Yüzümün altındaki sertliğe daha da sıkı sarıldım fakat Yüzümü hafifçe oynattığım da yüzüme batan şeylerle gözlerim açtım. Sarıldığım şeye baktığımda bir insan kolu olduğunu fark ettim. Bu kim kolu yaa!
"Ahhhh"
Korkuyla bağırmış çığlık atmıştım. Bir dakika burası Kadirin eviydi. Yerde yatan ve koluna sarıldığım kişi de Kadirdi. Oh iyi tanıdık çıktı. Çığlığım ile Kadir uyanmış. Uykulu gözler ile bana bakıyordu. "Sabahın köründe be bağırıyorsun kızım sessiz olsana."
Uykudan yeni uyandığı için sesi hafif çatallı çıkmıştı.
"Şey ben koluna sarılmışım da öyle uykudan uyanıp görünce korktum biran da" Gülmemek için kendini tuttuğu oldukça belliydi bu yüzden yüzünü çevirmiş eliyle kapatmıştı.
"Sen niye burada yani yerde yattın belin falan ağrımadı mı?"
Sorduğum soru ile boğazını temizleyip ayağa kalktı. Üstünü düzeltti. "Yanlış bir anlaşılma olmasın ben de karşı koltukta yatacaktım aslında Ama sen gitme kal deyip elimi tuttunca bende sen uyuyana kadar bekleyip gidecektim fakat uyuya kalmışım."
Ben ona gitme deyip birde elini mi tutmuştum. Ah vücudumdaki tüm kanın yanağıma toplandığını hissetmiştim. Ay burası sıcak mı oldu ne bir fena oldum.
"Ben üstümü değiştireyim en iyisi."
Kadir odadan çıkınca bir süre kendime sövdüm. Aptal Nazlı aptal gitme diyorsun niye adamın elini tutuyorsun salak Nazlı Salak. Daha fazla oturmayıp yattığın yerden kalkıp battaniyeyi katladım aldığım gibi yastık ve battaniyeyi koltuğun köşesine koydum. Yüzümü yıkamak için banyoyu kullanmam gerekiyordu. Sanırım koridorun sonundaydı. Yani Kadir dün oraya gitmişti.
Koridorun sonundaki kapıyı açtığımda doğru olduğunu fark ettim. Hemen içeri girip elimi yüzümü yıkadım. Kenarda duran diş macununu işaret parmağıma sıkıp dişlerimi fırçaladım. Saçlarımı da elimle biraz su sürüp kabarıklığını aldım. Düz bir saçım olsa da hafif kabarıyordu. Kadirin karşısına cadı gibi çıkamazdım. Ellerimi kurulayıp banyodan çıktım. Salona doğru ilerledim. O da üniformasını giymiş telefonuna bakıyordu.
"Ben artık eve gideyim. Zaten erken kalktık okula falan da hazırlanmam lazım ." "Bugün gitme dinlen evde acelesi yok. Hem izin alamam falan dersen ben konuşurum Hacer'le yada Kemal Albay ile"
Bu adam fazla mı düşünceliydi sanki neredesiniz. "Nereye kadar evde durabilirim ki illaki gideceğim okula bu yüzden gerek yok." Başını sadece tamam anlamında salladı. Bence benim artık teşekkür etme zamanım da gelmişti.
"Birde ben her şey için teşekkür ederim. Merkezde olanlar için Orda yaptıkların bana yardımcı olman özellikle de gece için yani tek başıma hayatta uyuyamazdım. Kısacası yanımda olduğun için çok sağol."
"Rica ederim ve bunları övünmek için yada başka bir şey için yapmadım. Sen kendine dikkat et iyi ol yeter."
Oldukça düşünceliydi. Benim için yaptıkların karşılığı olmak zorundaydı elbette Ahmet ve Oğuzdan Kadirin sevdiği bir şeyi öğrenip teşekkür niyetine yapmalıydım. Kısacası ona bir borcum vardı. "Senden son bir şey isteyeceğim eğer acil bir işin yoksa ben hazırlanan kadar evde bekler misin içim biraz tedirginim hala da"
"Tamam sıkıntı yok beklerim ben seni hadi gidelim o zaman" Evin anahtarını masadan alınca evden çıktık. Merdivenleri tırmanıp daireye gelince kapıyı açtım. "Sen salonda bekle hemen geleceğim ben" başını sallayınca koltuğa adımladı. Bende hemen odama gittim.
Hemen dolaptan kumaş pantolonumu ve mavi gömleğimi çıkardım. Gömleğin bir ucunu pantolonun içine sıkıştırdım. Siyah geniş çantama birkaç ders kitabını ve eşyalarımı attım. Saçlarımı tarayıp yukarıdan at kuyruğu yaptım. Önden perçemleri de çıkarıp elimle şekil verdim. Makyaj yapmadım. Sadece rimel ve dudak balmı sürüp bıraktım. Son olarak da iki fıs boynuma sonra da bileğime parfüm sıktım. Odanın kapısını açıp çıktım. Salona girdiğimde Kadir telefonla görüşüyordu.
"Tamam bende geleceğim şimdi siz hiç bir şey belli etmeyin. Kadınları da tutun okula gitmesinler sakın."
Okul ve kadın mı? Kimi tutacaklardı ki neyse daha fazla dinlememeliyim ayıp sonuçta.
"Ben hazırım çıkabiliriz."
Telefonu kapatıp bana döndü. Her zamanki gibi beni dikkatlice baktıktan sonra yüzünü sağ sola sallayıp gözlerime baktı. Artık hareketlerini ezberlemiştim. Yani ona alışmıştım. "Tamam çıkalım." O önden bende arkadan kapıya doğru gittik. Ayakkabılıktan topuklu yerine spor ayakkabımı çıkardım.
"Topukludan Vaz mı geçtin. Bu aralar spor giyiyorsun."
"Hayatta vaz geçmem topuklu ayakkabılarım benim hayattaki en değerli şeyim Ama bu aralar giyemem biraz yorgunum da" Evin kapısını da kitleyip merdivenlerden aşağıya indik. Binadan çıktığımız da o arabasına doğru giderken bende durağa gidecektim.
"Nereye gidiyorsun."
"Durağa gideceğim ya minibüse bineceğim."
"Gerek yok ben seni bırakacağım hadi gel." Tam itiraz edecekken. Gözleri ile arabayı işaret edince mecbur binecektim. Bende adımlarımı arabaya çevirip yanına gittim. Beş dakika içinde okula gelmiştik. Kemerimi çözüp çantamı omzuma taktım.
"Teşekkür ederim" ona artık adı ile mi yoksa yüzbaşı mı desem bilememiştim Ama o an içimden ismi ile hitap etmek gelmişti.
"Teşekkür ederim Kadir" ona gülümseyip arabadan indim.Yanaklarım kızarmıştı. Bu yüzden arkama bile bakmadan hızlı adımlar ile okula girdim. Öğretmenler odasına gitmeyip direkt sınıfa girdim. Hepsi gelmiş ayakta dolanıyordu.
"Günaydınnn çocuklar"
"Günaydın öğretmenim" enerjik sesleri ile tüm ortam değişmiş her şeyi unutmuştum. Sanırım benim ilacım ya aşk yada çocuklardı. Bu yüzden aşkı bulana dek çocuklar ilacım olacaktı.
•••
Bugünde bitmiş çocukları evlerine göndermiştim. Sonra bende onlar için Çalışma kağıdı hazırlamış şimdi de fotokopi makinesinin başında bekliyordum. "Neredeo or**** He nerede" Bahçeden gelen seslerle cama doğru gittim. Camdan baktığımda avluda iki kadın vardı. Kimi arıyorlardı acaba
"O turuncu saçlı yelloz nerede kocamı ayartan or**** nerede"
Beni mi arıyorlardı. Kocamı ayartan mı ? Yoksa bu dün kahvedeki adamın karısı mıydı ? Evet oydu Ama buraya gelme sebebi de neydi. Hiç bir şey anlamamıştım. Burada saklanacak halim yoktu. Oda da duramayıp bahçeye doğru çıktım. İki kadınının da elleri belinde bağırıp duruyordu.
"Böyle yol geçen hanı gibi gelen giden bağırsaydı buraya okul değil tımarhane derdik değil mi ?" Yanlarına doğru adımlayıp aramıza mesafe koydum. Ne yapacakları belli olmazdı değil mi?
"Ne diyon gız sen yolarım seni zaten senin yüzünden kocamı hapislere atmışlar sen ne diyon hala He!" Üzerime doğru gelmiş yüzüme doğru bağırıyordu.
"Kocan keyfinden girmedi oraya sözlü taciz etti beni milettin ortasında" Oraya girmek istemiyordum bu yüzden derin nefes alıp devam ettim.
"Neyse senin kocan ırz düşmanı şerefsizin biri bugün girmese bile yarın başkası yüzdenden girerdi."
"Sen kocama ne yaptında o öyle davrandı sana sen iki kuyruk salla cilve yap adam yok istemem deyince ortayı birbirine kat."
"SEN NE DİYORSUN BE SENİN KOCAN IRZ DÜŞMANI SAPIK ANLADIN MI MİLLETİN KARISINA KIZINA BAKMAMAYI ÖĞRENECEK. TABİ KOCASI NE Kİ KARISI NE OLSUN LAFLARA BAK"
"Gız seni yolarım bak madem öyle o zaman neden oradaki kimse bir şey demedi. Bulmuşun karizmatik adamı sonra yüz vermeyince iftira at gitsin." Karizmatik mi midem bulanmıştı. yada kalkmıştı. Dünden beri kabusum olan adamdan mı bahsetiyordu.
"Çünkü oradakiler korkak, kör ve dilsiz Ama sen böyle salak oldukça kocan seni kimlerle aldatmış kimin namusuna girmişt-" Kadın yakamdan tuttuğu gibi kendine çekti. Kuvvetli çekişi ile gömleğimin yakası yırtılmıştı. Sütyenime kadar yırtılmıştı gömlek ve neredeyse üst bölümüm çıplak kalmıştı. "Seni buraya gömerim anladın mı beni kocamı içeriden çıkaracaksın."
"Ölsem de o IRZ düşmanını hayatta çıkarmam."
"Öyle mi o zaman gerekirse seni öldürürüm. Buraya da gömerim." Eli ile suratımı sıkıyordu. "Ablam sen tut ben halledeyim işimizi kolay biter." Diğer kadın bana yaklaştı ve Tokat attı. Dün ben o adama tokat attığımda o kadar rahatlamıştım ki çünkü suçluydu Ama ben bu tokatı hakkedecek bir şey yapmamıştım. Aynı şekilde bir daha attığında dilime gelen metal tat ile kanadığını hissetmiştim. Artık dayanamayıp beni tutan kadının ayağına sertçe basıp geri ittim. Bana tokat atan kişinin elini tutup ters çevirdim. Ve yere ittim.
"Hayatta haklı olanı savunmayı kendi cinsinden olan birini bir erkek için dövmeye gelen iki aciz cahil kadınlarsınız. Ama benimde bir sınırım var anlayın." Geri adım atarak onlardan uzaklaştım. Beni tutan kadın çantasından bıçak çıkarıp çantayı yere fırlattı.
"Sana söyledik uyardık. Ama artık son noktayı koyalım değil mi?"
"Saçmalama beni bıçaklayınca kocan içerden çıkmayacak o orada kalacak ve sende sizde yanına gireceksiniz." Diğeri beni kolumdan tutarak sertçe çekti ve arkadan sarıldı. Diğeri ise elimdeki bıçak ile bana doğru geldi.
"Bu dilini de keseceğim merak etme." Elindeki bıçak ile bana doğru geldi. İşte şimdi korkuyor ve dayanıksızdım. Gözlerimden yaşlar akarken bacaklarım titriyordu. Karnıma doğru gelen yaklaşan bıçakla tüm kuvvetimi toplayıp bedenimi çevirdim ve o an koluma geldi yani bıçak bileğimi kesmişti.
"Ahhh"
Bileğimden akan kanlar elime doğru akıyor aynı zamanda beni tutan kadın beni bırakmıştı. Titrek bacaklarım beni tutamamış yere düşmüştüm. Bileğimdeki sızı ağrı tarif edilemeyen acı ağlamamı arttırıyordu. "Salak kızı sıkı tutsana" Yerde oturmuş bileğime bile bakamıyordum. Çünkü beni kan tutuyor ve midem bulanıyordu.
Saçlarımın çekilmesi ile ağlamam ve hıçkırıklarım artmıştı. "Hedefi tutturamadık Ama diğer sözümü tutayım dilini kesebiliriz. Yada güzel suratını bakılmayacak hale getirelim mi ? Bence harika olur."
"NAZLI"
Bu sefer bıçak suratıma gelirken yine onun sesini duymuştum. Kadirin Yine gelmiş beni bırakmamıştı. Saçımı çeken kadın saçlarımı bırakıp beni itmiş ardından da kaçmışlardı.
"Ahmet Oğuz yakalayın çabuk" Koşarak yanıma gelen adım sesleri ile içim rahatlamıştı.
"Nazlı nazlı iyi misin?"
Hıçkırıklarım yüzünden cevap veremiyor yada başımı kaldıramıyordum. Üstelik üstüm yırtılmış ve sütyenim gözüküyordu. Başımı hızlıca hayır anlamında sallamıştım. "Nazlı bana bak bak ki neyin var göreyim hadi güzelim bak bana" Elleri ile yüzümü kaldırdığında kıyafetimi ve yüzümü görmüştü.
"Hassiktir"
Hızlıca ilk önce başını çevirmiş ardından da üstündeki askeri ceketi çıkarıp üstüme örttü. Ellerini belime koyup yerden kaldıracakken bıçağın kesmiş olduğu bileğimin acıması ile çığlık atıp içli bir şekilde ağlamaya devam ettim. "Nazlı ne oldu neren açıyor söyle bana bak böyle olmuyor."
Konuşmak bile bana o kadar güç geliyordu ki dudağımı oynatacak dermanım bile yoktu. Biraz da zorlayıp konuşmaya çalıştım. "B-bileğim" sadece bunu diyebilmiştim.
Gözleri direkt oraya kaymıştı. Kanlar hala akmaya devam ediyordu. Ve benimde gözüm kararıyordu. Bayılacaktım sanırım. "Ben bileğine sarmak için bir şey alıp geleceğim şimdi" Yanımdan kalkacakken hızlıca engel oldum. "Kad-ir lütfen" Ne demek istediğimi anlamış olmalı ki kalkmaktan vazgeçti. Ceketi giymediğim için kol kısmını bileğime sıkıca sarıp bastırdı. Bastırması ile acısı ağır geldiği ağlamam şiddetlenmişti. Sanırım artık dayanacak gücüm kalmamıştı. Bulanıklaşan görüntü ağlamam yüzünden değildi. Ve başıma giren şiddetli acı ile daha fazla dayanamayıp kendimi Kadirin kollarına bıraktım. Ve bir süre uyanmak istemedim. Gerçekten dinlenmek istedim.
•••
Burnuma dolan ilaç kokusu midemi bulandırıyordu. Bedenimdeki yorgunluk beni bitirmişti. Ve şu an gözlerim açmak bile zor geliyordu. Kulağıma dolan bir kaç sesle yüzümü buruşturdum. Bu ses Kadire aitti Ama karşıdaki kadın sesi de Hacerindi. Gözlerimi açtım. Etrafa baktığımda kimse yoktu. Oda boştu. Kapıya doğru baktığımda aralıktı ve dışarıda Kadir ve Hacer vardı.
"Sen oradaydın ve Nazlıya yardım etmedin onlara engel olmadın öyle mi ?"
Ne! Hacer o sırada okulda mıydı Ama ben hiç görmemiştim onu "Kadir ben nasıl baş edebilirdim ki onlarla zaten ben gerekeni yaptım sana haber verdim."
"Ben buraya geldikten sonra haber vermene gerek yoktu. Ve sen Hacer Nazlı bıçaklanacaktı ve sen buna rağmen hiçbir şey yapmadın." Bir insan bu kadar kötü olamazdı. Bir yardım eli bile uzatmamıştı. İnsanoğlu bu kadar da vicdansız olmamalıydı. Hele ki bir kadın kendi hemcinsine bunu nasıl yapardı. Gerçi hepsi aynıydı bana bunu yapanda onu izleyende aynı benim gözümde
"Kadir bende kendimi düşündüm onun için kendimi feda etmeyecektim tabi ben elimden geleni yaptım daha fazlasını bekleme" İşte insanlarım gerçek yüzünü görmek için uğraşmaya gerek yok elbet onların maskesi düşecekti şimdi olduğu gibi . "Hacer burayı çabuk terk et ve git. Bu durumu babana ve Nazlıya söylemeyeceğim. Bir süre de gözüme gözükme."
Kadir arkasını döndüğünde bende yeni uyanmış gibi yaptım."Nazlı dur hareket etme bir yerin acır." Odaya telaşla girip yanıma gelmişti. Gözlerim onun gözlerine çıktı. Ellerini acıyan saç diplerime koyup okşadı. "Ben doktora haber verip geleceğim." Bu sefer ona engel olmadan yanımdan ayrıldı. Bir bileğimde serum diğeri ise sarılıydı. Bıçak yarasını sarmışlardı. Kaldırmak istediğimde acımıştı. "Ahh" yüzüm buruşmuştu. Daha fazla hareket ettirmeyip Kadir'i ve doktoru bekledim.
"Evet Nazlı hanım bir süre dinlenin ve kendinizi zorlamayın. Bileğinize dikiş attık. Oldukça derin bir kesikti. Bu yüzden bir süre elinizi kullanamayacaksınız. Durumunuz iyi fakat bu gece sizi burada misafir edeceğiz." Başımı olumlu anlamda salladım. Kadir dokturu çıkardığından derin bir nefes vermiştim. Hayalim buraya gelip çocuklara eğitim vermekken biri tarafından sözlü taciz edilip sonra karısından şiddet görüp sonumu hastanede hayal etmezdim.
Üstelik bu olay bıçaklamaya kadar gelmişti. İki gün boyunca oldukça yorgundum. Bu sürede sadece yanım da Kadir,Ahmet ve Oğuz vardı başka kimse ile de iletişime geçmemiştim. Ne! Bir dakika Teyzem o allahım teyzemi unuttum. İki gündür onu aramıyordum. Başıma gelenleri de bilmiyordu. Beni aramıştır ama benim haberim bile olmamıştır kesin sanki elime telefonu alıyordum. Yattığım yerde. Doğruldum. Ve etrafı inceledim. Ancak ne telefonum ne de çantam vardı. Kapının açılması ile Kadir gelmişti.
"Nazlı sen niye kalktın yatman lazım senin."
"Yatamam ben Kadir teyzem beni merak etmiştir. Telefonum nerede onu aramalıyım." Bana engel olup beni yatırmaya çalışıyordu.
"Bak Nazlı kızar mısın bilmiyorum Ama teyzenler buraya geliyor. Ve her şeyden haberi de var. Seni buraya getirdiğimde çocuklar eşyalarını getirmişti. Bende çantayı alıp odaya koyacaktım. Telefonun çaldı. Arayan teyzendi ve birçok kez aramıştı. Bende mecbur daha fazla merak etmemesi için açtım ve her şeyi anlattım. Hemen uçak bileti buldum ve buraya geliyorlar. Yani bir saate gelirler."
Bu anlattıkları ne diyeceğimi bilmiyordum. Ne yapacağımı da yavaşça geri yattım. Ve başımı ona doğru çevirip yere baktım. "Kızmadın değil mi?" Başımı hayır anlamında oynattım. Ve gözlerimi kapattım. Teyzemler gelene kadar biraz uyup dinlenmeliydim. Uykumun ortalarında üstünü örtülen örtü ve okşanan saçım ile uykuya derince daldım.
•••
"Nasıl olmuş peki kızımı bu hale nasıl getirdiler." "Bir gün önce merkeze gittiğimiz de Nazlı alışveriş yapmıştı. O sırada karşı kahveden iki kişi laf atmış ve Nazlı da adama karşı sinirini püskürtünce adam da üstüne yürüyor. Bugünde gelenler onun eşi ve ablasıymış. Nazlıdan da şikayetini geri çekmesini istemiş Ama Nazlı hayır deyince onlar-"
"Kızımı bu hale getirdiler. Üstelik suçu bile yokken. Allah belalarını versin elleri kırıcısalar." Teyzemin sesiydi. Gelmişti. "Ben doktor ile görüşeyim oğlum Sende gel de bana göster." Sanırım eniştem ve Kadir odadan çıkmıştı. Gözlerimi açtığımda gözüme gelen ışık ile gözlerim kamaştı. Lambadaki ışık gözüme geldiği için başıma sağa doğru yatırmıştım. Sandalyede oturan ve gözleri dolu teyzemi gördüm.
"Teyze"
Sesimle bana dönen teyzem önce bana baktı ardandan dolu gözündeki yaş aktı. Ardından da ayaklanıp üzerime eğildi. "Oy benim kuzum iyi misin teyzem ağrın var mı?"
"Hayır teyzem bir şeyim yok iyiyim ben siz ne zaman geldiniz." Saçlarımı okşayıp anlımdan öptü.
"Yeni geldik sayılır kızım Kadir getirdi zaten bizi buraya o getirdi. Allah razı olsun ondan" Kalbi güzel adam işte teyzeminde gözüne girmişti. "Bize yardımcı da oldu. Şimdi enişten ile doktorun yanına gitti. Ama Allah'a şükür bir şeyin yok. Nasıl korktum bir bilsen hastanede yatıyor diyince aklıma neler geldi kızım bir bilsen."
"Ben iyiyim teyzem sadece ağrım var biraz hem Asya nerde göremedim onu"
"O evde senin için hazırlık yapıyordu. Ablam gelince her şey hazır olsun istemiş. Bu yüzden evde kaldı." "Korkmaz değil mi tek başına yoksa gitsen teyze iyiyim ben"
"Yok kızım Korkmaz Kadir iki tane asker dikti kapıya güvenliği için hem yoksa enişten nasıl izin versin tek başına" Kadirin yaptığı iyiliklerin karşılığını vermeliydim. Nasıl verecektim bilmiyordum. Önce bu hastaneden kurtulup iyileşmem lazımdı. Odanın kapısı açıldığında içeri eniştem girmişti. Yüzündeki şaşkınlıkla bana bakıyordu.
"Kızım iyi misin?" Hızlıca yanıma gelip sarılmıştı. Onları o kadar özlemiştim ki sarılmak bile çok iyi gelmişti.
"İyiyim iyiyim çok şükür."
"Ah nasıl korktuk kızım bir bilsen teyzede bende buraya nasıl geldik bilmiyorum."
"Tamam Semih biraz daha dinlensin sonra konuşalım bunu"
"Tamam Gül merak ettim ne yapayım kızımı Allah Allah" Tatlı sinirini teyzeme karşı bilerek yapıyordu.
"Ben iyiyim enişte hadi sende otur. Ayakta kalma." Eniştem de yanıma oturunca teyzemin isteği ile olayı baştan sona anlatmaya başlamıştım.
•••
"Sen otur kızım bende eşyaları toplayayayım." Sabah olmuştu. Teyzem üstümü değiştirmiş. Şimdi diğer eşyaları topluyordu. Eniştemde o sırada çıkış işlemlerini yapıyordu.
"Eşyalar da tamam kızım ne yapalım dışarda mı bekleyelim enişteni"
"Fark etmez teyze çıkalım istersen benim için sorun değil yürürüm." Teyzem çantayı koluna takıp koluma girdi.
"Bak yürüyemezsen bekleyelim enişteni belki tekerlekli sandalye getirir."
"İyiyim teyzem ben hadi çıkalım." Odanda çıkıp danışmanın yanıma ilerledik. Eniştem de gelince taksi bekliyorduk. Ama taksi yerine önümüzde Kadirin arabası durunca şaşırmıştım. En son onu dün uyumadan önce görmüştüm. Bir daha da gelmez sanıyordum aslında Ama gelmişti. "Kadir hayırdır neden geldin."
Eniştemin sorusu ile Kadire dönmüştü bakışlarım. "Kemal albayım gönderdi beni sizi eve götüreceğim."
"Yok sağ ol çocuğum biz gideriz taksi ile" Kadir eniştemi dinlemeyip arka kapıyı açtı. "Vallahi siz şimdi binmezseniz Kemal albayım benim canımı okur."
"Hadi Semih uzatma çocuk gelmiş o kadar hadi gel kızım" teyzemin yardımı ile arabaya binmiştim. Arka koltukta teyzem ve ben öne de eniştem oturmuştu. Lojmana geldiğimizde Kadir bizi bırakıp geri gitmişti. İçim biraz kırılmıştı. Ben yukarı kadar gelir zannediyordum. Zaten arabadaki koku ben rahatlatmış uykumu getirmişti. Yani anlayın ki kokusu beni sakinleştiriyordu. Merdivenlerden çıkınca Ahmet ve Oğuzu kapıda görmüştüm.
"Ah Nazlı öğretmenim geçmiş olsun iyisinizdir umarım" Ahmet'in hem şaşırmış hemde sevinçli sesi yüzümdeki gülümsemeyi büyütmüştü.
"Geçmiş olsun Nazlı öğretmenim iyisiniz değil mi?"
"Teşekkür ederim Ahmet sana da Oğuz ve şu an iyiyim." Konuşurken kapı açılmış içerden Asya çıkmıştı.
"Abla!"
Sevinçle bana sarılmıştı. "Kızım yavaş daha kız yeni çıktı hastaneden." Asya yavaşça benden ayrıldı. " Ay anne ne yapayım özledim Nazlı ablamı"
"İçeri girin orda sarılırsınız hadi hadi girin." Eniştemin otoriter sesi ile hepimiz onu dinleyip içeri girmiştik. "Çocuklar sizde durmayın isterseniz gidin."
"Yok albaydan kesin emrimiz var o izin vermediği sürece gidemeyiz. Biz buradayız bir şey olursa seslenin yeter." Ahmet ve Oğuz dışarda nöbet tuttuyordu. Bizde eve girmiştik. Teyzem hemen salona yatak kurmuş. Beni de yatırmıştı. Sonra Asya'yı da alıp mutfağa gitmiş çorba ve yiyecek şeyler hazırlamaya başlamışlardı.
Bölüm Sonu...