Planlar

2186 Words
Biricik oturduğu aynanın karşısında kendi gözlerinin içine bakarak mırıldandığı sözleri düşündü bir an. Sevdiği hiç sevmemişti onu, sevmişti elbet ama bir kardeş, bir arkadaş gibi. Onu her gördüğünde kendi kalbi kuş misali kanatlanıp uçuyordu ancak konacak yeri yoktu. O kalpte Biricik' e yer yoktu. Henüz. Yüz hatlarını ön plana çıkaran sade ancak dikkat çekici makyajını dudaklarına sürdüğü hafif bordo mat rujuyla tamamladı ve içine çektiği nefesi sıkıntıyla dışarı verdi. Oturduğu aynanın karşısından kalktı ve hemen kenara bıraktığı stilettolarını eline alarak birkaç adım gerisindeki yatağına oturdu. Ayakkabılarını ayağına geçirdikten sonra yataktan kalkıp odasının bir köşesinde bulunan boydan aynanın karşısına geçti. Havaların giderek ısındığı bugünlerde giydikleri bugünkü hava durumuna ve de amacına oldukça uygundu. Üzerine giydiği askılı ve sadece göğüs kısmını kapatıp göbeğini açıkta bırakan büstiyerin altına aynı renk dizlerinde biten ve muhteşem vücut hatlarını ön plana çıkaran kalem eteğini giymiş, üzerine de siyah bir ceket alıp kombinini tamamlamıştı. Dudakları aynadaki görüntüsünden memnun bir şekilde kıvrıldı. Aynanın önünden ayrılıp bahçeye bakan penceresinin önüne geçti. Masada oturan abisi ve Doruk koyu bir sohbete dalmışlardı, aile üyeler ise çoktan çıkmış olmalıydı. Bakışları tek bir noktaya odaklandı, kahramanına. Geçen zaman ona çok iyi davranıyordu, dam resmen şarap gibiydi, yıllar geçtikçe değerleniyordu. Hüzün kapladı birden gözlerini, dolmaması için hızlıca kırptı birkaç kez. Hak etmiyordu bu kadar acı çekmeyi, aşık olmanın en kötü halini yıllarca yaşamıştı ve yaşıyordu. Karşılıksız bir aşk kanser gibiydi, yavaş yavaş öldürüyordu Biricik' i ancak kimse göremiyordu. Gözlerini kapatıp açtığında kaybolmuştu o hüzün dalgaları, yerini yine soğuk bakışlara bırakmıştı. Bir elini kaldırıp, hiçbir duygu barındırmayan ifadesine inat sırf karşındaki manzara için hızla çarpan kalbinin üzerine koydu. Dışarıdan duygularını belli etmeye bilirdi ancak onu her gördüğünde hızlanan kalbine yapabileceği bir şey yoktu. Zaten bu yüzden değil miydi geldiğinden beri bir kez olsun ona sıkıca sarılamaması. Korkuyordu hisseder diye. Hissetmemek mümkün müydü, bu kadar uzağında bile hızlanan kalbi yanında neler yapardı kim bilir. Böyle değildi eskiden, bu kadar belli edeceğinden korkmazdı ancak eskiden bu kadar özlemezdide. İstediği zaman yanında istediği an kollarındaydı ancak artık bu mümkün değildi. O kollara tek bir sıfatla girecekti ve o sıfatı başkalarına bırakmaya hiç niyetli değildi. Çalmadan açılan kapısıyla kimin geldiğine dönüp bakma gereği bile duymadı. " Jack bizi bekliyor, hazır mısın?" " Hazırım." Eva hâlâ pencerenin önünden bir milim bile kıpırdamayan arkadaşına doğru ilerledi. " Neye bakıyorsun sen?" Dışarıda oturanları gördüğünde dudaklarını birbirine bastırdı. Biricik' in şu an ki ruh halini bildiğinden bir elini kaldırıp omuzuna yerleştirdi. " Çok özlemişim Eva, onu karşımda böyle nefes alırken görmeyi çok özlemişim. Yıllarca fotoğraflarla avunmak canımı yakıyordu ancak herkesten yakın olmak istediğim insana, böyle uzaktan bakmak daha çok yakıyor canımı." " Şşşt, ne bu halin, dokunsam ağlayacaksın nerdeyse. Daha başlamadık bile Biricik, sana söz veriyorum mutlu olman için elimden geleni yapacağım." Biricikte olan bakışlarını dışarıya çevirdi Eva, bazı hatıralar hâlâ aldığı nefesi tıkar cinstendi. "Yıllarca beni yaşatmak için uğraştın, uğraştınız. Ne olursa olsun senin hakkın olanı sana vereceğim." Biricik Eva' nın şu an eskilere gittiğini bilerek hemen değiştirdi konuyu. " Peki Jack' e ne vereceksin?" dedi çarpık bir gülüşle. Kafasındaki düşünceler tamamen olmasa da dağıldı hemen. "Heeey, onunda bize bir borcu var unutma, biz ödeştik şimdi sıra sende Biricik, bizim sana olan borçlamızı ödemenin zamanı." Biricik Eva' nın omuzuna yerleştirdiği eli tutarak ona döndü. " Hayır Eva, böyle düş..." " Tamam tamam şimdi bunları konuşmanın zamanı değil," bakışlarıyla bahçeyi işaret etti. "bak kalkıyor senin ki, bu kadar hazırlık boşa gitmemeli bebeğim." deyip göz kırptı. " Ayrıca hemen yola çıkmalıyız, Jack çıldırmadan." " Haklısın, hadi çıkalım. Bizim için uzun bir gün olacak." Biricik ve Eva, ayaklarındaki topukluların merdivende çıkardığı sesler eşliğinde salona indiler. Bahçeden evin içine giren Doruk ve Umut gelen sese doğru döndüklerinde aldıkları nefesi bir süre içlerinde tuttular. Doruk şaşkınlığın ve hayranlığını yer edindiği gözlerini Biricik' ten ayıramazken, Umut dizlerine kadar gelen beyaz elbisesiyle yine bir melek gibi görünen Eva' dan bakışlarını çekemiyordu. Tabi bu kadar muhteşem bir beyazlığın hemen yanında olan koyuluğa bakmadan da duramadı. Kısacık bir zamanda kardeşinin üzerine yönelttiği bakışları tekrar Eva' yı bulamadan Biricik' in üzerinde kilitlendi. Kaşları hafif çatılırken kardeşini baştan aşağı süzdü. Tabi bu işlemi yapan tek kişi o değildi. Birkaç büyük adımda kardeşinin yanına varmıştı, gözlerini Eva' dan uzak tutmaya çalışarak kardeşini bir kolunun altına aldı ve yavaşça evden çıkmak üzere yürümeye başladı. Arkasından gelen, hâlâ bakışlarını Biricik' ten çekemeyen Doruk ve onun bu haline içten içe kahkahalarla gülen Eva ile birlikte. " Güzelim, bugün fazla iddialısın sanki." " Her zamanki halim abi, abartıyorsun." Umut yurt dışında kardeş ile geçirdiği vakitleri düşününce kesinlikle bu hali fazla iddialıydı. Belki ona karşı gelebilirdi ancak kardeşinin sert sesi bu işlere karışmaması konusunda uyarıyordu adeta. Neyse ki üzerinde ceketi vardı. " Sen öyle diyorsan, ama yine de ceketini çıkarma havalar bir öyle bir böyle hasta olma şimdi." Önce etrafına bakındı sonra kolunun altındaki kardeşinin kulağına hafif eğildi bir sır verecekmiş gibi. Bu hali kesinlikle çok tatlıydı. " Malûm hasta olunca pek bir çirkin oluyorsun." Sözünü bitirmesiyle karnına yediği çok sert olmayan ancak kesinlikle aldığı nefesi boğazına tıkayan bir dirsek darbesi yedi. Rahatlamak adına bir kaç kez gıcık tutmuş gibi öksürüp, dudaklarında verdiği karşılıktan memnun bir şekilde gülümsemesiyle hiçbir şey olmamış gibi ilerleyen kardeşine baktı. Neden onun kardeşi de diğer kızlar gibi değildi ki, yurt dışına göndermekle hata yapmışlardı kesinlikle. Bahçe kapısına yaklaştıklarında kapıda bekleyen korumalardan biri patronunu görür görmez diğerini bir baş işaretiyle arabayı getirmesi için göndermiş ve dış kapıya yaklaşan patronunun arkasında yerini almıştı. Biricik ve Eva alışık oldukları durumdan dolayı oldukça rahatken aynı durum hâlâ bu konuda şüpheleri olan iki genç adam için pekte normal değildi. Biricik yanında yer alan korumasından hemen sonra abisinin kollarından çıkıp ona döndü." İşimin ne zaman biteceği belli olmaz abi, ayrıca bana ulaşamazsanız merak etmeyin telefonum çekmeyebilir." " Nereye gideceksin?" " Dediğim gibi halletmem gereken işlerim var, akşam görüşürüz. Görüşürüz Doruk, gidelim Eva." Doruk' un ona cevap vermesini bile beklemeden yanındaki arkadaşı ve hemen arkasındaki korunmasıyla dış kapıdan çıktı ve arkasındaki iki çatık kaşlı adamın bakışları altında diğer korumasının açtığı kapıdan aracına binerek yola çıktı. Biricik' in bindiği araç henüz 20-30 metre ilerlemişti ki önlerinden geçen aynı model araba iki genç adamı iyice şüphelendirmişti. Umut giden araçların arkasından bakışlarını çekip aynı yöne bakan dostuna döndü. " Sen de benim gibi mi düşünüyorsun?" " Kesinlikle dostum, biriciğimizin bizden sakladığı bir şey var, ama içimden bir ses bunu o istemedikçe öğrenemeyeceğimizi söylüyor." Yolda olan bakışlarına Umut' a çevirdi." Yakında anlarız, hadi çıkalım bizde." Doruk ve Umut aynı araca binerek şirkete doğru yola çıktılar. Sürücü koltuğuna geçen Doruk yola çıktıktan sonra düşünceli bir şekilde yanında oturan Umut' a kısa bir bakış attı. "Nasıl olurda bu kadar değişebilir, beni uyarman gerekirdi. Ona nasıl davranacağımı şaşırdım, karşımda bambaşka biri var sanki." Biricik' in sert ve otoriter duruşundan kendisi de hem rahatsız oluyor hem de gurur duyuyordu. Eski neşeli hallerini özleyecek de olsa kardeşinin güçlü bir iş kadını olması içini rahatlatıyordu. Hafif bir gülümsemeyle bakışlarını, hâlâ düşünceli olduğu her halinden belli olan arkadaşına çevirdi. "Oda bizler gibi büyüdü dostum, sadece büyüdü." Doruk onu başıyla dalgınca onaylayıp yola dikkat kesildi. Oysa gerçek öyle değildi. Evet, Biricik büyümüş olabilirdi ancak iki genç adamın bilmediği birçok şey vardı. Ülkesinden uzakta geçirdiği zamanlarda birçok farklı acıyı tatmıştı Biricik, çektiği her acıda biraz daha uzaklaştı insanlardan, biraz daha kaybetti içindeki çocuğu, neşeyi. İnsanları değiştiren birkaç nedenden biriydi acı, bundandı belki de güçlü duruşu. En yakın iki dostu, ailesi ve aşkı tek dünyası oldu. Zamanla öğreneceklerdi hepsini, onun bugün ki Biricik olmasını sağlayan her şeyi tek tek öğreneceklerdi. Biricik aracın arka koltuğunda, dinlendirmek için kapattığı gözlerini açtığında neredeyse varmak üzere olduklarını fark etti. Hafiften yayıldığı koltukta tekrar dik duruşunu sağladıktan sonra kendisi gibi gözlerini dinlendiren Eva' ya döndü. Arkadaşının bu hallerine içten bir şekilde gülümsedi. Ev uzaktan göründüğünde hâlâ hareket etmeyen Eva' yı kolundan dürttü. " Eva, kalk hadi geldik." Uyku düzeni hâlâ oturmadığı için iyice sersemleyen Eva ağırlaşmış göz kapaklarını açıp baygın bakışlarını arkadaşına yöneltti. " Hı, geldik mi?" Eva' nın açılmayan göz kapakları Biricik' in yüzündeki gülümsemeyi iyice genişletti. " Geldik geldik, toparlan hadi yoksa Jack' e fazlasıyla malzeme vereceksin. Gerçi bu gözlerle yeterince komik duruyorsun ama neyse." " Dalga geçme benimle, alışamadık herhalde. Ben böyle sürünürken sen nasıl böyle dinç olabiliyorsun anlamıyorum. Her ne içiyorsan aynısından bana da vermelisin, arkadaşlar böyle zamanlar içindir değil mi?" Evin önünde duran araç ile Biricik yüzündeki geniş gülümsemeyi silip kapısının açılmasını bekledi. Çalışanlarına karşı yumuşak bir görünüm sergilemekten her zaman kaçınmıştı. " Bu kadar uzun konuştuğuna göre kendine geldin sanırım." Onun bu otoriter ifadesine ve ses tonuna gülüp başını sağa sola sallayarak açılan kapısından indi Eva. Arabanın sesini duyan Jack çok iyi tanıdığı arkadaşlarını karşılamak için hazırladığı kahve kupasını eline alıp evden çıktı. Tam da tahmin ettiği görüntüyü karşısında bulan Jack, grubun en neşeli insanı olarak yüzündeki koca gülümsemesiyle karşıladı onları. " Günaydın kraliçe arı, " Jack' in bu tatlı haline küçük ama içten bir gülümsemeyle, bir de bacağına attığı küçük bir darbeyle karşılık verdi. " Hey, bu acıttı." İçeri geçen Biricik' ten sonra sallana sallana uykulu bir yüz, şişmiş gözler ve her zaman kullandığı ya da kullanmak zorunda olduğu beyaz rengini üzerinde taşıyarak eve doğru gelen Eva' ya baktı. Aynı geniş gülümseme ve neşeli sesiyle elindeki kahveyi uzatarak karşıladı onu. " Sana da günaydın kurbağa." Jack' in uzattığı kahveyi alıp, şişmiş gözlerini kocaman açarak baktı ona. " Sabah sabah canına mı susadın." Yüzüne yalandan yerleştirdiği dehşet ifadesiyle bir adım geriye çekildi Jack. " Aman tanrım, açma şu gözlerini daha da çirkin oluyorsun." Eva' nın yerdeki terliklere eğildiğini görür görmez koşarak içeri kaçtı. Eva ise tek ihtiyacı olan kahvesinden bir yudum alıp kısılmış gözleriyle kapıyı kapatıp içeri geçti. Eva salona geçtiğinde, büyük ihtimal kendisinden korktuğu için Biricik' in dibinde oturan Jack' e kısa bir bakış atıp karşı koltuğa kuruldu. Biricik derin bir nefes alıp verdikten sonra, başındaki hafif ağrıyı yok sayıp yanında koltuğa sinen Jack' e döndü. " Evet, öğrendiklerini bizimle paylaşacak mısın artık?" " Mesai başladı diyorsun, okey patron." Jack oturduğu yerden kalkıp bir eliyle merdivenleri işaret etti. "Sizi üst kattaki odaya alalım o zaman." Önde kızlar arkada Jack olmak üzere üst kattaki çalışma odasına çıktılar. İçerisinde sadece uzun bir masa, bu masayı çevreleyen sandalyelerin ve sunum ekipmanlarının bulunduğu odada Biricik masanın başına otururken Eva' da hemen arkadaşının sağ tarafında yerini aldı. Sol taraf ise Jack' e aitti. Jack kapalı perdelerin bir karanlık yarattığı odada açık olan ışıkları kapatıp hazırladığı görüntüleri boş duvara yansıttı ve masadaki yerini aldı. İlk görüntü Doruk ile nişanlanacak kıza aitti. Betül Sancak, Sancak' ların tek varisi. " Kızı tanıyorsunuz, Betül Sancak. Ailesi tarafından ciddi anlamda şımartılan bir kız. Şimdiye kadar sayısız skandalı var ancak tek çocuk ve şirketin gelecekteki patronu olduğu için kendisi hakkında çıkacak tüm kötü haberler sabah olmadan kaldırılıyor. Tabi kızımız da buna güvenerek tüm şımarık tavırlarını devam ettiriyor." Bir sonraki görüntü açıldığında kızların dikkatli bakışları Jack' in ağzından çıkacak kelimelerdeydi. Görüntüde oldukça yakışıklı bir esmer muhteşem gülümsemesiyle ekrana göz kırpıyordu ancak o odda bulunan iki kızda bununla kesinlikle ilgilenmiyordu. Onların ilgilendiği bu adamın onlara ne yarar sağlayacağıydı. " Bu yakışıklı da Kuzey Engin. Betül' ün anne tarafından kuzeni." " Kuzeninin bize ne gibi bir yararı var?" Jack içine çektiği nefesi bırakıp şu an patronu sıfatıyla karşısında olan Biricik' e döndü. Midesinde baş gösteren bulantıyı yok saymaya çalıştı. " Şöyle ki patron, Kuzey hem Betül' ün kuzeni hem de yatak arkadaşı." Jack, duvardaki görüntüden kendisine yönelen şaşkın bakışlara gülmek istese de şu an bunun pek de gülünecek bir şey olmadığı aklına geldi. " Oh my god." " Yuh" " Bu iğrenç bir şey." " Neyse hanımlar, bu olaya bu kadar şaşırmak yeterli. Sizin de anladığınız üzere kızı yolumuzdan çekmek için en büyük kozumuz Kuzey. Bu konuyu uzun süredir araştırıyorum ve öğrendiğime göre ilişkileri oldukça uzun bir süredir devam ediyor." Kızların meraklı bakışlarını daha fazla karşılıksız bırakamadı." Evet, hâlâ devam ediyor. Kısa süre önce, daha doğrusu senin için verilen partinin olduğu gece bir araya geldiler." Duvara yansıtılan diğer görüntüde ikisinin sarmaş dolaş depo gibi bir yerden çıktığı görülüyordu. " Kuzey' in çok az kişi tarafından bilinen, şehrin dışında bir evi var. Dışarıdan eski bir depo gibi görülebilir ancak içi oldukça modern döşenmiş. Bir nevi kamuflaj. " Değişen görüntü ile kızların yüzünü buruşturması bir oldu. Görüntüde Kuzey ve Betül bir mekânın arka kısmında neredeyse ayakta sevişmekteydi. " Bu görüntü dün gece çekildi, Kuzey' in işlettiği, güvenliğin üst seviyede olduğu barın arka kısmında." Jack elindeki kumandaya bastığında aynı görüntünün farklı bir açıdan çekilmiş hali ekranlara geldi. Kızların yüzündeki iğrenir ifade hâlâ yerli yerindeydi. " Kuzen oldukları için bir araya gelmeleri ve samimi tavırları hiç dikkat çekmiyor." Biricik duvardaki görüntüden bakışlarını çekip Jack' e döndü. Aklından ise o nişan alışverişine gitmediği için kendini tebrik ediyordu. Böyle iğrenç bir insanla bir arada olmaya dayanamazdı. Yaşadığı ilişki onu ilgilendirmezdi ancak bu ilişkiyi hâlâ sürdürüyor olması Biricik için kabul edilemez bir şeydi. " Aklında ne var Jack." " Şimdi bayanlar," duvara yansıttığı görüntüleri kapatarak odadaki ışığı açtı ve masadaki yerine oturdu. " Bu görüntülerle tehdit etmeye kalkarsak büyük ihtimal bir şekilde bu işten sıyrılırlar..." " Haklısın Jack," Biricik yaslandığı koltukta öne doğru eğildi ve kollarını masaya dayadı. " Eğer Doruk ile ilişkisi başladıktan sonra bu saçma yatak arkadaşlığını bitirseydi başka bir yol denerdik ancak şu an yaptıklarının bedelini ödemesi gerekiyor. Bunu medyaya taşımaktan başka yapılacak bir şey göremiyorum." " Peki patron sen nasıl istersen, o zaman başlıyoruz." " Başlıyoruz."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD