Bu yakışıklı çocuğun ismi Carl idi. Yaklaşık üç gündür hareketsiz uyuyor hiç bir tepki vermiyordu, üçüncü günün sonunda Amor'un yanından çıktım ve Carl'ın yanına gittim. Titremeye başlamıştı, misket tanelerini andıran su damlacıkları dökülüyordu teninden. İçinde zorlu bir savaş veriyordu çok belli oluyordu. Ateşini düşürmem gerekiyordu bildiğim bir kaç ot toplayıp karışım hazırladım, karışım onu kendine biraz da olsa getirecekti. Bunun anlamı dönüşüm gerçekleşiyordu, vücudu ne kadar dirense de ruhu bu dönüşümü çok istiyordu. Ateşi normale döndükten sonra onu bağladım ve Amor'un yanına döndüm ertesi gün akşamına dönüşüm tamamlanmış olacaktı. Bu benim için önemli ve büyük bir adımdı. Amor'un yanına tekrar gittiğimde hala uyuyordu, gece uyanmıştı bunu baş ucundaki su bardağından anlıyordum. Yanına uzandım çok değil sadece 20 dakika kadar ayrılmıştım yanından bunun için bir bahane bulabilirdim. Sarıldım sıkıca,kokusu çok güzeldi kısacık sürede bile özlemiştim onu. Sabah erkenden kalkması gerekiyordu dersi vardı. Uyanmış yine güzel bir kahvaltı hazırlamıştı. Beni öperek uyandırdı. Beraber kahvaltı yaptık, Amor düşkündü böyle aileyi anımsatan, sıcaklık dolu şeylere. Kafasını içinden getirdiği sözleri duyabiliyordum, benim dün gece nereye gittiğimi merak ediyordu ama yanlış anlarım diye sormaya çekiniyordu. Ondan önce ben atıldım; Sevgilim dün biraz sıkıntı bastı gece uykuda tutmayınca koşuya çıktım. dedim . O sormadan benim söylemem onu hem rahatlamış hem de mutlu etmişti. Kahvaltıdan sonra okula beraber gideceğimizi düşünüyordu ama bir bahane buldum, çarşıda işim olduğunu akşam için sabırsızlandığımı söyledim
Sözlerim onu da oldukça heycanlandırmış olacaktı ki itiraz etmeden, soru sormadan tamam dedi beni öpüp çıktı evden. Amor okula gittiğinden emin olduktan sonra ben de Carl'ın yanına yanına gittim. Eğer başarılı olduysam ki bence oldum onun için yiyecek bir kaç hayvan aldım yanıma, ilk defa susuzluğunu dindirmersi hem zor olacaktı hemde bir hayvan ile dindirecek olmasının zorluğunu yaşayacaktı. Bembeyaz, buz gibi teni ile mavi gözleri artık sarı renkte parlıyordu. Başarmıştık, yanına gittiğimde bana öfkelenmişti, sebebinin onu bağlamam olması beni güldürmüştü. Susuzluğunu kontrollü gidermesi gerektiğini öğrettim ona. Henüz çok başındaydı, acemiydi buna rağmen her şey mükemmel ilerliyordu. Bundan sonraki dönüşümleri yapacak kişi Carl dı, görevi ona veriyordum. Artık neyin nasıl yapılması gerektiğini, insanların ölmesine izin vermeden hareket etmesi gerekiyordu. Yeni olmasına rağmen kontrol gücü çok yüksekti, eskisi gibi ezik bir ergen olmadığının farkındaydı. Bu yüzden çok dikkatli olmalıydı, en ufak hata hayatımıza mâl olabilirdi.
Akşam olmasına az kalmıştı, eve döndüm Amor'un en sevdiği yemeklerden biri olan portakallı ördek pişirdim, sofrayı bir güzel donattım. Sıra yatak odasına gelmişti, ne zamandır giymek için sabırsızlandığımı geceliğini giymiştim. Böylelikle yemekten önce tatlı yiyecektik. Akşam için hazırlık yapacağımı bildiği için kapının ziline bastı gelen Amor du kokusunu alabiliyordum. Saniye geçmeden kapının önüne varmıştım. Büyük bir heyecanla kapıyı açtım, kan kırmızısı renginde geceliklerimi görünce büyülenmişti, içeri girer girmez öpüşmeye başlamıştık, ters giden bir şey vardı hissetmiştim. Biri bizi gözetliyordu yine,
Amor'a önce ne yapmak istediğini sordum o esnada camları kontrol ettim, perdeleri kapattım. Yanına yaklaşıp şimdi ne yapmak istersin diye kulağına fısıldadım. Resmen bana yapıyordu Amor bir dediğimi iki etmiyor, çok seviyordu beni. Bana her dokunuşun da aşk vardı, iliklerime kadar hissediyordum bu aşkı, kaçamıyordum kaçmak istemiyordum da. Her şey olması gerektiği gibi ilerliyor, her birleşmemizin doyum noktasına vardığımızda adım atacak hali kalmıyordu minik kurbağamın. Çok acıkmıştı üstelik, biraz birşeyler yemek için içeriye geçtik, yaptıklarımı görünce yorgunluğuna rağmen hepsinden yedi. Saat epey geç olmuştu, yarın ikimizin de yapması gereken bir yığın iş vardı.
Amor'un üstüne atlamak için kendimi zor tutuyordum ve bunu yaptığımı düşünmek bile kilotumu ıslatmaya yetmişti. Bu kez daha inmedim ve elimi çıplak bacağımı atıp okşamaya başladım Amor'un yüzündeki gülümseme hareketlerimi izlerken yavaş yavaş sormuştu değerini kırık gözlere bırakmıştı. Gözlerinin altında yavaş yavaş kararma başladığını gördüm ve bu beni daha da aldırmıştı ama orada dedim nefes nefes inleyerek tam olmasa da duran bardağı aldı ve tek yudumda hepsini içtikten sonra ayağa kalkıp yanıma geldi. Ben nefes nefese onu izleyerek bacaklarımdaki ellerimi yavaş yavaş eteklerimi de toplayarak yukarıya çıkarken ama üstüme eğildi ve bir bacak arama ulaşmak üzere olan elini tuttu. Burada olmaz gözlerim dedi yüzüme doğru başımı kaldırıp bir kaç santim uzağında kalan dudaklarına uzanacağım sıra diğer eliyle çenemden tutup durdurdu beni. Vücudumuzu saran ateş yüzünden kapıdan adam ve bacaklarımı biraz daha birbirine bastırıp dinledim ama gözleri birkaç saniye vücudunla gezdirdikten sonra yeniden gözlerime çıktı. Eğer uslu durursan ve biz odaya gidene kadar normal davranırsan ne istersen yaparız tamam mı? ,dedi. Dudaklarıma doğru konuşarak sıcak nefesi yüzünden daha fazla sızladım ve yeniden inledim tamam demiştim aynı zamanda Amor belimden tutup çekti ve dik durup bileğimdeki eliyle de beni kaldırdı dediği gibi uslu durmak için ellerime kollarına koydum ve sıkı sıkı yapıştım. Amor yürümeden önce masadaki benim bardağımı da almış ve bir yudumda kafasına dikmişti sonra elini belime koydu ve ben de onun beline sarıldım. Sarsak adımlarla ona eşlik ederek asansöre kadar gelmiştik, parti salonuna giren iki asansör bugün özel olarak kapatıldığı için Amor beni dikkatle izleyen gözleri ve sessizlikle yaptığımız anlaşmaya devam ederken olduğumuz yerdekiler yavaş yavaş kalkmış ve yalnızca biz ve birkaç garson kalmıştı. sarışın bir garson kadın elinde içeceklerle dolu tepsi ile yanımıza gelip birer bardak önümüze bırakınca gözlerimi kaldırıp amora baktım rahat bir tavırla önüne konan vardı alıp yudumlayın ca Ben de elimi kendi bardağımı alıp buzlu içeceği avuçlarım aldım soğukluk tek basmış avuçlarıma iyi gelmişti ama o elini uzatıp bardağını bana doğru kaldırınca ne yaptığını anladım ve ben de aynısını yapıp bardaklarımı zıt oluşturdum sonra bardağı mızı aynı anda çekip birbirimizin gözlerine bakarak yudumladı bu tatlı alkolü zorlanarak da olsa yurt muştum önce sonra da mideme kadar her yerimi yanmaya başlayınca bir şeyler yeme ihtiyacı hissederek elimdeki bardağı çabucak masaya bırakıp çikolatalı kurabiyeler den bir tanesini ağzıma attım ama Rum güldüğünü de göz ucuyla görmüştüm ama karşılık vermedim parmaklarıma bulaşan çikolatayı yaladıktan sonra tam bir tane daha kurabiye aldım diğer kurabiyeyi de yerken ağır ağır bastıran sıcaklık yüzünden masaya koyduğum içecekten Bir yudum aldım ama onunla göz göze geldiğimizde yüzüme küçük bir gülümseme yerleştirdim o da bana karşılık vermişti aynı ara elindeki bardağı dudaklarına dayayınca bacak aramda aniden belirsiz ile şanssızlığı ile küçük bir inleme ağzından Alev aldığım hissediyordu hamurun bardak tutan eli döndü ve kasları küçük bir kavis yaratarak rahatladı bardak masaya geri bırakmaya çalışırken hissettiğim sızıdan titremeye başlamıştım ve bardaktaki içecek titremenin etkisiyle parmaklarıma dökülmüştü biraz ama bardağı ağzından indirdi ve benim inleyerek bacaklarımı birbirine bastırma mı izledi kaç tane olduğunu anlayamamış olsa da hızla inip kalkan göğsüme ve Aralık dudaklarıma bakınca yüzündeki yutkundu unu gördüm güldüm gözlerine usul usul yumdu ve aniden kollarını uzatıp çıplak bedenime kendini çekip sarıldı tepki vermedim 150 sırtında diğeri de ensem deydi üzgünüm diye fısıldadı tepki vermedim ensemdeki eli usul usul saçlarını okşamaya başladığında iki yanında asılı kalmış kollarıma kaldırıp suratına koydum derin bir nefes aldım yüzümü boynuna gömdüm güzel bakıyordu ama kimse bunun kadar güzel bakamazdı başımı sert göğsünden kaldırdım ve uyku mahmuru gözlerini aralayıp ona baktım saçları anında düşmüştü ve buğday tenine henüz doğmuş güneş'in ışıkları vuruyordu dün burnu ve hafif dolgun dudakları vardı hafif hafif sakalları vardı nefeslendim güzel kokuyordu ama burnum o kokuyu istiyordu yalnızca onu demek uykumda izliyordum beni dediğin değil kedim bir anda sözlerini ağır ağır araladı ve kırık gözlerime baktı cevap vermedim bir süre birbirimize baktık ne gördün rüyanda dedi bu sefer kaşlarımı azıcık çattım niye ki dedim güldü tüm gece rüyanda gülümsedin sonra beklemediğim bir anda uzanıp burnumun ucuna dokunur dudaklarına geri çekildim gözüm gözleri dudaklarına kaydı ama bu bakışta Arzu yoktu görmek istediği bir şey varmış gibi bakmıştı sonra yeniden gözlerine baktı hak dedi eğitim var bugün de dedi ve bedenini kaldırdı Ben de onunla birlikte kalkmak zorunda kalmıştım bugün de oraya gideceğini hanım sayınca nefeslendim oraya hem deli gibi geri dönmek istiyor yandan da istemiyordum hem de oturup hıçkırarak ağlayacak kadar yataktan kalktık elini kaldırıp dağılmış saçlarına yerleştirdi komidinin üstünde attığı tişörtünü alıp giyerken onu izledim güzel bir vücudu vardı Hacılar vücudumdan silinip giderken jestler ve senin Keskin kokusu da terk etti sırtımdaki taşlar yerine koltuğunu yumuşak zemine bıraktı ağır ağır araladım gözlerime ve beyaz tavan gördüm sessizlik hakim de her yana ama kulaklarımı uğultusu sessizliği karışmama engel oluyordu yavaş gözlerini tavana girdi başka özel Mavi gözlerine baktım bitti dedi yumuşak bir sesle ardından elini uzatıp bu oyundaki iğneyi çekip çıkardı sonra boynuma doladı henüz farkettiğim ellerindekini çıkardı gözlerini boynundaki çizgiye dokunduğunu biliyordum yavaşça yerinden doğruldu ve hızlı hızlı alıp verdiğim nefesleri mi kontrol altına almaya çalıştım o anda gözlerin başka bir gözle buluştu boş bakan kahverengi gözler beni izliyordum umursamadım hayatıma bilip bilmemeleri hatta bana acayip acı mamaları bile umrumda değil de yalnızca biraz önce tekrarlanan geçmişinin ağırlığı çökmüştü üstüme gidebilir miyim dedim doruk'la bakarak kılabileceği verdiği yere koyarken başını aşağı yukarı salladı ve sonra da gidebilirsin dedi oturdum koltuktan kalkıp kapıya gittim Hala kendime gelemem iş vaziyette yatağa sırt üstü attım kendime kalbim deli gibi atıyordu ve içimde rahatsız eden bir boşluk hissediyordum nefeslerim yetmiyor gibiydi orada öyleyse kaç saat kaldın bilmiyordum ama o da karanlığa gömülmeye başlamıştı yanıma oturdu Ah kokusu hala burnumda haydi kalk bir duş al istersen açılırsın dedi. Yumuşak bir sesle derin bir nefes aldım ve nefes verirken ayaklandım banyoya gidip çabucak üstünlüklerinden kurtulup kendimi ılık suyun altına attım su hızlı hızlı tepemden dökülürken nefeslendim, bir süre sonra banyonun kapısını açılıp kapandığını eşittir ama bulamadım. Bir kaç yaş artı dolu kulağıma suyun sesinin ardından gelen biraz sonra duşa kabinin kapağı açılınca kaşlarımı çatıp arkamı döndüm bir çift kahverengi önünde duruyordu yalnızca gözlerine bakarak kabinin kapağını kapattı tek mi attığım adam da geldi sen seni az önce vurduğun sikimle öyle bir seveceğim ki ölmek için yalvaracaksın dedi öfkeyle ellerimi sıkıp yumruk yaptım onları öldürmek istiyordum elinde bıçak olan adam gülerek yumruklarımı baktı. O, civcivi bak sen! Ne de küçük eller onlar diye dedi eğlenir gibi sarhoşlardı belki de başkası bile işinize gidin dedim güçlü çıkması için özenli bir sesle ama bu esnada onlar da hiçbir etki yaratmamıştır bıçaklı adam üstümüze birkaç adım daha atınca önce atılıp bıçağı tutan elinden tuttum ve yüzüne tüm gücümle yumruk attım adam geriye doğru sen de deyince başka biri kolumdan tutup beni sertçe geriye savur'da geri geriye yalpa London ve sırtımı duvara çarpınca durdum diğeri de şehir banlı tutmuştu ve şehriban tüm gücüyle çırpınarak ondan kurtulmaya çalışıyordu ama o diye bağırdım yüzüne vurdum adam elime tersiyle dudağındaki kanın sürerek etrafa bakındı sonra kollarını iki yana açtı ve güldü burada size yardım edebilecek kimse yok güzelim direnmenin manası yok dedi lanet ettim bu seferki lanetin bizi bu pislikten güçsüz tam yaşadığım cayak olmuştum gözlerim tekrar ve aradı kaydığında adamın onu yerde yatırdığını gördüm öfkeyle hırlayarak ileri atıldım ama ona ulaşamadan yere yığıldım kaldım bedenim karıncalanıyordu. Bu bıçak camdan yapılmıştı tıpkı benim gezegenden getirdiğim cam gibi. Aksi halde bu bıçağın bana zarar vermesi imkansızdı. Oldukça zayıf düşmüştüm.