Bölüm 5 – Masadaki O, Gözlerdeki Ben

245 Words
Derin sınıftan çıktıktan sonra hızlı adımlarla kafeye doğru yürüdü. Kampüsün arka tarafında kalan, küçük ama kalabalık bir yerdi. İçeri girerken güneş gözlerini kamaştırdı ama hiç durmadan ilerledi. İçeri girer girmez hemen önlüğünü aldı. Boynundan geçirirken kendi kendine mırıldandı: “Evet Derin… Şimdi öğrenci değilsin. Burada çalışansın. İşe dön.” Arka tarafa geçti, küçük aynaya göz attı. Yüzü hafif terlemişti, saçları dağınıktı. Kıvırcık olmayan ama kendi halinde dalgalı saçlarını elleriyle düzeltmeye çalıştı. Bir yandan da aynaya bakarak dudaklarını kıstı: “Bu saçlar niye hep böyle? Sanki rüzgârla kavga ediyorlar.” Derin küçük bir nefes aldı. Sonra gözlerini kapatıp yeniden açtı. Sanki zihnini sıfırlıyordu. Tezgahtan siparişleri aldı. İlk masaya kahveleri koydu, sonra ikinci masaya yöneldi. Ve tam o anda… onu gördü. Martin. Bir köşe masasında, yalnız. Elinde defterleri, önünde bir fincan kahve. Yüzü ciddiydi — her zamanki gibi. Ama dikkatini dağıtan bir şey vardı. Daha doğrusu… biri. Derin bir an duraksadı. Kahve tepsisini neredeyse düşürecekti. Kalbi aniden hızlandı. “Hocam burada… Neden burada? Yani burası halka açık ama… Niye burası? Ve… neden bana bakıyor?” Martin bir anda başını kaldırdı. Gözleri, Derin’in gözlerine değdi. Soğuk ama sabit bir bakış. Ne gülümseme vardı, ne de şaşkınlık. Derin hızla başını çevirdi. Kahveyi diğer masaya bıraktı ama adımları artık daha tedirgindi. Sanki tüm sınıf önünde sınavda gibiydi. Ellerini silerken içinden geçirdi: “Sakin ol Derin. O sadece bir hoca. Sadece… biraz fazla ciddi biri. O kadar.” Ama o kadar değildi. Çünkü Martin’in bakışları, onun öğrencisi olmayan tarafına da değiyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD