22 Şubat 2024
• TÜRKİYE/ NEVŞEHİR •
Yıllar geçmişti, sevdiği adamı beklediği yıllar… Neva babasından duyduğu o son tutuklama haberinden sonra şoka girmiş bir şekilde bir süre olayları anlamaya çalışmış, olayları idrak etmesi ile ise kalakalmıştı. Senelerdir istemem dediği adamın adını o kadar çok duymuştu ki, babasının dahi meth etmesi Neva’nın aklına karışıklığa neden olmuşken henüz toy kalbi tutuklandığını duyunca daha çok Yağız Ali’ye bağlanmıştı. Ya da öyle hissediyordu…
İki yıl geçmişti, bu iki yıl içinde üniversiteyi kazanmış ve hatta ikinci senesini bitirmek için son sürat yol alıyordu. Yağız Ali’ye gelecek olursak onun tutukluluk kararı ardından, iki yıldır ne bir ses ne de bir soluk vardı genç adamdan ama biliyordu, Nevşehirde adları sözlü olarak çıktığı bu adam ceza evinden çıkınca nikahlarının kıyılacağını biliyor ve hatta bunu dört gözle bekliyordu, çünkü istemem diye ağladığı adama gün geçtikçe ulaşamadığı için olsa gerek hayranlık duymaya başlamış ve bu evliliği herkesten çok daha fazla ister olmuştu. Kahvaltı masasında annesine gelen ani telefon araması ile kulakları annesine odaklıyken gözleri masadaki envai çeşit kahvaltılık üzerinde geziniyordu,
“Gülfidancığım, hayırdır inşallah bu saate aramazdın sen Allah hayırlara çıkarsın…” Neva duyduğu isim ile gözlerini gezdirdiği masadan hızla çekerek telefonla konuşan annesine çevirip pür dikkat odağını o kısıma verdi. Telefonun ucundaki kadının ne söylediğini duymuyor olması Neva’yı daha çok geriyor ve ister istemez heyecanlandırıyordu. Annesinde gezdirdiği gözlerinden her hangi bir çıkarım yapmaya çalışan genç kız annesinin kaşlarının havalanması ve ağzının heyecanlı olduğunu belli eder bir şekilde açılması ile iyi bir haber geldiğinden emin olmuştu,
“Ay Gülfidan… Nasıl mutlu oldum bir bilsen, gözünüz ayrın, gözümüz aydın inşallah…” Neva düşündüğü şeyin olmasını dilerken babasının da heyecanla annesini dinlediğini hissediyor olsa da şu an heyecanını babasından bile gizleyemeyecek kadar yüksek duygular hissediyordu,
“En kısa zamanda yanına geleceğiz canım…” Annesinin sözünü bitirmeden bakışlarını kendine çevirdiğini gören Neva gülümseyerek devam ettiği sözleri dinlemeye devam etmişti,
“Yağız Ali’nin çıktığını duyunca Neva da çok sevinecek…” Annesinin daha sonra uzun uzun söylediği hiç bir cümleyi duyamayan Neva gönlünde oluşan bir güvercinin o yuvadan ayrılmak için kanat çırpması gibi değişik bir duygu hissetmişti. Yüzünü bile sayılı gördüğü sözlüsü çıkmıştı… Artık her şey çok daha farklı ve güzel olacaktı… Neva evleniyordu, evleniyor ve Soykan boyundurluğundan kurtuluyordu…
•••••••••••••••••••••
Güzelce hazırlanıp annesi ile kalbi pır pır atarken çıktığı konaktan Karabağlı konağına giderken nefeslerinin sıklaştığını hissetti. Yağız Ali’nin çıktığı haberini alması üzerinden günler geçmiş, tüm Nevşehir bu durumdan haberdar olmuştu, genç kız ilk bir kaç gün her hangi bir haber gelmesini beklemese de günler ilerledikçe sözlüsü olarak bilinen adamın ailesinden dahi her hangi bir haber gelmemesi yavaş yavaş moralinde bozukluğa sebep olmuştu. En azından bu güzel haber sonucunda ailesi ile bir akşam yemeğine davet edilmesi en doğru olan değil miyi? Öyleydi fakat olmamıştı, bu davet olmadıkça da Neva’nın bozulan morali iyice bozulmuş, güzel ümitleri yavaş yavaş solmaya başlamıştı Karabağlı ailesinin bu iki yıl sonunda evlilikten vazgeçtiğini dahi düşündüren bu süre genç kızın öyle çok moralini bozuyoru ki bu moral bozukluğunu tek annesi değil babası ve ağabeyleri dahi anlıyordu. Her ne kadar aralarında yaş farkı oldukça fazla olan Ahmet ve Kadir ağabeyleri ile arasında her hangi bir yakın bağ olmasa da onların da ara ara babası ile gizlice kardeşlerini ortada bırakma ihtimallerinde yapacakları şeyleri anlattırken duyuyordu, her konuşmanın Neva üzülürse biz de üzeriz sözü ile bittiğini de… Bunlar olurken genç kız, üzülmesine ve bu işin bu derece uzamasına dayanamayan babası yani namı değer Necati Soykan’ın annesine bir hışımla Karabağlıların hanımı Gülfidan Karabağlıyı aramasını söylediğini de duymuştu. Neslihan bu emir üzerine aile ile kontak kurarken ikinci aramada artık kaçışı olmadığını düşünen Gülfidan’ın Neva ve annesi Neslihan’ı kahveye çağırması ile Neva’nın gönlü biraz da olsa ferahlamış ve en azından Yağız Ali’yi görebilecek olma ihtimalinin aklına gelmesi ile keyfi biraz da olsa yerine gelmişti.
Şoförlerinin sürdüğü araba son sürat Karabağlı konağına ilerlerken Neva çantasına attığı küçük aynayı çıkartıp yaptığı makyajı üstün körü son kez kontrol ederek iyi olduğundan emin olup çantasına atmıştı,
“Anne Yağız Ali evdedir değil mi? Görürüm yani…” Aklına ani gelen düşünce ile annesine döndüğünde annesinin de dalgın bakışlarının kendine döndüğünü fark etti,
“Öyle olmasını umuyorum… Öyle dan diye de sorulmuyor ki, kız evi naz evi kızım… Çocuğun peşinden koşuyormuş gibi görünmemek lazım, sen hanımlığını koru, ben muhabbete katılman için işaret vermedikçe de konuşma Yağız Ali’yi görmenin bir yolunu bulacağım.” Neva annesinin söyledikleri ile hızla başını salladı, sadece genç adamı görmek istiyordu… Bu iki senede hiç göremediği o adamı…
“Geldik Neslihan hanım.” Neva konuşma arasında hangi ara geldiklerini anlamadığı konağa şöförlerinin söylemi ile kısa bir göz gezdirmiş ve gülümsemişti, işte gelmişti Yağız Ali’ye hayallerinin erkeğine en yakın olduğu anlardan biriydi. Bu kapıdan girecek ve ne zaman evleneceğini öğrenerek çıkacaktı, yani öyle umuyordu…
••••••••••••••••••••••
Arabanın kapısını hızla çarpıp inen Neva gözlerindeki doluluğu kimsenin görmesini istemeyerek koşmuş ve sinirle konağın kapısını yumruklamıştı. Sadece odasına gitmek ve sinir bozukluğunu ağlayarak geçirmek istiyordu…
“Neva!” Arkasından gelen annesinin bağırışı ardından konağın açılan kapısı ile annesine dönmeden içeri girmiş ve durması için aynı ses tonunda bağırmıştı,
“Sonra anne! Sonra!” İnanamıyordu, iki senedir dört gözle beklediği adam hiç sözlüsü gibi davranamamış, sözlüsü gibi davranmayı bırak adını bile yanlış söylemişti. Odasına girip kapıyı çarpan Neva elindeki çantayı yatağına fırlatıp bağırdı,
“Nale dedi ya! Nale dedi! Nale ne!? Nale diye bir isim mi var!?” İnanamıyordu, evleneceğim dediği adamı bugün görmüştü ve gördüğü kadarıyla onun aynı düşüncede olmadığını anlamıştı. Sinirden gözleri dolu dolu bir şekilde yatağa yatan genç kız gözlerine ellerini bastırıp içinden gelen bir sesle ağlarken fısıldadı,
“Allahım sevsin beni… Lütfen sevsin ve en azından onu beklediğim bu süre hürmetine evlensin.” Neva odasında Yağız Ali’nin tavrılarına karşın hüngür hüngür ağlarken onlardan haber bekleyen babası ise salonda annesinden olanları dinliyordu,
“Ne diyorsun hanım!? Ne demek bu çocuk anladığım kadarıyla evlilik düşünmüyor!?”
“Anlatıyorum ya Necati! Çocuk yanımızda beş dakika oturmadı! Sanki yanındaki evleneceği kız değil de yoldan geçen bir kız gibi davrandı, her şeyi geçtim kızımızın adını bile bilmiyor bu çocuk! Ne dememi bekliyorsun!? Sence evlenmek istiyor mu!?” Necati duydukları ile dişlerini sıkıp sinirle gözlerini sıkıca kapatmıştı. Ortada verilen bir söz vardı, söz verildiyse tutulacaktı, kızını ortada öylece bırakamazlardı! Daha önemlisi soyadına böyle bir leke getiremezlerdi! Çözecekti, tüm bu sıkıntıları Halit Karabağlı ile çözecekti… Aklına gelenle sinirle ayağa kalkan yaşlı adam hızla çalışma odasına giderken karısının arkasından ‘nereye gidiyorsun’ sorusunu da yanıtsız bırakmamıştı,
“Bu işi halletmeye! Necati Soykan kimmiş? Karabağlılara bir hatırlatalım bakalım!”
••••••••••••••••••••••
Neva haftalar önce babasının Halit Karabağlı ile konuşmasından habersiz bir şekilde hala üzgün gözlerle ders çalışırken babasının salona sevinçle girip bağırması ile gözlerinin kocaman açılmasını engelleyememişti,
“Hazırlanın! Karabağlılar Neva’yı istemeye geliyor, hem de iki gün sonra!” Neva haber gelmediği için bir daha gelmeyeceğini beklediği haberin beklediği şekilin tam zıttı bir şekilde gelmesi ile dayanamayarak şaşkınlıkla sormuştu,
“Ne!?”
“Geliyorlar diyorum, hazırlan iki gün sonra seni istemeye geliyorlar. Kimse bir Soykan’a yamuk yapamaz kızım, bunu da sakın unutma! O söz verildiyse eşek gibi tutulacak, tutmazlarsa tuttururuz evelallah.” Neva heyecanla annesinin yanına sarılmak için koşarken yarın yaşayacaklarından habersizdi fakat asıl yıkım yarın yaşanacaktı ve yıkım olarak gördüğü bu olay asıl kaderi ile karşılaşmasına neden olacaktı…