Bölüm 4 – Yeni Bir Göz, Başka Bir Yüz

371 Words
Henriette ve Mariam hâlâ Martin hakkında fısıldaşıyordu. Kimi cümleler abartılıydı, kimi heyecanlı. Ama Derin artık başka bir yerdeydi. Masasına dönmüş, defterini kapatmak üzereydi. Sınıftakiler yavaş yavaş dağılmaya başlamıştı. Tam o sırada, ön sıralardan biri arka tarafa doğru yürümeye başladı. Gözler ona döndü. Henriette hafifçe doğrulup fısıldadı: — “Julian…” Derin başını çevirip baktı. Genç adam dikkat çekiciydi. Uzun boylu, duruşunda bir rahatlık vardı. Üzerinde şık ama sade bir ceket, omzunda deri çanta, elinde kahve bardağı… Sınıfa göz gezdirirken, bakışları Derin’in oturduğu yerde kısa bir süre durdu. Sanki bir şey arıyordu. Ya da birini. Adımları netti. Kararlıydı. Henriette hafifçe toparlandı ama Julian, onun yanından geçip doğrudan Derin’e yöneldi. — “Merhaba,” dedi sakin bir sesle. Bakışları netti. Ne çekingenlik vardı, ne de kibir. — “Sanırım sen de benim gibi tekrar başladın okula, değil mi?” Derin kısa bir duraksamadan sonra başını kaldırdı. — “Evet,” dedi sade bir tonla. Gülümsedi ama hemen sonra gözlerini yana çevirdi. Henriette hemen araya atladı: — “Julian! Ben de bu sınıftayım, hatırladın mı?” Julian hafifçe başını salladı. — “Evet, daha önce tanışmıştık.” Henriette’nin yüzünde bir sıcaklık belirdi. Ama Julian, tekrar Derin’e döndü. Bu kez daha dikkatli baktı. Sanki bir ayrıntıyı çözmeye çalışıyor gibiydi. — “Ben Julian,” dedi ve elini uzattı. Derin önce hafifçe durdu, sonra elini uzattı. — “Derin.” Eller birkaç saniyeliğine birleşti. Kısa ama garip bir temas vardı. Tanıdık ama belirsiz bir enerji… Julian başını hafifçe eğdi: — “Görüşürüz,” dedi ve arkasını döndü. Tam kapıdan çıkarken durdu. Bir an düşündü. Sonra geri dönüp tekrar Derin’e baktı. — “Bu arada… az önce söylediklerin dikkatimi çekti. Öylesine söylenmiş bir cümle gibi değildi. Bazı sözler insanın içine dokunur ya… seninki öyleydi.” Derin bir şey demedi. Ama bakışları sabit kaldı. Sanki söyleyecek bir şey vardı, ama zamanı henüz gelmemişti. Henriette ve Mariam tekrar yanaştı. — “Kafeye geçiyoruz, sen de gelsene?” dedi Mariam. Derin hafifçe gülümsedi. Ama gülüşünde hafif bir alay vardı. — “Üzgünüm, sizinle gelebilirim… ama sizinle oturamam.” İkisi birden şaşkınca baktı. — “Neden?” Derin yanıtladı. — “Çünkü ben orada çalışıyorum.” Birkaç saniyelik sessizlikten sonra kahkahalar patladı. Ama Derin’in gülümsemesinin altında, hâlâ görünmeyen bir gölge vardı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD