Mahir'in Anlatımından Devam
Ben eve ulaştığımda itfaiye ve sağlık ekipleri de çoktan evin önüne gelmişti.
Aceleyle arabadan inip koşturdum. "Ne oluyor? Karım nerede!"
Bakışlarım her yerde Zeynep'i aradı ama onu göremedim.
"Mahir bey yangın giderek büyüdü, içeri giremedik." dediğinde bunun tek bir anlamı vardı, Zeynep hâlâ içerideydi.
"Ne diyorsunuz lan siz, ne diyorsunuz!" diye bağırıp kapıya doğru koştum ama bir itfaiye görevlisi önüme geçti.
"Beyefendi içeri giremezsiniz!"
"Karım içeride lan! Gireceğim!" diye bağırıp onu ittirdiğim gibi aralık olan kapıyı açıp içeri girdim.
Yangın hâlâ binanın üst katındaydı. "Zeynep, Zeynep'im sana bir şey olmasın." diye mırıldanıp basamakları hızlıca çıktım. "Zeynep!"
Bir ses versin diye her şeyimi feda etmeye hazırdım ama sesi çıkmadı. Öyle bir yangındı ki önümü dahi göremiyordum.
İtfaiye görevlilerinden biri yangın tüpü ile geldiğinde önümüzü açmaya çalıştı. "Evde patlayıcı gaz tüpleri var, evinizin her yerinde. Bir an önce çıkmalıyız buradan!"
Orosbu çocuğu, gaz tüplerini de o yerleştirmiş olmalıydı.
"Dışarıdan müdahale ediyor ekipler, içeride olmamalısınız!"
"Karımı alacağım!" derin bir nefes aldım ve alevleri dert etmeden odamıza doğru koştum.
Kapı kulpuna dokunduğum gibi elim yandı, yanığın acısıyla yüzümü buruşturdum ama kapı açılmadı.
Genleşmiş olmalı diye düşünüp geri çekildim ve kapının kilidini kırmak için tekme attım.
Kapı ateşten zayıf düşmüştü, ikinci tekmeyle kırıldığında kapının üst pervazı yere düştü. "Zeynep!"
Bağırdım bir kez daha ama ses çıkmadı. Odanın içine kadar sıçramıştı yangın. "Zeynep!"
Derim bir nefes alıp içeri daldım. Bedenime temas eden alevler olsa da dert etmedim.
Islak yorgan ve yüzünü kapatmış Zeynep'i gördüğümde neredeyse bayılmak üzereydi. "Zeynep?" yanına yaklaştığımda bakışları beni buldu. "Geldim güzelim, geldim hayatım." deyip yanına çöktüm ve elimi yanağında gezdirdim. "Bir kez daha beraber çıkacağız buradan, korkma."
Daha fazla duman solumasın diye onu hızlıca kucağıma aldım. İtfaiyeci adam da odaya kadar gelip bize geçebileceğimiz bir alan tanımıştı.
Odadan çıktıktan sonra hızlıca merdivenlere yöneldim.
Basamakları hızlıca indikten sonra evden çıktık. Nihayet onu sağ salim evden çıkarabilmiştim.
Ambulansa doğru adımladım ama sağlık ekipleri de sedye ile yaklaşmıştı zaten.
Sedyeye yaklaştığımda onu dikkatlice sedyeye bıraktım. "Uzun süredir odada, hamile o." dedim aceleyle.
Doğrudan oksijen maskesi ile ilk tedaviyi uygularken Zeynep uzanıp elimi tuttu.
"Buradayım güzelim, buradayım canım." deyip elini sıkıca kavradım. "İyisin, bebeğimiz de çok iyi. İnan bana ikiniz de çok iyisiniz." diye mırıldanırken gözünden tek damla yaş süzüldü, konuşamadı ama yanağındaki o is lekeleri o yaşla silinip giderken bile çok şey anlatmıştı bana.
"Bitti, bitti hayatım."
"Onu hastaneye götürmeliyiz." sağlık ekipleri onu ambulansa aldığında onunla gitmek istedim ama izin vermediler.
Kapılar kapandığında ise karım ve bebeğim yalnız kalmıştı.
Yetişemedim, ben başka bir kadının hayatını kurtarmaya çalışırken kendi karıma yetişemedim.
~ ~ ~ ~ ~
Doktor durumunun stabil olduğunu söyledikten sonra odasına geçmek için hazırdım ama nedense çekiniyordum da.
Onun yüzüne nasıl bakacağımı düşünüp durmaktansa ne olacaksa olsun deyip karımdan daha fazla ayrı kalmamak için odaya daldım.
Onu görünce tüm sinirim, stresim uçup gitmişti sanki. O bana yeterdi. Biz birbirimize yeterdik.
"Zeynep'im?" deyip yatağın kenarına oturduğum gibi ellerimi yanaklarına götürdüm ve eğilip alnını öptüm. "Şükür ki iyisin, iyisiniz ikiniz de."
"Biliyorum." diye mırıldandı. "Doktor bebeğimizin de iyi olduğunu söyledi."
"Bana da söyledi canım, iyisiniz siz. Ben daha ne isterim ki?" deyip derin bir iç çektim ve yanağını okşamaya devam ettim.
Yüzünde kırgın bir ifade vardı. "Sen neredeydin Mahir? Uyanıp da seni göremeyince bir de o yangının ortasında tek kaldığımı görünce ben çok korktum."
"Benim..." deyip başımı eğerken ellerimi de usulca çektim. "Benim ufak bir işim vardı, oraya gitmem gerekti."
"Ne işi bu diye soracağım ve sen bana yalansız dolansız bir şekilde cevap vereceksin Mahir. Bir kaç gündür sen de bir tuhaflık olduğunu sanki ben anlamıyor muyum?"
"Bildiğinden emindim ama yine de halletmek istedim. Hallettim de aslında ama bu adamın evimize bu şekilde girebileceği aklıma gelmedi."
Bir kaç yaralı adamımız vardı ama çoğu bayıltılmıştı, bir kaçının kafasına vurulmuştu. "Bu adam dediğin baban mı?" dediğinde başımı salladım.
"Bir kaç gündür bu meseleyi halletmeye çalışıyorum. Aslında hallettim de, o kadını aldım. Yavuz'un kardeşini aldım ama gel gör ki kendi karımı ve çocuğumu koruyamadım ben."
"Selen iyi mi yani?"
Başımı salladım. "İyi güzelim, iyi. Aldık onu, abisine kavuştu."
Yüzündeki mimik değişmedi, mutlu olmuştu ama belli edemedi. "Anladım. Sevindim onlar adına ama ne yaptın da Taner Toprak'ı bu kadar çabuk ikna ettin? Bu kadar hızlı ikna olmasının bir sebebi var ve o sebep az kalsın canıma mal oluyordu Mahir. Kendimi gram düşünmüyorum ama ya çocuğumuza bir şey olsaydı?"
"Asla, Zeynep'im asla..." deyip elini tuttum. "Ben size bir şey olmasına izin verir miydim? Özür dilerim Zeynep." deyip utançla başımı eğdim. "O herif bir daha size asla yanaşamayacak, yaşatmayacağım onu."
Kararlıydım, hem evladını bıraktığı için hem annem olacak kadını öldürdüğü için hem de karım ve çocuğumu neredeyse hayattan kopartmak üzere olduğu için.
"Öldüreceğim onu." diye mırıldandığımda Zeynep elini çekti, ellerim bomboş kaldı.
"İstemiyorum, ben ölüm istemiyorum. Ben düşman istemiyorum Mahir." dediğinde kaşlarımı çattım.
"Yaptığı yanına kâr mı kalsın?"
"Bırak yanına kâr kalsın, istemiyorum Mahir. Bebeğimin hayatı bir kez daha tehlikeye girecekse eğer ben hiçbir şey istemiyorum. Babanı da istemiyorum, intikam almayı da istemiyorum." dedi ve dudaklarını ıslattı, yalvarır gibi baktı yüzüme. "Mümkünse eğer bırak bu savaşı Mahir, bırak... Ben çok korktum. Ona bir şey olacak diye çok korktum ve bir kez daha bu korkuyu yaşamak istemiyorum."
"Zeynep sana söz veriyorum bir daha size bir şey olmasına asla izin vermeyeceğim."
"Hadi bunu sağladın, bizi gerçekten de korudun. Ya sen? Sen o adamla boğuşurken ya sana bir şey olursa Mahir? Kendini düşünmüyor musun hiç?"
"Zeynep..."
"Seni çok seviyorum Mahir, sana bir şey olmasına dayanamam. Bu yüzden sen de geri çekileceksin. Babanı hayatından çıkaracaksın. Bugün bunu yapan bir kez daha yapar, ben size bir şey olursa yaşayamam." dediğinde gözlerinden bir kaç damla yaş yanaklarına süzüldü.
"Zeynep ağlama, sana yemin ederim bize bir şey olmasına izin vermeyeceğim."
"Bugün bize bir şey olabilirdi Mahir, çocuğuna da mı hiç düşünmüyorsun? Hani sakin bir hayat sürecektik biz?" dedi, haklıydı. Ona bunun sözünü vermiştim ben ama şimdi yine çamura bulanmıştım.
"Benden bunu isteme, ailemin canına kast eden biri varken ben duramam Zeynep. Şu an duramam."
"Durmalısın ama, ya bizim evimizde yangın çıkardılar. Evimize girdiler Mahir. Ben uyurken beni öldürebilirlerdi de... Bu sadece göz korkutma, devamı da gelecek. Sen durmazsan eğer devamı da gelecek ve ben ölmek istemiyorum." diye mırıldandı. "Ben ölürsem çocuğumuz da..." dediğinde dudakları titredi ve elleriyle yüzünü kapattı. "Ben onu kaybetmek istemiyorum, ona kavuşmak istiyorum." diye mırıldanıp göz yaşlarını akıtmaya devam ederken ağzımı açıp da güzel bir kelime edemedim.
Yüreği yanıyordu, en çok da bir anne olarak yaşıyordu bunu tabi. Onu anlıyordum ama kendi kanımdan olan o adam bu korkuyu bile ona yaşattığı için cezasını çekmeliydi.
"Mahir?" deyip ellerini yüzünden çekti. "Şimdi bir karar vermen gerekiyor senin." dediğinde dikkatle izledim onu. "Karın ve çocuğunu mu seçeceksin yoksa intikamını mı?"
"Zeynep benden bunu isteme, bana bu soruyu sorma."
"Düşünmeden cevaplaman gerekiyordu." deyip içini çekti. "Bizim bir tercih meselesi bile olmamamız gerekiyordu Mahir."
"Zeynep'im..." deyip elimi kaldırdım ama başını çevirdi.
"Beni yalnız bırak Mahir, uyumak istiyorum. Midem bulanıyor." dediğinde başımı iki yana salladım.
"Seni yalnız bırakmak istemiyorum. Doktoru çağıracağım."
"İstemiyorum. Yalnız kalmak istiyorum, çık lütfen." dedi ve gözlerini kapattı.
O içini çekerken ben de çaresizce ayağa kalktım. "Dışarıdayım." dediğimde sesim titredi.
Karıma bütün bunların geçeceğini söylemem yetmeyecekti. Ama haklıydı.
Bu sadece göz korkutmaydı. Taner Toprak bunu bir daha deneyecekti. Benim ona izin vermemem gerekiyordu. İşte tam da bu yüzden bu intikam alınacaktı ve bu dosya sonsuza kadar kapanacaktı.
~ ~ ~ ~ ~