— "Sen... Sen benim yaralarımı böyle saracaksın da... Peki senin yaralarını kim saracak Yüzbaşı?" Işık’ın sesi, hastane odasının steril sessizliğinde yankılandığında Karan’ın tüm bedeni buz kesti. Otizmin getirdiği o keskin duyusal algılarıyla, bu sorunun ağırlığını teninde bir darbe gibi hissetti. Bakışları, odanın karanlık bir köşesine; zihninde hiç susturamadığı o görüntülerin olduğu yere, sanki orada Elif’in gölgesini görüyormuş gibi takılıp kaldı. Karan için geçmiş, bitmiş bir şey değildi; her an, her koku ve her sesle yeniden canlanan canlı bir haritaydı. Yüzünde, acının en saf hali belirdi; kasları gerildi, gözbebekleri o karanlık köşedeki hayali noktaya kilitlendi. Işık’ın elini yavaşça bıraktı; bu temas kaybı onun için bir güvenlik duvarının yıkılması gibiydi. Sanki kendi kaderin

