Gecenin koynunda herkes huzurlu uykusunda uyurken sadece iki kişi uyanıktı. Elinde ki anahtar ile sessizce kapıyı açtı ve odadan çıktı. Önce etrafa baktı ve kimsenin olmadığına kanaat getirince sessiz ama büyük adımlar ile kameraların olmadığına emin olduğu koridordan geçip iki kat yukarıya çıktı saklana saklana. İstediği odanın önüne gelince elinde ki diğer anahtar ile kapıyı açtı ve içeriye süzülüp kapıyı hemen kapadı. "Neredeydin ödüm koptu yakalandın diye?" Dedi hızla kadın. "Hemen gitmeliyim Masal çabuk!" Dedi adam hızla. "Poyraz, korkuyorum. Levent çok zekidir anlar planımızı. Bu anahtarların bizde olduğunu bilse sıkar ikimize de," dedi Masal ellerini saçlarından geçirerek. "Sıkamaz. Bizi öldürmek isteseydi şimdiye kadar biterdi işimiz. Silahsızız ve en önemlisi onun seçtiği odalarda elinin altında kilitliyiz. Şuan onun işine yarıyoruz. Beni Cemre'ye karşı seni de Uluhan'a karşı kullanacak her ihtimale karşı," dedi Poyraz emin bir ses tonu ile. "Uluhan'ın benim yaşadığımdan bile haberi yok."
"Daha iyi ya. Uluhan senin yaşadığını ve o şerefsizin elinde olduğunu öğrenirse her şeyden vazgeçer ve bu Levent'in işine gelir. Eğer her şey ve herkes bana anlattığın gibi ise şuan Levent bizi güvence olarak tutuyor elinde," dedi Poyraz Masal'ın yatağına oturup ellerini dizlerine koyarak. "Buradan çıkmalıyız," dedi Masal bembeyaz bir yataktan ve televizyondan başka bir şey olmayan odaya bakarak. Odanın içinde bir banyoda vardı küçücük. Kapının altında ki bölmeden hep aynı saatlerde yemek veriliyordu.
Beş aydır ne Masal ne de Poyraz bulundukları odalardan çıkamamışlardı. Yaklaşık iki ay önce Levent'in bir adamı işi bırakmış ama giderken de Poyraz'a bir iyilik yapıp iki odanın da anahtarlarını kopyalatıp Poyraz'a vermişti gizlice. Bu Poyraz'a olan can borcunu ödemek içindi. Poyraz'ın odasına girdiği sırada astımı tutan adama Poyraz ilk müdahaleyi yapmış ona nefes vermişti. Adam ise hem anahtarları hem de nerede kamera olan yerlerin çizelgesini vermişti. Poyraz iki aydır sürekli Masal'ın yanına geliyor kaçma planları kuruyorlardı birlikte. Masal ona baştan sonra Levent'i ve olanları anlatınca Poyraz da artık bu sırrın bir parçası olmuştu.
"Evin içinde dolaşan bir sürü adam var Masal, bizdeyse sadece kendi odalarımızın anahtarları. Bu evin mutlaka başka bir çıkışı olmalı," dedi Poyraz sıkıntı ile saçlarını karıştırarak. "Cemre perişan olmuştur," dedi Poyraz kendinin bile zor duyacağı bir ses tonu ile. "Bence kaçmaya çalışmakla hata yapıyoruz. Levent bizi öldürür," dedi Masal korku ile. "Asıl biraz daha burada kilit altında kalmaya devam edersek hata yapacağız. Ne sanıyorsun bu ibnenin durup bekleyeceğini mi? Uluhan'ın ona bağlıydı değil mi? Önce aralarında ki bağı keser sonra onun kafasına sıkar seni elinde tuttuğu sürece. Ben elinin altında olduğum sürece ise Cemre'yi-" Poyraz öfke ile gözlerini kapadı ve dişlerini sıktı. Cemre'ye o şerefsizin aşık olduğun öğrendiğinden beri rahat uyku uyuyamıyordu. İçinde öyle bir öfke Ateşi vardı ki bir kere o şerefsiz ile karşı karşıya gelse öleceğini umursamadan aşağıda yanan şöminenin içine atmıştı.
Ama yok gelmiyordu ibne!
Poyraz ile Masal'ı kaçırttığı ilk gün bir tek karşı karşıya gelmişlerdi onunla sonrası yoktu. Ondan sonrasını Masal anlatmıştı her bir ayrıntısına kadar. Poyraz derin bir nefes aldı. "Bak Masal sonunu düşünürsek buradan çıkamayız. Bir söz var bilir misin? Sonunu düşünen kahraman olamaz. O yüzden ya şimdi ya hiç," dedi Poyraz ve Masal ise derin bir nefes aldı. Poyraz haklıydı. "Ne yapacağız? Kurduğumuz tüm planlar kendini İmha etti sürekli bir şekilde bir pürüz oldu," dedi Masal. "Yarın gece yanına gelmeyeceğim. Şu evi gezeceğim bir. Nerede ne var bakacağım, ondan sonraki gün gelirim yine yanına. Şimdi gitmem lazım kontrole gelecekler," dedi Poyraz oturduğu yerden kalkarak. "Ya yakalanırsan? Buraya bile o adamın tarif ettiği yerlerden geçip geliyorsun."
"Elim kolum bağlı oturamam daha fazla. Konuşuruz yine," dedi Poyraz kapıya doğru ilerleyerek. "Dikkat et kendine," dedi Poyraz ve kapıyı açarak dışarıya çıktı.
***
Sabahın ilk ışıkları Urfa'yı sararken dört bir yandan Sezgi ağlamaktan şişmiş gözlerini araladı ve yataktan doğruldu. Kapının birden açılması ile irkildi ve içeriye giren adam ile sinirle yataktan kalktı. "Kaç defa diyeceğim ben sana! Kaç defa diyeceğim bu odaya giremezsin diye! Çık dışarıya," Dedi Sezgi bağırarak. "Sus kız annem uyanacak. Uyusun kadıncağız," dedi Kesik. "Ruh hastası pislik. Daha ne diye tutuyorsun beni? İliğimi de aldın bırak artık, "diyen Sezgi Kadem'in ona kattığı o hareketlerden birini Kesik'in üzerinde deneyecekti ki Kesik kendine tekme atan Sezgi'nin ayağından tutup yere itti.
"Annem kalmanı istiyor, kalacaksın işte uzatma. Yediğin önünde yemediğin arkanda. Annen de yanında, beleşten baba ve abi sahibi oldun daha ne istiyorsun?" Diyen adam ile Sezgi düştüğü yerden ayaklandı. "Evime gitmek istiyorum! Anlıyor musun evime gitmek istiyorum!" Dedi Sezgi bağırarak. "Bak kızım sen kimin konağında olduğunun hala farkında değilsin ha! Söyleyeyim! Dijvar aşiretinin ağası Kendal Dijvar'ın konağındasın ve o istemeden buradan adım atamaz kafanı bile çıkaramazsın!" Dedi Kesik sinirle Sezgi'nin kolunu sıkarak. "O lanet babanın da, o annen olacak kadının da, senin de topunuzun Allah belasını versin inşallah!" Dedi Sezgi içtenlikle. "Canımı sıkma Zeynep!" Dedi Kesik kızın kolunu atarcasına bıraktı. "Akşama kuzenimin düğünü var, tüm aile orada olacağız hazırlan. Yalnız burası İstanbul'a benzemez biraz usturuplu giyin." Sezgi'nin gözleri öfkeden alev almış elinde olsa şu şerefsizi bir kaşık suda boğardı.
"Gelmiyorum ben bir yere!"
"Geleceksin," Dedi adam sinirlerini bozmak ister gibi. "Defol git ya Kesik misin, kopuk musun yoksa maymun Hüsnü müsün her ne haltsan," Dedi Sezgi adamı itekleyerek. "Şîyar lan," dedi Kesik sinirle gülerek. "İsmim Şîyar." Sezgi gözlerini devirdi. "Anlamıştım zaten. Senin isminin Hüsnü İbrahim olmadığını anlamıştım. Mahsus yaptın, Cemre'ye yaklaştın sırf benim için!" dedi Sezgi kendisine alay ile bakan adama nefret ile bakarak. "Çok konuşuyorsun Zeynep konuşma," diyen Kesik odadan çıkınca Sezgi sinirden çığlık attı.
***
Ayaz her zaman ki gibi sessizce önünde ki test kitabına bakarken evin etrafında olan korumalardan biri yanına geldi. "Ayaz bey babanız içeriye girmenizi istiyor," dedi Adam elinde ki telefonu göstererek. Ayaz önce karşısında ki adamı süzdü ve daha sonra adama elini uzattı telefonu vermesi için. Adam telefonu Ayaz'ın eline verince Ayaz sürekli sorduğu o soruyu tekrar dile getirdi. "Annem nerede, ne yaptın ona?" Ayaz baba seçtiği o adamın nasıl yanlış bir seçim olduğunu görüyordu uzun zamandır ve artık babası değil nefretiydi Levent onun.
"Sana da merhaba oğlum." Diyen Levent'in sesi imalıydı. "Annemi istiyorum," dedi tekrar Ayaz direterek.
"Annen tatilde."
"Anneme gideceğim."
"Annenin yalnız kalmaya ihtiyacı varmış."
"Annemi istiyorum!" diye bağırdı Ayaz son sesine kadar. "Anneme gideceğim!" diye tekrar edince Levent daha fazla dayanamadı bu direnişe. "Bana bağırma!" diyen Levent ilk kez oğluna sesini yükseltmişti. "Ayaz o sesin bana yükselmeyecek! Annen yok dediysem yok!" diyen adam ile Ayaz ağzını açacaktı ki Levent devam etti. "Birazdan eve biri getirilecek seninle bir süre kalacak." Ayaz'ın elinden çekilen telefon ile Ayaz sinirle adama baktı. "Tamam abi," diyip kapatan adam ile Ayaz oturduğu masadan kalktı. "Kim gelecek?" Dedi Ayaz etrafa bakarak. "Geldi," diyen adam ile Ayaz gözlerini bahçe kapısına yöneltti. İçeriye bir adam ve elini tuttuğu bir kız çocuğu girdi. Ayaz gördüğü kız ile dudakları şaşkınlıkla aralandı.
Aysima mıydı o?
Annesinin kızı Aysima.
Kız ürkek gözlerle etrafa bakarken sonunda Ayaz'ın önünde durmuşlardı. "Aysima hanım bir süre bizimle kalacak. Yurt dışından bir kaç gün önce geldi tedavisi için fakat yine yurt dışına gidecek," Diyen adam ile Ayaz gözlerini Aysima'da gezdirdi. Huzursuzdu küçük kız bunu kaşları çatık kıpırdanmasından anlamıştı. "Ne tedavisi ki?" Dedi Ayaz sorarcasına. Keşke anneleri de burada olsaydı. Adamlar cevap vermez iken Aysima'nın elini bıraktı adam. "Aysima göremiyor Ayaz bey ve kendisi kimse ile de konuşmuyor, bu yüzden onunla konuşmaya çalışsanız da cevap vermeyecektir," dedi adam. Ayaz duyduğu şey ile kendisine masmavi gözlerle bakan kız çocuğuna baktı hüzünlü gözlerle. "Bu yüzden mi tedavi görüyor?" annesi perişan olacaktı. "Ayaz bey Aysima hanım ile siz ilgilenecekmişsiniz," diyen adamlar yanlarından uzaklaşırken Ayaz derin bir nefes aldı ve Aysima'ya elini uzattı.
"Gel Emine abla kurabiye yapmıştı yiyelim," dedi Ayaz kızı çekiştirerek. "Ayaz ben," dedi küçük kıza bakarak. Aysima konuşmadığı için sadece sesin geldiği yöne tanımadığı çocuğun yüzüne bakmakla yetindi boş bakışlarla. Ayaz az daha neden konuşmadığını soracaktı ki konuşmadığı aklına geldi. Unutmuştu Ayaz ve durup ona baktı. Az önce söylemişti ya adam konuşamıyordu. Salak Ayaz...
"Biz nasıl anlaşacağız seninle?" Dedi Ayaz hüzünlü bir ses ile. Aysima kafasını iki yana salladı sadece. Ayaz Aysima'yı mutfak masasına oturttu ve Etrafa bakındı. Emine teyzesi neredeydi ki? Ayaz kurabiye kutusuna doğru gitti ve kutuyu açtı. Kutuda olmayan kurabiyeler ile dudak büktü. Sadece bir tane kalmıştı. Neyse tekrar yapardı Emine teyzesi. Kurabiyeyi alıp kızın önüne koydu ve daha sonra dolaptan çıkardığı sütü de bardağa döküp kızın önüne bıraktı. Aysima boşluğa öylece bakıyor ve çocuğun seslerinden analiz ediyordu iyi biri olup olmadığını. Zarar vermezdi ona değil mi?
Konuşamıyor diye dalga da geçmemişti.
O zaman iyi biriydi.
"Yesene hadi. Sadece bir tane kalmış ama yine yapar Emine teyze," diyen Ayaz kurabiyeyi Aysima'nın önüne iterek. Aysima kurabiyeyi eliyle buldu ve daha sonra Ayaz'ın yanına oturduğunu hissetti. Kurabiyeyi eliyle kırdı ve diğer parçayı Ayaz'a uzattı. Ayaz gülümsedi Aysima'ya ve kızın elinde ki kurabiyeyi yavaşça ona doğru itti. "Ben yedim, sen ye çilli."