Matematik

1952 Words
Keşke hayat, matematik kadar basit olsa! Bir trigonometri kurar formülle ilerlerdik.... Aşkı cosünüsle çarpar, sinüsle bağlaştırırdık... Olmadı tanjanta ekler cotanjanta bölerdik işte hayat, matematik kadar bağlı değil kurallara. ~~ Üç silahşörler Sena'ların evinde toplanmıştı. Kahkahalar arasında birbirleriyle dalaşmayı hiç ihmal etmeyen üçlüden söze atılan Tarık oldu. Sena'ya bakıp, "Sena matematikle aran epey kötüymüş. Eğer istersen sana ders verebilirim, abicim." Sena matematik sözü geçer geçmez tırsmıştı. Mavi gökyüzüne siyah bulutun karışması gibiydi onun için matematik. Nefret ediyordu matematik dersinden. Yine de Tarık abisinin teklifi yüzünü güldürmüştü. Ona yardımcı olmak istediği açıktı. "Teşekkür ederim, Tarık abicim. Aslında... " demişti ki söze Sedat atıldı. "Barın senin matematik hepimizden iyi kardeşim. Birkaç özel ders versen eminim Sena'ya oldukça iyi gelecektir. Hazır buralardayız, vakit ayırabilir misin?" Tarık'a kardeşini emanet etmek istemiyordu. Tarık'ın o gün ki söyledikleri Sedat'ın içine kemirici bir kurt düşürmüştü. Tarık her Sena dediğinde kurtta Sedat'ın içini kemiriyordu. Kurt bir kez içine düşmüşken kemirmesine müsaade edemezdi. Sena tam olmaz diye itiraz edecekken bu sefer Barın lafa karıştı. "Olur kardeşim. Hallederiz. Sena sen yarın bize gel müsaitim abicim. Birkaç konu anlatırım. Daha sonrasında gidişata göre bakarız." Barın'ın sözlerine Sedat onay verirken Tarık ve Sena da onların bu emrivakilerine bozulmuştu. Şimdi Sena abisine 'Olmaz' diyecek olsa, Sedat kesin işkillenirdi. En iyisi birkaç gün dayanmaktı. Hem de bu arada sevdiği adamla özlem giderirdi. Çok özlemişti, Barın'ı. Kokusuna bile hasretti Sena. Onunla geçirdiği her an değerli ve bu anlar çok kolay ele geçmiyordu. Barın yokken Sena bir hiç gibi yaşıyordu. Barın onun her şeyi aynı zamanda hiç bir şeyiydi. Varlık ve yokluk arasında Sena aşkla harmanlanıyordu. Ortamda kısa süreli bir serinlik yaşansa da 3 Silahşörler birbirlerine yönelik kalkan takınmazlardı. Kalkan takınmayacak kadar tanıyorlar ve birbirlerini en iyi bilen yine kendileriydi..... ~~ Ertesini günün sonrasında Sena evden adeta annesi tarafında atılmıştı. Kendi evlerinden alel acele çıkarken annesinin menepoza filan girdiğini düşünüyordu. Annesi bugünlerde aşırı agresifti ve onlardan gizli kapaklı işler çeviriyor olması da Sena'nın gözünden kaçmamıştı. Yine de annesi sebebini söyleyene kadar sormayacak ve onun huyuna gidecekti. Karşı dairenin ziline bastığında çok bekletmeden Barın kapıyı açmıştı. Evet Barınla karşı komşulardı. Üst tarafını örtme gereksinimi duymamış ve bütün görkemiyle Sena'nın yamacında duruyordu. Bu çocuğa evin içinde bile olsa böyle gezmesi yasaklanmalı ve özellikle üst tarafı Sena'nın kalp sağlığı için kapatıla bildiği kadar kapatılmalıydı. Üst tarafın cazibesine daha fazla dayanamayacağı için bakışlarını alt tarafa çevirmişti. En azından orası kapalıydı değil mi? Altına giydiği pantolonu düştü düşecek gibi emanet dururken onun muntazam duruşunun görüntüsü bir genç kızın kayıplara karışması için yeterliydi. Gözlerini alamıyordu. Tenin üzerinde siyah bu kadar kusursuz durmamalıydı. Siyah kartal Barın'ın karanlığına asalet katmıştı. Sert omuzlarından birine işlettiği kartal dövmesi hırçınlığını senelerdir sol omzunda taşırken merdiven boyutuna ulaşan karın kasları tam tadımlık olmuştu. Sena yutkunurken Barın elinde duran havluyla Sena'nın gözünde nasıl göründüğünü bilmeden terini sildi. Elindeki havluyu tutuşu bile çok seksi gözüküyordu. Hele hele vücudunda parlayan o ter zerrelerini silişi... Sena ne diyeceğini bilmiyordu. Barın ne için geldiğini anlamadığı gibi kapıda öylece bekleyen kıza sorma ihtiyacı hissetti. "Hayrola?" diye soru cümlesini ona yönelttiğinde Sena, anın büyüsünden kurtulurken elinde bulunan kitabı Barın'a gösterdi. İlk kez matematik bir işine yarıyordu. Anlaşılan herkesin söylediği gibi matematik ihtiyaç ve gereklilikti. Sena'nın gösterdiği kitaba Barın baktığında dün aralarında konuştukları ve aklına sözleştikleri geldi. Aklından bu tamamen uçup gitmişti. Sözünü unutmuş olsa da Sena sürekli beyninin içindeydi. Sürekli aklındaydı. İki gündür Sena aklından bir türlü çıkmayınca Barın hıncını kum torbasından çıkarmıştı. Kızı daha aklından çıkaramazken birde ona ders vermeyi kabul etmişti. Tarık Sena'ya av gibi bakarken Barın olaya bodoslama atlamıştı. Söz ağızdan bir defa çıkmıştı. Yapılacak bir şey yoktu. Havluyla terini kurularken "içeriyi gösterdi. Sen içeri geç bende uzun sürmüyecek bir duş alayım sonra derse başlarız." Kapının pervazından çekilirken Sena da içeriye geçmişti. Barın'ın işaret ettiği yere doğru ilerlemeye başladı. Barın Sena'yı odasına yönlendirirken kendisi de banyoya duş almak için girdi. Banyodan gelen su sesleriyle Sena odanın içinde gezinmeye başladı. İlk gözüne çarpansa komodinin üzerinde duran Barın'ın telefonu olmuştu. Komodine yaklaştı ve eline aldı. Telefonda şifre beklerken herhangi bir kilit dahi yoktu. Bu da demekti ki kilit koyması için herhangi bir sebebi yoktu. Sena buna çok sevindi. Barın pek sevgili edinen birisi değildi. Günü birlik takılır ve anlaşılan aşk bugün olmuş hala kapısını çalmamıştı . Barın ona "Kelebek " diye hitap ettiği gün Sena'nın kalbi hoş geldin etmişti. Barın ise anlaşılan aşkı hiç buyur etmemişti. Bu da Sena'nın hala bir umudunun var olması demekti. Tek başına aşkı omuzlamak zordu. Karşılıklı olsa hafiflerdi. Aşk iki tarafta güzeldi. Tek taraflı olunca yoklukla imtihan edilmektense bu sizi suskunluğa itiyordu. Banyodan gelen kapı tıkırtılarıyla Barın'ın duştan çıktığını anladı. Telefonu aldığı yere bıraktıktan sonra odanın içindeki çalışma masasına geçti. Barın da duştan çıkmıştı. Üstünde ev içi rahat bir eşofman ve beyaz sade bir tişörtle odaya giriş yaptı. Siyaha uyum sağlayan beyazlığı vardı. Bir yanı karanlık aynı zamanda diğer bir tarafı da bir o kadar aydınlıktı. Merhamet ve şefkate ev sahipliği yaparken karanlığa bürünüp gizlenecek kadar Barın aslında esrarengizdi. Aşk ile hiçbir muhabbeti olmazken aşkın tarifini farkında bile olmadan üzerinde taşıyordu. Aşkın ta kendisiydi Barın. Siyah-beyaz, gece ve gündüz. Barın her şeyiyle bu söylediğinde bir bütündü. Aşk tamda bu yüzden onun üzerine oturmuş ve yerleşmişti. Aşk aslında bir bütündü ve ayrıcalık sevmezken yapbozun parçaları gibi sizinle tüm olduğunda tamamlanırdı. Aşk ve Barın yapboz parçaları gibi bir bütün ve zıtlığın içinde doğru önergeydi. Sena'nın onu beklediğini gördüğünde daha fazla bekletmemek için direk yanı başına oturdu. Gergin hissediyordu. Aklını biraz derse verse iyi olurdu Barın. Bu yüzden hemen masanın üzerinde onları bekleyen ders kitabını açtı. Biraz matematik iyi gelecekti. Soğuk duş fayda vermişti ve matematik aklında ki problemleri de çözerdi. Hisleri problem teşkil ederken kişi formül ve duyguları denklem olmuştu. İç içe geçmiş fonksiyon ağırlıklı problemdi hisleri. Duygulara yabancı olduğundan geçiştirmekte çare bulmuştu. Barın'ın sert ve otoriter sesini işittiğinde Sena bunu dersin ağırlığına vermişti. Arada gözleri birbirlerinin harelerine takılsa da ikisinden biri bunu çok uzatmıyor ve matematik kazanıyordu. Bugün kesinlikle kazanan matematikti. Sena için bile ilkti. Matematik ve o? Aşk, hayatında kesir çizgisi olmuştu. Sevdiğinin ağzından duyduğu sözcükler ise merdiven problemi. Verdiğin değer alta geçiş yapıyor ve denklem teker teker çözülüyordu. X Barın'dı. Denklem, aşktı. Gözlerine limit verirken her çözdüğü soru Sena'nın umuduydu. Matematik bile çözmüşken aşkı da karşılık bulabilirdi. X bile bir sayı değeri almışken aşkı da sonuca ulaşabilirdi. Önemli olan sağlama yapıldığında her şeyin tam yerine oturması ve sonucun değişmemesiydi. Verdiğin sayı değeri değiştirmiyorsa bu iş oldu demekti. Trigonometri ise formül ağırlıktı. Aşkın ezberi yokken matematik de ezber buraya kadardı. Formülü ezberle ama işlemde uygularken bütün ezberi boz. Her soru bir diğerini alt ediyordu. Hepsi birbiriyle ilişkili aynı vakitte karmakarışık; geometriydi. Bir üçgenin içinde tüm çapları hesaplayıştı. Dik üçgenin içinde doğruydu, aşk. Uzantısı bir yerden diğerine uzuyordu. Hesaplama işi ise matematiğe düşüyordu. Aşk + doğru = sayı doğrusu. Artılar aşkınız, eksiler kayboluşunuz..... İki saati aşkındır Sena Barın'ın her anlattığını can kulağı ile dinliyordu ve çözmesi için verdiği tüm soruları alnının akıyla çözmeyi başarmıştı. Sena'yı daha fazla sıkmamak için ara verseler iyi olacaktı. Barın derin bir nefes çekip sandalyeye sırtını dayadı. Sena'ya daha yakından baktı. Soruya adapte olmuş ve pür dikkat bakışları kitaptaki sorudaydı. Sena soruyla haşır neşirken Barın da onu izledi. Eline aldığı kalemi dudakları arasına sıkıştırmış ve kaleme dişleriyle işkence ederken bugün aksilik ya Sena saçlarını toplamıştı. Her gün dağınık duran saç huzmeleri bugün neden belli bir yere toplanmıştı. Saçlar derli toplu olunca Barın aklını toparlayamıyordu. Derli toplu saç aklını karıştırıyordu. Belki de aklını bulandıran Sena'nın açık gerdanıydı. Gözleri o boşluğa takılırken Barın gözlerini bir türlü oradan alamıyordu. O boyna dokunmak ve birkaç dil darbesi atmak istiyordu. Burnunu dayayıp kokusunu solumak. Kahve çekirdeğini benimsemek istiyordu. Kulak uçlarına dişlerini takmak ve inim inim inletmek istiyordu. İniltisini işitmek ve birlikte doruğa ulaşmak istiyordu. Daha yeni soğuk duş almışken yine erkekliği ayaklanmıştı. Bu sefer rahat giyinmişti bu sebepten belli olmuyordu. Erkekliği kendini belli ederken aklındaki bu yersiz düşünceler kendisini korkutuyordu. Yakalanmak değildi korkusu ki kabullenmekti. Başka şeylere adapte olsa Barın çok daha iyi olacaktı. Kolunu sandalyenin ucuna attı. Sena'nın omzundan istemsizce nefesini boynuna üflerken Sena bunu hisseder hissetmez soruyla irtibatını kesmişti. Sorudan bakışlarını alıp Barın'a baktı. Şuan oldukça yakınlar ve Barın pür dikkat soruya bakıyordu. Sena ise gözlerini Barın'dan alamıyordu. Barın'dan gelen erkeksi koku ciğerlerine oksijen artışı sağlarken aynı zamanda dikkatini dağıtıyordu. Duş almamış olsaydı çok daha iyi olurdu. Okyanus kokuyor ve denizin çağıldayışı Barın'ın sesinin tınısında saklanmış ve şimdi açığa çıkıyordu. Bu adam gökyüzünün seyirlik görüntüsünü kendi üzerine hapsetmiş serin sulara sahipti. Okyanus gibi Sena'nın kalbine çağlıyor ve bir balığın deniz sularında hayat bulduğu kadar can ve içerisinde tehlike barındıracak kadar kalbine hatta aklına zararlı ve tehlikeliydi. Bir inci olsaydı okyanusta kabuğunu arşınlayamaz ve kabuğunda saklı kalırdı. Yosun olsa Barın'ın okyanus kokan teninde kaybolurdu. Barın okyanus kadar hırçın ve dinginliği dev denizdi.... Birkaç kez Barın'ın soruyu tekrarlamasıyla ancak kendisine gelebilmişti. Barın soruyu anlatırken nefesi boynuna vuruyor ve kadınlığı sızım sızım sızlıyordu. Sızısı ise katlanılacak gibi değildi. Bacaklarını birbirine kapatsa da Barın'ın sesi bile onun için seksi gelmeye başlamıştı ve içinden bir şeylerin akıp gittiğini hissetti. Dört işlem mi seksiydi yoksa işlemin izahıta mı? Aklı tamamiyle bulanmıştı. Bu böyle olmayacaktı. Biraz daha eksi ve artı çıkışı yaparsa Sena ortada kaybolacaktı. Oturduğu sandalyeden aniden kalkışıyla dengeyi tam sağlayamadığından etraf boşluk ve en olmadık yer doğru çizgisi olmuştu. İşte bu yüzden sevmiyordu matematiği. Doğru çizgisi Barın'ın kucağı olunca sonsuzluğa uzanan bir utanç Sena'ya avans verilmişti. İkisi de fazlasıyla şaşkınken Barın sertliğin üzerine oturan Sena'yla kendisini tutamayıp inlemişti. Kaya gibi olan sertliğin üzerine pat diye oturunca Barın'ın canını kesmişti. Sena Barın'dan gelen iniltiyle iyice telaşa kapıldı. Bu inilti her şeydi. Yok oluş. Uzay boşluğu ve okun gösterdiği, yörünge. Oturduğu kucaktan kalkmak için hareket etmeye çalıştığında Barın sabrının son evrelerindeydi. Sedat'ın kız kardeşi olmasa çoktan altına almıştı. Sedat'tı onu durduran ve Sena biraz daha üzerinde bilinçsizce hareket etmeye devam ederse ikisi için de hiç iyi şeyler olmayacaktı. Erkekliğinde ileri geri yapan kızı belinden sabitçe tuttu ve neler saçmaladığını daha fazla dinleyemeden yüzünü Sena'nın boynuna gömdü. İkisinin de kalbi atış hareketini değiştirmiş ve sert nefes alıp vermeye başlamıştılar. Sena boynuna süzülen sert sakalların içinde kaybolurken Barın kahve soluduğu boyunda acısını biraz olsun dindirmek istiyordu. Erkekliği ve aklı iki ayrı yörünge de ve iş kalbine kalmıştı. "Özür dilerim. Ben... şey edince şey oldu. İnan ki.... " Barın kendisinden özür dileyen kızı olduğu yere kıpırdamaması için yerine sabitledi. Erkekliği sızım sızım sızlıyordu. Birkaç saniye böyle dursalar kalbi muhakkak çareyi bulacaktı. Aklı her şeyi sorgularken sabit duruşları erkekliğine biraz olsun nefes aldırmıştı. Aklı erkekliğine söz dinlettikten sonra Barın oturduğu sandalyesinde kendisini toparladı ve sesi soluğu kesilen kızı yavaşça üzerinden kaldırdı. Sena düşüşü ile fazlaca ağrı ve sızı verdiğini anlamıştı ve bütün yüzü kıpkırmızı olmuştu. Oturduğu kucaktan kaldırılmasıyla Barın'ın yüzüne bakmaktansa buradan koşarak uzaklaşmak istiyordu. Başını yere eğen kızı Barın kendisine yaklaştırdı ve alnına ufak bir buse kondurdu. Teskin edici yumuşak ses tonuyla "Endişe etme. Ben iyiyim . Yanlışlıkla olduğunu fark ettim ama yetişmekte çok geç kaldım. Asıl ben özür dilerim. Sandalye sen bir anda ayağa kalktığında masaya takıldı. Senin suçun değildi. Sen iyisin değil mi? Herhangi bir yerini incitmedin?" gerçekten olan biten buydu. Sena'nın ani hareketi ile sandalye masaya çarpmış ve düşmesin diye tutmaya çalıştığında Sena onun kucağına düşmüştü. Sena'yı korumak isterken tarif edilemez acıyı ise Barın el mecbur hiçe saymıştı. Yapılacak bir şey yoktu. Barın bu acıyla baş ederdi ve baş etmişti de. Sena'ya bir şey olmamıştı ya ona bu yeterdi. Sena'ya bakarken Barın'ın gözleri bir anda tişörtünün açılan kısmına takıldı. Göğüs dekoltesi değildi afallatan Sena'nın göğsünün hemen üzerine işlettiği dövmede ki resimdi onu şaşırtan. Kaşları çatılmış ve tam bir şey diyecekken Sena ona yakalanmanın korkusuyla konuştu. "Ben artık gitsem iyi olacak. Annem merak etmesin. " 3'e 1 katıp adeta her şeyden hatta ondan kaçarcasına odadan çıkmıştı. Barın ise şaşkın şaşkın kaçan kızın ardından bakarken donup kalmıştı. Gördükleri doğru olamazdı değil mi? ******* Kısa ama entrikalı bir bölümdü;D bizi daha çok olay bekliyor ve dövme hakkında fikir alabilirim:) Çok uçmayalım ama:B
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD