11.Bölüm "Savaşsa Savaş!"

1004 Words
İlahi Bakış Açısından Devam Ertesi Gün Evde geçirecekleri bir gün olarak düşünmüştü Zeynep belki ama uyandığında Mahir yanında olmayacaktı. Bunu bilmediğinden mışıl mışıl uyuyordu. Mahir uzunca bir süre onu izledikten sonra eğildi ve karısının yanağına küçük bir öpücük bıraktı. Gitmeden önce elini yanağına götürdü ve gülümsedi. "Seni çok seviyorum karıcım." diye mırıldanıp şakağına da bir öpücük bıraktıktan sonra ayağa kalktı ve onun için bıraktığı notu yatağın kendisine ait olan kısmına bıraktı. "Sevgili karıcım, kahvaltın aşağıda hazır. Senin için sıktığım meyve suyunu içmeyi unutma. Evet sevmiyorsun ama çok sağlıklı, içmelisin. Ve beni özleme, kocana çok aşık olduğunu biliyorum ama sen özlemeye başlamadan önce dönmüş olacağım." Notu bıraktıktan sonra ses çıkarmadan odasından çıktı ve merdivenleri hızlıca inerek evden çıktıktan sonra telefonunu çıkardı ve Yavuz'u aradı. Arabasına binerken telefonu açılmıştı. "Haber var mı?" dedi Yavuz direkt. "Hayır, şimdi arayacağım ve buluşma yerini öğrenip sana haber vereceğim. Arzu iyi mi?" "Arzu iyi, merak etme. Bir sıkıntı yok." dediğinde Mahir başını salladı ve arabasını çalıştırdı. Tek başına gidecekti. Babasının ona doğrudan saldırmayacağını çok iyi biliyordu. Çünkü onun hakkında öğrendiği şeylere nasıl ulaştığını öğrenmek isteyecekti. Kanıtları isteyecekti, bu yüzden Mahir'i öldürmek onun bir seçeneği olmayacaktı. "Ben seni haberdar ederim, şimdilik hoşçakal." "Tamam." Yavuz'un telefonunu kapattıktan sonra Taner Toprak'ı aradı ve telefonu kulağına götürdü. "Ben de senin aramanı bekliyordum." dediğinde Mahir güldü. "Kalp kalbe karşıymış peder bey, şimdi söyle. Nereye geleyim?" "Ben sana konumu atacağım. Oraya gel. Selen'i sana vereceğim." dediğinde Mahir başını salladı. "Yolla." deyip başka hiçbir şey duymadan telefonu kapattıktan bir dakika kadar sonra Taner Toprak ona konumu attı. Mahir de konumu Yavuz'a gönderdi ama Yavuz'dan daha yakındı. Bu yüzden daha erken bir şekilde orada olacaktı. Bunun farkındaydı. Öyle de oldu, yaklaşık on beş dakika kadar sonra babasının ona attığı konuma geldiğinde arabadan indi ve evin etrafına bakarken başka bir arabadan da babası indi. "Nihayet..." diye mırıldanıp kollarını açtı. "Babana sarılmayacak mısın?" "Kes şu oyunu." dedi, gergindi. "Selen'i getir bana." dediğinde Taner Toprak başıyla işaret verdi. Bir adamı en arkadaki arabaya yaklaştı ve Selen'i arabadan indirdi. Selen bir aksilik olmadan buradan kurtulmak istiyordu ama umut etmeye de korkuyordu. Bu manyak adam ona tekrar zarar verebilir ve alıkoyabilir diye çok korkuyordu. Ama Taner Toprak buraya gerçekten de onu bırakmak için gelmişti. Mahir onu tehdit ederek bir savaş başlatmıştı. Bunun için öfkeli olsa da imajına zarar verecek hiçbir şey yapmayacaktı. En azından bu kadar kısıtlı bir zamanı varken. "Kızın hali ne lan?" Evet belki fiziksel olarak bir şiddet görmemişti ama bileklerinde iplerin kesiği duruyordu, çökmüştü. Üzerindeki psikolojik şiddetin etkileri çok daha fazlaydı. "Ona dokunmadım bile." dedi Taner Toprak. Sanki çok da iyi bir şeymiş gibi. "İğrenç herifin tekisin." deyip adımladı ve Selen'i o pislik adamın elinden aldı. "Korkma, ben Yavuz'un arkadaşıyım." dedi Selen'e güven vermek için. "Aynı zamanda benim de oğlum." dediğinde Selen istemsizce uzaklaştı Mahir'den. "Bana oğlum demeyi kes!" diye bağırdığında Selen irkildi. Mahir bunu görünce sakin olmaya çalıştı ve elini uzatıp Selen'in ağzındaki bantı açtı. "Korkma, buradan abinle beraber çıkacaksın. Birazdan burada olacak." dediğinde Selen rahatladı. "Teşekkür ederim." dedi korksa bile. Mahir olduğu yerde hemen onun ellerini de açtı. "Arabamın oraya git, geleceğim." dediğinde Selen daha fazla bu adamların arasında kalmayıp hızlıca adımladı ve uzaklaştı. Mahir, Taner Toprak'a döndü. "Tüm bu bilgileri nasıl öğrendiğimi sormayacak mısın?" "Hayır, bununla ilgilenmiyorum." dediğinde Yavuz'un arabasının sesi duyuldu. Mahir başını çevirdiğinde Yavuz'u gördü. Yavuz arabasını çalışır vaziyette bıraktığı gibi arabadan indi ve kardeşine doğru adımladı. "Selen'im!" sıkıca ona sarıldığı anda Selen göz yaşlarını tutamadı ve ona sarıldı. "Abi... Abi çok korktum. İyi ki geldin." dediğinde Yavuz'un içinde biriken kin, nefret, öfke tekrar gün yüzüne çıktı. "Korkma abicim, geçti. Geçti bir tanem." diye mırıldanıp Yavuz'a bakarken Mahir daha fazla burada kalmak istemedi. "Bir daha bir kadının hayatını mahvetme Taner Toprak." dedi her şeyden habersiz. "Çok geç Mahir, bu uyarın için çok geç." dediğinde Mahir kaşlarını çattı. "Ne demek istiyorsun lan sen yine?" "Tebrik ederim Mahir, dediğini yaptın ve kadını aldın." dedi, Mahir iyice gerildi. "Ama başka bir kadını kaybettin." deyip nefeslendiğinde Mahir'in telefonu çalmaya başladı. Geriye doğru bir adım atıp telefonu açtı. "Söyle." "Mahir bey, evin üst katında yangın çıktı. Üst kata giremiyoruz." dediğinde yaşayabileceği en büyük yıkımı o an o dakika yaşadı. Başından aşağı kaynar sular döküldü sanki. "Ne?" "Mahir bey..." dediğinde adamını dinlemeden Taner Toprak'a dönüp ona doğru bir adım attı. "Ne yaptın lan sen! Ne yaptın sen!" diye bağırıp üstüne yürüdüğünde Yavuz bir aksilik olduğunu anlayıp kardeşini bıraktı ve aceleyle ona yaklaştı. Taner Toprak ellerini kaldırdı Mahir yakasına yapışınca. "Kiminle uğraştığını bilmiyorsun sen daha Mahir Toprak, deliliğini de babandan almışsın ama bak. Gördün mü?" dediğinde Yavuz Mahir'i geri çekti. "Öldürürüm lan seni! Öldürürüm!" dedi ama bir an önce karısına gitmesi gerektiğini çok iyi biliyordu. "Kadını aldın, dediğini yaptın Mahir. Ama gel gör ki karını kurtaramayacaksın. Ateşi bol olsun." dediğinde Mahir yerinden kımıldayamadı. "Zeynep..." diye mırıldanıp telefonuna sarılırken arabasına doğru adımladı. "Çabuk, çabuk içeri girip Zeynep'i çıkarın!" diye bağırıp arabaya binerken Yavuz peşinden gidemedi. Bakışları Taner Toprak'ın üzerindeyken yumruklarını sıktı. "Pis bir oyun oynuyorsun ama madem oyunun kuralları bu. Ben de pisleşirim o halde Taner Toprak." dedi. "Ne diyorsun sen Yavuz? Benim seninle bir işim yok." dedi. Bakışları Selen'i bulduğunda pis bir şekilde gülümsedi. "Ama belki onunla işim olabilir." dediğinde Yavuz kendine hakim olamadı ve yüzüne yumruğunu geçirdi. Anında silahlar ona döndü ama Taner Toprak elini kaldırıp onları durdu. "Beni iyi dinle Taner iti, oyunu senin istediğin gibi oynayacağım artık. Madem sen bu işe kadınları katıyorsun o zaman artık kızının da benimle olduğunu bileceksin." dediğinde Taner Toprak başını kaldırdı ve ona baktı. "Yalan söylüyorsun." "Yalan değil. Kızın benim elimde." dedi Yavuz. Bu yola baş koydular artık, her şey mübahtı. "Ve sana kızının nerede olduğunu, nasıl olduğunu asla söylemeyeceğim. Öleceksin ama yine de son anlarında kızını görmeyeceksin." dediğinde Taner de yumruklarını sıkmıştı. "Sana kızınla vedalaşacak bir an bile tanımayacağım." "Seni öldüreceğim Yavuz Alyovalı. Seni gerçekten öldüreceğim, dünya üzerinde yaşayan tek bir Alyovalı bile olmayacak." dedi ve büyük bir yemin etti. Yavuz ise bu pislikle daha fazla aynı havayı solumak istemedi. "Savaşsa savaş, buyur." dedi ve geri çekildi. Kardeşini de alıp arabaya bindiğinde büyük bir savaşın eşiğine girmişti hepsi. ~ ~ ~ ~ ~
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD