7.Bölüm "Kaçır Beni"

1204 Words
Mahir'in Anlatımından Devam Zeynep'i bıraktıktan sonra doğrudan Taner Toprak ile buluşmak için şirketine doğru yol aldım. Bir kez daha habersiz ama haber vermekte pek adetim olan bir şey değildi. Özellikle de Taner'e. Şirketine geçtikten sonra bu kez danışmaya uğramadan doğrudan asansöre geçtim. Taner Toprak'ın katına çıktıktan sonra asansörler açıldığında kimse çıkmadı karşıma bu kez, habersiz geldiğim içindi bu tabi. Odasının önüne yaklaşırken asistanı ayağa kalktı. "Beyefendi, Taner bey..." derken ondan önce kapıya yaklaşıp kapıyı açtım. Taner Toprak başını çevirip bana baktığımda asistanı içeri girdi. "Özür dilerim Taner bey. Beni dinlemeden içeri girdi." "Sorun değil, çık sen." Asistanı odadan çıkarken masasının önündeki sandalyelere yaklaştım ve oturup ayaklarımı da sehpaya yasladım. Bakışları önce ayaklarıma sonra bana kaydı. "Oğlumsun diye sana bir şey yapamam sanıyorsun değil mi?" "Senden korktuğumu ya da korkacağımı düşünmüyorsundur umarım." dedim hemen. "Büyük bir aptallık olur." "Görüyorum ki sen aptallık yapmaya oldukça hevesli görünüyorsun Mahir." "Hiç sanmıyorum, yaşlı bir bunak olduğun için eminim net göremiyorsundur da sen." Taner Toprak alaycı bir şekilde güldüğünde tekrar lafa girdim. "Kız nerede? Yerini söyle ve onu bırak." "Hayır." "Kızı zorla tutuyorsun değil mi?" "Evet." dedi bir de utanmadan ama hiç şaşırmamıştım doğrusu. "Ver kızı bana, ver ki seni öldürmek zorunda kalmayayım." "Beni gerçekten öldürebileceğini mi sanıyorsun sen?" "Yaparım, inan bana yaparım." dedim. "Benim acıdığımı göremezsin." kimseye acımam. Özellikle bir kadını zorla alı koyan bir adamı. "Pekala, diyelim ki öyle. Acıma bana. Ama yine de sana o kadını vermeyeceğim. Kimseye vermeyeceğim." diye mırıldandı. "Seni istemeyen bir kadını zorla alıkoyamazsın." "Ben yaparım, ben istediğimi alırım." deyip pis pis sırıttı. "Bunu sende çok iyi biliyorsun sevgili oğlum." dediğinde huzursuzca nefesimi bıraktım. Sinirlenip ona kazandığını göstermeyecektim. Tam olarak istediği buydu çünkü. "Sen istediğini böyle kirli yollardan almaya devam et." deyip ayağa kalktım ve ceketimi ilikledim. "Bir gün bende senin canını almaya geleceğim, bunu uyarı kabul et." deyip arkamı döndüm. "Görüşürüz evlat, görüşürüz." derken kapının önünde durup kısa bir an için ona baktım. Normal bir babam olamaz mıydı diye düşünmeden edemedim. Babamın en büyük düşmanım olmasını sanırım hiç hayal etmemiştim ama işte gel gör ki şimdi karşı karşıyaydık. "Görüşeceğiz." deyip odadan çıktım. Ceketimin önünü açıp sıkıntıyla nefesimi bıraktım. Oğlu olarak, gerçekten aramızda bir kan bağı bulunduğu için gelip onu uyardım. Ama madem o kadını bırakmıyor o zaman ben de en az onun kadar pisleşirim. Görelim Taner Toprak, kim daha yaman görelim bakalım. ~ ~ ~ ~ ~ Yavuz'un Anlatımından Devam Sıkıntılı bir şekilde iç çekip sabah sabah içtiğim kaçıncı bardak olduğunu bilmeden bir yudum daha aldım viskiden. Kafamı açsın istiyordum, bakmadığım neresi olduğunu düşünürken artık bir işe yaramak istiyordum. Taner Toprak'ı doğrudan alamıyordum sırf kardeşime zarar gelirdi. Son umudum da Mahir Toprak'tı. Babasından nefret ediyor oluşu en nihayetinde benim işime yarayacaktı sonuçta. Artık bu savaşta yalnız değildim. "Yavuz bey?" Bakışlarımı bana seslenen Nilüfer'e çevirdim. "Söyle." "Arzu Toprak adında bir kadın geldi, sizi görmek istiyor." dediğinde başımı salladım. "Gelsin." evime kadar gelmeye cesaret etti ha, gelsin de derdi neymiş bir öğreneyim. Bir dakika kadar sonra Arzu salona girdi, üzerinde kırmızı bir kazak ve altında kumaş eteği dizinin bir karış üstündeydi. "Merhaba." dedi salona girdiğinde. Bir kaç saniye ona bakıp başımı eğdim. "Oturabilir miyim?" "Otur." deyip koltuğu işaret ettiğimde dünki o cesur tavrından eser kalmamış gibiydi. "Neden geldin?" dedim o koltuğa kurulduğunda. "Konuştun mu babanla?" "Konuştum." deyip nefesini bıraktı. "Aslında dün seni arayacaktım ama fırsatım olmadı." "Neden?" "Evden ayrıldım, otele yerleştim ve biraz da gergindim sanırım." "Belli ki baban seni çok da sevmiyormuş. Hani senin için her şeyi yapardı ya?" Nefesini bıraktı, bir kaç saniyeliğine gözlerini kapatıp açtı. "Öyle sanıyordum. Bana kardeşin Selen'in yerini söyler sandım ama olmadı. Üstelik onu zorla tutmadığını söyledi." "Sen de buna inandın mı?" "Hayır, tabiki inanmadım. Hatta biraz daha araştırdım ve ne yazık ki babamın haksız olduğuna karar verdim." Babasına doğrudan güvenmek yerine araştırdığı için onu takdir ettim. Ama bunların hiçbiri işe yaramazdı. "Ne yapmayı düşünüyorsun?" "Benim aklıma yalnızca tek bir şey geldi." dedi gözlerimin içine bakarken. "Kaçır beni Yavuz." dedi, gözleri parıldadı. "Ne?" "Duydun işte, kaçır beni." Başımı çevirdim, rahatsızca homurdandım. "Zaten bana kaçtığının farkında mısın şu an?" "Aslında bu teknik olarak kaçmak sayılmaz. Ben de kaçmadım." dedi. "Ama sen beni gerçekten de kaçırırsan eğer..." dediğinde ayağa kalktım. Meraklı bakışları üzerimde gezinirken eğildim ve dudaklarımı ıslattım. "Ellerini de bağlayayım mı küçük hanım?" Başını geriye doğru attı, koltukta iyice yayıldı. "Çekil üzerimden." Çekilmedim. "Ben oyun oynamıyorum, oyun oynayacak vaktim de yok. Şimdi, geldiğin gibi geri git." "Kardeşini bulmak istemiyor musun? Bak, beni dinle. Beni kaçırdığını babama söylersen babam kardeşini sana geri verir. Gerçekten hayatım tehlikedeymiş gibi yansıtamaz mısın?" "Hayatın tehlikede olursa çatışma da çıkacak. Bunu da biliyorsun değil mi?" "Biliyorum." dedi. "Ama her ihtimalde bir çatışma çıkacak zaten. En azından kardeşini al." dediğinde geri çekildim, o da doğrulup hızlı hızlı nefes alırken sehpadan bardağı aldım ve bir yudum daha aldım. Mahir'e kardeşine dokunmayacağım dedim ama kardeşi bana gelmişti. Ve düşüntürdüyordu. Gerçekten de acaba onun dediğini yapsam ve onu alı koysam mı diye düşünmeden edemedim. "Beni dinle, babam beni gerçekten çok sever. Eğer hayatım gerçekten tehlikedeymiş gibi gösterirsen kardeşini bırakır." Tekrar ona döndüğümde ayağa kalkmıştı. Elimdeki bardağı bırakıp ona doğru adımladım ve bileklerini tutup arkasında birleştirip onu kendime çektim. "İşte böyle... " dedim, nefesim yüzüne çarptığında bakışlarını benden ayırmadı. Gözlerinin içine bakarken bir an için nefesim kesildi, sarhoşluğumdan diye düşünüp bileklerini gevşettim ama vücudunu vücudumdan ayırmadım. "Böyle..." dedim tekrar. "İyi mi? Bu şekilde davranabilir miyim sana?" Dudakları titredi başını sallarken. "Canım yanmıyor, yapabilirsin." dediğinde ellerini bıraktım ama ikimizde birbirimizden geri çekilemedik. "Peki küçük hanım, oyun oynayalım." dedim. Bir adım gitti geriye doğru. "Bu oyunun sonunda baban benden daha çok şey alırsa ama senin canını yakarım. Haberin olsun." "Merak etme, benim dediğim gibi olacak. Babam kardeşini verecek sana." Başımı salladım. "Bir kaç gün geçsin, baban peşine düşsün. O zaman ona bir mesaj göndereceğim. O zamana kadar da benim misafirimsin." "Teşekkür ederim." dedi. "Çok yakında kardeşine kavuşacaksın." "Umarım." diye mırıldanıp koltuğa çöktüm. "Yalnız o abinle sen konuş, başımın etini yemesin." "Haberi olmaz ki onun, bir gündür tanıyor beni zaten. Aklına bile gelmem." "Dün ona seni kaçıracağımı söyledim, olmaz dedi. Yani senden haber alamayınca ilk bana gelecek." dediğimde gözleri büyüdü. "Sen beni kaçıracak mıydın?" "Abin hayır diyene kadar evet, öyle bir niyetim vardı." "Bir de bana kızıyorsun, git başımdan diyorsun ama sen de oyun kurmuşsun zaten, pislik." dediğinde güldüm. "Başımın etini yeme benim de, zaten kafam kazan gibi." "Bu kadar içersen olur tabi." dedi. "Senin iyi bir insan olduğunu düşündüğüm için gelmiştim. Beni kaçırmak gibi bir niyetin olduğunu bilsem gelmezdim. Sen de kötü birisin." "Kısasa kısas adetimdir. Ama merak etme, seni kaçırsaydım bile sana kötü davranmazdım. Ben baban gibi bir adam değilim." dediğimde dudakları aralandı. Sonra vazgeçip yumruklarını sıktı ve yatağa oturdu. "Özür dilerim." dediğinde gözleri doldu. "Babam yerine sizden özür dilerim." Ağlayacak mıydı şimdi bir de? "Sen kötü biri değilsin Arzu, özür dileme. Ama baban bu işten sadece kuru bir özürle yırtamayacak, bunu da bil." dediğimde gözlerimin içine baktı. Çaresiz görünüyordu ve bir günde babasının başka biri olduğunu görmek onu çok üzmüş olmalıydı. "Öldürecek misin onu?" "Ben değilsem babam, babam değilse bir başkası... Baban mutlaka ölecek." deyip ayağa kalktım. Bakışlarını üzerimden ayırmadı. "Ağlama, gözyaşlarını cenazeye sakla istersen. Baban sonuçta." dediğimde önüne döndü. "Nilüfer sana kalacağın odayı gösterir, evde rahat rahat takıl. Çekinmene gerek yok." deyip salondan çıktım. Ağlarken onu görmek istemedin, rahatça ağlasın. Aynı zamanda benden uzak... ~ ~ ~ ~ ~
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD