"Kimi yeminler bozulmak için, kimi ruhlar ise birbirinde şifa bulmak için beklenir. Ben senin yanmış ormanına yağmur, sen benim kimsesizliğime mevzi oldun. Şimdi nizam sustu, veriler silindi; geriye sadece sistemimdeki tek hayat olan 'sen' ve kalbimin sığındığı o sonsuz mühür kaldı. Biz o gece sadece teslim olmadık; küllerimizden yeniden, birbirimizde doğduk." Işık'ın anlatımıyla devam..... Babam ve o kadın –hayatımın üzerine kara bir bulut gibi çöken Zeliha– kapıdan çıktıkları an, kendimi daha fazla tutamadım. Gözlerimden firari gibi kaçan yaşları durdurmaya ihtiyaç duymadım; aksine, özgürce akmalarını istedim. Omuzlarımdaki o ağır yük, bir anda çözülüverdi. Odadaki sessizlik, dünyanın en büyük gürültüsünden daha çok acıttı canımı. Bir psikolog olarak danışanlarıma hep şunu söylerdim:

