7.Bölüm

1822 Words
Cemre Levent'in açtığı kapıdan içeriye girerken elinden geldiğince rahat görünmeye çalışıyordu. Gergindi fakat bu son şansı olabilirdi kaybettiği her şeyin bedelini ödetmek ve Ülkesini kurtarmak için. Cemre dışarıda olan adamları da görmüştü. Ekibin o adamları halledeceğini biliyordu ama bir ihtimal işler ters giderse diye düşünmeden de edemiyordu. Cemre salona girdiği an Levent salonun lambalarını açtı ve beyazlarla kaplanmış salon aydınlandı. Cemre elinde ki küçük çantayı kanepeye doğru attı ve rahat görünmeye çalışarak Levent'e döndü. "Eee, bana ne ikram edeceksin?" Cemre'nin gülümsemesi Levent'in garibine gidiyordu. Tüm bu olanlardan sonra nasıl olurda Cemre ona böyle sıcak kanlı davranabiliyordu? Levent hala Cemre'ye güveniyor değildi ama körü körüne güven diyen de kalbine engel olamıyordu. "Ne istersin?" dedi Levent göz kırparak ve Cemre ise kendini kanepeye atıp rahatça oturdu. "Şarap?" dedi eski Cemre'nin Leo'dan isteyeceği gibi. "Kırmızı," diyerek Cemre'yi tamamladı Levent. Adam evin bir köşesinde bulunan en sevdiği yer olan bara doğru ilerledi ve iki kadeh çıkarıp kırmızı bir şarap açtı özel koleksiyonundan. O sırada Cemre kulağında ki kulaklıktan gelen seslere kulak verdi. "Nuri Alço kılıklı!" Bunu diyen Aşir sövgülerine itina ile devam ederken Uluhan ciddi bir tavır ile olacakları bekliyordu. "İçme şarabı ne olur ne olmaz kız," dedi Aşir devam ederek. "Yanımız da ne olabilir Allah aşkına? Hem Cemre kendini korur merak etme sen onu," dedi Liva. "Dikkat çeker içmezse." "Kesin vızıldamayı," dedi Uluhan hepsini susturarak ve Cemre ise rahat bir nefes aldı. Levent elinde iki kadeh ile geldiğinde birini Cemre'ye uzattı ve kendi de hemen yanına oturdu. "Yanına mı oturdu?" dedi Sungur tam olarak konumunu öğrenmek için Levent'in. Cemre konuştukları gibi evet deme şeklini gerçekleştirdi ve kıkırdadı hafifçe. "Bu şarap çok tanıdık geldi," dedi garip durmaması için. "Ben biliyorum bu filmin sonunu. Sonun da grup olacak," diyen Fuat ile Cemre'nin istemsizce yüzü buruşurken kulağında yüksek sesli bir gümbürtü duydu. "Piç! Başlayacağım senin yavşaklığına şimdi," dedi Aşir ve Cemre'nin de tahmin ettiği gibi Fuat'ı yapıştırmıştı yere. "Sen diyorsun ki bize bir şans vereceğim, öyle mi?" dedi Levent düşünceli bir ses ile. "Şans demeyelim. Birlikte geçirdiğimiz günleri özledim Leo," dedi Cemre hisli tutmaya çalıştığı bir ses ile ve bunu başarmıştı da. "Sen ben değil Leo'yu özlemişsin," dedi Levent gözlerini kısarak. Cemre elinde tuttuğu kadehi dudaklarına götürdü ve küçük bir yudum aldı. "Fark eder mi?" dedi alaylı bir ses ile. "Her iki ihtimalde de istediğini alacaksın," dedi Cemre omuz silkerek. "Nasıl ki sen Masal değilsen bende Leo değilim Cemre," Diyen Levent Cemre'nin yaptığı gibi alayla güldü. "Neden bilmiyorum ama sen Levent'i kabullenmiyorsun, Leo'yu istiyorsun çünkü işine geliyor," dedi Levent tahminde bulunarak. "Kullan at mendilden farkın yok kabullen amına koyayım," dedi Fuat tekrar araya girerek. Cemre bu kulağında ki konuşmalara tepki verseydi çoktan kendini ele vermişti. "Bu kendini çok mu zeki sanıyor?" dedi Murat Levent ile dalga geçerek. "Levent zekidir hafife almayın derim," dedi Uluhan alayla gülerek. "Olabilir ama o tek kişi cephe de ve biz ise gerçek bir takımız. Bu savaşın galibi belli," dedi Liva emin bir ses ile. "Bir insan tek başına savaş veriyorsa eğer asıl o insandan korkun, çünkü ondan daha tehlikelisi yoktur." Bunu diyen Sungur düşünceli bir ses ile konuşunca kısa bir an sessizlik oldu. Bu sessizlik Cemre'yi daha da gerince elinde olmadan tekrar güldü. "Levent, benim tek istediğim güç ve sende fazlası ile var, var mı yanlışım?" dedi Cemre kadınsı çıkan sesiyle. "Fazlası ile," dedi Levent büyülenmişçesine Cemre'de gözlerini gezdirerek. Levent Cemre'ye doğru yaklaşırken Cemre bir irkilme yaşadı ve o anda yutkundu. "Ne yapıyorsun?" dedi kısık çıkan sesi ile. "Sana mı yaklaştı?" dedi Uluhan merakla. "Cemre sakın geri çekilme. Şerefsiz seni deniyor sakın!" dedi Uluhan dişlerini sıkarak. Cemre Uluhan'a güvenmeyi seçti ve geri çekilmedi. İçi kuş gibi titrese de dışı rahat bir tavır sergiliyordu. Levent'in kadının yüzünde merakla gözlerinin gezdirdi ve gözlerini kıstı. "Sen ciddisin, " dedi Levent düşünceli bir ses ile ve kendisini biraz geri çekince Cemre rahat bir nefes almamak için kendini sıktı. "Hiç olmadığım kadar..." "Aferin Cemre," diyen Uluhan'ın sesinde gurur vardı. *** "Poyraz başımda gezinip durma Allah aşkına," dedi Masal sıkılmışçasına. "Duymadın mı lan o adamları?" Poyraz'ın ilk defa bu tarafını gören Masal şaşkınlıkla izliyordu bu hallerini. "Duydum da ne faydası var şuan kendini yemenin?" "Masal, sevdiğim kadın Türkiye'nin sonunu getirmek için gün sayan ve ona hasta bir şekilde takıntılı olan bir şerefsiz ile ona ait bir evde. Ne yapmamı bekliyorsun?" dedi Poyraz fevrice ve bu şekilde sıralayan Poyraz ile Masal ona hak vermeden edemedi. O da olsa o da kafayı yerdi açıkçası. "Anlıyorum ama Cemre'nin kendini koruyabileceğini sen söylemedin mi? O kadın senin bahsettiğin gibiyse kendini korur ve şuan onun yanında olmasının da bir nedeni vardır," dedi Masal mantıklı düşünerek. "Şuan bizim buradan çıkmaya yoğunlaşmamız lazım Poyraz," dedi Masal ve yüzünü iki elinin arasına aldı düşünceli bir tavır ile. "Sence ben havalandırmadan çıkıp senin için yardım getirebilir miyim?" Masal Poyraz'ın tek tek not aldıklarını gözden geçirerek. "Riskli ve üstelik tek gidemezsin. Yakalanırsak birlikte yakalanacağız dedik," dedi Poyraz. "Ne yapacağız peki?" "Köpekler ile iyi geçiniyorsundur umarım," dedi Poyraz düşünceli bir ses ile. "Anlamadım," dedi Masal kaşlarını çatarak. "Anlarsın. Plan yapıp bir kaç gün sonra seni almaya geleceğim buraya," dedi Poyraz ve ardından odadan çıkmak için Masal'ın elinde ki kağıtları alıp katladı ve cebine koydu. "Bir kaç gün iyice dinlen yanına gelmeyeceğim ve sende o zamana kadar enerjini topla," dedi Poyraz. "Köpek fobim olduğunu biliyor muydun?" dedi Masal korku ile. Çocuk iken bir köpek tarafından saldırıya uğramıştı ve o zamandan beri ciddi anlamda korkuyordu köpeklerden. "Fobiler yenmek için vardır ve al sana bir şans ," dedi Poyraz göz kırparak. "Poyraz ne yapacağız?" dedi Masal korkudan titreyen sesi ile. "Yat iyice dinlen Masal," dedi Poyraz kızın sorusunu es geçerek ve dikkatlice odadan çıkıp kendi odasına gitti. Masal bir köpek ile burun buruna gelmektense havalandırmaya çıkmaya razıydı... *** Cemre elinde ki çantayı kanepeye fırlattı ve ellerini belinin iki yanına koyup salonun belirli yerlerinde oturan ekipte gözlerini gezdirdi. "Bu şerefsize konuşturana kadar dayanabileceğimi sanmıyorum," dedi Cemre gerginlik ile. "Gırtlağına basıp zorla konuşturmamak için kendimi zor tuttum." "Dokuz ay nasıl sabretti acaba bu?" dedi Sungur elinde ki kalemi çevirerek. "İnan bana benim onun üstünde uygulamayı düşündüğüm fantazileri duysan aklın gider," dedi alayla. "Ama duruyoruz. Neden? Çünkü yanlış bir harekette tüm plan çöp olur," diye devam eden Sungur ile Aşir ona parmağını salladı. "Sıranı bekle önce benim hesabım görülecek," dedi mızmızca. "Ulan senin hesabın biter mi lan," dedi Sungur gözlerini devirerek. "Bu odada ki herkes bir tur binsin abi ne olacak," dedi alay ile Fuat. "Oğlum araba turumu atıyorsunuz insan lan netice de," dedi o da alay ile ve o sırada Uluhan iki elini birbirine vurarak ayağa kalktı. "Lak lak bittiğine göre sıra gerçek plana geldi," dedi Uluhan ve ardından tüm ekibin ilgisini üzerine topladı. "Şimdi bunlar zeki ya Ülkenin herhangi bir noktasından patlatacaklar ana kraliçeyi ve zaten o patladığı anda Ülkenin yüzde yetmişi yok olacak. Bizim ilgimizi çekmek için Ülkenin farklı yerlerine farklı bombalar yerleştirmişler ve bizim ilgimizi oraya yöneltip kendileri rahatça Ülkeyi yok edebilecekler. Bizim yoğunlaşmamız gereken nokta ana kraliçe. Çerezler ile vakit harcayamayız. Acımasızlık gibi görünüyor olabilir ama Ülkenin yüzde yetmişinin yok olmasından da beş şehirde on bin insan yok olsun," dedi Uluhan gerçekleri söyleyerek. "Çerezler için yapabileceğimiz bir şey yok mu?" dedi Liva duygusallıkla. "Üzgünüm Liva ama amacımız ana kraliçe," dedi Uluhan. "Uzun lafın kısası Cemre Levent'in güvenini kazandığına göre bir adım daha yakınız ana kraliçeye. Cemre elinden geldiğince Levent ile birlikte olmalı ki mesafe ortadan kalksın ve nereden ne zaman pataklatacaklarını öğrenebilelim," dedi Uluhan. Cemre derin bir nefes aldı ve parmakları ile oynadı. "Bir gün Levent ile böyle olabileceğim aklıma gelmemişti," dedi Cemre iç çekerek. Levent onun dostu, can yoldaşıydı eskiden ve şimdi ise can düşmanı... "Buda sana ikinci ders olsun. Her yüzüne güleni dost her elinden tutanı insan sanma," dedi Uluhan hayat dersi verircesine. Cemre gözlerini devirdi. "Birinci neydi pardon?" "Her seni tehdit edeni de düşman sanma," dedi Uluhan alayla kendisinden bahsederek. Cemre'nin ona düşman gözü ile baktığı zamanlara vurgu yapmıştı adam. "Şerefsiz! Beni Gölge'ye yem etmekle tehdit etti!" Cemre kaşları çatık söylenirken herkes elinde olmadan gülmeye başlamıştı. "E hak ettin ama sen onu," dedi Uluhan alayla. "Ay vallahi manyak bu." Cemre o günlere geri dönerken gözlerini devirdi. *** (1 Ay Sonra) Günler birbirini kovalarken Poyraz nasıl ki sabah akşam kafasını kaçacaklarına dair plan yapmaya yorar iken İstanbul'un bir ucunda da Uluhan ekibi ile Ülkeyi kurtarmanın planlarını yapıyordu. Poyraz'ın Masal'ın yanına gitmesinin üzerinden tam bir ay geçmişti ve bu bir aylık süreçte Poyraz sadece iki kere Masal'ın yanına gitmiş iyi olduğunu görmüş ve daha sonra odasına geri dönmüştü. Bu hapishaneden çıkmak için plan yapmak sandığı kadar kolay olmamıştı ama bir şekilde halletmişti. Sonunda kaçabileceklerdi... Poyraz yine her zamanki gibi saklana saklana koridordan geçerken Masal'ın odasına gelmiş ve yavaşça kapıyı aralamıştı. İçeriye kafasını uzattığında Masal'ı merakla ayakta dikilirken bulmuştu. Kız orada dikilmiş kimin geldiğinde bakıyordu ve Poyraz'ı görünce elinde olmadan rahat bir nefes almıştı. Poyraz içeri girdiğinde Masal merakla Poyraz'ın ne diyeceğini bekliyordu. Günlerdir Masal Poyraz'ın gelip 'hadi gidiyoruz artık' demesini bekliyordu. Açıkçası her ne kadar ilk başta korksa da şu an tek istediği bu cehennem çukurundan çıkmaktı. "Çıkıyoruz de," dedi Masal beklenti ile ve o sırada Poyraz kıza göz kırptı gülümseyerek. "Sana bir daha ki gelişimde çıkacağız dedim," dedi Poyraz ve ardından Masal sevinç çığlığına engel olmak için eli ile dudaklarını kapadı. "Sevinmek için daha erken, buradan çıkalım birlikte seviniriz. " Poyraz'ın bunu demesinin ardından Masal derin bir nefes aldı. "Peki şimdi ne yapıyoruz?" diye sordu Masal merak ile ve bu sırada Poyraz Masal'ın yatağına doğru ilerleyip Masal'a gelmesi için için işaret etti. "Köpek kulübelerinin olduğu yerde bir kanalizasyonun olduğunu biliyor muydun? Şu an tek şansımız orası ve oraya çıktığımız anda bizim için kurtuluş demek. O kanalizasyona girip yeraltından otobana ulaşacağız ve gerisi kolay," dedi Poyraz. Son bir aydır deli gibi her ayrıntıyı gözden geçiriyordu. "Köpekler şart mı?" dedi Masal sıkıntı ile. Şu anda Plan beğenebileceğini düşünmüyordu ama bir umut başka bir çıkış yok muydu buranın acaba, yani illa o köpeklerin olduğu yere girmek zorunda mıydılar ki? "Başka şansımız yok, zaten o kanalizasyona indiğimiz anda bizim için her şey daha kolay olacak. Otobana çıktığımız da bizim kurtuluşumuz geldi demektir. Vızır vızır araba geçiyor muhtemelen, ben buradan bile araba seslerini duyabiliyorum. Senin tek yapman gereken hızlı olmak, gerisini ben halledeceğim." Poyraz kızın için rahatlatmak için bir kaç şey daha sıraladı. "Köpeklerden korkmana gerek ayrıca. Muhtemelen hepsi eğitimli hayvanlar ve sana saldıracak değiller," diyen Poyraz bunu Masal endişeyi bıraksın diye söylemişti ama açıkçası Levent köpekleri canavarlaştırmış da olabilirdi. Bu yüzden Poyraz Masal korkmasın diye kan kusup kızılcık şerbeti içtim diyecekti kurtulana kadar. Masal başka şansının olmadığını anladığın da derin bir nefes aldı. "Ne zaman çıkıyoruz peki buradan?" dedi sabırsızlıkla ve Poyraz ise gözlerini küçük cama çevirip içeri giren küçücük ışık süzmesine baktı. "Bu akşam olmaz. Bu akşam koruma sayısı daha fazla köpek kontrolleri olduğu için ama yarın akşam bu saatler," dedi Poyraz ve o sırada Masal olumlu anlamda kafasını salladı. "Yarın akşam..." Masal ve Poyraz'ın birbirine dahi dillendiremediği korkuları vardı. Bazı sevdalar ve bazı vedalar mahşere kalmamalıydı. Eğer olurda yarın kurtulamazlarsa ikisinin de içinde bir ukde kalacak ve mahşere kalacaktı devamı. Poyraz'ın Cemre'ye olan sevdası ve Masal'ın Uluhan'a olan vedası mahşere kalmamalıydı...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD