Hazırlıklar

2674 Words
Güneş ışıkları odayı henüz yeni aydınlatmışken Biricik alışkın olduğu gibi sabahın erken saatinde yüzünde içten bir gülümsemeyle yeni güne gözlerini açtı. Yeni gün, yeni umutlar, yeni planlar... Kollarını arkaya doğru uzatıp yatakta gerindi. Üzerindeki yatak örtüsünü çekip doğrulduktan sonra ayaklarını yataktan sarkıtıp karnına kadar çıkmış askılı geceliğini düzeltip uykusunu açmak için kendini duşa attı. Üzerindeki uyku mahmurluğunu tamamıyla üzerinden atmasını sağlayan duştan çıkıp bedenini havluya sarıp çıktı banyodan. Yatağına geri dönüp telefonunu eline aldığında saatin henüz 6 olduğunu gördü. Büyük ihtimal Eva' da dâhil tüm ev halkı hâlâ derin bir uykudaydı. Dün gece kendi adına verilen partide yaşadıkları aklına geldiğinde yüzündeki hafif gülümseme ister istemez daha da genişlemişti. (Parti gecesi) Biricik babasının kolunda üzerindeki oldukça cesur ve onu âdeta bir ateş parçası gibi gösteren elbisesi ile partiye katılan neredeyse tüm yaşıtlarının dibini düşürmekle kalmamış, çok sevgili kahramanını elinden geldiğince sona bırakmıştı. Gerçi o bırakmasa da tıpkı bir sülük gibi koluna yapışan kadından kurtulup ta onun yanına gelebileceğini hiç sanmıyordu. Her zaman olduğu gibi ona kendini göstermek için yarış haline giren erkeklerden sıyrılıp bir köşeye çekilip biraz kafasını dinlemek istedi. Bu gece iş dünyasındaki çoğu kişiyle tanışmış ve sohbet edip zekâsını konuşturduğu cümleleriyle çoğu iş adamını kendine hayran bırakmıştı, hatta çoğu iş adamı için potansiyel gelin adayı konumuna yerleşmişti. Sonuç olarak Biricik, Dinçer' lerin göz bebeği, babasının prensesi, abisinin her şeyi ve en önemlisi Dinçer holdingin büyük hissedarlarından biriydi. Hiç kimsenin bilmediği şey ise Biricik' in herkesten gizli kurduğu bir ulaşım şirketiydi. Her ne kadar tüm belgelerde ve şirketin kurucusu olarak Eva' nın adı geçse de şirketin gizli patronu ve tüm işlerin başındaki isim Biricik' ti. Başkalarının bunu bilmesine gerek yoktu, özel meseleleri için paraya ihtiyacı olacağını biliyordu ve kimseye hesap vermemek için kendi işini kurup, kıvrak zekâsıyla şirketini iyi bir yere getirmişti. Derin bir nefes aldığında karşısında durup bahçeyi izlediği camda bir anda kahramanının siluetini görünce içinden kendisine sakin olmasını telkin ederek ona doğru döndü. Nasıl kurtulmuştu acaba o yapışkandan? Kaşları çatık, bakışları bir şeyleri tartar gibiydi. Kısa süre sonra o bakışlar yerini hâlâ hatırladığı Doruk' a bıraktı, duruşunu dikleştirip dudaklarına karizmatik bir gülüş yerleştirdi. Buradaydı işte, tam karşısında. Hâlâ gittiği gün ki gibi yakışıklı, karizmatik, kendini beğenmiş ve egoist. Bir insanın karakteri hiç mi değişmez? Değişen tek şey fiziksel özellikleriydi. Daha kaslı, daha uzun ve göz çevresindeki iki küçük çizgi. Büyümüştü kahramanı, onun gibi. " Sen olduğunu tahmin etmeliydim." "Ama edemedin." kollarını göğsünde bağlayıp ona alaycı bir bakış attığında kısa bir an o gözlerde şaşkınlığı gördü. Büyük ihtimal ondan böyle bir cevap beklemiyordu. Eğer peşinde kuyruk gibi dolanan o küçük kız olsaydı böyle bir cevap vermek yerine boynuna atlardı ve sanırım onun beklediği de oydu. Tabi Biricik o eski küçük kız olsaydı. 'Tanrım ne aptalmışım' diye geçirdi o an aklından. İçinde oluşan karmaşayı yüzüne yerleştirdiği donuk ifadenin arkasına sakladı. Doruk' un konuşmak için ağzını açmasına fırsat kalmadan ona seslenen Eva' yı en yakın zamanda ödüllendirmesi gerektiğini aklının bir kenarına yazıp, ona konuşmak ister gibi bakan kahramanından özür dileyip iyi eğlenceler diledikten sonra yanından ayrılmıştı. Eva' nın yanına varıp arkasında bıraktığı Doruk' a kaçamak bir bakış attığında ona yapışık bir yapışkan gördü. Kız ilk fırsatta yanına koşmuştu resmen, sinirleri bozulsa da bunu kesinlikle belli etmeyerek tüm gece çevresine ışık saçmıştı. Gecenin sonunda kolunda yapışkanı ile uğurladığı Doruk' un arkasından attığı bakışlarda yer edinen parıltıları ve dudaklarındaki tehlikeli gülüşü sadece hemen yanında duran Eva anlıyordu. Tüm misafirleri uğurladıktan sonra herkese iyi geceler dileyip odasına çıkarken aklında tek bir cümle kurdu. 'Peşimde koşmak için kendini hazırlasan iyi olur Doruk.' Gece yaşananları bir kenara bırakıp sabah sporu için çıkardığı siyah yarım sporcu atleti ve siyah taytını yatağa bırakıp üzerindeki bornozu çıkararak üzerini giyindi. Saçlarını da kuruttuktan sonra spor ayakkabılarını giyip odasından çıktı. Sessiz olmaya çalışarak merdivenlere yönlendikten sonra evden çıkarak bahçe kapısına ilerledi. Patronlarının sabah sporu için bahçenin iki yanında hazır bir biçimde siyah spor kıyafetlerle kendisini bekleyen korumaları, onu görür görmez Biricik' in peşine takılarak, araya belli bir mesafe koyup aynı tempoda koşmaya başladılar. En önde Biricik, arkasında koşar halde sözde spor yapan iki koruması ve onları uzaktan araçla izleyen üç koruması. Biricik yaptığı 2 saatlik koşudan sonra, peşindeki en az kendisi kadar terlemiş ve yorgun görünen iki koruması ile evine dönmüştü. Bahçeye girdiğinde biraz ileride kurulan kahvaltı sofrasında oturan ailesini ve misafirlerini görünce ister istemez biraz şaşırdıktan sonra ona şaşkın ve meraklı gözlerle bakanlara karşın, ona uykulu ve özür diler gibi bakan gözlere sadece Eva' nın anlayacağı bir bakış attı. Ödüllendirme işini başka zamana bıraksa iyi olacaktı. Daha fazla bu bakışlara maruz kalmamak için arkasında yorgun olmalarına rağmen tüm heybetleri ile dikilen adamlara döndü. " Siz ve dışarıdakiler gidebilirsiniz. Diğerleri geldiğinde haberim olsun." " Diğer takım değişim için çoktan yola çıkmışlar efendim, yakında burada olurlar." " Güzel, size iyi dinlenmeler." " Teşekkür ederiz efendim." Son birkaç yıldır kendisiyle çalışan, isteklerini ve yapacağını bilen adamları yanından ayrılınca derin bir nefes aldı ve onu bekleyen kahvaltı masasına ilerledi. Doruk' a hiç bakmadan, " Günaydın, hoş geldiniz. Spordan yeni geldim, o yüzden sizi biraz bekleteceğim." " Önemli değil güzel kızım, hadi gidip duşunu al sen." Kendisine içten bir gülümsemeyle bakan Doruk' un annesi Melek hanıma aynı içtenlikle gülümseyip eve yöneldi. Ah ah tam ona göre bir kaynana olur Melek hanım. Masaya arkasını dönmeden önce abisi ve babasının çatık kaşları dikkatinden kaçmamıştı. Büyük ihtimal korumaların yeni farkına varıyorlardı. Aceleyle aldığı duştan sonra üzerine saks mavisi, bedenini saran günlük bir elbise giysi ve ayaklarına tek bant hafif topuklu siyah bir ayakkabı geçirip çıktı. Bahçeye çıktığında sessizce masadaki yerine oturdu. " Biricik de geldiğine göre başlayabiliriz, afiyet olsun." Babasının kahvaltıya başlaması ile Biricik de yaptığı koşudan dolayı çokça aç olduğu halde o koşunun boşa gitmemesi için tabağına azar azar birkaç şey alıp kahvaltıya başladı. Tam karşısında oturan kalbinin yegâne sahibine kaçamak bakışlar atıpta yakalanma riskine karşın kendini oldukça zor tutuyordu, çünkü şu an izlendiğinin farkındaydı ve kahramanının bu aşkın farkına varması için uğraşmayı kafaya takmıştı. Onun gibi yıllarca onu bekleyen doğal bir güzel dururken o yapma sarışın kahramanını hak etmiyordu. Yanında oturan Eva' nın hâlâ uykulu olduğu her halinden belliydi. Onun bu tatlı halleri sadece Biricik' in değil abisinin de dikkatini çekmişti ve Umut bu hallerine içten bir gülümsemeyle kaçamak bakışlar atıyordu. Dün akşam ki ateşli sarışın gitmiş, yerine yüzünden uyku akan tatlı bir kız çocuğu gelmişti. Her hali ayrı hoşuna gitmeye başlamıştı. Biricik masada babalarının iş ile ilgili sohbetleri ve annelerinin kimler neler yapmış başlıklı konuşmaları boyunca Eva dışında kimseyle göz göze gelmemişti. " Biricik, kızım." Melek hanımın seslenmesiyle tabağına aldığı birkaç parça kahvaltılıkla oynamayı bırakıp bakışlarını ona seslenen gelecekteki kaynanasına yöneltti. Bu kadını seviyordu, sonuçta sevdiği adamın annesiydi. " Efendim Melek teyze." Oldukça yumuşak bir ses tonuyla konuşmuştu Biricik, büyüklerine her zaman saygılı olmuştu. " Dönüşün bizim için ani oldu güzel kızım, tekrar dönecek misin? Konuşmaya fırsatımız olmamıştı." " Haklısınız Melek teyze, en yakın zamanda annemi alıp ziyaretinize geleceğim. Henüz kalıp kalmamakla ilgili net bir karar vermedim, Doruk' un nişanlanacağı haberini alınca dönmek istedim. Yurt dışında yarım bıraktığım işlerim var, onları tamamlarsam eğer artık kendi şirketimizde çalışabilirim. Dediğim gibi henüz net bir karar vermiş değilim ancak uzun süre bana katlanmak zorundasınız, gideceksem bile burada uzun süre kalabilirim." " O nasıl söz güzel kızım yıllardır geri dönmeni bekliyoruz biz, gidişin çok ani olmuştu." Melek hanımın son cümlesi ile bakışları kısa süreliğine Doruk' u buldu, ancak gördüğü sadece ifadesiz bir yüz ifadesiyle kahvaltı yapan bir adamdı. Ani gidişinin sebebi olan adam, yıllarını harcadığı adam, sevdiği, sevdalısı olduğu adam. " Öyle olması gerekiyordu Melek teyze, ama şimdi tekrar sizler ve ailemle beraber olduğum için çok mutluyum." " Bizde güzel kızım bizde. Ah Nevin, kızınla gurur duymalısın, küçükken de güzeldi ama şimdi bambaşka bir güzelliği var." " Haklısın Melek, kızımla gurur duyuyorum. Uzun süre bizden uzaktı ancak şimdiye kadar hiç sorun yaşamadık. Okulunda kazandığı başarıların yanı sıra şirketteki performansı hakkında her zaman bilgi aldık ve senin de dediğin gibi kızım çok güzel maşallah." " Bayanlar kızımı rahat bırakında kahvaltısını yapsın, Biricik neden yumurtanı didikleyip duruyorsun kızım yesene." " O yumurtayı pek sevmezdi zaten Murat amca." Babasına cevap vermek üzereyken ondan önce davranan Doruk' a döndü bakışları. Ona tıpkı eskisi gibi bakıyordu, küçük Biricik' e bakar gibi bakıyordu. Fakat Biricik o küçük kız değildi, bunu anlaması gerekiyordu. " O eskidendi Doruk, artık sıkça tüketiyorum. Sadece canım bir şey istemiyor o kadar." Doruk' un yukarı kalkan kaşları ve yüzünden silinen ukala gülümseyişi Biricik' i ne kadar güldürse de bunu içinde yaşayıp dışarıdan soğuk bir yüz ifadesiyle ona bakmaya devam etti. Ta ki bahçenin biraz ilerisinden gelen sese kadar. Biricik' te dahil masadaki tüm yüzler bahçe kapısının yanında dikilen siyah giyimli ve oldukça iri adama dönmüştü. Biricik diğer ekibin liderini görünce ister istemez kaşları çatıldı, normalde bu durumda asla rahatsız etmez uzaktan izlerlerdi. Masadaki erkeklerin çatık kaşları ve kadınların meraklı bakışlarını es geçip Eva' ya döndü. Ona attığı 'hayırdır' bakışlarına karşın Eva' nın uykulu gözlerinde 'ben nereden bileyim' bakışları vardı. Masadan kalkarken kısaca izin isteyip ekip liderine ilerledi. " Evet?" " Efendim bu sabaha karşı aldığımız bilgiye göre Alex ve yanındaki adamları Londra' dan Türkiye uçağına binmişler." " Lanet olsun, emin misiniz?" " Evet efendim, ne yapalım?" " Takip etmeye devam edin ve beni bulmamalarını sağlayın." " Elimizden geleni yapacağız efendim. " Giden adamın arkasından elleri yumruk olmuş, kaşları çatılmış ve oldukça sinirli bir şekilde baktı. Bıkmıştı bu Alex denen adamdan, her şey bir yana adamla yaşadıklarını bile hatırlamıyordu. Ona göre kendisi bir şey dışında kusursuz biriydi. O bir şey ise sarhoşken içinden bambaşka bir Biricik çıkıyordu. Ciddi anlamda bambaşka biri. Eğer fazla kaçırıp sarhoş olmuşsa ve o an karşısında bir erkek varsa o kişiyi ateşiyle cayır cayır yakıyordu. Sarhoşken tam bir ateş parçası oluyordu ve lanet olsun ki yaklaşık 2 yıl önce eline ulaşan Doruk' un bir kız ile samimi fotoğrafları sonucu her ilişki haberinde olduğu gibi yine kendini içkiye verip biraz olsun unutmak istemişti. Bunun sonucunda da Jack ve Eva' dan gizli gittiği barda sarhoş olmuş ve dönüştüğü kişi tüm hünerlerini bu Alex denen adamın üzerinde kullanmıştı. Eva' nın söylediğine göre o ve Jack biraz daha geç kalmış olsalardı hiç iyi şeyler olmayacaktı. O geceden kısa süre sonra Alex onu bulmuştu ve sözde aşık olduğunu iddia ederek şimdiye kadar hep peşinde koşmuştu. Tabi bu peşinde olduğu süre boyunca eline hiçbir şey geçmeyen, üzerine sürekli reddedilen Alex Biricik' e sahip olmayı gurur meselesi yapmıştı. Ve maalesef ki onu koruyan korumaların sayısının sürekli artıyor olmasının tek nedeni Alex' ti. Herkes Biricik' i isteyebilirdi ama o, onu istemeyen bir adamı istiyordu ve istediğini almak için her yolu deneyecekti. Alex' in de bir şekilde icabına bakabileceğini düşünüyordu, tabi Alex' in gerçek gücünü bilmiyordu henüz. Her şeyin bir zamanı vardı. Gerilen sinirleri için birkaç derin nefes aldı ve düz bir ifadeyle arkasını dönüp kahvaltı masasına ilerledi. Eva dışında herkesin gözlerinde hakim olan sorar cinsten bakışların aksine Eva endişeyle bakıyordu ona. Kaç yıllık arkadaşıydı, birbirlerinin tüm sırlarını, acılarını, korkularını biliyorlardı. Yüzüne bakıldığında hiçbir şey anlaşılmasa bile sinirlendiğinde kızaran kulakları onu ele veriyordu. Masada bunu Eva dışında bir kişi daha biliyordu, Doruk spordan iki adamla dönen biriciğini gördüğünde neler olduğunu anlamak için sessiz kalmış, eski Biricik' ten eser kalmamış kıza baktı. Mükemmel bir vücuda sahipti, küçük yaşta bile onun fark edilmesini sağlayan kızıl saçları ve bir heykeltıraşın elinden çıkmış gibi görünen yüzü. Dün geceden beri ona karşı nasıl davranacağını bilemiyordu. Onun biriciğiydi ancak değil gibiydi, hem görünüş olarak hem de karakter olarak sanki bambaşka biriydi. Onun biriciği her zaman etrafına gülücükler saçan, oldukça neşeli ve neşesi bulaşıcı bir kızdı, ancak şimdi gördüğü bambaşka biriydi. Geldiğinden beri gerçekten güldüğünü görmemişti, yüz ifadesi çoğu zaman hiçbir duygu barındırmıyordu. En önemlisiyse onunla göz temasında bulunmuyordu, oysa onun biriciği beraber oldukları zamanlarda gözlerinin içine parıldayan gözlerle bakardı, kendisiyle konuşmak için her şeyi yapardı. Bir insan nasıl bu kadar değişebilirdi anlamıyordu. Merakını ilk dile getiren Murat bey oldu. Kızının etrafında neden koruma tipli adamlar olduğunu merak ediyor, bir yandan da kızının başının belada olduğunu düşünerek endişeleniyordu. "Kızım kim bu adamlar?" Biricik de bu sorunun ne zaman geleceğini merak ediyordu. Eline çatalını alıp tabağında parçalara böldüğü yumurtadan bir parça ağzına atıp oldukça sakin bir şekilde babasına döndü." Çalışanlarım baba." " Ne tür çalışanlar bunlar peki?" Murat bey tek kaşını kaldırarak sorduğu sorunun cevabını aslında biliyordu, zaten anlaşılmayacak gibi de değildi ki. Böyle iri cüsseli adamların ne için çalıştığı ortadaydı ancak asıl gelmek istediği nokta kızının neden bu adamlara gerek duyduğuydu. " Beni ve çevremi korumakla, ayrıca özel işlerimi yapmakla görevliler babacım." Biricik' in oldukça sakin bir şekilde hem kahvaltı yapması, hem de basit bir şeymiş gibi korumalarının olduğunu söylemesi, Eva dışında masadaki herkesi oldukça şaşırtmıştı. Murat bey derin bir nefes aldı. " Peki, kaç tane çalışanın var kızım." " 10" dedi Eva mırıltılı bir şekilde, aynı zamanda sessiz masada Biricik' in cevabıyla bitlikte duyulmuş ve kafaları karıştırmıştı. " 5" Biricik ' sen ne yapıyorsun?' bakışlarını ona suç işlemiş bir çocuk gibi bakan Eva' ya gönderiyordu çatık kaşları eşliğinde. " 10 mu 5 mi?" " 5 abi" " Peki arkadaşın neden 10 dedi?" " Abi, Eva henüz saat farkına alışamadı, farkındaysan gözleri yarı açık şekilde oturuyor, ne dediğini bilmiyor?" Kullandığı ses tonundan ve kararlı duruşundan hiç kimse yalan söylediğini düşünemezdi. Umut kardeşinden aldığı yanıt ile hemen karşısında oturan ve gerçekten de uyku akan gözlerle onlara bir camın ardından izler gibi bakan kıza baktı. Kardeşi haklı olabilirdi ancak yine de 5 adama neden ihtiyaç duyduğunu açıklamazdı. Umut aklındakileri dile getiremeden şimdiye kadar sessiz kalan Doruk asıl soruyu sordu. " Peki bu 5 adamın korumasına neden ihtiyaç duyuyorsun? Başın tehlikede mi?" Doruk' un herkesin aklındaki soruyu sorması üzerine bakışlar merak ve endişeyle Biricik' e döndü. Her iki aile içinde kıymetliydi. Biricik her zamanki soğukkanlı haliyle cevap verdi. Bu konu kapansa iyi olacaktı, yoksa ailesini kırmaktan korkuyordu. Kim olursa olsun işlerine karışılmasından hoşlanmıyordu. "Bakın, sevgili ailem, sizi de artık ailem olarak sayıyorum Kemal amca, ben artık küçük bir kız çocuğu değilim öncelikle bunu anlamanızı ve üzerimde baskı kurmamanızı istiyorum. Herhangi bir tehlikeli durum söz konusu değil, sadece özel hayatım ve işlerim için ne gerekiyorsa onu yapıyorum. Sanırım yeterince açıklayıcı oldu." Biricik' in kendinden emin duruşu ve konuşmasından sonra tehlikenin olmadığına inanan hanımlar rahat bir nefes alıp sohbetlerine ve kahvaltılarına devam ederken, masadaki dört erkek ise buna inanmak istiyor ancak yine de temkinli davranmayı aklından geçiriyordu. Kemal bey yıllardır dostu olan arkadaşının bakışlarından hâlâ silinmeyen endişeyi görünce masada duran elinin üzerine iki kez dostça vurup her zaman yanında olacağını hissettirdi. Ne çok isterdi Biricik gibi bir gelininin olmasını, oğlunun ona başka bir gözle bakacağını bilse ne yapar eder aralarını yapardı. Kemal beyin bilmediği ise zamanın bize ne getireceğini bilmediğimizdi. Melek hanım en yakın arkadaşı Nevin hanım ile sohbetine ara verip kızı gibi gördüğü Biricik' e döndü." Güzel kızım, biz yarın nişan alışverişine çıkıyoruz hem annen de geliyor. Sende gelmeye ne dersin, hem alışveriş yaparız hem de Betül' le kaynaşırsınız." Biricik, Melek hanımın kurduğu cümlede geçen nişan kelimesinden beri şiddeti arttırarak dişlerini sıkıyordu. Bu tür sohbetler mümkünse onun yanında yapılmasın, eğer bir nişan muhabbeti dönecekse bu onun ve Doruk' un nişanı olmalıydı, olacaktı da. Yapacakları aklına geldiğinde dişlerini sıkmayı bıraktı ve manidar bir gülüşün yer edindiği dudakları ile Melek hanıma cevap verdi. " Başka zaman inşallah Melek teyzeciğim, Eva ile halletmem gereken işlerim ve söz verdiğim randevularım var." " Peki kızım, sen işinden geri kalma." " Ne randevusu bu biriciğim?" Biriciğim mi demişti Doruk ona? Eskisi gibi. Eğer bakışlarını ona yöneltirse gözlerinden taşan sevginin belli olmasından korktu. Bakışlarını tabağına indirdi ve biriciğim demeden önce ona sorulan soruyu düşündü, ne randevusu olduğunu sormuştu değil mi? Bakışları hala bitmek üzere olan kahvaltı tabağındayken umursamaz bir tavırla cevap verdi. " Özel randevularımdan bahsetmek istemiyorum Doruk." Doruk' un tekrar bir şey söylemesine izin vermeden masadan kalkmaya hazırlandı. " İzninizle kalkıyorum, hazırlanmam gerekiyor. Hadi Eva." Eva zaten bu sabah Biricik' i yeterince kızdırdığını düşündüğünden bunu bir emir sayıp hızla yerinden kalktı. Biricik masadakilere afiyet olsun dileyerek Eva ile birlikte içeri geçtiler. Biricik odaya çıkar çıkmaz Eva' nın içeri geçmesi için yol açtı ve kapıyı arkalarından kapatıp Eva' ya döndü. " Jack' i ara, hazırlıkları tamamlasın, bir saate evde buluşalım. Bu işin uzamasını istemiyorum." Biricik odasında bahçeyi gören boydan camın önüne gelip bahçede hala masada oturan Doruk' a baktı ve bakışları ile birlikte değişen tehlikeli gülüşü dudaklarında yer edindi. " Bugünden sonra boş durmak yok Eva, yeterince vakit kaybettim."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD