Sevgili Günlük:
Artık katlanmak çok zor geliyor güncem. Hem de her şeye...
Nereye nasıl yetişsem, nasıl yapsam hiç bilmiyorum sadece artık çok fazla geliyor bu! Anlatamıyorum da...
Ne kadar anlatırsam anlatayım hiç anlaşılmayacağım gibi ki öyle de.
Hep kendimi daha kötü bir hayat da yaşayabilidim diye motive etmeye çalışıyorum ve kalkıp şükredip dua ediyorum nankör olmamak için ama daha iyi hayatlar da var... Ben bunu biliyorum, görüyorum, duyuyorum ama yine de şükrediyorum ama yok yine de hep daha kötüsünü yaşıyorum asla stabil ilerlemiyor maalesef. Artık imtihan bu demek sabır göster demek bana yeterli gelmiyor! Nankörlük belki de bu yaptığım ama gerçekten elimde değil bu nankörlüğü yapmak...
Daha iyisini bir insan olarak istemek doğal hakkım olmalı, doğduğumdan beridir gün yüzü görememiş biri olarak öyle değil mi? Ama yine de içimde bir yerler beni senden daha kötü hayatlar yaşayanlar var buna şükret diyip azarlıyor. Kendimi kötü hissediyorum böyle olunca da.
Nankör olmak istemiyorum ki ben.
Sadece artık bende de bir şeyler düzelsin istiyorum. Bunun için de elimde dua etmekten başka bir çare yok ama ettiğim dualar da kabul olmuyor... Dualarım kabul olmadıkça içten içe hep bir hayalkırıklığı hissediyorum. Peki bu hayal kırıklığım kime? Elinden bir şey gelmeyen bana mı yoksa bana böyle bir hayatı kader olarak yaşatan yaradana mı?..
Bazen kendi içimde bile yaşadıklarımı sorgulayamıyorum; ya sorgularken bu yüce yaratıcıyı kızdıracak düşüncelere saparsam ve bana daha kötüsünü yaşatırsa bu hayatımı bana mumla aratacak evreye getirirse diye. Ki öyle de oluyor maalesef...
''Sabrın sonu selamettir'' denilen söz artık bana da doğru gelmiyor. Eğer doğru olmuş olsaydı 19 yıl 1 ay 17 gün içinde bu selamet beni bulmuş olurdu değil mi?
Bazen diyorum ki keşke inancım bu kadar yüksek olmuş olmasaydı belki de o zaman her şey daha kolay olurdu... Ama maalesef bu da öyle değil! O zaman her şeyin daha kolay olacağına o kadar çok inandırıyorum ki kendimi bu da kendimden nefret etmeme bir bahane daha hazırlıyor.