8.Bölüm "Toprak'ın Kızı"

1101 Words
Mahir'in Anlatımından Devam "Yok öyle bir şey, senin ne işin var o Yavuz'un evinde?" "Bana abilik taslamayı keser misin Mahir Toprak?" dedi sıkıntılı bir şekilde. "Kızım delirtme beni, Yavuz'un evinde kalmayacaksın." Yavuz'u daha tanımıyordum, Arzu'yu da belki ama böyle bir şeye izin veremezdim. "Ya anlamıyor musun? Babam o kızı verecek bak, beni iyi dinle." deyip nefesini bıraktı. "Yavuz beni rehin almış gibi davranacak. Biz teoride zaten anlaştık." "Sen çok mu dizi izliyorsun Arzu Toprak? Ha? Oyun oynamıyoruz, silahlı bir adamla aynı evde kalamazsın." "Kendimi bildim bileli silahlı bir adamla kalıyorum ben zaten Mahir Toprak!" "Sesini yükseltme bana, ulan..." deyip içimden sabırlar çektim. "Geleceksin buraya Arzu Toprak, yoksa ben gelip seni alacağım." "Gelmiyorum, sen gelirsen de kurşunlatırım seni Mahir Toprak!" "Abinim abin, kabul etmesen de öyle bu Arzu Toprak!" "Ben de kardeşinim o zaman, bana Arzu Toprak demeyi bırak!" "Sen başlattın!" diye bağırıp kravatımı gevşettim. "Arzu tamam, gel konuşalım. Ama ben Yavuz'a da güvenmiyorum. Orada kalmana izin veremem." "Mahir abi..." dedi yumuşak bir ses tonuyla. "Ben karar verebilecek bir yaştayım ve aldığım kararların da sorumluluğunu taşıyabilirim." "Aksini söyleyene olmadı Arzu, ben sadece Yavuz'a güven olmaz diyorum." "Onu da zaman gösterecek. Ama sen merak etme, o bana bir şey yapmadan önce delik deşik ederim onu." dedi gururlu bir ses tonuyla. "Allahın delisi." diye mırıldanıp nefesimi bıraktım. "Tamam, kal orada. Ben de bir an önce halletmeye çalışacağım." "Tamam abicim, ha şöyle ya. Güven kardeşine." "Cıvıma ve kapat." "Hoşçakal!" diye bağırıp telefonu kapattığında Yavuz'u aradım bu kez de. Bizim delinin laftan anlayacağı yoktu çünkü. "Ya abi!" diye bağırdı, telefonu Arzu açtığında kaşlarımı çattım. "Neden arıyorsun Yavuz'u?" "Lan adamın telefonunun sende işi ne? Arzu delirtme beni, telefonu Yavuz'a ver." "Off!" "Oflama!" "Off!" diye bağırıp telefon el değiştirdiğinde Yavuz'un sesini duydum. "Söz verdiğim gibi kardeşini kaçırmadım. O bana kaçtı." dediğinde sabır çektim. "Vazgeçtiğini söyle, evine gitsin." "Evinde kalmıyormuş zaten, otele yerleşmiş." "Babasından zeki demek ki." "Sen de babandan zekisin Mahir, bu yüzden geldim ya sana." dediğinde sabır çektim. "Babammış gibi bahsetme şu adamdan." deyip nefesimi bıraktım. "Ben gelip Arzu'yu alacağım. İkna et hazırlansın." "İnan bana pek de ikna olacakmış gibi görünmüyor." dedi. "Kalsın bir kaç gün, merak etme. Ona zarar vermem." "Veremezsin zaten de içim rahat etmez. Benim yanımda olması daha iyi." "Buraya gelip onu ikna edebileceğini düşünüyorsan buyur gel." dediğinde telefon bir kez daha el değiştirdi. "Ne yapıyorsun?" dedi Yavuz o ara. "Konuşup anlaştık sanıyordum abi, gelme buraya. Ben bildiğim şeyi yapacağım." "Ver şunu." dedi Yavuz arkadan. "O sarı saçlarını tek tek yolacağım Arzu." "Ben de senin o sakallarını uyurken keseceğim! Delirtme beni Mahir Toprak!" diye bağırdığında masaya yumruğumu geçirdim. "İyi lan iyi! İyi! Orada kal Arzu Toprak!" "İnatçısın!" diye bağırdıktan sonra arkada bir gürültü koptu. "Ayy!" "Arzu? Arzu iyi misin?" diye seslendim ama ses gelmeyince ayağa kalktım. "İyi, kapatıyorum." dedi Yavuz. "Seni sonra ararım." "Lan kardeşim iyi mi?" "İyi." dedikten sonra telefonu kapattı. Ekrana öylece bakarken siktir çekip ceketimi aldım ve Yavuz'un evine gitmek için odamdan çıktım. "Bir saate geleceğim Melisa, Zeynep sorarsa kardeşine uğradı dersin." "Peki Mahir bey." dediğinde hızlıca asansöre doğru adımladım. Gidip şu kızla bir de kendi gözümle göreyim bakayım, belki ikna edebilirdim. ~ ~ ~ ~ ~ Yavuz'un Anlatımından Devam "Ver şunu." deyip telefonu almak için elimi uzattığımda geriye doğru adımladı ve Mahir'i dinlemeye devam etti. "Ben de senin o sakallarını uyurken keseceğim! Delirtme beni Mahir Toprak!" diye bağırdı. Deliyi aldım başıma, şimdi uğraş dur. Kaşları çatıldığında ona doğru bir adım daha attım ve telefonu almak için kolunu tuttum ama telefonu aceleyle diğer eline aldı. "İnatçısın!" diye bağırdığında daha fazla sakin kalamadım. İki elini de tutup onu kendime çektiğimde kendini tüm gücüyle geriye doğru çekti. Güçlüydü, zayıf olduğu için beni de kendine çekebileceğini asla düşünmemiştim. "Ayy!" O koltuğa, ben üstüne düştüğümde telefon da yanına düştü. Hızla nefes alıp verirken bileklerini başının üzerinde birleştirip nefesimi bıraktım. Deli. Bileklerini tek elimle tutarken bakışlarımız bir an için kitlenip kalmıştı. Telefonu elime aldım, Mahir de merakla bağırıp çağırıyordu. "İyi, kapatıyorum." dedim. "Seni sonra ararım." "Lan kardeşim iyi mi?" sesi telaşlı geliyordu. "İyi." diye mırıldanıp telefonu kapattım ve koltuğun diğer ucuna fırlatıp altımdaki kadına baktım. "Önce sakin ol, evimde bu kadar gürültü sevmem." "Sanki sen hiç bağırmıyorsun?" deyip elimden kurtulmaya çalıştı ama izin vermedim. "Bırakır mısın beni?" "Böyle iyi." diye nefeslendim. "Mahir gelir birazdan." "Çağırdın mı onu?" "Kızım delirdin mi? Yanında konuştuk ya, ben çağırmadım." Bıkkınlıkla nefesini bıraktı. "Çekil üzerimden." "Mahir geldiğinde istiyorsan onunla git. Ama burada kalmaya devam edeceksen benim kurallarıma göre yaşamayı da öğreneceksin." "Kuralların ne? Evindeki kadınları altına almak mı?!" "Hayır, sadece senin kadar güzel olanları altı..." deyip sustum. Sikerler adamı, ne saçmalıyorum ben? "Ne dedin?" "Dalga geçiyorum Arzu, kalkacağım üzerinden." dedim nefeslenip. "Abin senin iyiliğini düşünüyor, bağırıp durma." "Benim iyiliğimi düşünsün de o daha benim bir günlük abim. Bana ne yapacağımı söyleyemez." "Onu bir gündür tanıyor olmana rağmen nasıl ona bu kadar benziyorsun sen?" "Mahir'e mi benziyorum?" Başımı salladım. "Sizi yeni tanıdım ama ikiniz de birazdan kafadan çatlaksınız sanki." dediğimde önce kaşlarını çattı ama sonra güldü. "Çatlak mıyız?" "Değil misin?" "Belki." deyip gülerken nefesini bıraktı, nefesi dudaklarıma çarptığında bakışlarım istemsizce dudaklarına kaydığında gülüşü kayboldu. Titrek bir sesle mırıldandı. "Çekilir misin artık üstümden?" Kendime gelip bakışlarımı kaçırdım. "Tabi." diye mırıldanıp üzerinden kalktım, o da toparlandığında ikimiz de koltuğa oturduk. Siktir lan, küçücük kızdan mı etkileniyorsun? Altı yaş var aramızda, çok da küçük sayılmaz değil mi? Aklımdan geçen düşüncelerle gözlerimi kapatıp açtım. "Mahir'in bana güvenmesini sağlarım. Burada kalırsın bir kaç gün." "Tamam." dedi, az önceki o dişi aslan halinden eser kalmamıştı. "Yaptığın şeyi, yani yapmaya çalıştığın şeyi takdir ediyorum Arzu. Bu yüzden bana güven, benden sana zarar gelmez. Hatta hiçbir Alyovalı sana zarar vermez." "Biliyorum." dediğinde ona döndüm. "Yani buraya gelmeden önce tabiki seni araştırdım. Sen gerçekten iyi bir adamsın." Güldüm. "Bu kadar silahlı adama rağmen gerçekten bunu mu düşünüyorsun?" "Evet. Yani... Mahir abimde de silah var ama o da iyi biri. Hatta onun arkadaşını da araştırdım." "Savaş Göktaş mı?" "Evet. O da iyi bir adam." "Kızım sen bütün bu bilgileri nereden biliyorsun?" "Araştırdım." "Nereden? Kaynağın kim?" "Ufuk abi, babamın en yakınlarından biri. Ama kardeşinin yerini o da bilmiyor." dedi hemen. "Keşke bilse, onu hemen sana getiririm Yavuz." "Biliyorum, sen dediğin gibi iyi bir insansın Arzu." dedikten sonra gülümsedi. Çok güzel gülüyor, çok... Ama o kadar zıtız ki, ona o gözle bakmaya çekinip başımı çevirdim. "Birazdan abim gelir, onu beraber sakin sakin ikna edelim. Olur mu?" "Olur Arzu, olur. Olsun bakalım." dedim. "Alt tarafı bir kaç gün, sonra senin planı işleriz." "Nihayet. Sen ikna oldun, sıra abimde." deyip ellerini sevinçle çırptığında ona döndüm. Bir hukuk öğrencisi, adaletine şimdiden şahit oldum. Ama gel gör ki Taner Toprak'ın kızı, babasına hiç benzemiyor ama o Taner Toprak'ın kızı ne olursa olsun. ~ ~ ~ ~ ~ ~
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD