bc

Son Cephe +21

book_age18+
2.8K
FOLLOW
29.7K
READ
adventure
revenge
dark
forbidden
love-triangle
contract marriage
one-night stand
reincarnation/transmigration
family
HE
escape while being pregnant
time-travel
teacherxstudent
love after marriage
system
age gap
fated
forced
opposites attract
second chance
friends to lovers
pregnant
arranged marriage
curse
playboy
badboy
kickass heroine
sporty
neighbor
stepfather
mafia
single mother
gangster
heir/heiress
blue collar
drama
tragedy
sweet
lighthearted
serious
kicking
mystery
scary
bold
loser
lucky dog
single daddy
werewolves
detective
game player
campus
city
medieval
mythology
office/work place
pack
small town
magical world
high-tech world
cheating
childhood crush
disappearance
enimies to lovers
lies
rejected
secrets
soul-swap
superpower
rebirth/reborn
harem
poor to rich
war
ancient
love at the first sight
affair
friends with benefits
polygamy
surrender
addiction
assistant
actor
substitute
Pharaohs
like
intro-logo
Blurb

İn.sta: Yazar-ı Hayal +21 Anlatımlar Olacaktır 🔥🔥🔥

Babasının yokluğunu Başkomiser Volkan’ın sahte aşkında dindirmeye çalışan Almila, askeri okuldan birincilikle mezun olduğu gün hayatının en büyük kumarını oynadığından habersizdi. Parmağına takılan evlilik yüzüğü ve sevdiği adama teslim ettiği bedeni, onun için bir yuvanın müjdecisiyken; Volkan için sadece bürokrasi basamaklarını tırmanacağı kirli bir merdivendi.

Volkan’ın vaat ettiği sahte yuva, çok yakında sarsıcı bir yüzleşmeyle yerle bir olacaktı. Çünkü Gelibolu’nun sert rüzgarları, Almila’yı rüyalarındaki o üniformalı adamla, yani Kıdemli Yüzbaşı Atilla Demirağ ile karşı karşıya getirecekti.

chap-preview
Free preview
Rüya+18
Almila; İnsan en çok yetim kaldığı yerden kırılır, en çok o sızlayan boşluğu doldurmak istermiş. Babamın ani ölümünden sonra Başkomiser Volkan benim sığındığım dağ olmuştu. Askeri okulu birincilikle bitirip babama verdiğim sözü tutmuştum ve şimdi, tam altı aydır görmediğim sevgilime kavuşuyordum. Valizimi arkamda sürükleyerek çıkış kapısına koşarken kalabalığın arasında o heybetli cüsseyi gördüm. Volkan, hasret dolu gülümsemeyle kollarını açmıştı. Koşup boynuna atıldım. "Sevgilim..." dedi, beni göğsüne öyle sıkı bastırdı ki nefesim kesildi. "Sonunda yanımdasın Almila... Kadınım." Arabaya yürürken elimi öyle sıkı kenetledi, gözlerimin içine öyle aşık baktı ki... "Hadi bakalım güzelim," dedi kapımı açarken. "Önce boğazda bir mezuniyet yemeği, sonra da yuvamıza." Onu her anımda babama benzetiyordum; o güven veren, korumacı gölgeye körü körüne bağlıydım. Boğaza nazır lüks restoranda Volkan’ın elini bir an bile bırakmadım. Masanın üzerinden ellerimi tutup, "Her gün bu anın hayaliyle dayandım yokluğuna," dediği an birden ayağa kalktı ve önümde diz çöktü. Cebinden çıkarttığı kadife kutudaki tektaş yüzük ışıl ışıl parlıyordu. "Seni çok seviyorum Almila. Benimle bir ömür geçirir misin? Evlenir misin benimle?" Nefesim kesildi. Doğru adamdı o, daha ilk gün verdiği sözü tutmuştu. "Evet!" diye bağırdım avazım çıktığı kadar. Beni kucaklayıp havada döndürdüğünde, dünyanın en şanslı kadını bendim. Yemekten sonra Volkan, "Güzelim, hesabı ödeyip geliyorum, sen kapıda bekle beni," diyerek masadan kalktı. Heyecanla restoranın çıkışına doğru yürürken, parmağımdaki yüzüğe bakmaktan önümü göremiyordum. Tam kapıdan çıkacakken, sert bir göğse çarpıp geriye doğru sendeledim. Düşmek üzereyken, çelik gibi güçlü bir el belimi kavrayıp beni hızla kendine çekti. Burnuma keskin bir rüzgar, barut ve erkeksi bir koku doldu. Başımı kaldırdığımda, ömrüm boyunca unutamayacağım o gözlerle karşılaştım. Karşımda, resmi üniforması içinde, heybetli bir asker duruyordu. Gözlerinde adeta fırtınalar kopuyordu ve bakışları doğrudan ruhuma işliyordu. "Dikkat et, teğmen," dedi derinden gelen, pürüzsüz ama emredici bir sesle. Bakışları bir an parmağımdaki parıldayan yüzüğe kaydı, ardından yeniden gözlerime sabitlendi. "Fazla dalgınsın." "Ben... Özür dilerim," diye mırıldandım, kalbimin ritmi garip bir şekilde altüst olmuştu. Beni yavaşça serbest bıraktı, askeri selamını verip yanımdan geçerek restorana girdi. Arkasından bakakalmıştım. Volkan yanıma gelip elimi tuttuğunda bile, o askerin bıraktığı buz gibi ürperti hâlâ tenimdeydi. O gecenin devamı evimizde, Volkan’ın kollarında geçti. Beni yatak odasına sürüklediğinde her şeyden emindim; o benim kocam olacaktı. Ancak üstüme eğildiğinde, o sakin halinin yerini tuhaf bir acelecilik almıştı. Henüz tam hazır olmadığımı fark edince komodinin çekmecesinden bir kayganlaştırıcı çıkardı. "Senin için hazırlık yaptım güzelim..." dedi hafifçe gülerek. İçimden buz gibi bir ürperti geçti. Neden evinde böyle bir şey hazır duruyordu ki? Şüpheyi hemen zihnimden kovdum, gözlerimi kapattım. "Biraz acıyacak ama sen askersin, dayanıklısın değil mi? Lütfen beni durdurma!" Ne olduğunu anlayamadan, ani ve sert bir hamleyle kendini içime itti. "Ahh!" Dudaklarımdan dökülen acı inilti odada yankılandı. Canım çok yanmıştı ama o durmadı, sert ritimlerle devam etti. Dakikalar sonra, tam doruk noktasına ulaştığı an hızla geri çekildi ve nefes nefese yükünü bacaklarımın üzerine bıraktı. İçime boşalmamıştı. Hemen ıslak mendille beni temizleyip alnıma bir öpücük kondurdu. "Seni seviyorum hayatımın anlamı." Aşkın uyuşturucu sarhoşluğuyla onun geniş göğsüne kıvrıldım ve gözlerimi kapattım. Ancak o gece, ruhum huzuru ilk kez kaybetti. Gecenin ilerleyen saatlerinde, beni kan ter içinde bırakacak bir kabusun ortasına düştüm. Bedenim kasılıyor, sanki görünmez bir el boğazımı sıkıyordu. Birden, o zifiri karanlığın içinden bana doğru yürüyen, az önce restoranda çarptığım o üniformalı askeri gördüm. Aynı barut kokusu, aynı fırtınalı gözler... Bana doğru o güçlü elini uzattı. "Gel," dedi aynı derinden gelen sesle. "Uzun zamandır seni bekliyorum..." "Hayır!" diye çığlık atarak yataktan fırladım. Kalbim göğsümden fırlayacak gibiydi. O asker bana rüyamda "Gel" derken, aslında "Uyan artık! Bu gaflet uykusundan uyan!" der gibiydi. Bakışlarımı yanımda huzurla uyuyan Volkan’ın yüzüne çevirdim. Ama o an, karanlığın içinde onun yüzü bana ilk kez yabancı, hatta ürkütücü geldi. Sırtımdan aşağı buz gibi bir ter süzüldü. "Sadece heyecan..." diye fısıldadım kalbimi bastırarak. "Çok mutlu olduğum için korkuyorum." Oysa kader, acı gerçeği rüyaların ve o gündüzki karşılaşmanın diliyle kapıma bırakmıştı. Henüz bilmiyordum; bu sahte yuva çok yakında yerle bir olacak ve o restoranda çarptığım üniformalı gölge, beni bu tuzaktan çekip alacak tek gerçek olacaktı.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

Unscentable

read
2.0M
bc

He's an Alpha: She doesn't Care

read
760.2K
bc

Claimed by the Biker Giant

read
1.9M
bc

Holiday Hockey Tale: The Icebreaker's Impasse

read
990.9K
bc

A Warrior's Second Chance

read
366.3K
bc

Not just, the Beta

read
351.8K
bc

The Broken Wolf

read
1.2M

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook