6.Bölüm

3045 Words
"Tutarım sevdamı kalbim ağlasa bile Gözyaşımın içinde'' Elimdeki bezi güzelce sıktım. Ve şarkıyı söylemeye devam ettim. "Ay inanmıyorum ay inanmıyorum Ay inanmıyorum Aşka çıldırdım dönendim durdum Yandım kavruldum" Evet son ses müzik eşliğinde temizlik yapıyordum. Bugün itibari tamı tamına bir aydır buradaydım. Buraya artık alışmış her şeyi yerine koymuştum. Bugünde her hafta sonu yaptığım klasiği yapıyordum. Sabah erkenden kalkmış kahvaltı yapıp hemen temizliğe başlamıştım. Aslında ev çok pislenmiyordu çünkü evde 7/24 değildim Ama yinede tozlanıyordu işte ne yapalım. Elimdeki bezi kovaya atıp paspasa almış odamın yerini silecekken kapının hızlı bir şekilde çalınması ile sıçradım. Ya bu ne ya han kapısı gibi gelen geçen çalıyor. En son Oğuz kapıyı çaldığında yada kırdığında diyeyim dudağım da uçuk çıkmış ve daha yeni yeni geçmişti. Elimdeki Paspası geri bırakıp kapıya ilerledim. Delikten baktığımda Kadir olduğunu gördüm. Ne! Kadir mi? delikten bir daha baktığımda üstünde beyaz tişörtü ve dağınık saçı ile kapımda dikiliyordu. Üstüme baktığımda şortlu pijamam ve ev topuzum ile duruyordum. Çok da önemsemeyip kapıyı açtım. "Evet buyurun yüzbaşım sorun nedir?" Soruma cevap beklerken o tam tersine beni süzmüş ardından da başını sağ sola sallayıp bakışlarımı yüzüme çıkardı. Gerçi beni her seferinde süzmesinden rahatsız olmam gerekiyor Ama nedense pek öyle hissetmiyordum. Neyse boş ver kızım onu neden geldi acaba? "Şu müziğin sesini kıs öğretmen?" "Nedenmiş o bakalım." Dağınık saçlarını karıştırıp iyice dağıttı. Yeni mi uyanmıştı acaba "Hemen o müziği kıs yada kapat. Yoksa ben bilirim kapatmasını" "Allah Allah nasıl olacakmış o hem ben müzik olmadan temizlik yapamıyorum. O yüzden kapatmam." "Tamam sende temizlik yapma ve müzik dinleme senin yüzünden uyuyamıyorum." "Ne yapayım uyuman için ninni mi söyleyeyim." "Müziği kapatsan yeter. Ama ninni de fena fikir değil sesin güzel mi bari" Ya bu konuştukça üstüme üstüme geliyor. Neredeyse eve girmişti hatta girdi ayakkabısı ile sildiğim yere basıyordu. "Hemde nasıl güzel bir gün nasip olursa dinlersin ve sildiğim yerlere basıyorsun!" Ellerimi göğüsüne koyarak ittim. Beklemediği biranda yaptığım için bana kuvvet uygulayamamıştı. "Of senin yüzünden tekrar sileceğim şimdi sağ ol yüzbaşı çok yardımcı oldun bana" onu ittiğim için evden çıkmıştı tek bir kelime etmesine izin vermeden kapıyı suratına kapattım. Arkamı dönüp salona geri döndüm. Daha sonrada kapıya vurdu arkasından da onun sesi geldi. "O müziği kıs öğretmen uyuyacağım." Manyak adam taktı müziğime ya Ama sen görürsün. Kumandayı alıp sesi biraz daha yükselttim. Ardından şarkıya eşlik ettim. "Bir volkan kopuyor yine bedenimde Anlamsız sızılar içimde Saklarım sevdamı gücüm yetmese bile Yangınımın içinde Saklarım sevdamı gücüm yetmese bile Yangınımın içinde" ••• Evet Sonunda hazırdım. Yani dışarı çıkmak için hazırdım. Ev için almam gerekenler eksikler derken alışveriş için merkeze gitmem gerekiyordu. Üzerime gitmiş olduğum bileklerime kadar uzun papatyalı eteğimi çok seviyordum. Onun üzerine de beyaz crop giyinmiştim hava hafif eser diye de kot ceketimi de aldım. Bez çantama cüzdan,su ve telefon gibi ihtiyaçım olacak eşyalarımı çantaya koydum. Beyaz spor ayakkabılarımı ayağıma giydikten sonra kapıyı çekip kilitledim. Anahtarı çantaya atıp merdivenlerden aşağıya indim. Kadirin dairesinin önüne geldiğim de ayakkabılarını görmemiştim. Evde değil miydi bu adam ya daha bir saat önce kapımdaydı. Neyse çok takmıyorum sonuçta elbet karşılaşaktık bir yerlerde ;) Eğer biraz daha kapıya bakmaya devam edersem minibüsü kaçıracaktım. Binadan çıkıp avluya doğru ilerledim. Kapıdaki askerlere selam verdikten bir kaç adım ile durağa geldim. Saatime baktığım daha iki dakikası vardı. Minibüsün geliş gidiş saatini Mehmet abiden öğrenmiştim. Merkeze giden minibüslerin buradan geçtiğini söylemişti. Kollarımı birbirine bağlayıp ayağım ile ritim tutmaya başlamıştım. Neredeyse on dakikam olmuş ancak minibüs gelmemiştim. Acaba Mehmet abiyi yanlış mı anlamıştım. Başka durakta mı beklemem lazımdı. Acaba kapıdaki askerlere sorsam olur muydu ? Olurdu bence ya Lojmana doğru geri ilerlerken korna çalınması ile durdum. Bu kimdi şimdi ya. Başımı çevirdiğim de Kadir'i gördüm. Siyah arabasının içinde üstünde de üniforması vardı. Ah sanırım içim ermişti. Ya dur ya toparla kızım kendini tövbe tövbe "Nereye böyle öğretmen hanım" Acaba ismimi unuttuğu için mi hep bana öğretmen hanım diye sesleniyordu. "Merkeze gidecektim minibüs bekliyorum. Ama gelmeyecek sanırım" "Bu saate geçmez ki" nedeni geçmez Ama Mehmet abi geçer demişti. "Neden geçmiyormuş Mehmet abi geçer dedi. "Geçer de hafta sonları sadece 12 de kalkıyor bugün için de başka sefer yok." Hey allahım ya ne yapacaktım. Evde hiçbir şey yoktu akşam ne yiyecektim ben bu yüzden Mecbur gidecektim "Başka merkeze giden minibüs yok değil mi?" "Maalesef yok Ama bende merkeze gidiyorum gel bırakayım seni" Ay dur Kadir ile aynı araba da 7 kilometrelik bir yolculuk gerçi bu kadar şey yapma ya daha önce de binmiştim. "Ama işim uzun sürer bekletirsem." "Olsun sıkıntı olmaz öğretmen hanım" Neyse başka çaremiz yoktu sonuçta binelim Sonunda ölüm yok ya Kapıyı açıp ön koltuğa oturdum. Kemerimi de taktım. Yol boyunca konuşmamıştık yada konuşacak bir şeyimiz yoktu. Merkeze geldiğimizde markete gideceğimi söylemiştim. Oda bir kaç işi olduğunu beni bir saat sonra buradan alacağını söylemişti. İlk önce kendime bir şeyler bakacaktım. Çünkü market poşetlerini gezerken nasıl taşıyayım. ••• Merkezde biraz dolanmış. Bir kaç parça kıyafet almıştım Ardından da market alışverişini yapmıştım. Yolun kenarında ayağımın dibindeki poşetler ile bekliyordum. Bir saat demişti Ama gecikmişti. Ben adamı bekletmeyeyim diye acele ile işimi halledeyim sen beni beklet. Of of "Turuncu rengini sevdiğimi söylemiş miydim?" Sesin geldiği yeri gayet iyi biliyordum. Tam karşımdaki kahvede oturan iki dengesizdi. Geldiğimden beri iğrenç bakışları ve imaları midemi bulandırmıştı. 30 yaşlarındaki iki kişi vardı. Konuştuklarından rahatsız olduğum için üstüme ceketimi giymiş önümü sıkıca kapatmıştım. Belki de bu yüzden şu an Kadirin gelmesini istiyordum. "Vallahi abi sevilmeyecek gibi renk mi baksana bir içim su" Yanındaki kirli sakallı kilolu adam konuşmuştu. Etrafımızdaki o kadar insan vardı Ama hiçbiri de çıkıp bir şey demiyordu. Terbiyesizler beni kaçırsalar dur demeyeceklerdi. Anlayacağınız onlarında pek bir farkı yoktu pisliklerden. "Ah ah aklıma gelenleri bir bilseniz şşşt baksana sesini de duyalım da hayallerimiz daha da güzelleşsin." Ne? "Ne diyorsun sen be terbiyesiz ahlaksız sabahtan beri sustuk başımıza çıktın SAPIK!"Artık sabrım sınanıyordu. Karşıma geçmiş ne ima ediyor ne diyordu. Ayağa kalkmış bir anda önündeki masayı devirmişti. "BİR DAHA SÖYLE NE DEDİN SEN HE SÖYLE!" "NE DİYECEĞİM BE SAPIK AHLAKSIZ DEDİM. AMA SAKIN GÜCENME BEN SANA İLTİFAT ETTİM KARAKTERİNİ SÖYLEYEREK." "LANNNNN!" "BAĞIRMA BE BAĞIRINCA BÜYÜK YADA HAKLI OLMUYORSUN O NE ÖYLE HOROZ GİBİ DAKİKA DA BAĞIRMAK." Ay ben ciğer mi yedim sabah ya hiçte hatırlamıyorum bak pankek yedim diye hatırlıyordum. Laflarım ile daha da sinirlenip üstüne doğru geldi. Acaba korktuğum için mi hareket etmiyordum yoksa korktuğumu belli etmemek için mi? inanın hiçbir fikrim yoktu. Tam önünde durup kolumu sıkıca çekip sıkmaya başladı. "Bak beni sinirlendirme yoksa zevk alacağım şeyler yaparım görürsün." Suratındaki iğrenç gülümseme ile bana bakıyor beni süzüyordu. Kolumu hızlıca çekip suratına bir tane patlattım. Evet doğru duydunuz bir tane okkalı bir tokat attım. Ardından ittim. "SEN KENDİNİ NE ZANNEDİYOR NE DİYORSUN TERBİYESİZ IRZ DÜŞMANI SENİ" Tokat attığım andan etraftaki herkes "ooo" diye bağırmış film izler gibi izlemeye devam ediyordu. Geri gittiği için tekrar üzerime gelip kolumu tekrar tuttu. Bu sefer haddinden fazla sıkıyordu. "GEL SEN GEL DE ZEVKİN DORUKLARINA ÇIKARAYIM SENİ" Kolumu çekiştirerek beni kendine çekti. "BIRAK BIRAK BENİ" Beni dinlemeyip kolumu hızla çekip yere attı. Taşlı zemine düştüğüm için dizim de ve kolumda sızılar başladı. Büyük bir ihtimal elim,dizim soyulmuştu. Elini kemerine atıp kopçasından çıkardı. Yoksa bu bana hayır ya etrafta o kadar kişi var yani dimi ? Kemerini çıkardı. İki kere katladıktan sonra çekiştirdi. "Bakalım cesur olduğun gibi de acıya da dayanıklı mısın?" Yüzündeki pis iğrenç gülümsemesi ile üzerime doğru geliyordu. Gözlerim dolmuş Yanağımdan yaş düşmüştü. Korkudan bacaklarımı kendime bile çekemiyordum. Ayaklarım o kadar acıyordu ki hareket ettiremiyordum. Üzerime doğru gelmiş ağırlığını vermişti. Elleri ile çenemi sıkıca tutmuştu. Kendimi geri çekmeye çalışıyor Ama beceremiyordum. Tüm gücümü kollarıma ve ellerime uyguladım. Ellerim ile göğüsünden ittirirken bacağımı da tam bacak arasına hizaladım. Ardından da hızlıca bacağımı geri çekip bacak arasına vurdum. Ve yüksek sesle inledi acıyla bağırmaya başladı. Etrafımızdaki herkes şaşırmış bakıyordu. Zaten olay başladığımdan beri yaptıkları şeydi. Ellerimle onu üzerimden attım. Yan tarafa düştü. Acıyla kıvranıp cenin pozisyonunu almıştı. Yerden kalkmaya yeltendiğim sırada saçlarıma asılması ile çığlık atmıştım. Kim olduğunu göremiyordum. Ama bir tahminim vardı. Kahvede ki diğer adam olabilirdi. "Lan sen ne aşüfte kaltak çıktın lan sen abime ne yaptın LAN!" Ve doğru tahmin etmiştim. Saçlarıma daha da çok asıldı. Yanağımdan yaşlar akıyordu. "Ama merak etme abimin yarım bıraktığını ben bitireceğim." Allahım ne olur yardım et Allahım çok korkuyorum. O kadar savunmasız ve çaresizim ki ne yapacağımı bilmiyordum. Saçlarımı çekmeyi bırakıp çenemi sertçe sıktı ardından da beni tekrar yere fırlattı. Ve sonra yine ağzımdan kaçan bir çığlık tüm sokağa feryat etmişti. "Ne oluy- LANNN" Tanıdık ses ile başımı kaldırdığımda Kadiri, Oğuzu ve Ahmeti gördüm. Gelmişti gelmişti... Kadir adamı tuttuğu gibi yumruğu suratına çakmıştı. Üzerimden aldığı adamı yere yatırmış yumruklamaya başlamıştı. 1,2,3 derken yumruklamaya devam ediyordu. Oğuz da diğer adamı almış döverken Ahmet yanıma geldi. "Nazlı öğretmenim iyi misin?" Başımı hızlıca hayır anlamında salladım. "Tamam ben yardımcı olacağım size şey yapalım ilk önce yerden kalkalım." Koluma girip yerden kaldırdı beni dizlerim tutmadığı için düşecek gibi oldum. "Ben tuttum sizi Nazlı Öğretmenim sakin olun ağırlığınızı bana verin lütfen" Arkadan biri yardım içim koluma dokunacakken hızlıca çektim. Kadire baktığım da adamın haşatını çıkarmıştı. Aynı şekilde de Oğuz da yerde yatan iki adamında yüzleri kanlar içindeydi Ama Kadir duracak gibi de değildi. "K-Kadir dur" ismini ilk defa ona karşı söylemiştim. Eli hava da kalmış bana bakıyordu. Son yumruğu da atıp adamı bıraktı. Üzerinden kalkıp büyük adımlar ile de hemen yanıma gelip beni Ahmetin kollarının arasından aldı. "Ahmet oğlum sen bunları al biraz da karargah da sohbet edelim." Ahmet yanımızdan ayrılıp Oğuzu adamı üzerinden aldı. Bakışlarım Kadire çevirdiğimde koluma bakıyordu. " İyi misin bir yerin acıyor mu başka?" Sonunda daha fazla tutamadığım gözyaşlarımı akıttım. Başımı da hayır anlamında salladım. "Ben bu adamın zürriyetini sik-" "K-Kadir lütfen" elimden geldiğince ona tutundum. Oda kolunu sıkıca belime sardı. "Tamam hadi gidiyoruz buradan tutun bana" bir adım atacakken sarsıldım. Bacaklarım tutmuyordu Kadir de anlamış olmalı ki bir eli belimdeyken diğerini de bacaklarımın altından geçirip beni kucağına aldı. Arkadaki ortama bakmamak için de başımı Kadir'in omzuna koydum. Arabaya gelince beni ön koltuğa oturttu. Torpidodan su şişesi çıkarıp bana verdi. Ellerim titrediği için şişeyi tutmama yardımcı oldu. Bir kaç yudum içtikten sonra dudaklarımdan suyu uzaklaştırdı. "Biraz daha iyi misin?"Bu sefer başımı olumlu bir şekilde sallamıştım. "Biraz daha erken gelseydim seni bekleten aklıma sıçayım ben" Kendine kızmasını haklı bulmamıştım. "Kadir kendine kızmana gerek yok o pislik hakketti Ama ona ne olacak ." "Sen merak etme gerisini bizde artık güzelce ders veririz." Daha çok üstelemedim konuyu kemerimi takıp onu beklemeye başladım. Geri geldiğinde elimde aldıklarım vardı hepsini bagaja koyup sürücü koltuğuna oturdu. Ve eve dönmek üzere yola çıktık. ••• "Eğer bugün hakkında tek kelime ederseniz hepinizi sıra dayağına çekerim haberinizi olsun." "Siz merak etmeyin yüzbaşım bugün olanları bilmiyoruz." "Aferin poşetleri alın yukarı çıkın sonra da kaybolun ortadan bizde geliyoruz." Gözlerim yavaşça açtığımda lojmanda olduğumu fark ettim. Yolda uyuya kalmıştım. Kemeri çıkarıp arabadan indim. Arkaya doğru gittiğimde Kadir arkadaydı. "Ben uyumuşum ya kusura bakma" "Sorun değil çantanı alalım da eve çıkalım gel." Ben gidecekken yanımdan geçip araban çantamı aldı. Arabayı da kitleyince binaya girdik. Merdivenlerden çıkıp eve geldiğimde kapıda poşetler vardı. Çantadan anahtarı alıp kapıyı açtım. Ayakkabımı çıkarıp içeri girdim. Kadir'in kapıda dikildiğini görünce izinsiz girmek istemediğini anladım. "Gelsene niye orada durdun." "Dinlenseydin yorgunsundur sen ben gelmeyeyim." "Yani fark etmez Ama işin varsa sorun değil." "Benim Karargaha gitmem gerekiyor şunun ifadesini bir alıp geleyim." Başımı salladığımda o da arkasını dönüp gidecekken bileğinden tuttum. "Bugün için teşekkür ederim." "Teşekkürden hoşlanmadığımı söylemiştim ben sana hadi dinlen sen" bir şey demeden merdivenlerden indi. Bende kapıyı kapatıp güzelce kitledim. Bugün olanlardan sonra biraz diken üstündeydim bu yüzden kilitlemek mantıklıydı. Poşetleri mutfağa bırakıp odama gittim. Üstümü değiştirirken dizimin soyulmuş ve diz kapağımın üzerindeki derin yaraya da oksijen suyu sürdüm ardından da yaraya ufaktan sardım. Mutfağa geri dönüp poşetleri yerleştirip kendime sıcak bir yeşil çay yaptım. Kupam ile birlikte salona girdim. Yastık ve battaniye alıp koltuğa uzandım. Bardakta dumanı tüten Yeşil çay masada dururken bugün yaşadıklarımın ağırlığı yalnız kalınca çökmüştü. Ve istemden gözlerim dolmuştu. Ardından da sol gözümden ilk Gözyaşım akmıştı. -Derler ki Sağ gözden akan gözyaşının sebebi mutluluk, sol gözden akan yaşın sebebi üzüntüdür. ••• Bazı sesler duyuyordum. Kulağıma doğru gelen adım sesleri ile gözlerim açtığım anda boğazıma iki güçlü el sarıldı. Bu oydu kahvedeki adamdı. Yüzünde morluklar ve yaralar vardı. "Demek beni rezil eder beni askerlere dövdürürsün." Nefes alamıyor boğuluyordum. Gözlerim sulanmış gözyaşlarım ellerine akıyordu. Tırnaklarımı ellerine geçirdim. Bana acımıyorsa bende acımayıp gerekirse kanayana kadar tırnaklarımı derisine iyice geçirdim. "Ama önce senin nefesini keseceğim ki bana zorluk çıkarma sonra da bu güzel bedenin keyfini çıkaracağım." Gözüm kararmaya başlamıştı. Siyah noktalar görmemiş engelliyordu. "B-bırak beni" ağzımdan çıkan tek kelimeler bunlardı. "Yetinmeyip bu ölü bedenini hamile bırakacak kadar becereceğim." Ardından iğrenç kahkahasını attı. Artık gözlerim kapanırken. boğazımdaki eller kayboldu ve gözlerim açıldı. Uyandım...Uyandım bu rüyaydı evet bu rüyaydı hatta kötü bir kabustu. Yattığım yerden doğrulduğum da kadir karşımda hatta önümde duruyordu. Evet Kadir buradaydı. Hızlıca ona sarılıp ağlamaya başladım. O kadar iğrenç ve mide bulandırıcı bir kabustu ki sanki bana gerçekten dokunmuştu. "Tamam sakin ol Nazlı sakin ol." "H-hayır bu i-ğrenç" hıçkırıklarım ve ağlama sesim birbirine girmişti. O kadar sıkı sarılmıştım ki o da ellerini belime koyup daha sıkı sarıldı. Gözyaşlarım üniformasını ıslatıyordu. Hala gördüğüm kabusum etkisindeydim. Ve sanırım uzun bir sürede öyle olacaktı. Ne kadar ona sarılıp ağladığımı bilmiyordum. Artık ağlamam durmuş sadece iç çekiçlerim kalmıştı. Yavaşça ondan ayrıldım. Sol kolunu belimden çekerek yanağıma koydu. "Şimdi biraz olsun iyi misin?" "E-evet" sadece cevabım buydu. Diyecek başka bir şeyim yoktu. Elini yanağımdan ve belimden çekti. Koltuktan hafifçe geri kaydı. Aramıza mesafe koydu. Bende koltuktan kalkıp salondan çıktım. Banyoya girdiğimde aynadaki görüntüm beni şaşırtmamıştı. Gözlerimdeki ve yüzümdeki şişlik kızarıklık berbat durumdaydım. İyice de sümüklü olmuştum. Akan burnumu hızlıca bir peçeteye sildim. Kabus nedeniyle oldukça terlemiştim bu yüzden hızlıca bir duş almalıydım. Belki iyi gelirdi. Odamdan iç çamaşırı ve pijama takımlarımı alıp banyoya geçtim. Sıcak suyu ayarlayıp altına girdim. Sıcak su sayesinde kaslarım gevşemişti. Şampuanımı alıp avucuma sıktım. Saçlarımı güzelce yıkadıktan sonra vücudumu da lifleyip köpükledim. Son kez durulanırken kapı çaldı. "Nazlı iyi misin?" Kadir ah adama söylemiştim duşa girdiğimi. Gerçi ne diyecektim ki ben duşa giriyorum sizde gelir misiniz? Diyecektim. Tövbe tövbe "İyiyim geliyorum şimdi ben" Hızlıca suyu kapatıp duştan çıktım. Kurulanıp hemen kıyafetlerimi pijamalarımı giydim. Saçlarımı kurutmayıp sadece tarayıp bıraktım. Banyonun kapısını açıp çıktım. Salona geldiğimde koltukta oturuyordu. Bakışları beni bulduğunda gözleri sadece gözlerim de kaldı. Yanına gidip koltuğa oturdum. "Sen içeri nasıl girdin." Evet adam sana yardımcı olsun sarılmana izin versin Ama sen adama ilk bu soruyu sor. Sesimde sanki ağlamaktan biraz kalınlaşmıştı. Bu yüzden boğazımı temizlemek istedim Ama acımıştı. Yarın umarım boğazım falan ağrımazdı. "Yani öyle demek istemedim eve nasıl girdin. Onu anlamdım." "Ben karargahtan dönünce sana bakmak istedim. Kapıyı bir kaç kez çaldım. Ama ses vermedin bende uyuduğunu düşündüm. Gidecekken sesini duydum bırak beni diye konuşuyordum bende içer de biri var sana bir şey olduğunu sandım. Bende hemen yedek anahtarı aldım. Her dairenin yedek anahtarını Mehmet abi su vanasının üstüne koyar bende bulduğum gibi kapıyı açıp girdim içeri Ama girdiğim de sen burada yatıyordun üstelik birde ağlıyordun. Evi incelediğimde kimse yoktu bende senin kabus gördüğünü anladım. Uyandırmaya çalıştım biraz zor oldu Ama sonunda uyandın. Ve birde eve öyle girdiğim için kusura bakma." Ah bu adam gerçek miydi ya resmen kurtarıcı bir melekti. "Önemli değil yani O kabustan uyanmak için elimden geldiğince çabaladım Ama olmadı." "Peki ne gördün rüyanda yani seni bu kadar sarsmış olan neydi" Ben şimdi nasıl diyecektim ona bu durumu yani anlatamaz bir kere utanırdım. Gerçi onlar bunu yaparken utanmaz biz anlatırken utanırdık doğru ya unutmuşum. "Ben o adamı gördüm beni boğuyordu." Rüyamda bile söylediği o pis sözcükler midemi bulandırıyordu. Şimdi anlatırken de midem düğüm düğüm olmuştu. "Sonra işte beni öldürüp öyle be-" "Ben anladım sen anlatma ve emin ol o şerefsiz tutuklu yani sana bir şey yapamaz. Üstelik burası askeri bir lojman onu buraya adım attırmadan öldürürüm." Sıcak su yüzünden iyice mayışmış ve bugün ki yorgunluğum ortaya çıkmıştı. Ama nasıl uyuyacaktım bir daha bilmiyordum. Yani tek başıma asla uyuyamazdım. "Bana müsade o zaman ben kalkayım artık." Ayağa kalkması ile bende kalkmıştım. Kapıya doğru gelmiştik. Bu sefer koluna doğru uzandım. Ve onu durdurdum. İnanın ne yaptığımı bilmiyordum çünkü kalbim aklımdan önce hareket ediyordu. "Şey bu gece tek kalamam yani korkuyorum. Bu yüzden burada kalır mısın?" Şaşkınlıkla bana doğru döndü. Sanırım böyle bir şey beklemiyordu. "Yani şey ben korktuğun için rahat edemiyorum ve biri olsa başımda Ahmet yada Oğuz da olur sadece uykuya dalana kadar" "Tamam ben kalırım önce üstümü değiştirip geleyim." Olmaz evde tek kalamam hayır korkarım ben ne yapayım bende ondan gideyim. "Bende geleyim seninle evde tek kalmasam." "Hemen gidip geleceğim ben bekleyemez misin?" Başımı hayır anlamında salladım. Korkuyordum nedense ve bu hiç iyi bir şey değildi. "Tamam gel hadi gidelim." Ayağıma terliklerimi giydim. Kapıyı sadece çekmiş kilitlememiştim. Kadir'in arkadan üniformasını tuttum. "Şey uzak olmayalım mesafe önemli yani" Üniformayı daha sıkı tutup beraber arka arkaya alt kata indik. Kapıyı açıp içeri girdiğinde bende peşinden girip kapıyı kapattım. "Bende hızlıca duşa girip çıkacağım bekle sen" "Tamam ben bekliyorum." Kadir Yanımdan ayrılıp banyoya geçti ben de salona geçtim. Her şey yerli yerindeydi. Oldukça düzenliydi. Bir dağınıklık görmüyordum. Belki de askeriyeden yorgun geldiği için buralara giremiyordu. Neyse eşyalarını incelemeyecektim sonuçta uyumak ve güvende olmak istiyordum. Koltuğa uzandım. Ayak ucumda yastık ve battaniye vardı. Bende yastığı başımın altına koyup rahat bir pozisyon alıp gözlerimi kapattım. Derin nefes aldıkça burnuma gelen sigara ve odunsu bir kokuydu. Bu koku o kadar güzeldi ki beni rahatlatıyordu. Ve iyice uykunu getiriyordu. ••• "Kadir yüzbaşım yetmez mi sizce geri kalanını albayımız halledecekmiş." Adamı yere atıp ayağa kalktım. Yerde yüzü kanlar içerisinde yatıyordu. "Tamam sen iki kişi gönder alsın şunu" Odadan çıkmadan önce yerde yatan şah eserime baktım herkesin hakkettiğini yerde olması çok güzeldi . Yere doğru eğilip kulağına fısıldadım. "Şimdi beni iyi dinle bakalım eğer bir daha kendini tatmin edecek hayaller kurarken onu düşünürsen senin öldürmeden önce o uçkurunu keser sonra sana yediririm. ••• Duştan çıktığımda üstümü değiştirip salona girdim. Girdiğimde böyle bir şey beklemiyordum. Nazlı koltukta benim yastığıma sıkıca sarılmış uyuyordu. Yavaşça yanına ilerleyip koltuğun kenarındaki battaniyeyi alıp üzerine örttüm. Yüzünü kapatan saçlarını da elimle yavaşça geriye attım. Yatak odasın yastık alıp bende karşı koltuğa uzanacaktım. Yanından geçecekken elimi tuttu. "Gitme burada kal" uykulu sesiyle söylediği sözler kalbimi sıkıştırıyordu. Elimi bırakır zannederken daha sıkı kavramış ve bırakmamıştı. Mecbur bende yere oturdum. Başımı yastığım dışta kalan kısmına koyup gözlerimi kapattım. İlk defa burnuma dolan bu farklı koku benim kokumla karışmıştı. Yastığımdan gelen koku portakal kokusuydu. Ve ben meyve sevmezken bu koku beni nasıl rahatlatırdı ki bu kadar anlamıyordum. Bölüm Sonu...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD