BÖLÜM 2 – Rüyanın Ardında

229 Words
Sabah sessizdi. Hava serin ve hafif nemliydi. Kampüs yolları boştu, gri bir sis gibi yayılmıştı sessizlik her yere. Derin iki eliyle tuttuğu sıcak kahve bardağını sıkarak üniversitenin arka kapısından içeri girdi. Uykulu gözlerle yürüyordu ama içi kıpır kıpırdı. Nedenini bilmiyordu. Sanki bugün… sıradan bir gün değildi. Kafeteryaya girdi. Henüz erkendi. Masalar boştu, ışıklar loştu. Hemen tezgâhın arkasına geçti, saçlarını geriye attı, önlüğünü taktı. Her zamanki rutin… Ama sonra gözleri bir masada takılı kaldı. Köşede oturan bir adam vardı. Yalnızdı. Sade giyinmişti, ince yapılıydı. Sarı saçları göze çarpıyordu. Ama asıl dikkat çeken, bakışlarıydı. Derin irkildi. Tanımıyor gibiydi ama tanıdık geliyordu. Gözlerini kaçırdı. Fakat farkında olmadan tekrar o adama bakıyordu. İçinde garip bir his oluştu. Açıklayamadığı, tanımlayamadığı bir şey… Adam gözlerini onun üzerinden çekmiyordu. Bakışlarında bir derinlik vardı. Sanki Derin’in içini okuyordu. “Tanıyor muyum ben bu adamı?” diye düşündü Derin. “Yok, mümkün değil.” Ama o his… geçmedi. Derin kendi kendine fısıldadı: — “Bu saçmalık. Kimseyi tanımadan neden böyle hissediyorum ki?” Yine de kalbindeki huzursuzluk gitmedi. Sanki zaman yavaşlamış, o masa her şeyin merkezine yerleşmişti. Sonra bir an… göz göze geldiler. Adam hafifçe gülümsedi. Sessizdi ama içini sarsan bir sessizlikti bu. Derin hızla başka yöne baktı. Ama bakışların izi kalmıştı. O an bir şey uyanmıştı içinde. Tanımadığı ama unuttuğu bir şey gibi. Derin, adımlarını hızlandırdı. Arkasına bakmadı. Ama içinde bir ses, hâlâ o adamın gözlerini hatırlıyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD