Öyle anlar öyle zaman dilimleri yaşarız ki, hiçbir kelime bu anları karşılamaya yetmez. Sessizliğin acı tadı düğüm gibi takılır boğazınıza. Kelimeler sanki yapışmıştır dilimize. Kızgınızdır hatta öfkenin en koyu halini yaşıyoruzdur. Elimize geleni fırlatma delice bağırma isteğiyle dolarız. Ama boğazımızdaki düğüm buna izin vermez. Usulca gömeriz öfkemizi içimize. Bırakırız dağıtsın bizi, parçalasın. Yapar da bunu. Sonra öfkemizin usulca bedenimizi terk ettiğini hissederiz. Talan edip bıraktıklarını toplamaz. Öylece süzülür hayatımızdan. İşte o anda hayatımızda öfkenin dağıttıklarının yerini kırgınlık alır. Bakışlarımız, dokunuşlarımız hatta her kelimemiz kırıktır biraz tam da bu yüzden. Öfkenin beni talan etmesini umursamadan en kırgın halimle itiyorum Kerem’i. O şaşkınlıkla bana

