Akrep ve yelkovan birbirini kovalarken gün doğumuna bir kaç saatten az kalmıştı. İki katlı ev sessizlik içindeyken en üst katta koridorun sonunda ki odanın kapısı açıldı ve Poyraz sessizce odadan çıkıp sessiz olmaya çalışarak uzun ve karanlık koridorda adımladı. Üzerinde siyah bir tişört ve siyah bir eşofman vardı. Poyraz elinde ki anahtarı eşofmanın cebine koydu ve karanlık koridorda kameraların olmadığı taraftan ilerlerken alt kata inen merdivenlere ilerledi. Gözleri kamera var mı diye dikkat ile etrafı tarıyordu. Poyraz alt kata indiğinde gördüğü kamera ışıkları ile hızla duvarın arkasına geçti. Adam kameranın markasına bakmak için biraz duvarın arkasından çıktı ve gözlerini kısarak kameraya baktı.
Vintek...
Poyraz'ın gözleri ışıldarken küçük bir ıslık çaldı. "Hadi yavrum beş saniye," diye mırıldandı kendi kendine. Bu marka kameralar saat başı beş saniyelik bir duraklama yaşıyorlardı ve duraklama olunca yanan kırmızı ışıkları sarıya dönüyordu. Poyraz tüm şansını burada kullandığını kabul ederken gözlerini kameradan ayırmıyordu. Kırmızı ışıklar sarıya dönünce adam koşar adım duvarın ardından ayrıldı ve kameraların odağında çekildi. Kameralar artık koridora dönüktü ve Poyraz kameraları ardında bırakmıştı. Adam önüne ilk gelen kapıyı açınca burasının bir banyo olduğunu gördü. Adam kapıyı geri kapatıp ilerde ki kapıya doğru gitti. O kapının önüne geldiğinde gördüğü şifreli kapı ile sıkıntıyla nefes aldı.
Elini ensesine götürdü ve öfke ile elini ensesinde gezdirdi. "Şerefsize bak! Çin seddi mi yaptırdın amına koyayım!" Poyraz kendi kendine söverken elini tuşlara götürdü ve ne olabileceğini düşündü. Hoş... Sanki bilebilecekti. Adamı toplasan dört kere görmedi, nereden tahmin etsindi şifreyi. Poyraz stres ile parmaklarını oynatırken kafasını yana yatırdı ve düşünemeye çalıştı. O sırada aklına gelen şey ile kaşları çatıldı. "Hayır! Hayır kesinlikle denemeyeceğim!" Dedi Kendine kızar gibi. "Deli miyim divane miyim amına koyayım bu şerefsizin kapısına neden sevgilimin doğum gününü yazayım?" Poyraz stres ile parmaklarını duvara vururken sinirle dişlerini sıktı. "Sadece bir şifre. Küçücük bir detay abartmayalım," diyen Poyraz bile kendine inanamıyordu. Eli gitmese de zorlukla soludu ve parmakları tuşların üzerinde hareket etti.
04.24.1996
"Kendi kendimin ağzını burnunu kırabilsem kıracağım! Elin adamının kapısında ne işi var karımın doğum gününü lan! Yani müstakbel karımın. İmzayı da atamadık amına koyayım, atsaydık ondan sonra taransaydık keşke." Poyraz kendi kendine söylenirken gelen şifre kabul edilmedi bilgisi ile rahat bir nefes aldı. "Oh! Şükür ki değil." Poyraz iyice delirmiş gözlerini küçük ekrana dikmişti. "Sen kim köpeksin ki zaten benim papatyamın doğduğu günü şifre yapacak kadar yürek yedin. Poyraz ağzının içinde homurdanırken tekrar şifre arayışına girdi aklında. O sırada tekrar aydınlanma yaşayan Poyraz gözlerini kapadı sabır dilercesine. "Bu şeytanın işi gücü yok mu amına koyayım sürekli benim aklımda geziyor." Poyraz söylene söylene parmaklarını tuşların üzerinde hareket ettirdi ve aklına gelen tarihi girdi.
09.18.2010
Poyraz gerginlikle dili ile dudaklarını ıslattı ve o sırada şifrenin doğrulanması ile kaşları çatıldı. "Senin gelmişini de, geçmişini de, ebenin ebesini de, yedi ceddini de sikeyim! Yavşak oğlu Yavşak! Utanmadan Cemre'nin hayatını el birliği ile kararttıkları tarihi koymuş şifre diye. O şifre girsin sana Levent! Bekle ama sen ben senin götüne monte edeceğim o şifreyi!" Poyraz dur duraksız küfür ederken sonunda derin bir nefes almış ve kapıyı açıp içeriye girmişti. Kahve tonlarında ki klasik çalışma odasına burun kıvırdı Poyraz. "Zevksiz!" diye söylenen Poyraz hızla çalışma masasına ilerleyip üzerinde ki dosyaları karıştırmaya başladı. İşe yaramaz belgeleri eliyle iterken masanın altında ki küçük çekmeceye eli gitti ve açılmayan çekmece ile eğilip baktı. Kilitlemişti çekmeceyi. "Şerefsiz, devlet sırrı tutuyor sanki odaya da kilit üstüne kilit vurmuş." Poyraz hızlıca etrafı tararken masanın üstünde ki camdan kalemliğin içinde gördüğü toka ile gözleri kısıldı.
Bu tokayı hatırlıyordu.
Üstünde papatya olan bir tel tokaydı. Cemre'nin idi bu toka. Hatta o gece Poyraz'ın onlara geldiğinde saçında gördüğü tokaydı. Çok iyi hatırlıyordu ki bu tokayı aldığında Poyraz'ın gözüne sokmuştu görsün diye Cemre. Poyraz hızla yerinden kalktı ve camdan kalemliği eline alıp tokayı aldı içinden. Tokanın gri simli teli yanmış siyahlaşmıştı. Üzerinde bulunan papatyanın ise üzerinde yer yer yanıklar vardı ama belliydi papatya olduğu. Poyraz'ın içi cız etti. Cemre saçında ki tokaya kadar yanıp kül olmuştu o gece.
"Nasılsın acaba Cemre?" Dedi Poyraz boğazında ki yumru ile yutkunarak. "İyi ol papatyam," diyen Poyraz dolu gözlerini sanki biri görebilirmiş gibi kaçırdı. "Ruh hastası! Takıntılı ibne!" diyen Poyraz ani duygu değişimi ile tokayı sıktı elinde. Poyraz tokanın tel kısmını istemeye istemeye yukarıya kaldırdı ve düzledi. Poyraz yere eğildi tekrar ve tokayı çekmenin kilit yerine sokup kurcaladı. "Hadi açıl hadi," diye kendi kendine söylenen Poyraz biraz daha kurcaladı. "Allah'tan ergenliğimde it kopuk gibi gördüğüm kilidi açmaya çalışıp serserilik peşinde geziyordum, bak şimdi nasıl lazım oldu aferin Poyraz," diye kendine yıldızlı aferin veren Poyraz'ın hemen ardından çekmecenin demirinin döndüğünü hissetti ve eli durdu. Çekmeceyi usulca açan Poyraz rahat bir nefes aldı. Tokanın telini eski haline getirdi ve eşofmanının cebine tokayı koyup Çekmeceyi karıştırdı. Gördüğü eski silahı geriye itti ve eline gördüğü kırmızı kapaklı dosyayı aldı. Poyraz dosyayı masanın üzerine koyup çekmeceye geri dönerken gördüğü eski tespihe baktı.
"Eee, bu mu vardı yani bu kadar kilitledi bu çekmeceyi," diye söylenen Poyraz'ın gözü masanın üzerine bıraktığı dosyaya takıldı. Poyraz şüphe ile dosyanın kapağını açtı. Gözlerini kısıp dikkat ile yazanları okudu.
'8 Ocak Pazartesi günü Ana Kraliçe Pamukkale Plüton Kapısı konumundan geri sayım ile patlamaya hazırlanacak ve anlaşmalı her iki tarafta patlamalar Türkiye'nin dört bir yanında bitene kadar Ülke dışarısında olacak ve her şey bittiğinde yapılan anlaşmaya uyularak yeni bir devlet kurmanın ilk adımlarını atılacaktır.'
Poyraz okuduklarını algılayamazken tekrar tekrar okudu. Türkiye'yi yerle bir edeceklerdi. Türkiye bitecek yeni bir dış devlet kurulacaktı. Plüton Kapısı... Diğer adı ile Cehennem Kapısı olan o bölgeden Türkiye içinde ki tüm o insanlara cehennemi yaşatacaklardı. "Kanınızı vicdanınızı siktiğimin orospu çocukları!" Poyraz ağzına gelen küfrü sayarken hızla dosyayı kapatıp eski yerine koydu.
İki ay vardı.
Ne pahasına olursa olsun olsun buradan kurtulacaktı, her şeyi göze almıştı artık.
Hızla çekmeceyi geri kapadı ve aklına gelen şey ile durakladı. Çekmeceyi geri açtı ve eline silahı alıp şarjörü açtı. Gördüğü mermiler ile Poyraz silahı da yanına aldı ve görünmeden kapalı kapıya şifreyi yazıp tekrar açtı. Dışarıya çıktığında kapı kapandığı an tekrar şifrelendi. Poyraz kameraların sarıya dönmesini beklerken aşağıdan duyduğu sesler ile kulak kabarttı. "Levent bey bizi öldürür oğlum, senin sırandı niye nöbette uyuyorsun sen?" adamın öfkeli sesini duyuyordu Poyraz. "Uyuyakalmışım. Oğlum zaten insanlar odadan nasıl çıkacaklar boşu boşuna başlarında duruyoruz."
"Onu bunu bilmem, vallahi hesabı sen verirsin Levent bey geldiğinde. Hep bu saatleri fırsat bilip yatmaya gidiyorsun fark etmedim sanma ama en azından Levent beyin geleceği zaman yapma. Yanarız hepimiz. " Poyraz'ın gözleri ara sıra kameraya değse de konuşmaları dinliyordu. "Gelecek miymiş ki?" diye sordu adam korku dolu bir sesle. "Gelecekmiş herhalde Seko öyle dedi telefonda," dedi diğer adam. "Tamam neyse, ben bir tuvalete gideyim ondan sonra çıkarım nöbete," Diyen adam ile Poyraz gerginlikle gözlerini kameraya çevirdi. Kırmızı ışığın sarı olması ile Poyraz hızla kendini diğer koridora attı ve odasına ilerledi. Hızla kapıyı açıp içeriye girince usulca tekrar kilitleyip anahtarı cebine koydu. Masal'ın yanına gitmek yarına kalmıştı. Poyraz aldığı silahı yastığının altına koydu ve bazanın altından çıkardığı kağıt ve kalemi önüne alıp üstünden geçti kağıda geçirdiklerini.
1) İkinci katta dört adam ve birinci katta altı adam var.
2) Nöbetleşe duruyorlar ama gece yarısı her defasında ortadan kaybolup uyumaya gidiyor nöbette olan kişi.
3) İkinci katın sol tarafında ki koridorda kamera yok.
4) Evin içinde üç tane kapı var kilitli ve parmaklıklı.
5) Kapılardan biri dış kapı, diğeri salondan bahçeye açılan kapı ve üçüncüsü ise kilerden köpek kulübelerinin olduğu alana açılan kapı.
6) Kilerden açılan kapıda muhtemelen parmaklık yok köpeklere her gün yemek verildiği ve bakım yapıldığı için.
7) Mutfakta olan havalandırmadan zorsa olsa bir insan geçebilir. Ama riskli.
Poyraz gözlemlediği şeyleri tekrar tekrar okurken daha yeni edindiği bir kaç bilgiyi de hızla yazdı kağıda.
8) Kameralar her saat başı beş saniye bir duraklama yaşıyor.
9) çalışma odasının şifresi 09.18.2010
10) 8 Ocak 2021'e çok az kaldı bir kaç gün içinde çıkmanın yolunu bul artık!
Son maddesini de yazan Poyraz kağıdı katladı ve bazanın altına tekrar koydu. Yapmayayım, yapmayalım yanarız devri bitmişti, şuandan itibaren devir yanacaksak yanalım devriydi artık.