AŞKIM Kafama yaslanan silahın soğuk namlusu, saç diplerimi donduruyordu. Tenime değdikçe hayatımın ipini biraz daha sıkı çekiyordu. Bir yandan başıma dayanan silah, bir yandan boğazımı kavrayan parmaklar... Nefesim, ölümle burun buruna kesiliyordu. Gözlerim artık Yekta'da değil, Ekin’deydi. İkimiz de kilitlenmiş gibi bakışıyorduk. O, öfkeyle kabaran göğsünü dizginleyemiyor, bense bakışlarımı kaçırmaya korkuyordum. Yekta ellerini cebine sokmuş, soğukkanlı bir şekilde izliyordu her şeyi. Hiçbir şey söylemeden... Sadece izliyordu. Tayfun’un gözleri, yere düşen o lanet dosyada kilitliydi ama adım atmaktan acizdi. Cesareti, kalbinde değil boğazında düğümlenmiş gibiydi. "Ben şimdi paketi aldım ve gidiyorum," dedi Yakup. O buz gibi sesi, kemiklerime kadar işledi. Paketten kastı bendim. İnsa

