İçeri baktığımda ilk gördüğüm şey kızdı. Sedye kenarında, yüzü bembeyaz, gözleri kocaman. Kanı artık durdurmuşlardı ama korku hala akıyordu içinden. Kadın tam karşısındaydı. Dimdik. Hiçbir şey olmamış gibi. Yürüdüm. Düşünmedim. Planlamadım. “Bu kız senin mi?” dedim. Kadın bana şöyle bir baktı. Tepeden tırnağa süzdü. “Sanane.” dedi. O an içimde bir şey koptu. Sessizce değil. Gürültüyle. Bir adım daha attım. Elimi uzattım, kadının yazmasını çekip aldım. Öyle nazik falan değil. Boynuna dolandı bir an. Şaşkınlıktan nefesi kesildi. “Bak.” dedim. Sesim bana bile ait değildi. “Ben yedi köyün hanımağasıyım.” Henüz değilim ama olsun. Nereden bilecek. Saçını avucuma doladım. Kafasını geriye çektim. “Burada seni öldürsem,” dedim, “kimse bana ‘ne yaptın’ demez. Burada bir insan ölmüş bile

