B2- {CEHENNEMİN SICAKLIĞI}

2279 Words
Haykırışlarım semayı inletiyordu. Dizlerimin üstünde abimin kanlı bedeninin yanına gittim. Başını dizlerime koyarak "Neden abi neden hayatımı zindan edip cehenneme çevirdin?" Kanayan yarasına baktım. Berdan arabaya yaslanmış elinde sigara ile sadece boş boş bakıyordu. Bağırarak "Bir şeyler yap çok kan kaybediyor," diyince omuz silkti. "Madem abini bu kadar düşünüyordun vurmasaydın o zaman. Kendi başının çaresine bak senin arkanı toplayamam." Sinirle gözlerim karardı. "Ambulansı ara bir şeyler yap," dediğimde bile sadece omuz silkmekle yetindi "Allah senin de belanı versin." İçimde ki siyah ip askılı atleti anımsayıp hemen üzerimdeki tişörtü çıkarıp abimin kanayan yarasına bastırdım. Berdan'ın sinirli gözlerini üzerimde hissederken şuan tek düşündüğüm şey abimin kanlı bedeniydi. Abim gözlerini açıp acıyla "Hakkını helal et Arin." Hemen göz yaşlarımı silerek başımı sağa sola salladım. "Haram olsun abi. Benim kurşunum seni öldürmesin ama ahım hep üzerinde olsun." Başını dizlerimden kaldırıp soğuk asfalta koydum. Ayağa kalkıp abimin sol omzuna baktım ardından açık olan gözlerine "Merak etme bu kurşun seni öldürmez en fazla bir kaç ay kolunu kullanmakta zorluk çekersin ama izi de sana hep beni hatırlatır. Bir kardeşim vardı babamın, annemin göz bebeği evimizin neşesoydi dersin. Kardeşinin hayatını nasıl en mutlu gününde cehenneme çevirdiğini unutma olur mu? Çünkü ben bir ömür unutmam nereye baksam aklımda hep senin ihanetin olacak abi. Benim kalbimi düşünmeden kendi zevkini düşündün ben sana nasıl hakkımı helal ederim ki? Asla abi asla sana hakkımı helal etmem. Bundan sonra da ne ölüne ne de ölüme. Öğrencinin ilk kurbanı öğretmeni oldu..." Yanından geçeceğim sırada eğilip yerdeki silahı aldım elime. Berdan'ın karşına geçip elimdeki silahın namlusunu kalbine bastırıp "Bana rızam dışında dokunursan ahtım olsun seni senin kurşununla vururum," diyerek ani hareketle ona yaklaşıp belinden aldığım silahla abimin silahını onun yaralı bedeninin yanına atarak Berdan'ın silahını onun soluna tuttum. "Hem de tam kalbinden vururum Berdan Ağa." Elimdeki silahı namlusundan tutup beni kendine çekerek ani hareketle ters döndürünce sırtım onun sert göğsüne çarptı. Ellerimi tutup göğsümde birleştirerek başını kulağıma yaklaştırdı ve korkunç bir fısıltıyla konuştu. "Ben senin abin değilim Arin anladın mı beni? O silahı bir kez daha bana doğrultursan seni pişman ederim. Asıl konuya da gelirsek bir haftaya değil hemen bu gece nikah kıyılacak. Bakalım nikahlı karım olduğunda da bu şekilde konuşabilecek misin?" Kolları arasında debelenip beni bırakması için çabaladım. "İstemiyorum seninle evlenmek istemiyorum. Rızam yok derim istemiyorum derim zorla nikah kıyamazlar." Bağırınca sinirle nefesini boynuma bırakıp ellerimi göğsüme sertçe bastırdı. "Seni kimsenin canıyla tehdit etmem ama zaafını biliyorum Arin seni zaafından vururum. Gözü kara kızsın eyvallah abini de hiç gözünü kırpmadan vurdun. Ben sana bugün bunu vuracağım derim sen benden önce davranırsın. Lakin iş senin zaafın olunca elin kolun bu şekilde bağlanır. Bu akşam rızanla nikah kıyılacak." Diyerek elimi sol göğsüme bastırdı, gözümde ki yaş Berdan'ın eline düşünce yutkunarak derin nefes aldım. Yüzümü ona döndürüp göz göze gelmemizi sağladım "Yapamazsın." Başını yana yatırıp öyle mi dercesine baktı. "Tamam Allah belanı versin tamam yeter ki sus." Göz yaşlarım yanağımı daha da hızlı ıslatmaya başlattı. "Aferin sana Arin. Akıllı kızsın, bana karşı çıkamayacağını öğrendiğini düşünüyorum." Gözlerimi sımsıkı kapatıp derin nefesler almaya çalıştım. Başımı aşağı yukarı sallayıp bağırdım. "Bırak artık beni dokunma bana." İtercesine bıraktı bedenimi. Üzerinde ki ceketi çıkarıp "Bunu da giy ve bir daha sakın ortalık yerde üstünü çıkarmaya kalkma. Bu gece Karaşah olacaksın ona göre davran," diyerek ceketi omzuma bıraktı. Ona göz devirerek "Ben nerede nasıl davranmam gerektiğini bilecek kadar büyüdüm. Bana akıl vermeyo kes," dedim sinirle ve ceketi giyerek önünde ki düğmeleri ilikledim. Arkadan gelen sıralı siyah arabalara değdi gözlerim. Berdan'a bakıp sakinlesmiş sesimle sordum. "Sen mi çağırdın babamları?" Bana cevap vermek yerine kolumdan tutarak beni hızla arabaya bindirince ağzımı açıp konuşmaya bile vakit bulamamıştım. Kendisi de arabaya binince arabayı çalıştırıp "Arkanı toplamak için geldiler, şımarık kızlarının abisini vurması anneni çok üzecek Arin," deyince bir an sinirle annemi düşünmediğim için kendime kızdım fakat az sürdü abim hak etmişti. "Bana şımarık demeyi kes." Sesimi yükselterek konuşunca kaşlarını çatıp sinirle bana bakınca hemen önüme döndüm. Hava yavaş yavaş kararırken, yaram derin derin sızlamaya başlamıştı elimi karnıma bastırdım acıyla başımı koltuğa yaslayıp gözlerimi kapatarak düzensizleşen nefesimi kontrol altına almaya çalıştım. Acım biraz bile dinmezken ceketin düğmelerini açtım ve atleti göğsümün altına kadar sıyırıp yarama baktım. Sargısı kana bulanmışken korkuyla gözlerim açıldı ve Berdan'a baktım. Dikkatle araba kullanırken titreyen sesimle "Yaram kanıyor," dediğimde gözleri kısa bir an kanayan yarama değince arabayı daha da hızlandırdı. "Az kaldı yarım saat bir saatte konakta oluruz." Sızısı ağrıya dönüşen karnımı tutarak başımı tekrar koltuğa yasladım. Mide bulantım ve ağrım gittikçe artıyordu gözlerimi daha sıkı kapatıp uyumaya çalıştım ama bu ağrıyla biraz zordu uyku uyumak. "Midem çok bulanıyor." Yavaşça arabayı durdurdu. "Az kaldı ama dayanamayacak gibiysen in biraz hava al." Konuşmaya halim yokken başımı aşağı yukarı salladım ama kımıldayamıyordum. Arabadan inerek kapımı açıp ehliyet kemerimi çıkarttı ve arabadan indirip bariyerlere yasladı. "Nefes al Arin yaran iyi korkma sadece derin nefes al mide bulantın geçince tekrar yola çıkalım." Ben derin nefes alırken arabadan getirdiği suyu bana uzattı. Suyu içip ona verince aksayan adımlarla arabaya yürüdüm fakat canım çok acıyordu. Sanki bir adım daha atsam düşüp bayılacakmışım gibiydim. Hemen arabaya binip gözlerimi kapatarak acım dinsin diye bekledim hızla arabayı çalıştırıp yola koyulunca bu yolun hemen bitmesini diledim. Bilincim yavaş yavaş kapanırken kendimi sıcak uykuya bıraktım. Omzumda ki sert dürtüydü beni uykumdan ayıran. Acıyla kıvranırken sinirle gözlerimi aralayıp etrafa ardından Berdan'a baktım. "Uyan hadi geldik." Gözlerimi tamamen açıp elimi hala ağrısı dinmeyen karnıma bastırdım. Berdan arabadan inince tekrar gözlerimi kapattım. Canım çok acıyordu ve ben bu acıyla yerimden bile kıpırdayamıyor sadece burada uyumak istiyordum. Ve asla o konağa girmek istemiyorum. Kapımı açıp sinirle "İn hadi," demesiyle kapalı gözlerime rağmen omuz silktim. "Benim adım atmaya halim bile yok burada uyurum ben." Konağa girmemek için bahane uydurdum fakat fazla başarısızdı. Bedenim aniden havalanınca gözlerimi açarak sessiz bir çığlık attım istemsizce. Ellerimi Berdan'ın omzuna vurup bağırdım. "İndir beni yürürüm ben." Fakat beni indirmek yerine konağın kapısını açtırdı kapıdaki adamlara. "Ben de seni taşımaya meraklı değilim Arin ama yaran hala kanıyor istersen seni indireyim acı çeke çeke üçüncü kata kadar çık." Sinirle kaşlarımı çatarken konaktan içeri girdik. Hemen başımı Berdan'ın göğsüne yaslayıp baygın numarası yaptım çünkü tam olarak bu halde hiç kimseyle muhatap olmak istemiyordum. Kısık sesle fısıldadı. "Ne yapıyorsun?" Tek gözümü hafif aralayıp ona bakarak omuz silktim. "Uykumdan uyandırmasaydın şuan acı çekiyor olmazdım. Uyumaya çalışıyorum." Alayvari bir şekilde sinsice kıvrıldı dudakları. "El öpeceksin daha. Ne uyuması Arin hanım?" "Bu halde bu acıyla değil el öpmek bir tanesine selam bile vermem! Şimdi ister baygın de ister uyuyo de," Sert ve öfkeli çıkışıma acıdan dolan gözlerle eşlik ediyordu. Ciddiyetle "Olmaz şimdi diyorsam şimdi. Beni ikiletme canımı sıkma," deyince sinir, öfke ve bedensel acının verdiği cesaretle büyük bir çıkış yapmak için dudaklarımı aralamıştım ki yumuşak ve sıcak yatakla buluşan sırtım buna engel oldu. Hızlı bir şekilde üzerimde ki ceketin düğmelerini açınca eline vurdum. "Çekil ben hallederim," diyerek düğmelerini açtığı ceketi bir çırpıda çıkarıp atleti göğsümün altına kadar sıyırdım. Beyaz sargı bezi tamamıyla kana bulanmıştı... Ben acı içinde kıvranırken o küçük bir adımda yanıma yaklaşıp yarama bakınca hemen cebinden telefonunu çıkardı. "Erman acil benim odaya doktoru gönder." Telefonu kapatıp gömleğinin düğmelerini açınca sinirle başımı çevirip bağırdım. "Napıyorsun git başka yerde çıkar gömleğini." "Üzerimde senin kanın var bilmem farkında mısın?" Gömleğini çıkarıp pişkin pişkin banyo olduğunu düşündüğüm yere girdi. Acı ile kıvranırken gözlerimden yaşlar akmaya başlamıştı. O ise banyodan çıkıp üzerine yeni bir gömlek giyerek bana doğru yaklaştı. Gözlerim kapalı acım biraz dinsin diye beklerken karnıma temas eden soğukluk ile gözlerimi açtım. Berdan elindeki ıslak bez ile yaramın etrafındaki kanı temizlerken canım çok acıyordu. Elini tutup durdurarak yaşlı gözlerle "Yapma, bırak canım çok acıyor." Diğer eliyle elinin üstünde ki elimi tutup diğer yanıma koyarak elini üstüne bastırdı. "Dur az kaldı zaten. Biraz daha dayan," diyerek tekrar silmeye devam edince gözümden yaşlar akıp yastığı ıslatıyordu. Gözlerimi sıkıca kapatıp elini sıkıca tuttum. Acı bütün bedenimi ele geçirirken karnımdaki elini çekti ama ben yine gözümü açamadım ve bu derin acıyla bilincimi uykuya teslim ettim. Karnımda hissettiğim dokunuşlar bilincimi açmama neden olurken gözlerim hala kapalıydı. Doktor olduğunu düşündüğüm kişi yaram ile ilgilenirken aynı anda Berdan'a bir şeyler söylüyordu fakat sona doğru netleşti konuşmalar. "Yarası enfeksiyon kapmış Berdan. Bu da bağışıklığını bir hayli düşürecek yediklerine dikkat etmelisiniz çabuk iyileşebilmesi için sağlıklı beslenmeli. Enfeksiyon yarasının geç iyileşmesine ve daha acılı geçmesine neden olacak ilaçlarını aksatmadan kullansın ve sık sık sargı değişsin." Cümlesinin bitimiyle karnıma hafif baskı uyguladı. Bedenim aniden kasılınca acı içinde inleyerek gözlerimi açtım. Berdan koltukta oturup elinde ki yanmamış sigarayı çevirirken gözlerime baktı. Gözlerimi ondan çekip sarışın alımlı doktora baktım. Yüzünde ki ağır makyaj sarı kısa saçları ve kırmızı kısa elbisesi ile adeta ben burdayım diyordu. Doktor işini bitirip serum takarak odadan çıkınca Berdan da ona eşlik etti. Gidişleri olsun dönüşleri olmasın. Kolumda ki serumun torbasına baktım dakikalarca çok yavaş ilerliyordu ve benim canım bir hayli sıkılıyordu. Karnımda ki ağrı ise azalmıştı serumun etkisiyle. Ne kadar süre geçti bilmiyorum ama serum yarılanmıştı. Odanın kapısı açılınca oraya baktım. Genç bir kız elinde yemek tepsisi ve gülen yüzüyle bana yaklaşınca aynı sıcaklıkla karşılık verdim. "Hoş geldiniz hanımım." Kaşlarımı çattım. "Hanımın değilim benim adım Arin. Ben Arin Koçer," dedim kendimden emin bir şekilde. Mahcup bir ifade ile bana bakınca "Yani bana hanımım deme lütfen Arin demen yeterli," dedim tebessümle. Elindeki tepsiyi kenara bırakıp "Ben de bu evin yardımcılarından Hülya, Arin Hanım." Başımı iki yana salladım tebessümle. "Arin demen yeterli Hülya aslında ama sen bilirsin." Gözleriyle onayladı. "Ağam dedi yemeğini bitirsin." Acıkan karnımı göz önünde bulundurarak başımı salladım. Hülya odadan çıkınca yerimden doğrulamak için çabaladım. Acıyla zar zor yerimden doğrulup tepsiyi önüme aldım. Yatakta yemek asla tercihim değil fakat başka çarem yoktu. Getirilen yemekleri midemin alabildiği kadar yiyip tekrar kenara koydum fakat midem çok almadığı için az yemiştim. Başımı yastığa koyup gözlerimi kapattım. Odanın kapısı açılınca gözlerimi açtım. Berdan'ın geldiği görünce gözlerimi tekrar kapattım. Adım seslerinden bana yaklaştığını hissederken sert sesini duydum "Arin aç gözlerini ve yarım bıraktığın yemeğini bitir," dedi net sesi ile. Gözlerim kapalıyken sadece "Doydum," dedim. "Sana doydun mu diye sormadım. Kalk ve yemeğini bitir." Omuz silktim. "Sana sadece 5 saniye veriyorum 5 saniye içinde kalkmazsan zorla yediririm o yemekleri sana. Bi de senin hastalıklarında uğraşamam zaten canım burnumda." Sinirle gözlerimi açıp kaşlarımı çatarak Berdan'a baktım. Biraz dağılmış gibiydi. Kaşlarımı çatarak sinirle "Doydum diyorum anlamıyor musun?" Bana bakarak koltuğa oturup "1" diyerek saymaya başladı. "Boşuna sayma yiyemem." "2" "Yemek istemiyorum anlamıyor musun? Uğraşma benimle." "3" diyerek yerinde doğrulunca sinirle dişlerimi sıktım. "İnşallah üstüne kusarım," diyerek yerimden doğrulamak için haraket ettim. "4" diyerek yerinde hareketlenince hemen sırtımı yatak başlığına yasladım. Tepsiyi önüme alıp "Senden nefret ediyorum," dedim bütün sinirimi kusmak istercesine. "Aferin söz dinle," deyince zar zor yemekleri yemeye başlamıştım. Ne ona cevap vermek istiyordum ne de onu görmek istiyordum. Sessiz sedasız kendimi yemeye zorlarken midemin bulandığını hissedince "Yeter artık kusucam. Yemin ederim çok doydum zaten bir de bu serum var cidden bayılcam lütfen beni rahat bırak uyuyayım biraz," deyince korku salan bakışlarıyla yerinden kalkıp yanıma geldi. Önümdeki tepsiyi kenara koyup "Kolunu uzat," deyince ona anlamsızca ve korku dolu gözlerimle bakarken, boş serum torbasını işaret etti gözleriyle. "Sana hiç güvenmiyorum, sakın canımı acıtma." Uyarımı yapıp kolumu uzattım istemeye istemeye. Kolumda ki serumu dikkatle çıkarıp intraketi çıkaracağı sırada "Onu şimdi çıkarma," dediim. Bana anlamsızca bakınca omuz silktim ve dikkatlice yatağa uzanarak gözlerimi kapattım. Hala gözlerini üzerimde hissederken "Kalk ilaçlarını iç sonra uyu. En geç yarına da nikah kıyılacak haberin olsun," dedi buz sesi ile. Hemen gözlerimi açıp "Kafayı mı yedin sen ben bu haldeyken ne nikahı. İstemiyorum madem öyle ya da böyle kıyılacak bu nikah, ben kendimi iyi hissedince kıyılmalı," deyip tekrar gözlerimi kapattım cevabından da canımı yakmasından da deli gibi korkuyordum. Fakat ne olursa olsun bu nikah ne kadar geç kıyılırsa o kadar iyi benim için. Hem belki nikah kıyılmadan buradan gidebilme şansım olurdu. "Senin düşünceni sormadım ve inan zerre de umurumda değil halin. Şerefsiz abin pezevengin teki olmasaydı seni riske atmazdı zaten." Sinirle gözlerimi açtım. "Kes sesini abim hakkında konuşmak senin haddin değil anladın mı beni? Sorun bizim kendi şahsi aile sorunumuz. Ayrıca biraz düşün istersen abim zorla alacak değil ya kardeşini koynuna benim abim pezevenkse senin de kardeşin or..." Lafımı henüz bitiremeden kaşlarını mümkünmüş gibi daha fazla çatarak sert sesi ile bağırdı. "Sakın o cümlenin devamını getirme seni pişman ederim, öldürürüm." Cevabımı bile beklemeden kapıyı çarparak odadan çıktı. Gereksiz mahlukat yanlış bir şey söyledim sanki. Sinirden gözlerim dolarken derince yutkundum. Gözlerimi sıkıca kapatıp yazgıma sessizce göz yaşı döktüm acılar içinde kıvranırken. Ne kadar süre gözümden yaşlar düştü bir haberdim fakat yavaş yavaş bilincim kapanıyordu başımda çok fazla ağrı vardı ağlamaktan şişen gözlerim dahi açılmazken kendimi uykunun kollarına bıraktım. Gece boyunca ağrıdan kıvrandım, ilaç içmekten bir hal olan vücudum bir ilaç daha alsa zehirlenecekti. Saat kaçtı ya da gün doğmuş muydu bilmiyorum ama susuzluktan bayılacaktım bunun bilincindeydim. Yanımdaki tepsi de alınmıştı ben uyurken. Kendimi çok yormadan yatak başlığından destek alarak yatağa oturup ayaklarımı sarkıttım. Başım dönüyordu bir süre baş dönmem geçsin diye bekledim ardından yataktan kalkıp bir elimi duvara bir elimi karnıma koyarak ve yavaş adımlar atarak kapıya doğru yürüdüm. Kapı aniden şiddetle açılınca irkilerek kocaman gözlerle kapıya baktım. Berdan simsiyah gözlerle bana bakınca derin derin nefes aldım. "Ne işin var ayakta?" Sorusuyla kapıyı kapattı. "Çok susadım. Düşüncesiz olduğun için bilmemen normal insan bir su koyar." Çemkirince odadan çıktı. Ben de hala kapıya doğru yürürken kapı tekrar açıldı. Elinde su ile gelen Berdan'a çaktırmadan sırıttım. "Geç otur bir daha kalkma canımı sıkma benim. Bu odadan çıkmakta yok. Nikah kıyıldıktan sonra çıkacaksın bu odadan." Kaşlarımı çattım anlamsızca. "Şu konuda anlaşalım Berdan Ağa (!) Ben senin emir kulun değilim bana emir vermeyi kes ve ricada bulunmayı dene. Emin ol daha iyi anlaşacağız." "Seninle anlaşmak istediğimi nereden çıkardın ki Arin Hanım?" Sorusu ile sinirle gülerek yatağa oturdum. "Ne hoş ikimizin de cehennemi yeni başlıyor desene. Çünkü benim de seninle anlaşmaya hiç niyetim yok," diyerek simsiyah gözlere baktım. "Cehennem sıcaktır Arin yanarsın," dediğinde güldüm. "Ben yanarsam bil ki daha çok yakarım..."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD