Yelkovan ve akrep birbirini takip ederken Poyraz gecenin karanlığında aklında ki planı tekrar tekrar ezberliyordu. Sonun da saklana saklana geldiği kapının önünde etrafına baktı ve güvenli olduğuna kanaat getirince kapıdan içeriye girdi. Stres ile onu bekleyen Masal Poyraz'ı gördüğü anda rahat bir nefes aldı. "Nerede kaldın aklım çıktı yakalandın diye," dedi Masal ve o sırada Poyraz hızlı etrafına bakındı.
"Saat gece yarısını çoktan geçti, hemen çıkmamız lazım. Masal geri dönüş olmayacağını biliyorsun değil mi? Yakalandığımız takdirde geri dönüş yok ama olur da çıkarsak," dedi ve sustu Poyraz. Düşlediği hayalleri dile getirmek istemiyordu çünkü eğer olur da yakalanırlarsa hayal kırıklığı da yaşamak istemiyordu. Masal olumlu anlamda kafasını salladı. Şu anda tek istediği buradan çıkmaktı. Ayaz'ı çok özlemişti. Kim bilir oğlu ne haldeydi ve ayrıca bulması gereken de bir kızı vardı. Her gece ikisi de iyi olsun diye dua ediyordu ve Masal şu anda tek istediği buradan çıkıp çocuklarına kavuşmaktı.
Masal'dan olumlu bir yanıt alan Poyraz da kafasını salladı ve kıza elini uzattı. Kuşkusuz ki burada kaldıkları süre boyunca Poyraz ve Masal birbirine can yoldaşı olmuştu. Garipti ama Poyraz Meltem'den sonra Tuğra abisine bile zor abi derken Masal'ı Meltem'den ayırmayacak derecede benimsemişti. Masal'da bunun farkındaydı, nasıl ki Poyraz onu benimsediyse Masal'da onu benimsemişti ve gerçek olan şu ki Mehmet bir zamanlar nasıl Masal'ı koruyup kolladıysa Poyraz'da aynı şeyi yapmıştı burada kaldıkları süre boyunca. Bu yüzden kuşkusuz ki çok fazla güveniyorlardı birbirlerine.
Masal Poyraz'ın elini tuttu ve ardından derin bir nefes aldı. "Hakkını helal et Poyraz," dedi Masal ölür ya da kalırlarsa diye ve Poyraz usulca kafasını salladı olumlu anlamda. "Sende," diyen Poyraz'ın ardından ikisi birlikte kapıya ilerlediler ve Poyraz yavaşça kapıyı yaraladı. Poyraz etrafa bakarken o anda kulağına konuşma sesleri geldi. Sanırım adamlar sohbet ediyorlardı ve açıkçası bu da Poyraz ve Masal'ın işini kolaylaştırıyordu buradan çıkmak için.
Poyraz Masal'a sessiz olması için işaret parmağını dudaklarına götürdü ve sonra sessiz olması gerektiğini işaret etti. Onu kafası ile onaylayan Masal Poyraz'ın koluna daha da sarıldı içindeki ürperti ile. Poyraz seslere daha iyi kulak verdiğinde yavaş yavaş uzaklaştıklarını hissetti ve hemen ardından Masal'ı elinden de sürükleyerek dışarı çıkardı odadan. İkisi birlikte koridorda sessiz adımlar ile ilerlerken ellerinden geldiğince de hızlı olmaya çalışıyorlardı yakalanmamak için.
Üst kattan inip bir sonraki kata geldiklerinde korumaların sesleri tekrar yükselmeye başladı ve bu sefer yakından geliyordu. Poyraz Masal'ı koridorun arasındaki boşluğa iterken kendisi de hemen karşısında saklandı. Korumaların sesi git gide yakınlaşırken Masal sesli nefesler aldığını fark etti korkudan ve Poyraz ise işaret parmağını kaldırarak dudaklarını götürdü sessiz olması gerektiğini işaret ederek. Masal elinden geldiğince nefesini tutmaya çalışırken adamların sesi onların olduğu noktadan gelmeye başlamıştı bile.
Poyraz gerginlik ile gözlerini kaparken Masal ise nefes almamak için bir eliyle ağzını kapıyordu. Sanki nefes aldığında burada olduklarını anlayacaklar gibi hissediyordu. Adamlar orada bir süre daha konuşurken Poyraz gözlerini araladı ve Masal ile göz göze geldiler. Adamlar orada bir süre daha dikilirken biraz daha konuştular ve ardından uzaklaşmaya başladılar o noktadan. Poyraz sonunda rahat bir nefes verirken Masal da onunla rahat bir nefes vermişti. Az önce aksiyon filmlerini aratmayacak bir sahne yaşamışlardı ve Masal buradan çıkana kadar kalp krizinden ölmezse iyiydi.
Poyraz etrafı kolaçan ettiğinde tekrar güvenli olduğuna kanaat getirdi ve ardından Masal'ın elini tekrar tutup yavaşça ilerlemeye başladılar alt kata doğru. Her ikisi de temkinli adımlar atarken salona yaklaştıkça tekrar sesler duymaya başladılar ama sesler derinden geldiği için çok da yakın olmadıklarını düşünüyorlardı. Masal duyduğu ses tonu ile yerine mıhlandı birden. Kız kıpırdayamaz iken Poyraz ona sorgulayan bakışlar attı ve oda uzun tırnaklarını Poyrazın ellerine batırıp fısıldadı. "Levent," dedi fısıldarcasına ama sesi korku dolu çıkmıştı. Belki de aylar sonra ilk defa Levent bu eve girmişti. Poyraz'ın kanı duyduğu isim ile kaynamaya başlamıştı öfkeyle. Yüzüne geçirmek istediği bir yumruk vardı ve şu anda her an gitmekten vazgeçip salonu ilerleyip o adamın ağzını burnunu dağıtabilirdi ama mantıklı düşünmeye çalıştı.
"Sakin ol ve sessizce çıkalım buradan," dedi Poyraz kıza. Eğer mantıklı düşünmeseydi gidip o adamın ağzını burnunu kırar sonra da bütün adamların dalmasına maruz kalıp gidemedikleri gibi ölürlerdi de.
Masal derin bir nefes çekti içine ve Poyraz'a güvenmeyi seçerek usulca kafasını salladı aşağı yukarı. Poyraz kaldıkları yerden tekrar yola devam ederken Masal derinden gelen duyduğu Levent'in ses tonu ile içi titriyordu sanki. Kız ona bitmek bilmeyen bir nefret besliyordu ama bir o kadar da korkuyordu. Levent akla gelmeyecek şekilde kötü bir adamdı. İnsanın bedeninden ruhunu çalardı kimse ne olduğunu anlamazdı. Masal onun yüzünü geç görse de görmüştü ve açıkçası tecrübesi de ona oynadığı o küçük oyunlar sayesinde olmuştu ne yazık ki.
Masal ve Poyraz tekrar duydukları konuşma sesleri ile buldukları ilk odaya girdiler ve ardından endişe ile beklemeye koyuldular.
Bu kadar korumanın bugün burada olması hayra alamet değildi. Levent'in de burada olması ayrı bir olaydı. Neden sanki olan korumaların üzerine daha fazla koruma eklenmiş gibiydi? Bir şeylerden şüphelendikleri için miydi? İmkanı yok şüphelenemezdi Levent çünkü kendisi aylardır gelmediği gibi korumaları bile çok sık göndermiyordu yanına Masal ile Poyraz'ın. Mutlaka başka bir sorun olmalıydı.
Sesleri uzaklaşmaya başlar iken Poyraz derin bir nefes aldı bir kez daha. Bu kadar korumanın arasında zaten birkaç tanesi ile karşı karşıya gelmemeleri bile bir mucizeydi ve şu an şükrediyordu doğrusu karşılaşmadıkları için bu korumalarla. Korumaların iyice uzaklaştığı yok olan seslerinden belliydi ve bu yüzden Poyraz kapıyı sessizce araladı ve ardından kısaca bir göz attı etrafa. Çıkmak için uygun bir zaman dilimi olduğunu düşünen Poyraz tekrar Masal'ın elini kavradı ve yavaşça odadan çıktılar birlikte. Köpek kulübelerinin olduğu arka bahçeye sadece tek bir koridor kalmıştı ve oraya da çıktıkları anda onlar için her şey daha kolay olacaktı.
Her şey yolunda ilerlerken tek bir nefes anında kulaklarına her ikisinin de nefret dolu olduğu o ses doldurmuştu.
"Nereye böyle gençler?" Dedi Levent alaylı bir ses ile. Masal ve Poyraz duydukları ses ile birbirlerine baktılar ve o anda Masal Poyraz'ın elini daha çok sıktı. "Aklınız sıra kendinize çok zeki sanıyorsunuz değil mi? Aaa ama hakkınızı yemeyelim, gerçekten zekisiniz özellikle de Poyraz," dedi Levent dişlerini sıkarak. "Kim bilir ne zamandır senin yanına gelip gidiyor ama hiç kameralara görünmemiş ama ta ki iki gün önce bir korumanın onu gördüğün zamana dek," dedi Levent Masal'a bakarak ve o sırada Poyraz Masal'ın elini bırakıp çatık kaşları ile arkasını döndü ve Levent ile karşı karşıya kaldı.
"Senin de hakkını yemeyelim ama. Cemre ile Uluhan'ı elinde oynatmak için bizi buraya kapatmak akıllıca bir fikirdi," dedi Poyraz da onun dilinden konuşarak. Onun da sesi alay ile çıkmıştı ve bir o kadar da vurgulu. "Tabi, kesinlikle hakkımı yemeyelim ama size darıldım. Ben o kadar plan yapıp emekler vererek size buraya getireyim sizde daha ben sizi Cemre ve Uluhan'a karşı kullanmadan elimden kaçmaya çalışın, aşk olsun ama." Levent'in bu dediği ile Poyraz güldü sadece. "Çalışın mı? Levent biz bugün buradan çıkacağız," dedi Poyraz emin bir ses ile ve Levent'in ise kaşları havalandı Poyraz'ın bu kendinden emin haline. "Nasıl olacak beni bir aydınlatsana?"
"Sana senden daha tehlikeli bir şey söyleyeyim mi," dedi Poyraz ve devam etti. "Sen bizi koz olarak tutuyorsun ama senin elindeki kozdan daha tehlikelisi yok senin için."
Masal tüm bu konuşma boyunca Levent'te korkulu gözler ile bakarken sanki Levent'in tek bir ani hareketinde Poyraz'ın eline yapışacak gibi hazırda bekliyordu. Tam olarak bunu yaşamaktan korkuyordu işte masal. "Bazen Cemre sende ne buluyor onu anlamıyordum biliyor musun," dedi Levent Poyraz'ı sözleri ile deli edeceğini bilerek. "Alt tarafı kenar mahalle çocuğu olup zar zor kendini okutup avukat olmuş ve kendi çapında işler yapan saf bir adam diye düşündüm ama buradan bakınca hiç öyle olmadığını görüyorum. Sen düşünmediğim kadar zekisin ama düşündüğüm kadar da safsın," dedi Levent ve o sırada kaşlarını kaldırma sırası Poyraz'da idi.
"Ben de sana tespitlerimi söyleyeyim mi?" dedi Poyraz. Etrafında gizlice pusuya yatmış adamların farkındaydı ama bir adım geri gitmedi adam. Bir adım geri giderse kendini hakaret sayardı ve her ne kadar yanındaki Masal tehlikeye girse de şu anda geri adım atmak demek o odaya kapanmadan kafasını bir kurşunun girmesi demekti. "Tek becerisi kendine duvar olarak kullandığı adamların arkasına saklanmak olan, ablasının kuzusu ve gurursuzun tekisin," dedi Poyraz sinir bozucu olmaya hiç çalışarak elinden geldiğince ki bunu gülümseyerek yapan Poyraz Levent'in sinirlerine gayet de dokunmuştu. "Eminim arkanda ablan ve korumalar olmadan hiçbir şey yapamazsın. O kadar boş bir insansın ki, senin hayatına ablan yönetiyor ve sen de patronculuk oynuyorsun korumalarla," dedi Poyraz ve Levent duyduğu her bir kelimede daha da hırslandığını ve içinin öfke ile kaplandığını hissetti. Levent'in yüzündeki o alay gitmişti ve şuan yüzünde Poyraz'ın kafasına acımadan sıkacak gibi bir ifadesi vardı.
"Ölmeden önce genelde son bir söz hakkı verirler ama senin buna bile hakkın olmayacak," diyen Levent'in ardından Poyraz kafasını iki yana sallayarak güldü ve o sırada Levent elini beline atmış silahını belinden çıkartıp Poyraz'a doğrultmuştu. Masal'ın dudakları arasından istemsizce bir çığlık koparken Poyraz ise bunu beklediği için sadece bakmakla yetindi ama dişlerini kırma derecesinde sıkıyordu. "Sen çok zekisin ya, hani bu adamlar da beni görmüş sana yetiştirmiş birde. Eminim senin gibi zeki bir insan benim sadece Masal'ın odasına gidip geldiğimi düşünmemiştir," dedi Poyraz ve yanında hazırda beklettiği silahı belinden çıkarıp Levent'e doğrultu. O anda tüm korumalar onların etrafında toplanırken Masal artık çıkışları olmadığını anlamıştı buradan.
Burada öleceklerdi bundan emin olmuştu Masal. Adamlar silahları Masal ve Poyraz'a doğrulturken Poyraz ise elinde ki silahı tek kişi Levent'e doğrultuyordu ama Levent'in yüzündeki alay silinmemişti. Doğruya doğru, Poyraz'ın kendisine silah çekmesini beklemiyordu ama elindeki silahın baba yadigarı olan silah olduğunu görünce Poyraz'ın çalışma odasına da girdiğini anlamasına yetmişti ve silahın olduğu yerde o dosyanın olması Levent'in Poyraz'ın her şeyi öğrendiğine de emin olmasına yetmişti. Kesinlikle Poyraz yaşamamalıydı. Bombaların nereden patlayacağını bilirken Poyraz'ın yaşaması demek saatli bir bombayı dışarı salması demekti.
"Seni öldüreceğim Poyraz," dedi Levent emin bir ses ile. Poyraz ise alayla kafasını salladı. "Elinden geleni ardına koyma," dedi Poyraz. İstese Levent'in onu şu an öldürebileceğinden emindi adam ama düşündüğü gibide bir adım geri gitmek yoktu.
Masal elini kalbine götürmüş korku ile bu anın bitmesini bekliyordu. Ölümle veya kalımla, yeter ki bitsin istiyordu. Kendisi de ölmeyi göze almıştı artık çünkü kendisi de istemişti buradan çıkmak. Nasılsa Her iki şekilde de ölümdü. Burada kalsa da ölüyordu, dışarı çıksa da ölüyordu.
"Ha, öldürmeden önce Levent," dedi Poyraz ve devam etti. "Senin yerinde olsam beni öldürmeden önce orada başka ne bulduğumu sorardım. Mesela Aysima'nın şu an nerede olduğunu," dedi Poyraz ve o sırada Levent'in yüzünde dehşete düştüğünü gösteren o ifade oluştu. "Küçük değil, büyük Aysima'nın," dedi Poyraz ve o sırada Masal'da kanını çekildiğini hissetti.
"Ablan Aysima ölmüş ama nedense ben kendisini iki sene önce gördüm en son ve keyfi de gayet yerindeydi," dedi Poyraz. "Sen onun öldüğünü düşünüyor muydun gerçekten?" dedi Poyraz ve ardından Levent elindeki silahı yavaşça yere indirdi. "O ne demek lan?" Levent'in diye bildiği tek buydu. Aysima'nın yaşaması bir mucize olurdu büyük ihtimal ile ve Poyraz ona oyun oynuyordu, Levent bunu göz önünde bulundurmalıydı. "Bu oyunlar bana sökmez Poyraz." Levent her ne kadar inkar ediyorsa da aklının köşesinde bir acaba vardı.
"Ben diyeceğimi dedim. Aysima'yı gördüm, biliyorum ve tanıyorum. Kanıt mı istiyorsun iyi. Aysima'nın kulağının hemen arkasında kırmızı bir doğum lekesi var," dedi Poyraz emin bir ses ile. Levent duyduğu ile yutkunurken Masal ise dehşete düşmüştü. O bile bilmiyordu Aysima'nın bir doğum lekesi olduğunu, Uluhan bahsetmemişti bundan. "Ha sakın aramaya kalkma bulamazsın. Çünkü adı artık Aysima değil. Değiştirmiş galiba. Odan da resmini görene kadar onu değiştirdiği isim ile tanıyordu. Ha bu arada, fotoğrafları koymamalısın her yere." Levent dişlerini sıkarken Poyraz'ın bu kanıtı doğru söylediğine dair inanmasına yetmişti. "Poyraz benimle oyun oynama! Senin şurada kafana sıkarım hiç umurumda olmaz. Bunu yapacağımı sende biliyorsun ve şu anda hala nefes alıp veriyorsan anahtar kelimeyi söylediğin içindi. Şimdi adam ol bana neyden bahsettiğini söyle," dedi Levent.
"Sen de şimdi adam ol ve bizi sal. Ben de sana buradan çıktıktan sonra Aysima'nın nerede ve ne şekilde olduğunu ulaştırayım en kısa zamanda, ne dersin?" dedi Poyraz onu taklit ederek ve o sırada Masal tüm bunları sessizce ve dehşet dolu şekilde dinliyordu.
Uluhan'ın yıllarca kendine onun için acı çektirdiği annesi gerçekten ölmemiş miydi? Ya da Poyraz'ın bir oyunu muydu bu? Emin olamıyordum Masal ama hatta Poyraz bir şey öğrense ona söylemez miydi ki?
"Senin sadece yaşamana izin verebilirim daha fazlası değil. Ya şimdi güzellikle söyler odana gidersin ya da odaya değil lanet edeceğin bir yere gidersin ve orada işkencelerden işkence beğendiririm sana konuşana kadar, karar senin." Tüm bunları söyleyen Levent'in ardından Poyraz kafasını yana doğru eğdi. "Hiç sanmıyorum biliyor musun. Şimdi ben arkamı dönüp gideceğim ve eğer Aysima'yı görmek istiyorsan o silahın tek bir kurşunu bile yanımızdan geçmez," dedi Poyraz ve o sırada adamlarda tek tek göz gezdirdi. Masal tekrar Poyraz'ın eline yapıştığında Poyraz arkasına dönmeden silahı hala onlara doğrultarak geri geri gitmeye başladı Masal'ın da elini tutarak. Uluhan güvenlik kilitlerini açan adamları durun işareti yaptı eliyle
"Seni buna öyle pişman edeceğim ki Poyraz yalvaracaksın bana," dedi Levent dişlerini sıkarak ve Poyraz ise çok umursamadı bile onu. Hala kendilerine doğrultulan silahlara baktı. Elinin altındaki elinde titrediğini hissediyordu ve bu yüzden sessizce Masal'a duyması için fısıldadı. "Korkma," dedi ve Masal ise daha da sıktı elin. "Korkmuyorum..."