İlk Karşılaşma

2439 Words
Biricik hem uzun süren uçak yolculuğu hem de araba ile yaptıkları yolculuktan dolayı oldukça yorgundu ve saat farkına alışması da biraz uzun sürecek gibi duruyordu. 9 yıl önce buradan ayrıldıktan sonra sadece 2 kez ailesini ziyaret için gelmişti ve bu ziyaretleri Doruk ile karşılaşamayacağı şekilde ayarlamıştı. Araba 3 gün boyunca kalacakları şehirden uzak evin önünde durduğunda, yanında neredeyse uykuya dalacak olan Eva' yı dürtüp arabadan indi. Temiz havayı içine çekip etrafına bir göz attı. Ağaçlık alanın içerisinde oldukça güzel 2 katlı bir evdi burası. 3 gün sonra o kendi evine döndüğünde onun işlerine bakmayı üstlenen dostu Jack ve onu korumakla görevli takımı bu evi kullanacaktı. Evet, korumaları vardı çünkü güzellik başa belaydı, eh 9 yıl boyunca uslu bir kız olamamıştı biricik. Güzelliğinin farkında ve her zaman ilgiyi üzerinde isteyen biriydi Biricik ve bazı ilgili şahıslar bir yerden sonra tehlikeli olmaya başlamıştı. Şimdiye kadar tüm sorunları ile ailesinin haberi olmadan kendi başına ilgilenmişti ve öyle yapmaya da devam edecekti. Onu korumakla görevli yaklaşık 10 adamı vardı, 7 tanesi ondan önce gelip ev ve diğer araçları ayarlamıştı. Tüm bunları yöneten Jack ise neredeyse 3 yıldır sürekli İstanbul' a gelip gidiyordu. Biricik Amerika' da iken tabi ki de burayı boş bırakamazdı, Doruk onu göremese de, o her zaman onu ve yaptıklarını takip etmişti. Yaklaşık bir ay önce Jack' in ona verdiği habere göre Doruk ailesinin önerdiği bir kız ile evliliği kabul etmişti, tabi bu haberi hemen sonra annesinin bilgilendirmesi ile de doğrulamıştı. Biricik bunu öğrendiğinde ne kadar üzülmüş olsa da bunca yıl içinde biraz olsun eksilmeyen aşkını bu kadar basit bir şekilde kaybedemezdi, o yüzden Jack' e geri dönmemesini ve orada kalıp kendisi ayarlamaları yapıp o gelene kadar öğrenebildiği her şeyi kendisine iletmesini istemişti. Hâlâ vaktinin olduğunu öğrendiğinde acele etmeyerek işlerini halledip ailesini de geri döneceğine dair bilgilendirmişti. Zaten artık bu işi bitirmenin zamanı gelmişte geçiyordu bile. " Biricik" Kendisine seslenen Eva' ya döndüğünde korumalarının çoktan eşyaları eve taşıdığını ve arkadaşının kapıdan ona eliyle gel işareti yaptığını gördü. Sanırım biraz dinlenip kafasını toplasa iyi olurdu. " Jack' e söyle akşama kadar tüm eşyalarını toplatıp buraya gelsin. Yarın başlıyoruz. Ben uyumaya çıkıyorum sende dinlen artık, akşama çok işimiz var." Eva' ya göz kırpıp merdivenlerden çıkarak kendisi için hazırlanan odaya attı kendini. Yatağa henüz girmişti ki beline sarılan kollarla irkildi. " Eva sana kaç kez böyle sessiz yaklaşmamanı söyleyeceğim. Bir gün gerçekten kazaya kurban gideceksin." " Hadi ama Biricik, bana alışamadın mı? Hem o hareketleri benim üzerimde denemeyecek kadar seviyorsun beni. Seviyorsun değil mi? Bunca yıl sevgim karşılıksız değildi değil mi? " Az önce arabada uyumak üzere olan kız neredeydi. " Deli, uyu hadi." diye mırıldandı, bunlar uykuya dalmadan önce son sözleri oldu. Birkaç saat sonra Eva ve Biricik çalan alarmın sesiyle aynı anda yataktan fırladı. " Lanet olsun Eva, sana bunu değiştirmeni söylemiştim. Beni öldürmek mi istiyorsun?" Sinirle alarmı kapatıp kendini tekrar yatağa bırakan arkadaşına döndü. " Of unutmuşum işte Biricik." bunları söylerken birde bir bacağını onun üzerine atan arkadaşına sinsice baktı. Yerinden doğrulup bedenini tamamen Eva' ya çevirdi ve onun bir kolunu birde bacağını tuttuğu gibi yataktan aşağı attı. Eva çığlık atarak yeri boyladığında çoktan banyoya kaçan Biricik' in arkasından küfürlerini yağdırmaya başlamıştı bile. İki arkadaş hazırlanıp aşağı indiklerinde Jack' in hâlâ gelmediğini gördüler. Hemen telefona sarılan Eva Jack' i arayıp ondan haber aldıktan sonra tekrar arkadaşının yanına döndü. " Trafiğe takılmış, buraya gelmesi en fazla yarım saat sürer merak etme." deyip kendini koltukta arkadaşının yanına attı. Yarım saat sonra gelen Jack ve yardımcısı ile kızlar dikkatleri Jack' e vermiş onu dinliyorlardı. Eva' nın annesi Türk' tü ve oldukça iyi Türkçe konuşuyordu, Jack ise zaten sürekli bulunduğu ülkenin dilini kızlarla konuşarak daha da ilerletmişti. " Öncelikle kurbanımız Doruk Karahan... Efendim patron." Jack hem arkadaşı hem de patronu olan Biricik' in lafını kesmesiyle ona söz verdi. " Kurban demesek, kendimi adam öldürecek gibi hissediyorum." Biricik' in söyledikleri üçünü de güldürmüştü. Jack önünde durduğu tahtada tekrar ciddi haline bürünüp devam etti. " Peki patron devam ediyorum. Adamımız haftada 3 gün şurada adresi yazan yerde sabah koşusu yapıyor. Yarın planladığımız karşılaşma için..." Jack planını anlatırken iki arkadaşta can kulağı ile onu dinliyordu. Ertesi sabah erkenden uyanan Biricik planı için hazırlanmaya başladı ve onu oldukça çekici gösteren spor kıyafetleri içinde aşağıya indi. Salona girer girmez ona ıslıkla eşlik eden arkadaşlarına alaycı bir gülüş gönderip evden çıktı. Planda belirtilen adrese geldiğinde kulağındaki kulaklık ile Jack ona hangi yollara girmesi gerektiği konusunda bilgi veriyordu. Jack' in ' adamımız alana girdi, başla.' demesiyle ona söylenen yollarda koşmaya başladı. Biraz ileriden kahramanının hemen onun girdiği yola saptığını görünce elinde olmadan heyecanlanmaya başladı. Hata yapmamak için kısa sürede kendine gelen Biricik arkasında kahramanı ile ağaçlık yoldan çıkıp tekrar boş olan koşu yoluna girdi. Çok az ilerlemişti ki biraz ileride daha önce tuttukları yaşlı adam kendini yere attı. Biricik kulaklıktan ona neler yapmasını gerektiğini adım adım anlatan Jack ile oldukça sakin ama dışarıdan kendine hafif bir panik havası vererek yerde yatan adama doğru ilerledi. Adamın başucuna oturup Jack ile dün gece çalıştıkları ilk yardımı yapmaya başladı, bu arada hemen yanında telefonla yardım çağıran Doruk ile bu sefer gerçekten panik olmaya başlamıştı. Geçen kısa sürede bir kez olsun başını kaldırıp onun yüzüne bakmamıştı. Birazdan duyulan siren sesleri ile ayağa kalkıp görevliler için yer açmak istedi. Tabi bunu yaparken arkasında olduğunu bildiği Doruk' a sanki bilmeden çarpmış gibi yaparak ona döndü. Doruk son 15 dakikadır soğukkanlılığına fazlaca hayran olduğu kızın yüzünü görmesiyle yumruk yemiş gibi oldu. Ona bir yerlerden tanıdık gelen bu yüz onu oldukça etkilemişti. "Daha önce tanışmış mıydık?" Bunu farkında olmadan sormuştu ve ağzını kapattığı an pişman olmuştu. Ucuz bir tanışma numarası gibi duruyordu ki beklediği karşılığı da aldı. " Bu numaralar eskimedi mi?" Biricik çoğu kez kendisine tanışma amaçlı yöneltilen soruya her zamanki cevabını verip başka bir şey söylemeden, arkasında Doruk' u allak bullak olmuş bir ifadeyle bıraktı ve hızla koşmaya devam etti. Onunla yıllardır yüz yüze gelmemişlerdi. Arada sırada abisi ile birlikte onu görüntülü aradıklarında birbirlerini görüyor, çoğu zaman bu görüşmeler Doruk ile hal hatır sormadan öteye gitmiyordu. Onu sık aradığı da söylenemezdi. İlk zamanlar Doruk onu sık sık aramış ancak Biricik eğitimini bahane ederek çoğu zaman ya cevap vermiyor ya da bu konuşmaları kısa kesiyordu. Kahramanının ona sorduğu sorunun amacını anlamıştı tabi ki, demek ki kahramanı onu unutmamıştı. Yüzünde geniş bir gülümseme ile yolun sonunda onu bekleyen araca ilerleyip kendisi için açılan kapıdan arabaya bindi. Planın ilk aşaması tamamlanmış oldu. Şimdi gidip iyice bir dinlenmesi gerekiyordu. Yarın evine dönüyordu, ailesi onun için 2 gün sonra bir parti düzenliyordu ve sevgili kahramanının ise 10 gün sonra nişanı vardı. İyi hazırlanması gerekiyordu. Ertesi gün Jack' ten aldığı bilgilere göre Karahan ailesi bugün Biricik döneceği için onlara gelmişti ama tabi ki de onu göremeyeceklerdi. Biricik ailesini arayıp eve dönmeden önce halletmesi gereken işlerinin olduğunu, ne zaman eve varacağını bilmediğini söylemişti. Karahan ailesi akşam yemeğinden sonra evlerine dönünce Biricik 3 araba ile yola çıkmıştı. Bir arabada kendisi ve Eva, diğerinde eşyaları ve son araçta onu uzaktan takip eden 3 koruması vardı, 2 koruması ise onunla beraberdi. Biricik evine geldiğinde saat gece yarısından sonra 1' i gösteriyordu. Daha o arabadan inmeden evlerinin kapısı açılmış annesi koşarak ona doğru gelmişti. Annesini gören Biricik arabadan çıktığı gibi kendini annesinin kollarına atmıştı. Onunla en son 3 ay önce görüşmüşlerdi. Ayakta oldukça uzun süren sarılmadan sonra kapıda dikilmiş kendilerini izleyen babasını gördü. Annesinden ayrılarak hızlı adımlarla babasına ulaşıp onunla da uzun süre sarıldı ve hasret giderdi. Eşyaları çalışanlara bırakıp ayakta uyuyan Eva ile eve girdiler. " Abim nerede anne?" Abisini çok fazla özlemişti yılda birkaç kez onun yanına gelip sadece abi kardeş birkaç hafta süren kısa tatiller yapıyorlardı ama abisi şirketin başına geçtiğinden beri yani 1,5 yıldır yüz yüze görüşememişlerdi. Abisi ile yaptığı tatillerin hiçbirinde fotoğraf çektirmediği için elinde sadece görüntülü aramalarda aldığı ekran görüntüleri vardı. " Abin iki gün önce ihale için İzmir' e gitti kızım, yarın sabaha dönmüş olur." Babasını başıyla onaylayıp koltukta uyuklayan arkadaşına baktı. " Sanırım biz uyusak iyi olur baba, yarın bol bol konuşuruz olur mu?" Koltukta kedi gibi kıvrılıp uyuyan kıza gülerek bakan anne ve babası onu onaylayıp odalarına çıktı. Biricik ise Eva' yı neredeyse sürükleyerek odasına çıkarıp, kendini eski ama hala aynı odasına attı. Sanırım annesi hala onu pembeye aşık bir ergen sanıyordu, en yakın zamanda odasındaki mobilyaları değiştirmeyi aklına yazıp uyumak için hazırlandı. Sabah abisini görmek için erkenden uyanmak isteyen Biricik saatin neredeyse öğlen olduğunu gördüğünde hızla kalkıp kısa bir duş aldıktan sonra üzerini giyinip abisinin odasına gitti. Kapıyı tıklayıp içeri girdiğinde abisinin yatakta yüz üstü yattığını gördü. Yüzünde oluşan sinsi gülümseme ile bir iki adım gerileyip koşarak yatakta uyuyan abisinin üzerine atladı. Abisinden çıkan boğuk sesle gülerek kendini yana attı. " Hadi ama, bir tanecik kardeşin eve dönüyor ama sen uyuyor musun?" dedi gülerek. Umut çok özlediği kardeşinin geldiği gibi üzerine atlamasına şaşırmayarak kolunu ona gülen kardeşinin boynuna sarıp onu da yanına çekti ve hemen yerinde doğrulup onu gıdıklamaya başladı. Abisiyle yaşadığı eğlenceli hasret gidermeden sonra hâlâ uyuyan Eva' nın odasına daldı. Yatağın kenarına bıraktığı telefonu eline alınca alarm kurmadığını gördü hemen 3 dakika sonraya alarm kurdu. Eğer Eva' yı tanıyorsa o zil sesini hâlâ değiştirmemişti. Hemen kendi telefonunu çıkardı ve yatağın başına geçerek onu kameraya kaydetmeye başladı. Eva hemen başının yanından gelen titreşim ve yüksek ses ile zaten yatağın ucunda yattığı için yataktan kalktığı gibi kendini yerde buldu. Düştüğü yerden doğrulduğunda elinde telefonla onu çeken ve kahkahalarla gülen Biricik' i gördü. Gözlerini kısıp onunla beraber yere düşen yastığı kaptığı gibi hâlâ gülen arkadaşına sertçe fırlattı. Biricik zaten güldüğü için ve tek ayağını yatağın üzerine attığından dengede değildi ve aldığı darbe ile oda yere yapıştı. Birbirinin hallerine gülen arkadaşların eğlencesi açılan kapı ile bölündü. Biricik kapıya baktığında annesinin yalancı bir sinirli onlara baktığını gördü. " Kızlar ne bu gürültü, kazık kadar oldunuz şu halinize bakın. Bu arada dün konuşamadık kızım tekrar hoş geldin, hadi kalkın akşama senin için parti var ama sen hala evin içinde boş boş dolaşıyorsun. Size kendi takımımı göndermemi ister misin kızım?" " Hayır, anne ben çoktan tüm ayarlamaları yaptım, yarım saat sonra gelip bizi hazırlayacaklar." " Peki hayatım, ben aşağı iniyorum hazırlıklarla ilgilenmem gerek Bir ara uğrarım yanınıza." gitmeden odaya girip hem kendisini hem de Eva' yı öpen annesinin arkasından gülümseyerek baktı. " Annen hızlıymış." " Öyledir, hadi kalkıp duş al ve odama gel hemen yan taraftaki oda, kahvaltıyı da odamda yaparız." deyip arkadaşını iterek banyoya soktu ve odasına döndü. Bir saat sonra Eva duş almış, beraber kahvaltı yapmış ve şu an arkadaşıyla beraber saç ve makyajları yapılıyordu. İki arkadaşında işleri bittiğinde Eva giyinmek üzere kendi odasına gitti. Biricik ise giyinmesine yardımcı olması için bir kişi dışında herkesi gönderdi. Aynanın karşısına geçmiş kendine bakarken bu gece için hiçbir tedirginliği yoktu. Kahramanı geceye müstakbel nişanlısı ile katılacaktı ve Biricik rakibi olarak bile görmediği hemcinsiyle karşılaşmak için fazlasıyla hazırdı. Güzelliği her zaman en büyük silahı olmuştu ve bu gece bunu sonuna kadar kullanacaktı. Açılan kapı sesiyle o tarafa döndü. Annesi dolmak üzere olan gözleriyle ona bakıyordu. " Bazen benim kızım olduğuna inanamıyorum bir tanem, o kadar güzelsin ki. Ah, burada daha fazla durmasam iyi olur, birazdan baban gelecek ve onunla beraber aşağıya ineceksin hayatım." annesi gözleri tavanda arkasını dönüp çıkarken Biricik onun bu hallerine içtenlikle gülüyordu. Biraz sonra kapısı tekrar açıldı. " Bebeğim ne zam... Aman Tanrım! Bir gün tercihlerimi değiştirecek olursam ilk geleceğim kişi sen olacaksın." kendisine hayranlıkla bakan arkadaşını süzdü yavaşça. " Bana bunları söylemek yerine aynaya baktın mı hiç. Sen tanıdığım en ateşli sarışınsın." derken iki arkadaşta hallerine güldü. " Sen aşağı inebilirsin, ben babamı bekliyorum. Kurtlardan uzak dur." deyip arkadaşına göz kırptı Biricik. Eva, " Onlar benden uzak durmalı." deyip odadan çıktı ve aşağı inmeye başladı. Salona indiğinde çoğu bakış ona dönse de hiçbirine aldırış etmeden boş bulduğu bir masada, arkadaşının aşağıya inmesini bekledi. Eva' ya dönen bakışlardan birinin sahibi de Umut' tu. Evinin üst katından inen bu meleği ilk defa görüyordu. Normale göre oldukça uzun boyu, mükemmel fiziği ile gördüğü en güzel sarışın olabilirdi. Cemiyetten çoğu ailenin kızını yakından tanıyordu ancak böyle bir güzellikle ilk defa karşılaşıyordu. Kim olduğunu öğrenebileceği tek kaynağı biraz ilerisinde misafirlerle ilgilenen annesiydi ve merakını gidermek için ona doğru ilerledi. Misafirlerden izin isteyip annesini insanlardan birkaç adım uzaklaştırdı. " Anne şu köşedeki beyaz elbiseli sarışın kimin kızı, ilk kez görüyorum." Annesi onun gösterdiği tarafa baktığında gülümsedi ve tekrar kendisine döndü. " O bizim cemiyetten değil oğlum, Biricik' in Amerika' dan gelen arkadaşı. Dünden beri bizim evde, daha yeni mi görüyorsun?" Umut oldukça şaşkındı, sabahtan beri bu kızla aynı evdeydi ve onu şimdi görüyordu. " Evet, şimdi gördüm. Adı ne?" " Adı Eva oğlum, Ahmet beylerle ilgilenmem gerek sen gidip tanış, kız kimseyi tanımıyor bu gece onu sana bırakıyorum. " İçinden annesinin sözlerini ' memnuniyetle ilgilenirim' diyerek cevapladı ve annesinin yanından gitmesi ile bir süre daha kızı izledi. Demek ismi Eva, oda kendisi gibi güzel diye düşündü. Etrafına baktığında çoğu yaşıtının ona baktığını görünce kaşları çatıldı farkında olmadan. Daha fazla beklemeyerek Eva' ya doğru ilerledi. " Merhaba Eva, Umut ben Biricik' in abisi." Eva tabi ki de onu tanıyordu, hatta ne kadar çapkın biri olduğunu çoğu kez dinlemişti arkadaşından. Kendisiyle İngilizce konuşması komiğine gitti. Adını öğrenmiş ama Türkçe bildiğini öğrenememiş demek ki. " Memnun oldum, bende Biricik' in arkadaşı Eva ama siz çoktan bunu öğrenmişsinizdir." Umut kızın mükemmel Türkçesi karşısında şaşırsa da çabuk toparlandı. " Dilimizi çok iyi konuşuyorsun." " Evet, annem Türk babam Amerikalıdır. " diyerek karşısındaki adamın merakını gidermiş oldu. Biricik kapısının tekrar açılmasıyla bu sefer gelenin babası olmasını dileyerek o tarafa döndü. Evet, gelen babasıydı." Güzel kızım, muhteşem görünüyorsun ama elbisen biraz açık mı ne. Seni kısıtlamıyorum ama aşağıda kızıma yiyecek gibi bakmalarını istemem." Babasının konuşmasına kısa bir kahkaha atan Biricik babasına doğru ilerledi ve kendisi için açılan koluna girdi. " O zaman tüm gece kızınızın yanından ayrılmamalısınız babacım." " Üzgünüm bebeğim ama aynı anda iki yerde bulunamam. Annenin ne kadar hareketli olduğunu biliyorsun." Odadan çıkıp merdivenlerden inerken tekrar kahkaha attı. Babasının bu hallerine bayılıyordu. Biricik babasının kolunda merdivenlerin sonuna geldiğinde evinin büyük salonundan hiç ses çıkmıyordu. Herkes dikkatle merdivenlerde dikilen baba kıza bakıyordu. Biricik içeride gözlerini gezdirdiğinde biraz ileride yanında sahte sarışın bir makyaj güzeliyle, gözleri kocaman açılmış kendisine bakan Doruk ile göz göze geldi. Onun surat ifadesine gülmemek için hemen bakışlarını geri çekti ve misafirlere bakmaya devam etti. " Sevgili dostlarım, ailemizin bu mutlu gününde sizleri de aramızda görmekten mutluluk duyuyorum. 9 yılın ardından kızım sonunda evine döndü. Karşınızda tek kızım, güzeller güzelim Biricik Dinçer." Biricik misafirlere baş hareketiyle selam verip babasıyla beraber salona ilerledi. Doruk hala girdiği şoktan çıkamamıştı. Birine benzettiği kişi Biricik'ti? Nasıl olur da tanıyamazdı onu, gerçi nasıl tanıyabilirdi ki, 9 yıl geçmişti aradan ve onu en son canlı gördüğünde 17 yaşındaydı şimdi ise 26 yaşında olmalıydı. Hemen yanında kulağına gelen kahkaha ile kendine gelip fark ettirmeden yüzünü buruşturdu ve babasıyla misafirler arasında dolaşan kıza bakmaya devam etti. Kızılı çok değişmişti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD