Revin, Zaman benim için her zamankinden hızlı akıyordu. Sait bir gün beni, bana duygularını itiraf ettiği o ağacın altına çağırmıştı. Telefonum olmadığı için bana ulaşmanın tek yolu, mahallenin küçük çocuklarından birini gizlice göndermek olmuştu. O da tam ağabeyim ve babamın evde olmadığı bir vakti kollamış, bana haber yollamıştı. Haberi alır almaz, sanki içimde bir telaş fırtınası kopmuş gibi, aceleyle hazırlandım. Hiç olmadığım kadar özenerek giyindim; saçımı düzgünce örüp, boydan elbisemi ütülü haliyle üzerime geçirdim. Kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Ağacın altına vardığımda onu gördüm; elinde bir yaprak tutuyor, bağdaş kurmuş şekilde ağacın gövdesine yaslanmış oturuyordu. O ağaca varmak için küçük bir tepeyi tırmanmak gerekiyordu; nefes nefese kalmış, ama adımlarımı hızlandırmak

