Hazan
Odaya girdiğimde hazal ağlıyordu.
Yanına yaklaştım sarılmak için.Yanıma gelince başını boynuma koyup ağlamaya başladı.
“Kendimi öldürecem” dedi burnunu çekerken.
“Delirdin mi sen?” Dedim bir anda sinirle.
“Hayatın bu kadar değersiz mi senin ölüm mü var sonunda. Şahine bu durumu güzelce anlatırız.Bir şey gelmez başına korkma ben yanındayım.”
“Korkan kim o durum umrumda bile değil şahin kabul eder bunu zaten biliyorum aptal gibi aşık. Ben başkasını seviyorum.Onunla evlenmek istemiyorum.”
“Ya aklın nerdeydi o zaman bir yıldır herkesin diline düşerken aklın nerdeydi.”dayanamamıştım artık.
“Bilmiyorum ahmet uzaktaydı burda gönül eğlendiririz dedim kendi kendime ne bileyim mal gibi bana aşık olacağını.”
“Kaçarsan seni öldürürler biliyorsun değil mi ?
Yakalarlarsa vururlar. “
“Ahmeti tanımıyorsun aşırı zengin ve güçlü. Belki kızacaksın ama bize hiç bir şey yapamazlar. O mafya.”
Duyduğum şeyle ellerim titremeye başladı. Nerden bulmuştu bu kız bu adamı nasıl güvenebilirdi bu adama.
“Olanları anlattım ona gelip alacak beni görürsün bak.”
“Ya sen kaçınca babama bir şey yaparlarsa ?”
“Sizi de alır giderim ne olursa olsun o şahin denen pısırık ile evlenmem. “ çok kararlı bir şekilde karşı duvara bakıyordu.
“Yarın gelinlik bakmaya gidiyorsun kızım saçmalama” dedim.
“Biliyorum şimdilik dikkat çekmemem lazım bir iki gün içinde kaçacam eğer sende beni birazcık seviyorsan ağzını açma kimseye.”
Her şeye rağmen o benim kardeşimdi. Şahini her türlü kaybetmiştim ama en azından kardeşim mutlu olsun istiyordum ama adam mafyaydı. Kardeşime bir şey yapar diye korkuyordum.
“Sana bir şey olursa ben ne yaparım?” Dedim sarılarak.
“Bana bir şey olmayacak korkma ahmet beni koruyacak sandığın gibi biri değil. “
Konuşmamız bitince ikimizde yatağa geçmiştik ama ben bir o yana bir bu yana dönmekten uyuyamıyordum.
Sonunda sabah olmuştu ama hiç bir şey düzelmemişti. Annem bizi uyandırıp şahinin annesinin geldiğini söylemişti. Hazırlanıp aşağı yanına doğru indik. Elini öpmek için uzandım elini öptükten sonra bana sarıldı sıkı sıkı.
“Hazan güzel kızım Allah içimi biliyor hep gelinim sen ol istedim osman bey de öyle ama kısmet.” Diyerek yüzünü iğrenir gibi hazala çevirdi.
Hazala elini uzattı öpmesi için. Hazırlanıp çeyiz için alışverişe gidecektik.
Hep beraber alışverişi yapıp adanada bir gelinlikçiye girdik. Hazal gelinlikleri denedikçe benim gözlerim doluyordu. Çok güzel olmuştu ben giysem ben de aynı olacam diye belki de böyle oldum.
İnsanın kendini dışarıdan görmesi çok acayip bir şeydi. Sonra gelinlikle hazal aynada bakarken kendine arkadan şahin geldi.
Geleceğini bilmiyordum bilsem asla gelmezdim.
Yavaş yavaş adımlayarak hazalın yanına doğru yaklaşmıştı. Gözleri dolmuştu onu öyle görünce haklıydı . Bende onu damatlıkla görünce aynı tepkiyi verecektim.
“Çok güzel olmuşsun kuğu gibi.”
Hazal gözlerine boş boş bakıp önüne döndü.
Ellerini ellerinden çekti. Arkasını döndü gelinliği çıkarmak için perdeyi kapattılar.
Şahinse benim yanıma doğru geliyordu.
“Ee hazan sen nasılsın konuşamadık”
Gülümsemeye çalışıp cevap verdim.
“İyiyim sen nasılsın iyi gördüm seni. Okul bitti mi?”
“Bitti sonra da buraya geldim biliyorsun ağalık beklemez ama hala inşaat işlerine devam ediyorum adana merkezde.”
“Anladım” dedim daha fazla ondan tarafa bakıp konuşmamak için.
Hazal çıktı o sırada beraber önce yemek yedik ardından evlere geçmiştik. Mobilya ve ev için Şahin hazala ısrar etse de hazal yorgun olduğunu ve mobilyayı onun seçmesini söylemişti.
Şahin üzülüyordu ama belli etmemek istiyordu. Gözünün içine bakıyordu ama o suratına bile bakmıyordu.
Düğüne 3 gün kalmıştı. Ev ve hazırlıklar bitmişti. Hazala sorduğumda Ahmetten hala haber olmadığını söylüyordu. Belki de kardeşimi kandırıyordu. Hazal ne yapacaktı bilmiyorum. Durumu şu an aşırı zordu. Onunla konuşmaya çalışıyordum ama bir işe yaramıyordu.
En sonunda uykuya dalmak için yatağa geçtim bir saat bile geçmemişti belki dışardan bir silah sesi geldi. Hemen uyanıp ışığı açtım. Hazal yoktu.
“Allahım ne olur korktuğum şey olmasın”
Koşarak merdivenleri iniyordum yalın ayak dışarı doğru koştum ayaklarıma taşlar batıyordu.
Evin 500 metre ilerisinde ana yola yakın yerde bir araba duruyordu. Siyah bir mercedes camları filmli.
Bizim ev köyün çıkışındaydı burdan direk ana yola çıkılıyordu. Başka bir şey bulmak için dua ettim. Koştukça nefesim kesiliyordu.
“Hazal “ diye bağırdım.
Hazal arabanın önünde bekliyordu. Ve karşısında eli silahlı bir şahin.
Yanlarına doğru koştum. Şahine yalvarır gözlerle baktım.
“Ne olur yapma “ diye.
Donmuş gibi suratıma bakıyordu. Sonra hazal konuşmaya başladı.
“Bırak artık peşimi anla. Ben seni istemiyorum hatta midem bulanıyor senden.
Beni öldür yine de evlenmem seninle. Senin o 1 yıldır beklediğin ilk gecemizi ben başkası ile yaşadım. Artık benden sana fayda yok. Bırak peşimi. “
Hazalın söyledikleri ile kanım dondu. İnsan insana bunu nasıl söylerdi. Şahin hala donmuş şekilde ona bakıyordu.
“Beni sevdiğini söylemiştin”
“Ya yalan söyledim kıt mısın gerizekalı mısın”
Şahin silahı doğrulttu ona doğru koşup koluna yapıştım.
“Şahin yapma sen böyle bir insan değilsin gencecik yaşında hapse mi düşeceksin yapma”
Gözleri dolu dolu bana baktı. Paramparça olmuştu. Gözlerinden anlıyordum. Kalbi kırıktı şuan. Eğer onunla evlense daha çok kırılacaktı.
Şahin silahı indirirken tekrar silah sesleri gelmeye başladı. Burası köye uzaktı yoksa bütün köy başımıza toplanacaktı.
Osman ağa, adamları ve babam koşarak bize geliyorlardı.
Osman ağa sinirle silahı doğrulttu.
“Sen beni rezil etmeye doymadın mı oruspu . Alacam canını bu sefer seni öldürecem.”
O an benden bir çığlık çıktı
“durun nolur yapmayın”
Ben onlara yalvardıkça hazal umrunda değil gibi duruyordu.Canından bile vazgeçmişti. Benim anlamadığım bu arabadaki adam neden arabadan inmiyordu. Neden onu korumuyordu.
Babam da yalvarmaya başladı osman ağaya.
“Ağam gözünü seveyim yapma kıyma canına.”
“Nasıl kıyma mehmet bizi rezil etti elaleme ben milletin yüzüne bakamıyorum. Önce oğlunun yakalandığı kızı gitti utanmadan istedi. Şimdi de ellerinde tutamadı kız yine kaçtı diyecekler.”
“Ağam buluruz bir yolunu nolur kıyma canına”
Osman ağa çok kararlıydı. Öldürecekti. Babam artık yere çöküp yüzünü kapatmıştı. Bende aynı durumdaydım artık ayaklarım beni taşımıyordu.
O an bir silah sesi yükseldi gecenin en sessiz kuytusunda. Ve o sessizlik benim çığlığım ile bozuldu.
“HAZAL KARDEŞİM!”