İhanet Gecesi

1874 Words
Amor dönüşünden bir önceki gece çok içkiyi aşırı kaçırmış ve ne olduğunu hatırlayamayacak kadar sarhoş olmuştu, o gece onu defalarca aramama rağmen telefonlarıma asla cevap vermemişti, endişeleniyordum onun için ama yapacak bir şeyim yoktu. Telefonun başında çaresiz bir sokak köpeği gibi bekliyordum, başımı iki elimin arasına almış, gözlerimi telefona dikmiş öylece bekliyordum. Kalkıp yanına gitmem çok zamanımı almazdı ama neyle karşı karşıya kalacağım konusunda bir fikrim yoktu. Bu yüzden sürümden birini gönderecektim, hazırlandım evden çıktım ve en güvendiğim kişi Carl hepsinden hızlıydı Amor’un olduğu yere gidip onu takip etmesini istedim, içime bir şüphe düşmüştü, endişeleniyordum aynı zamanda. Evet yaptığımın ne kadar yanlış olduğunun farkındayım, bir terslik vardı iyi olup olmadığından, neler yaptığından haberdar olmam gerekiyordu. Sabahtan beri haber alamadığım için Carl'ın oraya gitmesi çok kısa sürmüştü. Carl olan biten her şeye şahit olmuştu. Ama gördüklerini bana anlatmak istemiyordu çünkü yapacaklarımdan, vereceğim tepkiden korkuyordu. Amor dönmüştü, biraz mesafeli ve soğuktu bana karşı, anlam verememiştim ne olduğunu sorduğumda hiç bir şey anlatmıyor beni geçiştiriyordu. Carl’ı yanına gidip olan biteni öğrenmek için sabırsızlanıyordum. Ama Carl ortalıkta yoktu dönmemişti, bu yüzden sinirlendim gözlerim den taşan ateş kıvılcımları öfkemin ne kadar büyük olduğunu ortaya koyuyordu. Eve dönmüştüm, Amor uyuyordu yanına uzandım ve ona sarıldım, beni fark etmiş olacak ki kendini geri çekti. Düşüncelerini okuyamıyordum, bir şeyler sakladığı ortadaydı ama ne saklıyordu? Ve benden düşüncelerini nasıl saklayabiliyordu? Aradan iki gün geçti, Amor’un bana karşı olan tavrı istememekten çok utanıyor gibiydi, yemek yiyorduk bir an düşüncelerini duydum bir kadın vardı aklında ve kim olduğunu merak ediyordu, kendini suçluyor ve çok kızıyordu. İyi misin diye sordum, tekrardan beni geçiştirdi. Carl gelmişti kokusunu alıyordum, bahane buldum ve evden çıktım. Bana olup biteni anlatması için kimsenin bizi tanımayacağı bir mekana sözde bir şeyler içmeye gittik, sabrım gittikçe tükeniyordu yapacaklarımdan korktu Carl ve saçmalamaya başladı gözlerimi ona diktim ve kim olduğumu hatırlattım. Ağzından dökülen o kelimeler benim canımı yakmıştı. O gece 4 arkadaş bara gitmişler ve kendilerini kaybedecek kadar çok içip sarhoş olmuşlardı. Bardan çıkışları sarmaş dolaş gereksiz hareketlerle doluydu. Amor elini kızın kalçasına yakın şekilde belinden kavramış, şarkı söyleyerek yürümeye başlamışlar yanlarındaki arkadaşları onlardan ayrılmış. Sonra kızın kaldığı eve gitmişler ve Amor orada ona hiçte yakışmayacak hareketlerde bulunmuş, en son deliler gibi öpüşürken görmüş onları gerisi malum. Bunu bana söyleyenin Amor’un olmasını çok istemiştim ama bana anlatmak yerine benden kaçıyordu. Öğrendiğimi söyleyemezdim suçlu duruma düşecektim, eve döndüm ve kahve yaptım sakin kalmaya çalışıyordum. Öfkemle onu öldürebilirdim fakat onu seviyordum, bana karşı ilgisinin neden azaldığını sordum verdiği yanıt seni çok seviyorum öyle bir şey olamaz, olmuştu sevgi böyle bir şey miydi gerçekten? İş için gittiği gün neden telefonlarıma yanıt vermediğini, onun için endişelendiğimi anlattım. Bana sarıldı pişmanlık dolu bir sarılış ve ağlamaya başladı. Özür dilerim dedi. Neden böyle söylediğini sordum sanki hiç bir şey bilmiyormuş gibi. Bana o gün olan her şeyi anlattı, sadece barda içtiklerini hatırladığını daha sonra sabah yanında arkadaşının çıplak şekilde uyuduğunu hiçbir şey hatırlamıyordu fakat ne yaptığının farkına ancak sabah uyanınca vardığını söyledi. Amor'un gözleri dolmuş, minik minik damlalar akıyordu. Pişmanlığını görebiliyordum gözlerinde, bu yüzdendi benden uzak duruşu, kendisine olan öfkesiydi sebebi. Kendini bu şekilde cezalandırıyordu. Benim ona karşı olan hislerim bir anda durmuştu, öfkeliydim fakat ne yapacağımı bilmiyordum. Onu öldürmek geçiyordu içimden, param parça etmek ama bu acizlikti. Kendimi suçlamakta öyle. Eğer bir insan sizi aldattıysa ki aldatmak sadece cinsel birliktelik yaşamak değildir. Bir ilişkin varken biriyle farklı anlamda konuşmak yani günümüz tabiriyle flört etmek de aldatmaktır. Ve aldatmanın hiçbir mantıklı açıklaması olamaz bu karşınızdaki kişinin karakteri ve zayıflığı ile ilgilidir. 'Aldatmak' sözcüğünün sözlük anlamı yanılmasını sağlamak veya beklenilmeyen bir davranışta bulunmak olarak açıklanıyor. Yapılan eylem de tam olarak bu. Sevip değer verdiğiniz kişi sizi yanılgıya sürüklüyor ya da beklemediğiniz bir davranışta bulunuyor. En kötüsü ise bundan pişmanlık duymayıp bununla övünenler ve saklayanlar. Aldatmak kişinin kalitesizliğini ortaya koyar. Ve aldatıldıysanız bu durumda hiçbir zaman kendinizi suçlamayın. Bana dokunmasına asla izin vermedim, pişmanlığını görebiliyordum ama burnu biraz sürtmeliydi. Tabiri caizse köpek olmalıydı peşimde. Bunun anlamı onu affetmeme çıkıyor evet, bile isteye yaptığı bir şey değildi ama bu onu haklı çıkarmazdı. Aşkın gözü ne kadar da kör, birini sevince dünya umrumda olmuyor. Tüm gerçekleri görüyorsun her şeyin farkındasın ama seviyorsun. Kendime saygısızlık ettiğimi düşünüyorum. Ama onu bırakıp gidemeyecek kadar çok seviyorum. Evet hem de bu kadar kısa sürede, bu denli bir aşk. Nedenini soracak olursanız ben daha önce böyle bir sevgiyle karşılaşmıştım. Ne aile sevgisi ne de her hangi birinden böyle bir şey hissetmemiştim. Aşkın yarısı aptallık diğer kalan yarısının yarısı mutluluk geriye kalan ise acıdır. Aşık olabileceğim aklımın ucundan geçmezken üstüne bu kadar bağlanmam evet bu tam bir aptallik. Başka bir açıklaması olamaz. Hep bir gelecek hayali kurmuştumdur. Bir aile kurduğumda o ailenin iyiliği için elimden gelenin fazlasını hatta en iyisini yapacaktım. Ve Amor benim aile kurmak istedigim ve isteyeceğim tek erkek olması ihtimal değildi kesindi benim için. Düşünmek için zamana ihtiyacım vardı evet sonuç belliydi belki ama zaman geçsin istiyordum. İçimdeki bu yangını biraz olsun hafifletmem lazımdı. Yürürken kendimi bir hastanenin önünde buldum. İçeriye girdim ve en üst kata çıkıp bir sandalye oturdum. Etrafımdaki insanları inceliyordum, onlarin bu günlük telaşları, sevdiklerinin canı yanmasın diye ve yahutta kendi çıkarları icin sırf başkalarının yanlarındalardı. İnsanlık hem bu kadar iyi olup hem de bu kadar kötü nasıl olabiliyordu anlamiyordum. İki yüzlülük bana göre çok tiksinti bir şey. Yağlanmamış kapı seslerini beni çok ürkütmüştü normalde beni hiçbir şey korkutamaz diye düşünce gördüm ama bu ses çok rahatsız edici bir seste iliklerime kadar acı hissediyordum bu sesi duyduğum dan oturdum koltuklar kalktım. Biraz daha hastanede olup bitenleri izledikten sonra biri benim adımı seslendi etrafıma bakındım ama çevremde hiç kimse yoktu tanıdığım şaşkın gözlerle biraz daha bakındım daha sonra oradan gitmem gerekti hissine kapıldım ayağa kalktım ağır adımlarla yürümeye başladım adımlarım gittikçe hızlanıyor oldu gözlerim kararmaya başlamıştı acıkmıştım belli ki kan arzuluyordum. Biraz zaman alsa da sonunda asansörden inip o gri odaya girmiştik. Gözlerim merakla ona döndü bana bakmadı. Ve yürümeye başladı hemen ardındayım gri odanın sonundaki gri bir kapının önüne gelmiştik duvarla aynı olduklarından daha önce fark etmemiştim kapıyı Amor avuç içleri ile kapıyı iterek açtı gözleri bana döndü gülümsede tepki vermedim kapıyı geçip karanlığa girince onu takip ettim tereddüt falan yaşamamıştım çünkü umrumda değildi , aniden karanlığa boğulunca elimi kaldırdım çok karanlık dedim rahatsızlığını belli etmekten çekinmedim evet sesini duyunca çok yakında olduğunu fark ettim sıcak elleri kollarımı tutunca irkildim beni nasıl görüyordu yüzümde bir esinti hissettiğimde bunun onun nefesi olduğunu anladım seni şu anda öldürebilirim. Ama güldüm hemen sonra onu sildim engel olmayacak mısın bana sustum bunu yapmak için bir sebebim olmalıydı bense tüm sebeplerimi kaybetmiştim hayatta olmanın tek sebebi ölmeye cesaretim in olmamasıydı ölmeye yüzüm yok ama sorun olmayacaktır ölmek sana ne ifade ediyor? Dede usul usul yüzümü yalıyordu nefes nefese diye karşılık verdim kır danıştım hemen sonunda sanırım aklımı kaybetmiştim alnıma sıcak ve yumuşak bir şey yaslandı bu onun aldığı nefesti. Ne yapmaya çalıştığını anlayamıyorum anlayamıyordum sinir duydu eksikler var dedi. Daha çok kendi ile konuşur gibiydi bilmediğim şeyler var değil mi Bir adım sesi duydum ve kollarımdaki elerine ağır ağır aşağı kaydırmaya başladı yakınlaşmıştık biraz daha göğüslerim bedenine edecek kadar hem de sıcak edilerek kazağın kollarından başını çıkarmış parmaklarıma dokunduğunda irkildim. Parmaklarımı avuçlarının arasına alıp hafif bir baskı ile sıktı elleri sert ve nasırlıydı. Bunu sevmiştim ne olduğunu anlat emir verir gibi kaşlarımı çattım neden derin bir nefes verdi burnundan yüzümden geçti bilmemek hoşuma gitmiyor. Güldüm güldü anlatacak pek bir şey yok yalan söylememiştim kendime bile anlattıklarım sınırlı iken ona ne anlatabilirdim ki öyle olsun dedi tatmin olmamıştı sıcak alnını alnımdan çekilince düşecek gibi hissettim, uykum gelmişti sanırım bir elime bırakırken diğerini bırakmadı, gel dedi ve yürümeye başladı ayak uydurmaya çalıştım ama zifiri karanlıkta yürümek çok zordu baştaki elimi önüme siper ettim merak etme ben sana yolu göstereceğim kaşlarımı çattım gözlerimi halen mi kapalıydı. Elimi bırakır bırakmaz diğer eliyle tutup boşa kalan elini belime doladı merdiven dar dı bir adım sonra. Nasıl görebiliyordu yahu onun yardımıyla merdivenleri çıkmaya başladım durduk ve birkaç tıkırtı duydum elime bırakıp ama elimi bırakmadı biraz sonra gürültüyle demir bir kapı açıldı bir soğuk bir rüzgarı doldu etrafıma birkaç ışık dokundu gözlerime yürüdük çatıda serin havayı soluduğum yürüdük binanın bahçesinde ışıkları biraz biraz görüyordum ama asıl dikkatimi çeken kilometrelerce uzaktaki şehrin ışıkları ydı tam tepemde dolunaya çalan bir ay parıl diyordu yüzüme sıcakkan oturdu rüzgara karşı nefes seslenirken usul usul yumdum gözlerimi lanet ettim içimden bu haksızlık Amor hareket edince gözlerimi açtım tekrar neredeyse yüksek duvarların sonunda ayrıldık karşıma geçti bir eli yanağıma yerleşti ve oradan kayıp kulağımın kenarından saçlarıma daldı parmakları nefeslendim yarım kalan bir öpüşmemiz vardı dedi fısıldar gibi burnumu karıştırdım yarım bırakmayalım öyleyse güldü güldüm yüzü ağır ağır yüzüme inerken gülümsemeye devam ettik ta ki birbirimizin dudaklarını kavrayan a kadar üst dudağı mı emdiğin de onu taklit ettim Benim de ki eliyle baskı uygulayıp bedenimi kendi bedenine yasladı sıcaktı hoşuma gitmişti ani bir hareketle etrafımızda dönmemize sebep olunca ilk sildim ama belli elimden artık sırtım şehre dönüktü o ileri yürümeye başlayınca oraya onu uyudum ve geri geri yürüdüm düşecek gibi hissederken durduk 5'teki yavaş tavı temposunu artırdığı sıra ayak uydurma mı daha zor bir hal almış da saçlarımın arasındaki elini yumruk yapınca saçımı çekti biraz ama acıtacak kadar değildi burnumdan derin bir nefes aldım üstü dağımı diş dediğinde bir anda inledim küçük bir seste ama olmasını bir şey değildi ama onun hoşuna içmiş gibi gülümsedi durmak yerine daha hızlandı sert ve kabardı ama hoşuma gitmişti kasıklarım sızlıyordu saçlarımdaki Elif boynuna inince bu sızı daha da arttı baş parmağını içermeden başlayıp gerdanıma kadar sürdü irkildim onun dudaklarına yetişebilmek için büyük bir çaba sarf ediyordum aynı zamanda güldü bir kez daha ve dudaklarımızı ayırdık beceriksiz nefes nefese 7 nefes nefese idik yüzüm Alev almıştı terlemişim neden bu kadar nefes nefese kaldığınızı anlayamamıştım saatlerce koşmuş ama sadece öpüşmüş tük ve Saat gecenin ikisi olduğunda boş olan asansöre geçtik ama Urla asansörde seviştiğimizde ilgili hayaller doldururken zihnime alt dudağımı ısırdım ve bir dilimi pedinden ayırıp kendi ve deneme çözdürme ye başladım sanki o dokunuyormuş gibi hayal ederek göğüslerimin avuçladım sıra Amor bileklerinden yakaladı ve beni dönen başım yüzünden tam olarak kavrayamadığı bir hızda canımı sıkmayacak kadar yumuşak ama sırtımdan ses gelecek kadar sert bir sabırla asansörün duvarına yasladı beni dudakları anındadudaklarımı bulurken hiç olmadığım kadar vahşi bir tavırla onunla öpüşmeyi başardım büyük bir avuçlarından bir kalçama biri de göğsüme avuçla yayınca aynı anda inmedik tam o anda asansörün kapısı açılacağına dair O çalan zil duyulunca Teoman aniden Geri çekildi ve ellerine bedenimden ayırıp elimden tuttu ben olayların hızını çokluğun daha kendime gelememiş Ken çoktan koridordan çıkmış evimde evime doğru ilerlemeye başlamıştı bile koridorda öpüşen bir çift dışında başka kimsenin olmaması sanırım bizim şansımız da öpüşen çiftle dikkatli bakmamıştım ama ayakta resmen adamla sevişen kızın evde olduğunu anlamıştım evimin kapısının a varınca arsak bir tavırla eğilim ve bir ihtimalle kar suları bıraktığım anahtarı çevirdim ve odadan içeriye girdik kapıyı kapattı kapatmaz ama Urla döndüm ve omuzlarından destek alarak zıplayıp bacaklarımı beline sardım elleri hemen bacaklarımı bulmuştuk dudaklarımız da birbirini dilimi ağzının içine daldırıp ağzına yalayınca Amor birkaç adım attığını işittim sonra tahminle salondaki kanepeye oturmuştuk bacak arama baskı yapan sertleşmiş aletini hissedince kendini tutamayarak kendimi ona bastırdım ama o dilini ağzıma soktu ve ben onu dilini emerken ellerini bacağımın altına sokup popomu avuçladı meraklı bir tavır yerini eylerken bir ifadeye bırakmıştı kendi kendine avladın sen sanırım dedi yüzüne yerleştiği çarpıp gülümsemesiyle ne demek istediğini anlayamamıştım ne demek istediğini.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD