Sevgili Güncem:
Yine göğsümde koca bir yük ile başladım güne! Son bir haftadır yüreğimdeki bu yük var. İlk başlarda nefes almama bile izin vermiyordu ağlayarak nefes alamıyorum demek istiyordum ama onu bile yapmıyorum, güçlü görünmem gerek ailem için.
Yüreğime tahtını kuran bu yüke de alıştım galiba ama hala da ağlayarak bu yük nefes almama izin vermiyor demek istiyorum. Yoksa tam anlamıyla alışamadım mı?
Baba sıfatını hak etmeyen o adam kardeşim Öykü'yü zorla evlendirmek istiyor!
Sana bunun acısını nasıl anlatabilirim hiç bilmiyorum, anlatsam anlayacak mısın onu da yine bilmiyorum...
Öykü asla evlenmek istemiyor, birkaç ay sonra da 18'ine basacak.
Daha çocukluğunu yaşayamamış bir çocuk o... Bu cümlenin ağırlığını biliyor musun?
Hayatta kimileri 18. Yaş gününü kurtuluş, özgürlük diye belirleyip ip ile o günü beklerken bizim için bu da yarım oldu bir kurtuluş olmadı ya da özgürlük olmayacak da bunu biliyorum, bizim için 18. Yaş günü yeni bir esarete mahkumiyet demekti...
Hislerimi tarif edemiyorum! Yemin ederim ki bu öyle ağır bir şey ki anlatamam güncem. Bunun altında kalıyorum,içim acıyor... İçten içe öyle bir yıkılmışlığa mahkumken dışarıya karşı dik durmak çok zor...
Bir yanım artık uçan kuşa bile olsa anlat içini diyor ama diğer yanım sonsuz bir sükunet istiyor benden, ben ne yapacağım?
Biri gerçekten artık bana ne yapmam gerektiğini söylemeli çünkü ben bir bilinmezlikte savruluyorum ve o bilinmezlik beni tüketti, şimdide bitirmek üzere...
Lütfen biri bana yardım etsin!..