SONRASI...

1040 Words
   İnsanın çok bildiği cevabı içinde,yanıt veremediği anlardan birini yaşıyorum.Arkadaşım ısrarla soruyor: ''-Neden işi bırakmak istiyorsun?..'' Ne diyebilirim ki?!.Bana yurtta bir şeyler oluyor,korkuyorum veya yalnız kalınca birisini ya da birilerini görüyorum da diyemem ki!..Sessiz kalıyorum.O iyi niyetiyle beni ikna etmeye çalışıyor: ''-İhtiyacın olduğunu biliyorum...Vazgeçme!..Kolay değil ama,vazgeçme...'' Kafamın içinde sayısız,garip alem!..İşi bırakmak için bir tane akla uygun neden söyleyemiyorum.Sadece kısa bir cevap veriyorum: ''-Tamam,öyle olsun...'' Aslında arkadaşımı aradığımda oldukça kararlıydım,tabii kendimce.Onunla konuşurken fark ediyorum ki düşünülen ile yaşanan aynı olmuyor.Anlatamadığım bu tuhaflığın içinde yine tek başımayım.     Salonumdaki kanepeye oturup kalıyorum.Gözüm açık balkon kapısına takılıyor,boş boş bakıyorum.Hakikatinde ise beynim durmadan çözüm üretmeye çalışıyor.Ve sürekli bazı soruların cevaplarını arıyorum.Öncelikle yurtta çalışmaya başlamadan önce her şey yolundaydı,oraya gittiğim an başlıyor kabus.Tesadüf mü yoksa özellikle mi belirlenmiş?Önce bunu bulmalıyım.Son gecenin sabaha karşısını,söylenenleri düşünüyorum.Sonra da evde yaşadıklarımı.Sonuç belli bu bir rastlantı.O işe başlamamla,onun serbest kalıp bana ulaşması sadece denk gelmişlik hali...Yoksa evimde de bazı şeyler yaşanmazdı...Ve yalnız kaldığım nadir yerlerden biri.İletişime geçmek için oldukça ideal...Aklıma gelen fikirle kalkıp odama geçiyorum...Geçenlerde uykudan kalkınca aynanın önüne bıraktığım,o,ufacık katlanmış kağıt parçasına bakmak istiyorum...Parfüm şişeleri,tarak,fırça,rujlar,vs.O karmaşa içinde onu bulmaya çalışıyorum.Galiba hayatımın en dağınık günlerini yaşıyorum.İşten çıkıp işe gittiğim için evi epey ihmal etmişim...Eşya yığını içinde zorla buluyorum ama,almak için uzanınca sanki görünmez bir el onu benden uzaklaştırıyor,hatta yere fırlatıyor...Korkuyorum ama,artık bu bana hiç yabancı gelmeyen bir korku...Adeta biraz alıştığım bir hal...Eğiliyorum,yerden almak için ama,bu sefer de karşı duvara doğru fırlatılıyor adeta...Dehşet hissinin yanında hafiften bir öfke başlıyor...İnatla o kağıt parçasına ulaşmaya çabalıyorum...Ve alıyorum yerden!Almam ile tekrar bırakmam bir oluyor.Kağıt değil de ateş parçası sanki.Can acısıyla atıyorum elimden.Ve düştüğü yerde yanmaya başlıyor...Kötü hissediyorum...Yeterli olmasa da beni koruyan bir gücü kaybetmenin dehşetini yaşıyorum...Olduğum yere çöküp kalıyorum.Hep olduğu üzere onun karşısında çaresizim.Aklımdan geçenleri dahi kontrol edebilen bir varlıkla nasıl baş edebilirim ki!..İşin kötüsü çok yakınımda ve hep benimle!..Tekrar ortaya çıktığı an hissettiğim o ürperti beni bırakmıyor...Kaynağını bilmediğim bir dik duruşla doğruluyorum yeniden...     Kime gidebilirim diye düşünüyorum.Yardıma ihtiyacım var hem de acilen.Telefona sarılıyorum hemen.İkinci çalışında açılıyor: ''-Hale,geçen sene tanıştığımız bir kadın vardı,hani tarot falan bakıyordu,ona ulaşmam lazım acilen!..'' Hale şaşkın: ''-Ne oldu ki?!'' ''-Onu görmem gerek,o kadar!..'' Bir şey anlamayan arkadaşım susuyor ama,daha sonra beni sorgulayacağına eminim. ''-Telefon numarasını bulayım ama,yalnız gidemezsin,ben de geleceğim!'' Düşüncemde hemen haklı çıkmama şaşırmıyorum.Olanları öğrenmesinde de bir sakınca yok... ''-Gel aman,eksik kalma!''diyorum,bana kızmayacağını bilerek.Hemen ardından ekliyorum: ''-Hemen buluşalım o zaman.'' Değişik bir durum olduğunu anlayan arkadaşım,heyecanla kabul ediyor.Görüşme bitince hazırlanıyorum çıkmak üzere.Çocuklara sesleniyorum: ''-Çıkıyorum,ne zaman döneceğim belli olmaz!..'' Oğlum odasının kapısında görünüyor bir an,anlamaz bir şekilde bakıyor ama,bir şey demeden geri dönüyor.Seviniyorum bu hale...Beni iyi tanıyorlar sonuçta.Aceleyle merdivenlerden iniyorum.Hale'nin her işi bırakıp hemen geleceğinden eminim,merak işte!..Düşündüğüm gibi de oluyor.Birkaç dakika sonra aracıyla geliyor.Hemen ön koltuğa,yanına geçiyorum.Esrarengiz bir olayı çözmek isteyen bakışlarla bana soruyor: ''-Aradım kadını,bizi bekliyor.Ama yolumuz biraz uzun.'' ''-Olsun,hadi gidelim!'' Bir süre hiç konuşmuyoruz.Zaten sorsa da neyi,nasıl anlatacağımı bilemiyorum.Sanırım o da nereden başlayacağını kestiremiyor.Fakat sessizliği bozan da o oluyor: ''-İyi misin?'' diye kısaca sorsa da asıl karşılığı çok farklı.Kibarca bana,her şeyi anlat diyor... ''-Hiç iyi değilim...''diye başlıyorum söze.Her şeyi anlatmak o kadar uzun ve zor geliyor ki!..Kısaca: ''-Uyuyamıyorum,bir şey beni rahat bırakmıyor...'' ''-Eyvah,eyvah!..''oluyor ilk tepkisi,heyecanlı arkadaşımın.Ardından soruyor: ''-Nasıl bir şey?'' ''-İnsan olmadığını biliyorum...Fakat ne yapacağımı bilmiyorum...'' ''-Eee neden bu kadına gidiyoruz?Anlar mı böyle işlerden acaba?'' ''-Biz bir deneyelim de...O olmazsa bizi başkasına yönlendirebilir.'' Hale birkaç saniye sonra: ''-Haklısın,olabilir.Zaten o kadın pek tekin değil.O yüzden yanındayım,yalnız gitme diye.'' deyince bir memnuniyet hissediyorum.Meraklı ama beni de düşünüyor babında...İlerliyoruz.Merkezden çıkalı epey oluyor.Ana yoldan da çıkıyoruz.Buraları bildiğim yerler ama,böyle bir kadının olduğunu daha geçen sene öğrenmiştim.Sonunda ufak,şirin balkonlu bir evin önünde duruyoruz.Balkonunda sıra sıra saksılar,renk renk çiçekler...Hale: ''-Tarife göre burası olmalı.''diyor.Araçtan iniyoruz,sessizlik dikkat çekici.Sanki burada kimse oturmuyor gibi...Heyecanla zile basıyorum...Bekliyoruz.Ve derinden gelen ayak sesleri duyuluyor.Kadın bizi içeriye alıyor.Ufak bir odaya geçiyoruz...Duvardan koltuklara kadar toz pembe renge boğuluyoruz adeta...İç açıcı...Anlatmak için girişimde bulunduğum an kadın beni susturuyor: ''-Bir şey söylemene gerek yok.Şimdi anlayacağız...'' Odadan çıkıp gözden kayboluyor bir ara.Biz Hale ile bakışıyoruz sadece.Konuşmaya çekiniyoruz sanki.Kadın elinde kocaman bir kase ile dönüyor,onu masaya bırakıyor.Merakla bakıyorum,kasede sadece su var...Başına oturuyor ve gözünü kapatıp transa geçer bir vaziyet alıyor...Bana saatler kadar gelen bir zamanın sonunda gözlerini açıp suya bakıyor dikkatli dikkatli...Ama hâlâ bizimle konuşmuyor.Ve nihayet bana dönüyor: ''-Bu,yeni değil.Uzun yıllardır seninle...Gitmeye de niyeti yok...Ara ara sana görünüyor...Tek istediği sensin...Öncesinde iki defa kurtulmak için yardım almışsın ama,yetmemiş.Çünkü çok güçlü...Ve işin ilginç yanı,onu bu aleme sen getirmişsin...'' Kadının bunları kendi görüp söylemesi gerçekten ilginçti ama,ben bunları zaten biliyorum.Sabırsızca atlıyorum söze: ''-Bana nasıl kurtulabileceğimi söyle!..'' Kadın yine sakin: ''-Bak kızım benim gücüm buna yetmez.Hem de korkarım...'' ''-Yani....''diye soruyorum tekrar. ''-Bu tür çok tehlikelidir.Seni kime göndersem bu musallattan geri duracak.'' ''-Ben ne yapacağım!''diye korku içinde bağırıyorum adeta... Kadın bir süre yine derin düşüncelere dalmış gibi kalıyor.Nihayet: ''-Kendin getirdin onu,kendin mücadele edeceksin!..'' ''-Ne!..''diye sesim yükseliyor yeniden.Ardından soruyorum: ''-Ben bunu nasıl başaracağım?!.Hiç bir şey bilmiyorum buna dair.'' Kadın: ''-Nasıl geldiğini biliyorsun.Aynı kitaptan göndermeyi de öğreneceksin!..'' Donup kalıyorum yerimde.Tam on yedi yıl sonra,nasıl bulacaktım o kitabı?Bendekini o vakit yok etmiştik...O an nerede olduğumu unutup dalıp gidiyorum.Hale'nin omzuma dokunuşu ile ayılıyorum: ''-Hadi gidelim.'' İstemsiz hareketlerle kalkıyorum,arkadaşımın kadına sağ olun,diye teşekkür ettiğini ve eline birkaç kuruş sıkıştırdığını fark ediyorum.Çıkıyoruz evden...Dehşet hissi beni bırakmıyor.Araca biniyoruz yeniden...Kadının evinden uzaklaşınca Hale sağa çekip duruyor: ''-Hadi kendine gel.Bu kadın nereden bilecek?!.Doğrusu pek inanmıyorum ona.Başka bir çözüm ararız.'' ''-Daha nasıl inanacaksın.Bir şey anlatmadığım halde olanı biteni tamamen söyledi işte!..'' Bu yanıt karşısında Hale de susup kalıyor.Yola devam ediyoruz. ''-Bu söylediği kitap da neyin nesi?!'' diye sessizliği bozuyor. ''-Uzun zaman önceye ait.O zaman daha öğrenciydim.Rastgele elime geçti...Zaten sonra korkup attım onu...'' İşte o zaman Hale en önemli sorunu ortaya koyan soruyu söylüyor: ''-Peki nereden bulacaksın şimdi o kitabı?!Adını falan hatırlıyor musun?'' ''-Hatırlıyorum da kolay bulunmaz.El yazması,çok eski...''derken düşünüyorum.Onu bulmamın tek yolu yine sahaflar çarşısındaki eski kitap satan dükkanlar... ''-Ne yapacaksın şimdi?!'' diye soran Hale'ye dönüyorum: ''-Tek tek aramak çok zor.İnternet üzerinden ulaşmaya çalışmak galiba en akıllıca olanı...''derken bir yandan düşünüyorum.Acaba bulabilecek miyim?..Hadi buldum diyelim,bu işi sonlandırabilecek miyim?.. Hale: ''-Ben de sana yardım ederim.'' dediğinde düşündüğüm kadar yalnız olmadığımı hissediyorum.Arkaşıma sevgiyle bakıyorum.Gülümsüyorum: ''Sağ ol...''diyebiliyorum kısaca.Çünkü uzun zamandır tuttuğum ağlama krizinin geldiğinin farkındayım...Hale konuşmuyor,adeta ağlayıp sonunda rahatlayacağım zamanı bekliyor.Çantasından çıkardığı kağıt mendil paketini bana uzatıyor,sessizce...Ağlarken gülüyorum artık...Beni evimin önüne bıraktığında neredeyse akşam olmak üzere. ''-Gel istersen,biraz konuşuruz.'' davetime cevabı olumsuz: ''-Gideyim.Evdekiler yemek diye bekliyordur şimdi.Ama bana haber ver,kitabı bulursan.Elimden gelen ne varsa senin yanındayım.'' ''-Sağ ol.Görüşürüz sonra.''deyip eve giriyorum.Kafamda aynı sorular,bulabilecek miyim?...Nereden bulabilirim...Ve bulursam,sonrası...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD