaba? Bu kadar zalim, bu kadar acımasız, bu kadar kalpsiz olacak ne yaşadın da beni kendinle öldürüyorsun adam? Tek kelime bile etmeden çıktım hastaneden ve bir bankta oturup öylece bekledim celladımı. Yarım saatin sonunda bir kadın ile girdi görüş açıma. İlk kez Berdan'ın gözlerinin gülüşüne şahit oldum. Gözlerimi bir saniye bile üstlerinden ayırmazken kadının büyük bir sevinçle ve güler yüzle Berdan'a sarıldığını gördüm. Daha fazlasına şahit olmak istemeyen gözlerim kapandı ve ansızın bir ıslaklık hissettim yanağımda. Neydi bana bu kadar zor gelen daha dün nikahımın kıyıldığı adamın benim kalbimi bu kadar derinden yaralanmasına neden olan şey neydi? Beni kandırması mı yoksa asıl cehennemi bana daha yeni yeni yaşatmaya başlaması mı?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD