Karşımda mavi gözleriyle çarpık çarpık gülümseyen adama "Soner!"diyerek sarılırken üzerimdeki şaşkınlığı hemen atmamın kolay olmayacağını hissediyordum. Yani kollarımın arasında ki Soner Karacan eğer gerçekse kendisi çocukluk arkadaşımdı. Tanıdık bir yüzü görmenin mutluluğuyla daha sıkı sardığım adama yeniden bakmak için omuzlarından tutarak hafif geriye doğru ittim. "Soner! Bu gerçek mi? Şu an karşımdaki sensin değil mi?" "Hayırdır küçük bey, yalnızlıktan bunadın mı yoksa benzetemedin mi beni?" "Oğlum ne işin var burada?" "Gökte ararken yerde buldum seni?" "Nasıl yani?" "Eğer lütfedip içeri alırsan ne işim olduğunu anlatırım?" "Çok özür dilerim, kusura bakma. Seni görünce bir an aklım gitti. Hadi gel içeri, bizde tam kahvaltıya başlamak üzereydik. Deyim yerindeyse kaynanan seviyor

