6.Bölüm

1655 Words
Cemre kulağında ki kulaklığı iyice saçları ile örttü ve sakin olmaya çalışarak mekandan içeriye girdi. Normalde hep soğuk kanlı olurdu Cemre bu konularda ama Poyraz'ın onların elinde olma olasılığı Cemre'nin kanını kaynatıyordu. Kulaklığın diğer tarafında ki TOYAFİT üyelerini duyabiliyordu. "Seni gördü Cemre. Sakin kalmaya çalış," Diyen Fuat'tı. Sonunda Levent'te onun görüş alanına girince Cemre soğuk yüz ifadesini takındı ve Levent'e doğru gülümseyerek ilerledi. Levent'in karşısında durunca Levent bir tabloya bakar gibi Cemre'yi süzdü ve Cemre'yi tutup kendine çekip sarıldı. Cemre'nin elleri yumruk olurken gözlerini sakinleşmek için kapadı. "Özledim seni," Diyen Levent ondan ayrılınca Cemre tekrar zoraki gülümsemesini sergiledi. "Bende özledim Leo," Diyen Cemre masaya oturunca Levent'te hemen karşısına oturdu. "Neden birden görüşmek istedin?" Levent şüphe ile Cemre'ye bakarken Cemre rahatça elini çenesini altına koydu. "Niye seninle görüşmek isteyemem mi? Sen benim en yakınımdın Leo. Özledim seninle sohbet etmeyi," Diyen Cemre'nin ardından Uluhan'ın alay dolu kahkahasını duydu Cemre. Levent Cemre'ye o kadar dalmıştı ki ne söylediğinin farkında bile değildi. "Yutmadım," Dedi Leo kahkaha atmayı keserek. Yüzünde artık alaylı bir ifade vardı. "Helin sana savaş açmışken sen beni özlediğin için mi geldin ayağıma." Levent gerizekalı değildi... Cemre kulağında ki kendisine akıl veren konuşmaları duyuyordu ne demesi ile ilgili ama hiç birini dinlemeden kendi bildiğini yaptı. "Helin'i bulduğum yerde öldürebilirim," Diyen Cemre Levent'in önceden sipariş ettiği kırmızı şaraptan bir yudum aldı. "Saklamıyorum bunu," Diyen Cemre kulağında kendisine edilen küfürleri duyuyordu. "Ama Levent benim intikam oyunlarım bitti ve mahalle ile ilgili herhangi bir bağım kalmadı." Cemre'nin söylediği ile Aşir'in kahkahası sızlattı Cemre'nin kulağını. "Ufak atta civcivler yesin," Diyen Aşir'e Cemre tepki vermedi ve yüzünde ki gülümseme büyüdü. "Helin bana neden düşman oldu hala anlamıyorum ama sen bana düşman değilsin değil mi Leo?" Diyen Cemre uzanıp Levent'in elini tuttu. "Poyraz?" Dedi Levent kuşku ile. Cemre'nin ne yapmak isteğini anlamaya çalışıyordu kısık gözleri ile. "Evleniyorduk biliyorsundur eminim," Diyen Cemre şarabını yudumladı. "Ama o Poyraz'ı kandırmak içindi. Belki Rıza'nın yerini biliyordur diye düşündüm." Levent kısık gözlerini Cemre'de gezdirdi. "Rıza öldü bilmiyor musun?" Diyen Levent ile Cemre yalandan bir şok ifadesi takındı ve ardından elinde ki kadeh masaya düştü. Levent oturduğu yerden kalktı hızla ve peçeteyi akan kırmızı sıvının üzerine bastırdı Cemre'nin kırmızı elbisesi lekelenmesin diye. "Öldü mü? Nasıl öldü? Ben hala onu arıyordum gebertek için," Dedi Cemre oyunculuğunu konuşturup göz bebeklerini hırsla doldururken. "Rıza'nın ölümüne en yakın şahit olmuş biri olarak çok iyi oyunculuk doğrusu," Diyen Uluhan'ın alaylı sesini duydu Cemre. "Sakin ol," Dedi Levent inanmış gibi. "Demek ki tek düşmanı sen değilsin. Öldü artık uzatmaya gerek yok," Diyen Levent tekrar yerine oturdu. "Nasıl ölmüş?" Levent Cemre'nin yüzünde gözlerini gezdirdi ve daha sonra tabağında ki eti parçaladı bıçağı ile. "Kurşunlama vakası," Diyen Levent ile Uluhan ve Cemre'nin yüzünde aynı anda sinsi bir gülüş belirdi. "İçim rahatladı," Diyen Cemre boğazını temizledi. "Helin nasıl?" Levent Cemre'nin bunu soracağını biliyormuş gibi kafasını iki yana sallayıp güldü. "Ağzımı aramak için buradasın?" Diyen Levent ileri Cemre yandan bir gülüş attı. "Ağzını aramak isteseydim şuan bu masada karşında değil senin evinde koynunda olurdum," Diyen Cemre ile Levent'in dumura uğramış hali bir yana Cemre'nin kulağında ki sesler bile kesilmişti. "Tanıyamıyorum seni," Dedi Levent koyulaşmış gözleri ve kısık bir ses ile. "Senin tanıdığın Masal'dı. Şimdi ise Cemre'yim ve sen henüz Cemre'yi tanımıyorsun." Cemre kısa gülüş sundu. Bu daha çok zafer gülüşü idi. "Lan ağzını topla lan." Diyen Aşir'di. Cemre'nin kulağında homurdanıyordu. "Yani diyorsun ki her şey Poyraz'ı kandırmak içindi?" Diyen Levent şüphe ile baktı Cemre'ye. "Poyraz'ın kaza yaptığı gece o endişeli halin hala gözümün önünde Cemre." "Poyraz'ı unuttum demedim ki kandırdım dedim. Poyraz benim çocukluğumdu endişelenmem çok normaldi ama onunla aramda ciddi bir ilişki olamaz," Diyen Cemre kırmızı ruj sürdüğü dudaklarını kıvırdı keyifle. "Uluhan'ın beni kaçırdığı gece senin ile ilgili bir şey söyledi bana." Cemre'nin dediği şey ile Levent oturduğu sandalyeden rahatsızca kıpırdandı. "Bana mı aşıksın sen Leo?" "Taktik maktik yok bam bam bam! Kız hiç sınır tanımıyor," diyip kahkaha atan bu kez Murat'tı. Cemre'nin karşısında oturan Levent art arda yutkundu. "Uluhan'a inanman bile hata Cemre. Kendisi bir bok bilmeyen ruh hastası herifin teki kafasından uyduruyor," Diyen Levent ileri Uluhan'ın küfrünü duydu Cemre. "Hadi lan oradan sensin ruh hastası puşta bak!" diyen Uluhan ile Cemre'nin dudakları kıvrıldı. "Farkettim, tam bir ruh hastası kendisi. Değişik bir tip," Diyen Cemre ile kulaklığından kahkaha sesleri yükseldi Uluhan'ın ki hariç. "Ama Leo eğer bana karşı bir şeyler hissediyorsan söyleyebilirsin. Çünkü eğer sen varsan bende varım," Diyen Cemre ile Levent'in kaşları havalandı. Duyduklarına anlam veremiyordu. "Sana güvenmemi mi bekliyorsun Cemre?" "Güvenmeni beklemiyorum çünkü bende sana güvenmiyorum," Diyen Cemre garsonun yenilediği kırmızı şarabından bir yudum aldı. "Çıkar ilişkisi için ideal bir çift olabiliriz. Mesela ben sana istediğini veririm," Dedi Cemre elini Levent'in elinde gezdirerek. "Sen da bana daha da güç verirsin. Yenilmezlik mesela," Diyen Cemre ile Levent yutkundu."Poyraz'ı hiç mi merak etmiyorsun? Nerede olduğunu, neden ortadan kaybolduğunu?" Diyen Levent ile Cemre yutkunmamak için zor tuttu kendini. Gözlerini kırpmamaya özen gösterdi dolmamaları için. "Sen neden bu kadar merak ettin bunu?" Dedi Cemre alayla. "Bir ilişki diyorsun. Madem o ilişki olacak bilmeliyim bence bunları," Diyen Levent ile Cemre kahkaha attı. "Duygusuz olmayı ben sizden öğrendim Levent. Kendi başının çaresine bakacaktır Poyraz," Dedi Cemre gülerek Levent kısa bir an Cemre'yi süzmüş ve şarabından bir yudum alıp masadan ayaklanmıştı. "Bana gidelim mi?" Diyen Levent ile Cemre yutkundu. "Oha! Herif modemi söktü götürüyor!" diyen Fuat'tı. "Sikeceğim şimdi ha bak!" diyen Aşir'i duymuştu Cemre. "Cemre itiraz etme ve kabul et şüphe çekersin," Diyen Sungur ile bir kez daha yutkundu. "Siz eve gittiğinizde Murat bir bahane ile Levent'i arayacak sakın korkma," Diyen Bu sefer Liva idi. "Hadi kızım göreyim seni," Diyen Uluhan ile Cemre daha fazla şüphe çekmemek adında masadan kalktı. "Gidelim bakalım." Dedi Cemre en kadınsı gülümsemesi ile. Levent bunu beklemiyormuş gibi kısa bir an dondu. "Gidelim diyorsun?" Diyen Levent ile Cemre masanın diğer tarafına gidip iğrenerek içten içe Levent'in koluna girdi. "Gidelim." *** Sezgi avluda ki gereksiz kalabalığa yüzünü buruşturarak bakarken omzuna değen elle irkildi. Arkasına baktığında annesi olacak kadını gördü. "Kızım kalk hadi sende niye köşede oturdun böyle?" Diyen kadın ile Sezgi'nin yüzü buruştu. "Yavrum deme bana!" diye çemkiren Sezgi kendini geri çekti hızla. "Şu iyi anne rollerin bana sökmüyor biliyor musun çünkü ben senin gerçek yüzünü biliyorum," diyen Sezgi'nin yüzü buruştu. Karşısında ki kadının yüzü düşerken Sezgi'den gözlerini kaçırdı. "Sadece seninle vakit geçirmeye çalışıyorum," Diyen kadın ile Sezgi oturduğu sandalyeden kalktı hızla. "Can ile bizi bırakıp gittiğinde bizimle ömrünü geçirmek zor gelirken şimdi gelmiş bana vakit mi diyorsun?" Sezgi'ni acımadan karşısında ki kadına nefret kusarken kadının sadece her sözde omuzları düşüyordu. "Anneyim diyorsun değil mi sen kendine?" diye sordu Sezgi gülerek. "Yılın annesi ödülü verelim sana bari sen karşılıksız bir şey yapmazsan karşılıksız anne bile olmazsın." Sezgi vicdan sahibi bir kızdı wma konu bu kadın iken dünyanın en vicdansız insanı olabilirdi. "Yeter," Dedi kadın güçsüzlükle. Hakketmediğini düşünüyordu bu sözleri. O sadece daha iyi bir hayat istemişti ama bu çocukları mümkün olmazdı. "Ne yeter biliyor musun? Sen yetersin, bu Allah'ın belası yer yeter, o oğlum dediğin ruh hastası yeter ama yeter! Beni rahat bırakın artık, " Dedi Sezgi acıyla. "İzin verin gideyim artık evime," Diyen Sezgi ile arkalarından bir ses duyuldu. "Kimse bir yere gitmiyor küçük hanım." Sezgi arkasını döndüğünde annesinin kocası olan o adamı gördü. "Adamalarımı dövdün, hayran kaldık," Dedi Adam sakinlik ile. "Ama bu asilik yeterli bu kadar. Sen artık burada olduğunu kabulmü edersin yoksa biz ettirelim mi?" Diyen adam ile Sezgi ona doğru bir kaç adım attı. "Siz kimsiniz ya? Siz kimsiniz de beni esir tutuyorsunuz?" Dedi Sezgi bağırarak. Bu bahçede etten duvar örmüş eli silah tutan adamlarına mı güveniyorsun? Güvenme! Ben sizin gibilerle yıllarca baş ettim sizden mi korkacağım!"diye bağırdı Sezgi." Bu evden öyle ya da böyle gideceğim!" Kendal ağa güldü sadece ve sadece bir göz işareti yetti adamların silahlarını Sezgi'ye doğrultmasına. Sezgi çığlık atan annesine öfke ile baktı. Tüm adamlar Sezgi'ye silahlarını doğrultmuş gelecek emri beklerken Şîyar, diğer adı ile Kesik konağın taş merdivenlerinden inmeye başladı. "Maho," Dedi Kendal ağa sakinlikle silah tutan adamına. "Söyle ağam," Diyen adam ile Sezgi bir an olsun gözlerini o adamın gözlerinden çekmemiş meydan okumaya devam etmişti. "Elli tane kurban kesilsin dağıtılsın. Davullar zurnalar beş gün beş gece susmayacak. Kazanlar da aşlar yapılsın hiç bir masraftan kaçınmayasın,"Diyen Kendal ile güldü şeytani bir şekilde."Aaa, bu Kızım Zeynep ve ahanda bu oğlum Şîyar dünya evine girecek. Kendal agaya yakışır bir düğün olsun. " Kendal ağanın sarfettiği sözler Sezgi'nin kulaklarında çınlarken yer ayaklarının altından kaydı ve karanlığa gömüldü Sezgi. Kader ne zaman gülecekti ona? *** Saat gece yarısını gösterirken Poyraz yavaş adımlar ile kapısını araladı ve odadan dışarıya çıktı. Kamerasız koridorlarda ileriyip Masal'ın odasına gelince cebinde ki anahtarlar ile kapıyı açıp içeriye girdi. Kapıyı ardından kapayıp kilitlediğinde yatağında uyuyan Masal'a doğru ilerleyip omzunu dürtü. "Kızım kalk," diyen Poyraz uyanmayan Masal ile ofladı. "Kış uykusuna mı yattın Masal?" Diyen Poyraz ile Masal gözlerini araladı. "Ne oluyor?" Diyen Masal hızla doğruldu yattığı yerden. "Çabuk konuşmamız lazım," Diyen Poyraz cebinde ki evin krokisini çıkardı. "Acilen buradan çıkmamız lazım iyi dinle beni," Diyen Poyraz Krokiyi dağınık yatağın üzerine koydu."İki ay sonra tüm Türkiye yok olacak o yüzden elimizi çabuk tutmalıyız," Diyen Poyraz ile Masal rüya görüp görmediğini sorguladı. Ne anlatıyordu bu? "Savaş anlamıyorum seni ne oluyor düzgün anlat," Diyen Masal'ın ardından kapı önünde duydukları sesler ile Poyraz ayağa kalktı ve kapıya yaklaştı sessiz olmasını işaret ederek. "Hani Levent bey gelecekti oğlum?" Dedi bir adam. "Gelecekti ama bizim çocuklar onu bir restorana bırakmış bir kadının yanına. Oradan da o kadınla ayrılmış herhalde geceyi hatunla geçirecek," Diyen adam ile Masal'da yerinden kalkıp kapıya gitti. "Bu şu Suzi denilen kadın mı?" "Yok ulan o kadın öylesine. Bu şey yok mu sürekli birlikte operasyona çıktıları kadın neydi adı," diyen diğer adamın ardından tanıdık o ismi söyledi diğeri de. "Masal hanım mı?" Dedi Adam. O anda Masal ile Savaş birbirine baktılar. Cemre? Cemre ile Levent birlikte miydi? "Aynen o. Birlikte ayrılmışlar mekandan çocuklar onları beşiktaşta ki eve bırakmışlar,"diyen adam ile Poyraz kapıyı açıp çıkacaktı ki öfke ile Masal tuttu kolundan. "Sikerim böyle işi! Ne demek lan birlikte ayrıldılar ne demek!" diye Poyraz sessiz bir şekilde bağırmaya çalıştı. "Şu köpeğin eceli elimden olacak!"
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD