8.Bölüm

3458 Words
En son ki olaylarım üzerinden üç gün geçmişti. Teyzemler hala buradaydı. Ama yarın akşam gideceklerdi. Çünkü Asyanın üniversite tercihleri eniştemin işi nedeniyle gitmeleri gerekiyordu. Teyzemin burada kalmasını çok isterdim Ama Asya ve eniştem orada teyzem olmadan yapamazlardı. Mecbur hepsi yarın Balıkesire döneceklerdi. Kahvaltıyı yapmış teyzem evi toparlamıştı. Bizde Asya ile biraz dışarı çıkıp lojmanın etrafında dolaşacaktık. Ama asıl bomba ise akşam Albay Kemal Bey beni yemeğe davet etmişti. Herhalde bu olaylar üzerine geçmiş olsun diyecekti. "Nazlı abla hazır mısın?" Teyzemin yardımı ile üstümü değiştirmiş şimdi de saçlarımı toplamıştı. "Geliyorum Asya" teyzem at kuyruğu yaptığı saçımın ucunu da taradı. Oturduğum yerden kalktım. Teyzeme sıkıca sarılıp yanağını öptüm. "Teşekkür ederim teyze." "Şimdi yardım ediyorum da yarından sonra yapabilecek misin tek başına" O da gitmek istemiyordu Ama mecbur herkesin bir hayatı vardı. "Sen merak etme teyzem ben hallederim artık toparladım iyiyim." "Bak kızım yoksa enişten biraz daha izin alsın. Asyanın tercihlerini de burada yaparız." "Teyze kimse benim için işini bozmasın. Eniştem daha fazla izin alamaz yoksa maaşı kesilir biliyorsun. Asya da üniversiteleri gezmeli yani anlayacağın gerek yok hem iki gün daha kalsan ne olacak eninde sonunda geri döneceksiniz ben yine burada kalacağım." "Ne bileyim kızım işte aklım kalıyor. Neyse hadi biraz daha oyalanırsan Asya odayı basacak." İkimizde gülerek odadan çıktık. Salona geldiğimiz de Eniştem uyuklayarak haberlere bakıyor yada bakamıyordu diyelim Asya da kenarda oturmuş beni bekliyordu. "Hadi gidelim." Asya sesimle hemen ayağa fırlamış yanıma gelmişti. "Ay bir an dedim bunlar hiç çıkmayacak içeriden ne konuştunuz be" "Sus bakayım sen çok konuşma Nazlı ablana da dikkat et çok uzaklaşmayın." Asya teyzemin emirlerini tek tek dinlemiş fakat ona karşı cevabı "Of anne ya tamam" olmuştu. Manyak bu kız ya ;) Spor ayakkabılarımı da giydikten sonra merdivenlerden aşağıya indik. Ahmet ve Oğuz da artık kapıda nöbet tutmuyorlardı. Onlarda dün Albay Kemal Beyin emri ile gitmişlerdi. Aslında onların pek gidecekleri yoktu üzülmüşlerdi hatta çünkü teyzemin onlara 7/24 çay,tatlı ve yemek ikramı yapıyordu. Onlarında canına minnetti tabi rahat yer olunca gitmek istememişlerdi. Sonunda binadan çıkmış Asya ile biraz lojmanın etrafında tur atmaya başlamıştık. Yaklaşık lojmanın etrafında 6 tur attıktan sonra içerideki banklardan birine oturduk. "Ay yoruldum abla ya Ama iyi geldi hamlamışım bacaklarım açıldı." "Ay evet benimde üç gündür yattım ya uyuşmuşum iyi geldi açıldım bende." İkimizde banka yayılmış soluklanıyorduk. Gözlerimi kapatıp başımı geriye attım. Biraz gözlerimi dinlendirmek istedim. Ve bu aralar aşırı uykucu olmuştum ya sürekli yattığım için uyuyordum. Yaralarım geçmişti. Sadece kolumdaki bıçak yarası hala sarılıydı. Dün dikişlerim alınmış ve pansuman yapılarak geri sarılmıştı. Biraz kendimi toparlamıştım. Sadece hastaneden çıktığım akşamına yine kabus görmüştüm. Sonra da bir daha görmemiştim. Duyduğuma göre hem o pislik adam hem de o kadınlar içerideymiş. Yani üç suçlu da içeride yatıyordu. Bu süre zarfında en son Kadiri bizi lojmana bırakıp gittiğinde görmüştüm yani üç gündür görmüyordum. Şimdi soracaksanız onu görmeyince kalbin sızlıyor mu yada başka bir şey oluyor mu diye bende şöyle söyleyim sadece gözlerim her yerde onu arıyordu. Yani mutfağa gitsem gözlerimi onu arıyordu ve bugünle birlikte üç gündür görmediğim için içim tuhaf oluyordu. Acaba aynı şey ona da oluyor muydu? "Aaa bu Kadir abi değil mi?" Hızlıca kapalı olan gözlerim açıldı. Başımı kaldırdığımda arabasından inip anahtar ile kapıları kilitlemişti. Siyah tişörtü altında kamuflaj pantolonu ve yürüdükçe boynunda sallanan künyesi vardı üzerende. Sadece bir kez olsa da o künyeye dokunmak isterdim. Herhalde tek dileğim şu an ona dokunma ve incelemekti. "Abla adamı yiyecek gibi baktın ya iyi misin?" "Ne diyorsun Asya ya tövbe tövbe işine bak hadi sen" Asya ne kadar çaktırmasa da bana güldüğünü görüyordum. O kadar bakmış mıydım ya yiyecek gibi yok canım hem ben Kadiri yiyip ne yapayım değil mi yani "Nazlı" Ah şu kalın sesi yok mu gerçekten bazen erkeklerin karizması, vücudu hariç sesine ve en önemlisi kokusuna da düşünmeliydi. Hele kokusu böyle sigara,odun ve turunçgiller karışımıydı. Ve enfes kokuyordu. İnsanı kendine bağlayacak şekilde ya da müptelası edecek şekilde etkiliyordu. "Efendim" "İyi misin biraz toparlamışsın sanki daha iyi gibisin." Hemen de fark etmişti. Ama doğruydu yüzüme tekrar eskisi gibi canlanmıştı. "Evet gayet iyiyim Allah'a şükür bir şeyim kalmadı." "Senden bir şey isteyecektim" Bismillah benden Allah Allah ne diyecekti ki " Evet buyur" Kadir tam konuşacakken Asya araya girdi. "Nazlı abla ben biraz daha tur atacağım siz konuşun." Tamam anlamında başımı sallayıp Kadirin oturması için yer açmıştım biraz o da anlamış olmalı ki yanıma oturmuştu. "Akşam yemek var birlikte gideceğiz. Yani Kemal Albayım öyle istedi fakat bizim haberleşmemiz gerekiyor. Ama bende numaran yok." Nedenle istediğini anlamıştım. Sanki biraz da şey değil mi istekli bu olayda bahane olmuş gibi "Tamam telefonunu ver kaydedeyim ben numaramı." Hemen cebinden telefonunu çıkardı. Ekranını açıp bana uzattı. Bende alıp numaramı yazıp düz Nazlı diye kaydettim. Sonra geri verdim. Belki kendisi değiştirirdi sonra... "Sağ ol böylelikle kapıyı durmadan çalıp teyzenleri rahatsız etmem." "Olsun sorun değil zaten Ama onlar yarın gidecek." Bu dediğime şaşırmıştı . Anlaşılan o da hemen gitmelerini beklemiyordu. "Eniştemin işi Asya'nın üniversite tercihleri falan gitmeleri gerekiyor." "Hımm anladım Peki yarın ne zaman gidiyorlar ona göre işten çıkayım. Helalleşelim." "Ben sana haber veririm." Başımı sallamış beni onaylamıştı. "Neyse benim eve çıkmam lazım sende dikkat et kendine görüşürüz." "Tamam görüşürüz." Ona gülümseyip görüşürüz demiştim. Yüzümdeki gülümsemeye ufakta olsa bir süre bakıp sonra kendini silkeleyip binaya girmişti. Bende daha fazla oturmayıp Asyanın yanına yürüyüş yapmaya devam ettim. Bir kaç dur daha atıp bizde eve çıktık. Tabi olanları Asya'ya daha anlatmamıştım belki gece teyzem falan bir dedikodu gecesi yapardık. Eskisi gibi... ••• "Asya şu maşayı biraz uzak tut kafam yandı." Şu an Asya ile birlikte yemeğe hazırlanıyorduk. Üstümü giyinmiş hafif de makyaj yapmıştım. Saçlarımı toplayacakken Asya'nın ısrarı ile saçlarıma maşa yapıyordu. Ama maşa yerine arada saç derimi de yakıyordu. Kıyafetimi de söyleyeyim size altımda leopar eteğim sağ bacağımda yukarı doğru çıkan asimetrik bir kesim yırtmaçı vardı. Üzerime de kolları uzun tüllü siyah bluz giyinmiştim. Oldukça şık olmuştum. Asya da üzerine düz siyah bir elbise giymişti. Son bukleyi de maşaya sarıp bıraktıktan sonra saçımda hazırdı. "Ay Nazlı abla çok güzel oldun ya keşke benim saçlarımda böyle olsaydı." "Çok sağ ol Ama her zaman bu kadar güzel olmuyor. Hele sabahları birbirine giriyor yani bu saçın kötü tarafları da var hiç özenme bence Asyam." Asya bana yok canım dercesine bakarken ben hemen konuyu değiştirdim. "Şey ya kolumu ne yapalım bluzun kolu uzun ya sıkıyor sargıyı." "Yukarı doğru çekelim abla hem tarz olur böyle" Asya bluzumun kolunu yukarı doğru katladı. "İşte oldu bak" Pek bir görüntü değişikliği olmasa da artık kolumu sıkmıyordu. Çantamı da alıp Asya'yla birlikte salona geçtik. "Ay Ay kızlarıma bak benim kırk bir kere maşallah su gibi olmuşsunuz." "Vallaha Gül ben kızları hiç bir yere göndermiyorum. Sen bana kot tişört giyecekler dedin hallerine bak." Eniştem bizi kıskanmıştı. Asyayla gülmemek için kendimizi zor tutuyorduk. "Aman Semih sende Allah Allah bırak gitsinler. Hem kot tişört mü giyilir yemeğe giderken." İkisinin arasındaki tatlı atışmayı izlerken telefonuma mesaj geldi. Yüzbaşı Kadir "Hazır mısınız?" (19.47) "Evet hazırız şimdi geliyoruz."(19.47) "Bekliyorum" (19.48) Telefonumu çantaya atıp Asya'ya döndüm. "Artık gitmemiz gerek Asya hadi" "Teyze biz geç olmadan geliriz Ama sen bekleme yat anahtarımı alacığım ben" teyzem ve eniştemi yanaklarından öpüp ayakkabılarımızı giyip evden çıktık. Siyah topuklu ayakkabımı giydim. Evet uzun süredir topuklu ayakkabı giymiyordum ve çok özlemiştim. Sesi bile beni dinlendirmeye yetiriyordu. Binadan çıkıp Kadirin arabasının yanına geldik. Etrafta gözükmüyordu. Arabanın içinde de yoktu. "Abla Kadir abi nerde ki" Asya'nın sorusu ile etrafa bir daha baktım. "Bilmiyorum ki aşağıda bekleyeceğim dedi. Arasam mı acaba" "Ara bence beklemeyelim burada" Çantamdan telefonu çıkarıp Kadiri arayacakken lojmanın girişinde gördüm. Parmaklarının arasındaki sigarasını söndürüp yere attı. Ardından buraya doğru adımladı. Sigara içtiğini başta anlamıştım. Ama onun yastığında yattığım da kokusu burnuma gelmişti. Başını yerden kaldırıp baktığında göz göze gelmiştik. Adımları sekteye uğramış bir anlığına durmuştu. Sonra başını her zaman ki gibi sağ sola sallayıp kendine geldi. "Abla Kadir abi sana bakıyor şuna bak." "Asya sus duyacak adam ya" Asya'nın koluna ufak bir çimdik attım. Kadir de yanımıza gelmişti. Arabanın kapılarını açtı. "Öne otur ablacım annemin isteği" Asya hafifçe beni öne doğru itti. Asya'ya sitem edeceğim anda Kadir konuşmuştu. "Kusura bakmayın beklettim. Merhaba bu arada" Tabi Asya durur mı hemen atladı yavrum benim cevap verdi. "Merhaba Kadir abi nasılsın" "İyiyim sağ ol" Asya kapıyı açıp arabaya bindi. "Sen nasıl oldun iyi misin?" Bana doğru yönelttiği soru ona döndüm. "Gayet iyiyim sağ ol" İkimizde daha konuşmayıp kapıları açıp arabaya bindik. Kemerlerimizi takıp yola çıktık. Uzun süren bir yolculuktan sonra sonunda restoranda gelmiştik. Kemerlerimiz çıkarıp. Arabadan indik. Hep birlikte yan yana yürüyerek restoranda girdik. Tam karşıda oturan Hacer ve Kemal bey vardı. Yani her şey iyi hoşta Hacer olmasa olmuyor muydu sanki. Niye gelmişti ki bu ya zaten gıcık oluyorum.Neyse keyfimi bozmayacağım. "Hoşgeldiniz buyurun buyurun" Kemal bey elini uzatması ile önce Kadir tutup sıkmıştı. Ardından ben sıkmıştım. Hep birlikte masaya oturmuştuk. "Teklifimi kırmadığın ve geldiğin için çok sevindim Nazlı kızım" "İlk seferde bazı sebeplerden dolayı kabul etmemiştim. Ama bu seferde gelmemezlik ayıp olurdu. Ve Buda kuzenim Asya" Kemal bey ona da elini uzatmıştı. Asya da elini sıkıp sadece gülümsemişti. Benim yanımda Asya onun yanında da Kadir vardı. Tam karşımda Kemal bey yanında da Hacer vardı. Oturma düzenimiz böyleydi. Masaya oturunca ufaktan sohbet etmeye başlamıştık. Ama benim bir gözüm Kadirde diğeri ise o gıcık Hacerdeydi. "Peki biraz daha iyi misin bu olanlardan sonra" "Toparlıyorum yanımda teyzemlerde var. Allah'a şükür iyiyim." Kemal bey ile sohbet etmek çok güzeldi. Nazik davranışı centilmen dili ile beni bile etkilemişti. "Zaten bu konuları açıp seni zorlamak istemem. Sadece yanında olduğumuz bil. Ve o adam, eşi,ablası hepsi içeride sana bir şeyler yapamazlar." Kemal beyin konuşmasının bitmesi ile menüler gelmişti. "Gerçekten sağ olun teşekkür ederim." "Hadi hadi teşekkür etme yemeğini seç açıkmışsınızdır." Ona gülüp önümdeki menüye döndüm. Çok ağır şeyler yemek istemiyordu canım hafif şeyler yesem yeterdi. Zaten bu aralar çok yemek yemiyordum. Bu yüzden tavuklu salata alsam sorun olmazdı herhalde yanına da soda gayet iyi olurdu. Garsonun yanımıza gelmesi ile siparişlerimizi verdik. "Başka şey söyleseydin Nazlı kızım salata nedir ki" onun böyle söylemesi beni güldürmüştü. "Bu aralar çok iştahım yok Ama normalde gayet iyi yerim." İkizimde gülümseyip sohbete devam ediyorduk. Başımı çevirdiğimde Asya ve Kadir de bir şey konuşuyordu. Hacer ise telefona bakıyordu. "Teyzenler burada daha kalacak mı yani evde tek kalma korkarsın falan" "Onlar yarın maalesef dönecek ve bende eski hayatıma geri döneceğim yani ilk başta olduğu gibi tek." Kemal bey başını salladı ardından konuşmaya devam etti. "Eğer istersen bir süre kapına asker koyabilirim. Hem sen rahat edersin hemde güvenliğin için ne dersin." "Öncelikle sorunuza cevap vermeden önce acaba bu kadar önlem almak için bir sebebiniz olmalı yani o adam benden önce de bir şeyler yapmış olmalı." Kemal bey sırtını sandalyeden çekip derin bir nefes aldı ardından soruma cevap verdi. " şimdi kızım senden önce de bir kaç işi olmuştu. Hırsızlık, dolandırıcılık, taciz gibi bir çok şey ancak herkes korktuğu için kimse çıkıp bir şey diyemiyordu ve bizimde adamı içeri alacak delilimiz olmuyordu. Bir gün yatıp çıkıyordu. Ama senin olayının olduğu gün yani adamı içeri aldıktan sonra oradaki herkes şikayete geldi herkes tanık oldu." Nasıl ya tüm olayı izleyen bir yardım eli uzatmayan insanlar benim için gidip şikayetçi olmuşlardı yani tanık olarak gitmişlerdi. "Her şey iyi gibi gözükse de adamın ailesi belalı ablasını içeri aldık kocası abisi var bunlar sana bulaşmaması için bir süre daha korumaya ihtiyaçın var." Hafiften gerilmiştim yani bu olay kapanmış değildi. "Yani ne yapmak gerek okula gidemeyecek miyim. Buraya Çocuklar için geldim böyle bir olay olduğu için okula gitmeyeceksem benim burada ne işim var ki" Böyle söylemem ile Kemal bey ilk önce başını çevirip Hacer'e baktı ardından da gülümseyerek bana "Elbette yapacaksın görevi merak etme kızım sadece bir süre seni askerlerimiz okula götürüp getirecek." O sırada yemeklerimiz gelmişti. Hepimiz yemek yerken Kemal bey ve Kadir sohbete girmişti. Asya da kendi halinde pidesini yiyordu. Bakışlarım Hacer'e döndüğünde elindeki kaşarlı pideyi mi yoksa bakışları ile Kadir'i mi yiyor belli değildi. " Ee Hacercim senden hiç geçmiş olsun dileklerini almadım. Yakın arkadaş değil miyiz biz" Aniden bana dönmüş ve şaşkınca bakıyordu. Boğazını temizleyip sandalye de biraz dikleşti. "Ah kursa bakma ya aklımı karıştıran bir kaç durum var." Bakışları Kadir'i bulunca istemsizce gerilmiştim. "Ama geçmiş olsun iyisindir. Umarım." "Ah sağ ol teşekkür ederim. Ama ne diyeceğim sana iyi ki o gün okulda yoktun. Ya sana da bir şeyler yapsaydılar. " yüzümdeki gülümseme ile ona bakarken o yutkunmuş ve suyundan büyük bir yudum aldı. "Gerçi Kadiri aradığını duydum. Yani o okula gelip beni hastaneye götürdükten sonra Ama yine de sağ ol izlediğin için umarım hoşuna gitmiştir." ona koca bir gülümseme ile bakarken o sadece endişeli gözlerle bana bakıyordu. Herkesle içinde bu kadar net konuşacağımı tahmin etmemişti. Kemal bey hızlıca kızına dönmüştü. "Sen orda mıydın kızım okuldan erken çıktığını söylemiştin." Bu kadar iyi ve güzel kalbi bir babası varken böyle bir kızı olması insanı yaralardı. Nasıl bu kadar kötü olabilirdi ki ? "Babacım ben okuldan erken çıktım evet Ama okulda dosyamı unutmuşum geri döndüğümde o kadınlar ve Nazlıyı gördüm. Sonra hemen Kadiri aradım."Yalanları ile sadece babasını kandırırdı. Beni ve Kadiri asla çünkü ikimizde gerçeği biliyordu. "Neyse konuyu fazla uzatmayalım. Her ne kadar ağır yaralar alsam da bitti gitti." Yemeğimizi yemiş. Şimdi çay içiyorduk. "Ee ailen nerEde peki kızım." Hayatımdaki en nefret ettiğim soruydu. Herkesin usanmadan sorduğu soruydu. Asya gözlerini dikmiş bana bakıyordu. "Annemi kanserden kaybettim. Babam da başka bir evlilik yaptı." "Ben bilmiyordum kızım kusura bakma yaranı deştiyse-" "Yok önemli değil zaten suratıma baktığınızda ailemin nasıl olacağını bilmiyorsunuz yani kusura bakılacak bir şey yok." Telefonum çalmasıyla sandalyenin yanında asılı çantama yöneldim. Arayan teyzemdi. İzin isteyip masadan kalktım. Masadan uzaklaşınca armayı açtım. Teyzem🖤 "Efendim teyze" "Ne yaptınız kızım merak ettim sizi de" "Birazdan kalkarız teyze hem sen niye ayaktasın yat hadi geleceğiz biz." "Tamam kızım ne yapayım merak ettim. Hem Kadir'de orada mı?" "Burada teyze ne yapacaksın." "Hiç sordum öylesine neyse görüşürüz kızım." "Görüşürüz teyze" Masaya geri dönüp oturdum. Ama Asya yoktu. Kadire doğru döndüm. "Asya nerede?" "Tuvalete gitti Hacer ile gelir şimdi" Masada Kemal beyde yoktu. Tuvalet bölümünden çıkan Asya ile rahatlamıştım. Bu durumlardan dolayı tedirgindim ve ona bir şey olsun istemiyordum. Aynı anda Kemal beyde gelmişti. Anladığım kadarıyla hesabı ödemişti. "Kalkalım isterseniz." Başım ile onaylayıp çantamı koluma taktım. Hacer'de gelince restorandan çıkmıştık. Arabalara gelince Kemal beye döndüm. "Her şey için çok teşekkür ederim yemek bu güzel sohbet için sağ olun Kemal bey" "Bak oldu mu şimdi bu laf Kemal bey de ne Kemal amca de yada ne istersen Ama Kemal beyi kabul etmem" gülümsemem yüzüme sığmıyordu. Çok tatlı sempatik biriydi. Hacer nasıl babasına çekmedi anlamdım ya "Tamam o zaman her şey için sağ ol Kemal amca" böyle söylemek biraz garip gelsene onu kırmadım. "He aferin kızma ya böyle ol Kemal beyde neymiş." El uzatmak yerine sarılmıştı bende onaya sarıldım. "İyi akşamlar" Asya Kemal amca ile el sıkışıp arabaya binmişti. Hacer'e geldiğimde yüzüme pek gerçekçi olmayan bir gülsene koydum. "İyi akşamlar Hacer" Elini bile sıkmadan arabaya geçtim. Kadir sadece Kemal amca ile vedalaşıp arabaya bindi. Aferin Hacer'i görmezden gelmişti. ••• Lojmana gelmiştik. Kadir arabayı park edince kemerimi çıkardım. Daha sonra hep birlikte arabadan inip binanın önüne doğru yürüdük. "Nazlı biraz konuşabilir miyiz ?" Bu saate be konuşacaktı ki benimle hemde Asya döndüm yüzündeki ayıptır söylemesi salak gülümsemesi ile bana bakıyordu. Ona çantamdan anahtarı verdim. Daha sonra ikimizde binanın önündeki banklara oturduk. "Önemli bir şey mi oldu." Aslında böyle sormazdım öküz gibi konuya girmek istemezdim. Ama hava esiyor ve ben üstümdeki incecik tül ile hafiften üşüyordum. "Pek bir önemi yok sadece seni tanımak istedim." "Hımmm demek tanımak istedin. Peki ne merak ediyorsun." "Aileni yani anlatmak istersen çünkü ben yani daha neredeyse 2 aydır taşındığın biriyim ve anlatmak is-" "Annem ve babam İrlanda da tanışmış. Annem İrlanda da yaşıyormuş. Babam ise turlarda çalışan bir rehbermiş. Bir gün babam tur ile Menlo Kalesine gitmiş. Annemde arkadaşları ile orada geziyormuş. Durmadan karşı karşıya geliyor, bakışıyormuş. Babam da günün sonunda annemden büyük uğraşalar sonucunda numarasını almış." "Üç ay boyunca farklı ülkelerden görüşmüşler. Babam gittiği her ülkeden anneme hediye alıp ona gönderiyormuş. Babam tekrar tur için İrlanda'ya gittiğinde anneme evlenme teklif etmiş. Annem bunu ailesine söylediğinde asla kabul etmemişler. Babamın işini beğenmemişler. Aslında o zamanlar da teyzem eniştem ile evlenmiş Türkiye'ye yerleşmiş. Ama teyzemin evlenmesini onaylamışlar. Sonra o gece annem evden kaçmış. Sabahına da evlenmişler. Bir nevi yıldırım nikahı yapmışlar." "Annem ve babam Türkiye'ye İstanbul'a gelmişler. Babamın ailesi annemi gavur diye istememiş yok işte Türk biriyle evlenmesi gerekmiş gavur gelin istemez onun dilini anlamazmış. Babamda bu sefer annemi alıp Ankara'ya gelmiş. Orada bir hayat kurmuşlar. Evliliklerinin üçüncü yılında ben dünyaya gelmişim. Her şey bu kadar masal gibi giderken babam değişmiş. Sürekli annem ile kavga eder sonucunda da beni ve annemi evde bırakıp evi terk edermiş. Bir süre sonra kavgaları bitmiş ve annem hamile kalmış bende o sıralar altı yaşındaymışım. Erkek bir kardeşim olacaktı. Cinsiyeti babamı çok sevindirmişti. Ertesi gün benim doğum günümde annemin gece kanaması olmuş ve bebeği kaybetmişler. Babam ve annem eve geldiğinde babam bizi bırakıp yine evi terk etmişti. Annem de bebeğini kaybetmenin acısıyla kendini odaya kapatmıştı." "Babam eve iki ay gelmemişti. Ama geldiğinde de kolun da bir kadın ile eve gelmişti. Annem babam geldi diye sevinirken hevesi boğazında kalmıştı çünkü o babam geldiğinde her şey düzelir diye düşünüyordu. Ama bilmiyordu ki babam onu çoktan unutmuş imam nikahı ile bir kadınla evlenmişti. Annemin iyice psikolojisi bozulmuştu. Geceleri kendi kendine konuşurdu. Elini karnına koyar sürekli okşardı sanki bebeği hala oradaymış gibi" Hafiften gözlerim dolmuştu. O sırada da Kadir üstündeki ceketi çıkarıp omuzlarıma bıraktı. "Annem ve babam yine kavga ederken annemin burnundan kan gelmiş ve bayılmıştı. Babam ilk başta evden gitmemesi için numara yapıyor zannetmiş yardım etmemişti. Sonra kanı gördüğünde ve annem uyanmayınca annemi hemen hastaneye götürmüştü. Annemin o gün son evrede kanser olduğunu öğrenmiştik. Annem iki ay boyunca odada kaldığından kanserin daha başındaymış. Tüm acıyı kendi başına çekmiş. O kendini yerken kanserde onu yemiş bitirmiş." Zaten kanser olduğunu öğrendikten yaklaşık bir buçuk ay sonra annem kollarımda vefat etti. Hayatta en korktuğum şey annemin ölmesiydi Ama o benim kollarımda öldü. Her zaman tatlı kırmızı dudakları canlı yüzü ile bana bakarken kollarımda öyle değildi. Bembeyaz yüzü morarmış dudakları zayıf bedeni kollarımda turunçu saçları da avuçlarımdaydı. " Gözlerimden yaşlar akmaya başlamıştı bile bu o kadar kötüydüki annenizin kollarınızda ölmesi... "Saçları turuncuydu. Zaten ondan bana kalan tek kalan şeyim saçlarım. Annem cenazesine babam gelmemişti. Çünkü o gün evlendiği kadın erkek bir çocuk dünyaya getirmişti. Oğlu annemden önemliydi. Yıllar önce sevdiği kadını toprağın altına koymuştu Ama o umursamayıp oğlunu seçmişti. Ananem ve dedem beni İrlanda'ya götürmek istemiş fakat babam izin vermemişti. Zaten annemi kaybettiğimde yedi yaşındaydım." "Yaklaşık üç sene babamla yaşamıştım. Gerçi ona da yaşamak denirse üvey annem her şey de beni suçlar babama şikayet ederdi. Babam da bana şiddet uygulardı. Artık daha fazla dayanamayıp evden kaçmıştım. Teyzem bana annemin cenazesinde tanıştığımızda küçük bir kağıt vermişti. Onda da telefon numarası yazıyordu." "O gün tanımadığım birinden onu arayıp beni kurtarmasını istemiştim. Ve o da eniştem ile hemen Ankara'ya gelip beni almışlardı. Birlikte Balıkesir'e gitmiştik. Tabi babam rahat durmayıp beni almak istemiş Ama eniştem beni bırakmayıp dava açmıştı. Ve sonunda davayı eniştem kazanmış velayetimi onlara vermişlerdi. O gün benim tekrar doğduğum gündü yeni hayatıma ilk adımlarımı atmış o adamdan kurtuldum. O günden sonra da karşıma çıkmadı. Zaten bende onu görmek istemedim istemiyorum da" "Ne zamandır baban ile görüşmüyorsun Peki" "En son on yaşımda dava da gördüğüm yani 16 senedir görmüyorum." Gözlerimi ve yanağımı elimle sildim. Annemi her hatırladığımda anlattığımda duygulanıyordum. "Peki senin ailen Kadir yani onlar nasıl" "Benim bir ablam var ismi Kübra evli bir kızı var. Eşi ile birlikte Erzurum'da yaşıyor. Annemde Erzurum'da tek başına evinde yaşıyor. Babam ise sizlere ömür altı yıl önce kaybettik." "Başım sağ olsun" sadece başını sallamıştı. "Peki ablanın kızı kaç yaşında" "İsmi Rüya sekiz yaşında birinci sınıfa başladı." "Maşallah" Hava artık daha fazla esmeye başlamıştı. Kadir de fark etmiş olmalı ki "İstersen kalakalın artık." "Olur hava esmeye başladı ya" benim üstümde onun ceketi vardı Ama onun sadece ince bir gömlek birlikte kalkıp binaya girdik. Benimle birlikte bizim kata kadar çıkmış eve girmemi beklemiş sonra o da gitmişti. Evde ses yoku herkes yatmıştı. Bende kız gecesi yaparız diye hayal kuruyordum. Odaya girdiğimde Asya yatağa çoktan yatmış uyuyordu. Bende hemen üzerimi değiştirip yanına yattım. Bugün olanlar o kadar güzeldi ki Kars'ta geçirdiğim nadir güzel günlerden biriydi. Özelikle de Kadire annemi anlatmıştım. Kimseye anlatamadığım derin yaramı. Onun yanındaki rahatlığım bana derin yaramı bile açtırmıştı. Elimi yere doğru uzatıp yere bir kere belli belirsiz vurdum. "İyi gecele yüzbaşı" ••• "Tamam teyze bak uçağı kaçıracaksın. Ve ben anladım dikkatli olacağım ve telefonum her zaman açık olacak." Teyzemlerle havaalanına gelmiştik. Şimdi teyzemleri uçağa uğurluyordum. Ama o hala nasihatlerini vermeye devam ediyordu. Sonunda eniştem olaya müdahale etti. "Gül eğer burada kalmak istiyorsan kal çünkü uçak kaçacak." "Ay tamam Semih ya ne yapayım olanlardan sonra içim rahat değil işte" Teyzeme son kez sıkıca sarıldım. Sonra eniştem ve Asya'da sarıldım. "Ben iyi olacağım teyzem merak etme." Havaalanından çıkmış lojmana doğru gidiyordum. Sabah Kemal amca iki tane asker göndermiş teyzemleri beni havaalanına bırakmış şimdi onlarla geri lojmana dönüyordum. Aklımda hala dün gece vardı. Sanırım yavaş yavaş birbirimize çekiliyorduk. Umarım zaman bize doğru olanı yaşatırdı. Bölüm Sonu...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD