"Otuz iki yıl boyunca hayatı bir nizam, ölümü bir görev sayan Karan Hazer; en büyük savaşını bir kadının uykulu nefesinde kaybedeceğini asla bilemezdi. Bazı cennetler vardır ki kapısında nöbetçiler beklediği için değil, dokunulduğunda sevilen ruhu yakacağı için yasaktır. Karan için o 'bal küpü', tadına bakıldığında dünyayı unutturan bir vuslat, dokunulduğunda ise Işık’ın geleceğini küle çevirecek bir kor ateşti. O sabah, bir askerin çelikten iradesi, bir kadının teninde ilk kez barışı kazandı. Karan, hiç bilmediği bir dilde yazılmış en güzel şiiri Işık’ın kokusundan okurken; bir deryada boğulmak yerine, sevdiği kadını kendinden bile koruyacak o fırtınalı liman olmayı seçti. Çünkü gerçek aşk; en yoğun arzunun orta yerinde bile sevdiğinin saç teline zarar gelmesin diye kendi yangınında tek

