İrice bir beden düşündüm gözlerimi aralayıp uyuyan Uygar'ın yüzüne dikerken. Güçlü bir bedene hapsolmuş acımasız bir ruh, kötülüklerin içinde dolandığı bir kalp ve insanı delirtebilecek kadar derin bir zihin. Bunların hepsi şuan gözlerini kapatmış, dudakları hafif aralık, çatık kaşlarını sanki ona baktığımı hissedip huysuzlanıyor gibi çatmış, kolunu yastığın altına koyup yastığı kendine esir etmiş, küçük bir çocuk kadar masum görünen adamda mıydı tüm bunlar? Parmaklarımı yavaşça küpesine doğru uzatıp gözlerimi kapattım. Onda olmasını en çok sevdiğim şeyler arasında küpesi vardı sanırım. "Bir gün düzelebilecek misin?" diye mırıldandım sessizce. "Acımasızlığın bir gün yerini merhamete bırakacak mı dersin?" derken umutsuzca ona bakmıştım. Bilmiyordum. Uygar'ın tüm çabası benim üzerimeyken k

