4.Bölüm

1785 Words
Cemre son kez elinde ki tablette göz gezdirirken o sırada odanın kapısı açıldı ve Uluhan girdi içeriye. "Birazdan ekip burada olur, Murat'ı ve Aşir'i aradın mı?" Diyen Uluhan karşısına oturmuştu. "Aradım gelirler birazdan," dedi Cemre ve tableti masaya bıraktı. "Bu akşam Levent ile buluştuğum da mutlaka senin bana bir şeyler anlatıp anlamadığını soracak," dedi omuz silkerek. "Ona onun sana aşık olduğunu söylediğimi söyle. Levent benim bunu kendime saklamayacağımı bilir," dedi Uluhan göz kırparak. "Poyraz'ın yerini bence Levent biliyor," dedi Cemre boğazı düğüm düğüm. "Ama Levent'in Poyraz ile derdi ne olabilir ki?" dedi Cemre anlam veremeyerek. "Bunu soruyor musun gerçekten," Dedi Uluhan alay ile. "Kıskanç bir adam kadar daha tehlikelisi yoktur Cemre. Senin Poyraz'a duyduğun aşkın yoğunluğu gözlerinden belli oluyor." Uluhan bunu söylerken kollarını göğsünde bağlamıştı. "Bunu yapması için yeterli bir sebep değil ama bu," dedi düşünceli bir ifade ile Cemre. "Belki de bizim bilmediğimiz başka şeyler daha vardır," Diyen Uluhan elinde ki kalemi çevirdi. "Aysima ile ilgili bir gelişme var mı?" dediği sırada Cemre Uluhan'ın elinde çevirdiği kalem durdu. "Yok." Uluhan gözlerini bile kaldırmadan kısaca yok deyince toplantı odasının kapısı açıldı ve içeri Sungur, Liva, Fuat, Murat ve Aşir girmişti. Herkes yuvarlak masada yerini alırken Cemre Aşir ve Murat'a baktı. "Sezgi?" dedi bir gelişme olup olmadığını sormak için. "Cihangir durmaksızın arıyor, sürekli birbirimizi bilgilendiriyoruz. Sanırım en son Cihangir şu Kesik denen adamın sürekli takıldığı bir mekana ulaşmıştı haber bekliyoruz," Dedi Aşir. "Bende gidip bir bakacağım akşam buluşmadan önce," dedi Cemre ve o sırada Sungur ayağa kalktı. "Konuya gelelim hızlıca," diyen Sungur hepsinde gözlerini gezdirdi. "Levent'in ve Helin'in bir anda ortadan kaybolması iyiye işaret değil. Demek ki artık Ana kraliçenin yeri sağlamlaştı ve karşı tarafla iyi bir hazırlık içindeler," diyen Sungur'un ardından Liva konuştu. "Çerezleri ve ana kraliçeyi aynı gün içinde halledeceğiz çünkü biz şimdi yerini bildiğimiz Çerezleri halletsek bile tekrar tekrar yapacaklar. " "Bu akşam Levent ile buluşacaksın değil mi?" Diyen Fuat'tı. Cemre ona kafa sallayınca Uluhan söze girdi. "Levent'in herkesten gizli bir evi var. Helin bile yerini bilmiyor evin. Sadece sayılı adamları ve kendisi. Her boku o evde kule gibi ev. O evin yerini ağzından almaya çalış,"" Diyen Uluhan ile Kafa salladı Cemre. "Ya da direk ona evine gitmeyi teklif et." Cemre kafasını hızla Uluhan'a çevirince kaşları çatıldı. "Pardon? Sen beni ne sanıyorsun adamın koynuna mı gireyim!" dedi sinirle sinirle. "Olmaz öyle şey, Cemre gitmeyecek plan iptal!" diyen Aşir masadan kalkmıştı. "Şuanda Türkiye'nin bir kaç ensesi kalın şerefsizin yüzünden bittiği noktadayız farkındasınız değil mi?" Dedi Fuat sakin sesiyle. "Herifin sana olan aşkı belli, gözleri körleşiyor senin yanında ve bizim de bundan başka seçeneğimiz yok!" diyen Sungur ile Murat'ta belli belirsiz onayladı. "Cemre ne gerekiyorsa yapmalı," diyen Liva idi. Bir kadın olarak nasıl Cemre'yi buna zorlardı? "Pezevenk miyim ben amına koyayım kardeşim yerine koyduğum kızı menfaatim için herifin koynuna atayım!" diyen Aşir ile sıkıntılı bir nefes aldı Cemre. "O çeneni kapa! Kimse kimsenin koynuna girmeyecek!" diyen Uluhan'dı. "Uzaktan sizi izliyor olacağız," Diyen Uluhan'ın gözleri Cemre'ye döndü. "Sana gereğinden fazla yaklaşmayacak ama Cemre senin de fedakarlık yapman gerekecek," dedi net bir ses ile Uluhan. "Cemre söz bir adım arkanda olacağız hep. Rahatsız olduğun anda ben el atacağım olaya," diyen Murat'tı bu sefer. "Yapalım şunu bitsin yeter ya," dedi Cemre tükenmişlik ile. Allah'ın cezası Levent diye düşündü Cemre içinden. zehirli sarmaşık gibi dolanmıştı hayatlarına. *** Meltem yeni güne gözlerini açtığında iki saatlik uykunun verdiği uyuşukluk ile kalktı yatağından. Odasında bulunan banyoya girdi ve işlerini halledip çıktığında üstünde ki şortlu pijama takımını çıkarıp beyaz Jean ve üzerine açık mavi crop giyip uzamış saçlarını at kuyruğu yaptı. Telefonunu arka cebine sıkıştırıp odasından çıktı ve merdivenlere doğru ilerleyip salona çıkan merdivenlerden indi. Salona girdiğinde tüm Arslan ailesini kahvaltı masasında buldu. Yanlarına gidip her zaman ki yerine Efe'nin karşısına ve Tuğra'nın yanına oturdu. "Günaydın," diyen Meltem'e herkes günaydın derken Tuğra elini Meltem'in omzuna götürüp kendine çekti. "Günaydın abicim." Meltem Tuğra 'ya samimiyet ile gülümserken boğazı düğüm düğümdü. Abisini özlemişti. O geceden sonra Arslan Ailesi Meltem'i bırakmamış ona dayanak olmuşlardı. Meltem yaklaşık dört aydır psikolojik destek alıyor ve Arslan ailesinin her biri onun yanında olduğunu gösteriyordu. İşin garip tarafı Meltem abisinde ki şefkati Tuğra'da da buluyor abisinin abisine abim benim diyerek sarılıyordu. Hatta bir keresinde Meltem kabus gördüğünde Tuğra onun yanında olmuştu, aynı abisinin yaptığı gibi. Kardeşimin emaneti diyordu Meltem için Tuğra. "Ben bu gün Ozan'ın yanına gideceğim," Diyen Efe mutsuzdu. Ozan bir onu kabul ediyordu yanına Akşın'ı bile istemiyordu. Meltem Akşın'a da üzülüyordu ama Ozan'ı da anlıyordu. "Selam söyle benden," Diyen Meltem önünde ki tabağına bir şeyler koydu. "Ömer, oğlum hala aramaya devam ediyorsunuz değil mi?" Diyen Hakan beydi. "Ediyorum amca ama aynı bir gelişme yok," dedi Ömer derin bir nefes alarak. "Cemre nasıl oldu acaba?" Diyen Işıl Meltem'e baktı. "Bilmiyorum ki abla, ben en son bir ay önce konuştum Cemre abla ile," dedi Meltem. "Bende Efe ile gideyim Yasemin'lere. Hem Cemre'yi sorarım hem de bir göreyim Yasemin'i," diyen Ceylan hanımdı. "İyi yaparsın Ceylan, bak bakalım bir ihtiyaçları var mı," diyen Hakan'ı Ceylan onayladı. Meltem iç çekti ve elini yanağına koydu. Mehmet'i özlemişti. O geceden sonra yaptıkları tüm planlar alt üst olmuştu. Mehmet çok kötüydü aylardır. Babasını kaybetmişti, annesi iyi değildi ve yeğenini yatılı okula gönderip kendisi ofisini kapamak zorunda kalmıştı. Meltem aylardır bir kaç kere görebilmişti onu. Evlilik konusu en planladıklarından sonra açılmamıştı bir daha. Meltem evlilik meraklısı değildi ama Mehmet'in yanında olmak ve onunla birlikte bir şeyler yapmak istiyordu. Umuyordu ki bugün görecekti Mehmet'i. İnşallah yani. *** Cemre evin önünde arabasını durdurdu ve indi arabadan. Arabasını kilitleme gereği duymadan karşıda ki eve doğru ilerledi. Kapının önüne geldiğinde Zili çaldı ve bir kaç saniye sonra kapı açılıp hemen ardından annesini gördü. Kötü görünüyordu annesi. Yasemin kızını görüce derin bir nefes aldı iyi olduğunu görüldüğü rahatlama ile. "Yavrum." Yasemin Cemre'ye bir kaç adım attı ve sıkı sıkı sarıldı kızına. Saçlarını öpüp kokladı ve hemen ardından onu elinden tutup içeriye çekti. "Nasılsın yavrum?" diyen annesine gülümsemeye çalıştı Cemre. "İyiyim annem." Cemre ve Yasemin birlikte koltuğa oturunca Yasemin Cemre'nin elini tuttu. "Kötü görünüyorsun ama," dedi annesi gördüğünü söyleyerek. "Sende öyle," Dedi Cemre. Ses tonu acıyla çıkıyordu kızın. Yasemin şişmiş gözaltlarının verdiği yorgunluk ile gülümsedi. "Babam nerede?" "Yağmur ile birlikte dışarıya çıktılar. Mızmızlanıyordu da Yağmur," dedi annesi derin bir nefes alarak. "Abim," dediği sırada merdivenlerden Cihangir inmeye başladı. Cemre'nin gözleri onun üzerinde durdu. Cihangir Cemre'nin geldiğini görünce istemesizce gülümsedi. "Yüzünüzü gören cennetlik Cemre hanım," Dedi Cihangir zoraki bir alay ile. Cemre ona gülümsedi ve annesine döndü. "Anne yiyecek bir şeyler var mıdır açım da ben biraz," diyen Cemre ile Yasemin hızla oturduğu yerden kalktı. "Var tabi yavrum, hemen hazırlarım şimdi ben sana." Yasemin mutfağa ilerleyince Cihangir ve Cemre bir süre sessiz kaldılar ve ardından Cihangir Cemre'nin karşısına oturdu. "Sezgi ile bilemediğimiz şeyler mi oldu aranızda?" Dedi Cemre merakla. Bunun cevabını çok merak ediyordu Cemre. "Aramızda kırgınlıktan başka bir şey olmadı," diyen Cihangir başını ellerinin arasına aldı. Ve bir kaç saniye sonra yüzünü kaldırıp Cemre'ye baktı. "Neyse benim çıkmam lazım," diyen Cihangir ayaklandı ve Cemre'ye doğru gidip alnına öpücük kondurdu. "Güçlü dur," diye fısıldadı kardeşine. Cihangir dönüp arkasını kapıya doğru giderken Annesi elinde tepsi ile çıkmıştı mutfaktan. "Ben geleceğim anne, bir Ozan'a bakayım." Annesi ona kafa sallarken Cemre merdivenleri çıkmaya başlamıştı. Ozan'ın odasının önüne gelince derin bir nefes aldı ve kapıyı bir kere tıklayıp hafifçe araladı. Ozan akülü sandalyesinde oturmuş öylece dışarısını izliyordu camdan. Cemre'nin içi giderken dolan gözlerini kapadı ve silik bir sesle konuştu. "Ozan, gelebilir miyim?" Diyen Cemre ile Ozan cevap vermedi. Cemre cevap alamayacağını anlayınca içeriye girdi ve Ozan'a doğru yaklaşıp Ozan'ın gözlerinin önünde olacak şekilde yatağın başına oturdu. "Nasılsın?" İyi değildi. Kardeşinin her zaman saatlerini harcayıp yaptığı saçları bu sefer dağılmış ve göz altları mosmordu. "Cevap vermeyecek misin?" Diyen Cemre'ye Ozan hala tepkisizdi. "Ozan lütfen," Dedi Cemre titreyen sesi ile. "Bir şey de ablacım." "Niye geldin?" Diyen Ozan ile Cemre dondu. "Madem artık eski ablam değildin niye bu mahalleye döndün? İntikam mı istiyordun? Bu mahalleye hiç girmeden alsaydın hıncını niye döndün sen?" Ozan acımasızlıkla. Elini hissetmediği bacaklarına götürdü ve dolan gözlerimi kapadı Ozan. En yakın arkadaşı Sıraç'ta ölmüştü Mirza abisi de. Ozan Cemre'yi suçluyordu ve Cemre bunu anladığı için aldığı nefes boğazına takıldı. Haklıydı Ozan. "Sen döndün abla ama Sıraç gitti. Sen döndün ama Mirza abide gitti. Sen döndün abla ama Poyraz mı Savaş mı ne olursa olsun benim abim yok oldu. Atahan amcada gitti. Abla sen bize geldin adım adım benim bacaklarım gitti," dedi Ozan titreyen sesiyle. "Cemre dayanamayıp sessizce ağlarken gözlerini kaçırdı. "Böyle olsun istemezdim." Dedi Cemre silik bir sesle. "Biliyorum istemezdin ama böyle olacağını biliyordun sen. Bildiğin halde ateşe attın sen bizi." "Ozan lütfen-" Dedi Cemre nefes alamadığını hissederek elini boğazına götürdü. "Abla git," Dedi Ozan. Yedi harf iki kelime 'Abla git..." Cemre kardeşinin yüzüne son defa baktı ve ardından titreyen dudaklarımı birbirine bastırarak ayağa kalktı. "Özür dilerim." Diyen Cemre'yi Ozan duymam azlıktan gelirken Cemre odadan çıktı ve o anda merdivenleri tırmanan Efe ile karşı karşıya kaldı. Efe ağlayan Cemre'yi görünce endişe ile baktı ona ve yanına hızla adımlarla geldi. "Abla ne oldu?" Dedi Efe Cemre'nin koluna elini koyarak. "Bir şey mi oldu?" "Efe Ozan'ın yanına gider misin?" Dedi Cemre cevap vermemeyi seçerek. Efe Ozan'ın ablasına kötü davrandığını anladığında endişeli yüzünün yeğeni hüzünlü bir ifade aldı. "Ona geldim zaten." Dedi Efe. "Hadi git, kötüydü Ozan" dedi Zeyno. "Şuan her şey çok yeni. Aylar oldu ama hiç kimse atlatamadı henüz. Ozan'ın hepimizden daha çok canı yanıyor. Herkese kendini yük olarak görüyor ve en yakın dostunu kaybetti," Dedi Efe Cemre'nin kolunu destek olurcasına sıkarak. "Böyle mi söyledi?" Dedi Cemre. Ozan'ın kendini yük olarak hissettiğini düşünmemişti bile. "Kendisi yürüyemiyor, hiç bir işini yalnız yapamıyor artık. Duşunu bile ya Cihangir abi ya da ben aldırıyorum ve bu zoruna gidiyor. Akşın'ı bile yanından kovdu çünkü kendisine bağlı kalmasını istemedi," Dedi Efe. Cemre'nin ağzından küçük bir hıçkırık kaçarken Efe'ye baktı. "Girip yanına bak ona hadi. "Diyen Cemre ile Efe kafa salladı ve odanın kapısını açıp usulca içeriye girdi. Kapıyı aralık bırakan Efe Ozan'a doğru ilerledi ve yatağının üstüne Cemre'nin kalktığı yere oturdu. Cemre o aralıktan Ozan'ı izliyordu. "Nasılsın?" Dedi Efe Ozan'a samimiyet ile. "Titanikten hallice," Diyen Ozan ile Cemre gözlerini kapadı. "İyileşeceksin biliyorsun bunu." Diyen Efe ayağa kalktı ve üzerinde ki ceketi çıkarıp yatağın üzerine bıraktı. "Duş almak ister misin? " diyen Efe'nin ardından Çağrı'nın ardından onayladı. "Olur." dedi Ozan sadece. Cemre daha fazla dayanamadı ve hızla merdivenlere yönelip aşağı indi. Salona girmeden direk dış kapıya ilerlerken annesi arkasından sesleniyordu. "Cemre kızım nereye?" "İşim çıktı acil," Dedi Cemre annesinin yüzüne bakmadan. "E açtın ama kızım aç karnına mı gideceksin olmaz öyle." Dedi Yasemin hüzünle. "O kadar aç değildim zaten anne, gitmem lazım," Diyen Cemre ayakkabısını giyip hızla dışarıya çıkınca temiz havayı soludu. "Biliyorum, bu hikâyeyi başlatan benim ve tek suçlu da benim," Dedi Cemre gözünden akan yaşı elinin tersi ile silerek. "Ama burada Atmaca'nın ortasında yemin ediyorum ki bu hikâyeyi bitiren de ben olacağım."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD