ELE GEÇİRMEK!..

1049 Words
    Hayatımın belli bir dönemini kaplayan kabusun başlamasını,yeniden hatırlamak beni huzursuz ediyor.Ama,ne kadar rahatsız edici olsa da insan,bazen geçmişe dönmek zorunda kalıyor.Günü halletmek için bazı işaretler,mazide aranmalı.Geride bıraktığımı sandığım o korkuyu yeniden hissetmek de epey kötü.Üstelik şu an sorunlar katlanmışken,yeniden aynı noktaya döndüğümü görmek istemiyorum.Ne kadar zaman geçse de peşinizden gelen bir hortlak varsa ve geride bıraktığınızı düşündüğünüz anda birden ortaya çıkıveriyorsa,bu tam bir eziyet hali!..Beni çok çok sıksa da yine geçmişe dönüyorum...   Uykumun en derin anlarının içinde zorla gözümü açıyorum ki bunun nedenini bilmiyorum.Odamın kapısının önünde kıpırtısız ayakta duruyor.Orta boylu.Saçsız.Sert duruşlu.Sivri bir burunun üzerinde kanlanmış gözler.Etine dolgun.İnsana benzer bedenine doladığı bir kumaş parçasına bürünmüş...Yuvarlak yüzü bana dönük.Ama çıt çıkmıyor.Fazlasıyla korktuğumu hissediyorum,olduğum yerde kıpırdayamıyorum.Bakışları ile beni esir almış gibi.Tek istediğim yerimden kalkıp koşa koşa oradan uzaklaşmak.Yapamıyorum.O anın tedirginliği ile bir ara saçma şeyler de düşünüyorum.Acaba evimize giren bir hırsız mı?!.Sonra kendime inanmıyorum.Her ne kadar insana benzese de değil!..Hırsız öylece bekler mi olduğu yerde?!.Aklıma bildiğim duaları okumak geliyor ama,boşuna...Sanki bir anda hepsini unutuyorum.Bana yaklaşıyor.Yürümek değil bu!..Anlık sıçramalar gibi...Soğuk soğuk ter döküyorum...Nasıl kurtulacağım?!..Buna benzer söylentileri önceden duymuştum ama,hiç inanmamıştım...Şu an öyle gerçek ki karşımda!..   Yaklaşınca yüzünü net görüyorum.Sinirden kaskatı kesilmiş,keskin hatlı,vahşi bakışlı bir ifade..Yatağımda aynı haldeyim,sırt üstü,sesim çıkmıyor..Böylesine köşeye sıkışmış haldeyken kapının açıldığını duyuyorum...Odanın ışığı ortalığı aydınlatıyor.Ardından hafif bir rahatlama.. ''-Ne yapıyorsun,gecenin bu saatinde?.Uyumadın mı daha?!'' diyen kardeşime konuşamadan boş boş bakıyorum.Belki de hayatımda onu gördüğüme en çok sevindiğim tek an!.. ''-Ne oldu sana?Konuşsana!..'' Yine korku dolu yerimde kalıyorum bir süre ve: ''-Onu gördün mü?!'' diye neredeyse bağırıyorum. ''-Kimi?!'' ''-Sen kapıyı açtığında bir adam vardı odamda,nasıl görmezsin!'' Gülüyor ve hiç ciddiye almıyor: ''-Sen yine korku filmi mi seyrettin?!'' ''-Ne filmi be?!..Bir adam vardı odanın ortasında az önce!..Seni görünce kaçtı galiba!..'' ''-Kimse yok,olsa görürdüm!..Adam değil ama,sen aklını kaçırıyorsun galiba!'' Deyince sinirleniyorum,korku dolu anların üzerine bunu kaldıramam...Daha fazla konuşmuyorum.Mutfağa geçiyorum,buzdolabından çıkardığım sürahideki soğuk sudan bir bardak dolduruyorum...Dalgın dalgın yudumluyorum. ''-Kızım sen son zamanlarda şu filmlere çok kafayı taktın,bence seyretme.'' Konuyu değiştirmek ihtiyacındayım,bu gerginlikten kurtulmam gerek: ''-Sen neredeydin bu saate kadar?!.Saat neredeyse 04.00!..Babam görmesin!..'' ''-Size ne?!.Kocaman adamım artık,istediğimi yaparım!..'' Tekrar odama giriyor: ''-Odamda ne arıyorsun?!'' diye söylenirken anlıyorum ki ben yokken yine odamda kalmış. ''-Gömleğimi arıyorum,yarın için.'' ''-Sana odamı kullanma demedim mi kaç kere!'' ''-Üniversitedeydin ve boştu...Hem senin odan daha geniş...'' Bu açıklamayı yapıyor ve gömleğini alıp çıkıyor.Ardından bakakalıyorum.Normal bir zaman olsa uzun uzun kavga ederdim ama,şimdi sırası değil...Gidiyor,yalnızım yeniden...Karanlık ürküntü veriyor diye ışık açık.Zaten sabahın olmasına da fazla bir şey kalmamış.Gözlerim etrafı tarıyor,onu gördüğüm noktaya dalıyorum.Tamamıyla yatışmış değilim.Aralık kalmış kapı beni rahatsız ediyor.Titrek adımlarla gidip kapatıyorum...Uykum hiç yok.Kitaplıktan rastgele bir kitap seçiyorum,okumaya dalıyorum...    Bir an ensemi yalayıp geçen bir esinti hissediyorum,şaşkınım.Balkon kapısı,pencere kapalıyken ilginç...Bana öyle geldi galiba diye düşünüp tekrar kitabıma dönüyorum...Bir zaman daha geçiyor...''Merveee...''Donup kalıyorum tekrardan.Sanki bir ses adımı fısıldıyor.Etrafıma bakınıyorum.Kimseler yok.Yalnızım..Kendi kendime düşünüyorum: ''-Haklı galiba,şu filmlere çok takılıyorum...Bir süre uzak durayım...'' Yorgunluk ve stres çokluğundan beynim bana oyunlar ediyor,başka açıklaması olamaz...Kendimi zorlayarak okumaya devam ediyorum...Sırtımda hissettiğim dokunuşla yerimden sıçrıyorum..Bağırıyorum: ''-O ne be!!??'' Bakıyorum yine yalnızım...Elimden düşen kitabı yerden alıyorum,karşı koltuğa fırlatıyorum...Kahretsin aslında yalnız falan değilim!..Görünmeyen bir şey yanımda,hem de çok yakınımda!...Yine fısıldıyor:''-Merveee...'' Kendimi salona atıyorum,ve bütün ışıkları açıyorum...Panik halindeyim,ağladığımı fark ediyorum korkudan.Her yerim titriyor...Sesleri duyan annem geliyor: ''-Kötü bir rüya mı gördün?!'' ''-Rüya falan değildi!..Gerçekti!..''diye bağırıyorum. ''-Saçmalama,gidip uyu!..'' Ne desem inanır acaba diye düşünüyorum.O sırada sabah ezanı okunmaya başlıyor.Annem tekrar uykusuna dönüyor.Ben bir başıma kalıyorum,ezanı dinliyorum...Bir parça rahatlıyorum,oturuyorum bir süre daha kendi kendime.Gün ağarıyor yavaş yavaş...Cıvıldayan kuş seslerini duyuyorum.Canlanma ve aydınlık...Sanki gece gördüklerimi unutturuyor bana.Ağır bir yorgunluk hissediyorum,yatağıma dönüyorum,yatıyorum,öyle halsizim ki!..   Uyandığımda öğle vakti olduğunu görüyorum.Hayret nasıl beni uyandırmadılar diye de düşünmekten kendimi alamıyorum.Kalkıyorum,karşı koltuğa fırlattığım iki kitap dikkatimi çekiyor.Biri en son okuduğum,diğeri içinden dua yazdığım.İkincisine bakmak bile beni rahatsız ediyor.Öfkeyle alıyorum onu olduğu yerden.Yine salona geçiyorum.Annem yok.Sonra mutfağa yollanıyorum,yemek yapıyor.Kitabı masaya bırakıyorum ve: ''-Bu kitabı atalım,evde durmasın.''diyorum kısaca. ''-Neden?!''diye soruyor. ''-Beni korkutuyor.'' Uzatmıyor: ''-Tamam.''diyor kısaca. Üzerimi değiştirmek için odama dönüyorum ve rahatım.Artık o kitap hayatımda olmayacak.Beni korkutan ne varsa ondan geliyor,eminim buna.Kitap giderse,endişelerim de gidecek ve eskisi gibi olacağım...   Ve beklediğim gibi olmuyor.Eskisi gibi olmuyor.Tam tersine gün günden daha beter hale geliyor.Başlarda sadece karanlıktan,geceden ürküyordum.Gittikçe gündüzler de ayrı bir azaba döndü.Kesinlikle yalnız kalamıyorum...Ola ki tek başıma olursam sesler başlıyor hemen...Sürekli beni çağıran bir ses!..Yavaş yavaş delirmeye başladığımı düşünüyorum.Geceler ise daha kötü...Her yer aydınlık olmalı...Karanlık o bilinmeyeni bana getiriyor sürekli...Beraberinde de kanımı donduran dehşet hissi...Asla yalnız kalamıyorum....Artık rutin  hayatım yok...Sanki göremediğim bir şey beni farlı bir yere çekmeye çalışıyor...Gün geçtikçe bildiğim yaşantımdan kopuyorum...En son ne zaman doğru dürüst yemek yediğimi ya da uyuduğumu hatırlamıyorum.Görünüşüm de değişmeye başlıyor...Uykusuzluk beni tüketiyor.Hızla kilo veriyorum.Yüzüm çökmüş bir hal alıyor,göz altlarım morla gri karışımına dönmeye başlıyor.Artık ben değilmişim gibi...Çok sevdiğim kitaplarımı bile gözüm görmüyor...Kimseyle konuşmak içimden gelmiyor...Hep onunla beraberim...    Bu ne kadar sürdü bilmiyorum.Zaman kavramı da bende kayıp.Bir akşam saati,annem: ''-Hadi hazırlan!..''diyor. ''-Neden?!'' ''-Seni bu işlerden anlayan bir hocaya götüreceğiz.''cevabını alınca tüm sinirlerim boşanıyor ve çılgınca gülmeye başlıyorum.Bu nöbetin ardından: ''-Hoca mı beni iyileştirecek,git işine!''derken sanki içimden bilmediğim bir yaratık çıkıyor,vahşice.Çok öfkeli ve asla gitmek istemiyor.Babamın geldiğini de fark ediyorum o an.Adamcağızın öyle bir yüz ifadesi var ki ağlamayı dahi beğenemiyor. ''-Hadi kızım,daha fazla üzme beni...''diyor güçsüz bir sesle...Canım babam...O an sakinliyorum biraz.Üzerime sadece elime rastgele geçen bir hırkayı geçiriyorum.Çıkıyoruz,arabamıza biniyoruz.Tuhaf bir rüyada ilerler gibiyim.Geçtiğimiz yerleri hiç tanımıyorum,hep yabancı...Uzun bir süre sonra şehir kalabalığı azalıyor,tenha bir ara yoldayız.Yol tümsekler içinde.Sarsıla sarsıla ilerliyoruz.Çok uzun gelen bir sürenin ardından çok eski bir evin önünde duruyoruz.Herkes iniyor ama,ben inatla yerimdeyim.Yine babam geliyor,elimden tutup hafifçe beni dışarıya çekiyor.Ve öylece iniyorum arabadan.Zayıf bir ışığın sızdığı evin kapısında rahat altmışını geçmiş bir adam görünüyor.Bembeyaz sakalları ve oldukça sakin duruşu bir an dikkatimi çekiyor.Ardında yine kendine yakın yaşlarda bir kadın beliriyor.Hemen hemen hiç konuşulmuyor.Babam hâlâ elimden tutuyor ve içeri giriyoruz...   Benim ev anlayışımdan çok farklı bir yer.Adeta zaman içinde kaybolmuş,çok eski...Kilim üzerine serpiştirilmiş yer minderleri ile bir rahle dışında eşya yok.Adam,rahlenin başına çöküyor.Dikkatle beni süzüyor önce,sonra açtığı yine çok çok eski bir kitaptan mırıl mırıl bir şeyler okumaya başlıyor.Okudukça bedenimi dayanılmaz bir sıcaklık sarıyor ve o yaşlı adam bunu hissediyor: ''-Dayanman gerek çocuğum...''diyor çok sakin bir ses tonu ile ama,öyle zor ki!..Babamın güven veren eline daha sıkı sarılıyorum...Bir yandan da kendimi tuhaf bir şekilde teselli ediyorum.Zihnimden geçen tek kelime var,tekrar tekrar:''Geçecek...Geçecek...Geçecek...''     Nihayet okuma bitti.Yaşlı adam,yine oldukça sakin bana baktı ve: ''-Kendin bir kapı açmışsın ve sana gelmiş...Ama üzülme kurtulman için gerekeni yapacağım.Şu an seni ele geçirmek üzere.Tam vaktinde buradasın.Yoksa seni kendi alemine çekmeye başlamış.Oraya gitmenin iki yolu vardır ya ölmek ya da aklından vazgeçmek!..''
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD