***
"Ezgi! Sallanma müşteri bekliyor!"
Patronumun kulak tırmalayıcı ve sigaradan dolayı pürüzlü çıkan sesini duyduğum da daha da acele ettim.Önümde ki yemeği hızla servis tabağına koyup beni bekleyen elemana verdim.
Küçük bir lokantada yemek yapıyordum.Zar zor bulduğum bu iş benim tek gelirimdi ama bazen patronuma dayanamayıp işi bırakmak isteyen yanım beni zorluyordu.
Hayatın en zor ve boktan dönemlerini atlattığımı düşünürdüm hep.Çalışmak benim için problem olmaktan çıkmıştı.
Çünkü büyümüştüm.
Küçükken her şey çok daha zor ve acı vericiydi.Küçücük yaşta bir sürü işte çalışmış hatta sokaklarda dilendiğim bile olmuştu.İtilip kakılmaya alışık bünyem patronumun aşağılayıcı sözlerini duymazdan geliyordu.
Eğer bu işten kovulursam babam beni sokağa atardı.Onun için tek bir şey ifade ediyordum çünkü.
Para kazanması gereken bir paçavra.
Onun dışında bir işe yaramadığımı ondan defalarca kez duymuştum.
Alnımı elimin tersiyle silip saate baktım.
Neyse ki çıkmama çok az kalmıştı.
Biriken bulaşıkları da yıkayıp nihayet üstümde ki ıslanan önlüğü başımdan sıyırdım.
Mutfak demeye bin şahit isteyen küçücük alanda askıya astığım çantama ilerledim.Mutfağın kapısı açıldığın da patronum bet suratı ile içeri girdi.Onu görmezden gelerek çantayı koluma astım ve içeriden çıkmak için hareket ettim ama yolumu kesen adamla kaşlarım çatıldı.
"İşim bitti.Yapacak bir şey de kalmadı."
Dedim,onun buruşuk yüzü ve şişko bedenine yüzümü buruşturmadan bakmamak için çaba sarf ederken.
"Dur bakalım acelen ne. "
Dedi arkasında ki eski kapıyı itip kapatırken.Korku,damarlarıma suya damlatılan boya gibi anında nüfuz etti.
Tedirginliğimi belli etmeden normal bir yüz ifadesi ile konuşmaya çabaladım.
"Çekilir misin abi?Çıkış saatim geldi."
Elini bana uzattı ama bu hamlesinden hızla kaçarak geriye yalpaladım.İğrenç elini bana sürerse onu öldürürdüm!
"Kaçma hemen güzellik.Biraz eğlenmek bizim de hakkımız değil mi?"
Çenem korku ile titremeye başlayınca dişlerimi sıktım ve elimi havaya kaldırarak kekeledim.
"Ba-bana sakın dokunma! Herkesi başına toplarım!Çık şuradan!Gitmek istiyorum!"
Gözleri bendenim de iğrenç bir şekilde dolaşıp gözlerime değdi.
"Bağır yavrum... Seni kimse duyamaz. Herkes çıktı."
Dolan gözlerimle çaresizce etrafıma baktım.Bana yaklaşan adımlarını duyduğum an çığlık attım.
"İmdat!Yardım edin!"
"Bağırma lan!Sen de zevk alacaksın.Gel buraya!"
Küçük alanda gidebileceğim hiçbir yer yoktu ve ben avazım çıktığı kadar bağırıp bana sarılmaya çalışan adamdan kurtulmaya çalışıyordum.
Beni az önce yıkadığım bulaşıkların dizili olduğu tezgah ile kendi bedeni arasına aldı.İğrenç bedenini bana yaslıyor çırpınan ellerimi zapt etmeye çalışıyordu.
"Bırak!Bırak Allah aşkına yapma!"
Yalvarışlarımı duymuyor kafasını boynuma sokmaya uğraşıyordu.Ellerimi tutarak yaptığı baskıdan dolayı hareket ettiremiyordum.Gözyaşları yanaklarımı sırılsıklam etmiş, beni duyamayan birinin yardımına muhtaç bir şekilde bağırıyordum.
Ondan kurtulmak için çırpınan bedenim tüm gücünü yitiriyor, olacak olan şeye umutsuzca ağlıyordum.
Tam şu anda ölmek istiyordum!
Eğer bu adam burada bana dokunursa değersiz benliğimi dünyadan silecektim.
Sonra kim olduğunu hatırladım.
Ben kadındım!
Sırf bizden fiziksel anlamda güçlüler ve bize dokunma haklarını kendilerinde buldukları için onlara boyun eğen tüm kadınlar için kalan son gücümü topladım.
Dizimi kaldırıp bacak arasına tekme attığım adam inleyerek ellerini gevşetti.Bundan yararlanarak hızla elimi ondan kurtardım ve arkamda ki bulaşıkların olduğu yerden büyük bıçağı kavradım.
Sinirlenen patronum elini kaldırıp bana vuracağı sırada elimde ki bıçağı gördü ama o daha tepki vermeden ben kavradığım bıçağı delice bir güçle onun karnına saplamıştım.
"Yeter!Yeter!Yeter!Bıktık sizden!Şerefsiz orospu çocukları!"
Öfkeyle yere düşen adamı iterek çantamı aldım ve hızla lokantadan dışarı attım kendimi.Titrediğimin farkında olmadan yanağıma düşen yaşları silip nereye gittiğimi bile bilmeden koştum.
Az sonra yüzüme çarpan deniz havası ile boğaza geldiğimi gördüm.Yüzümde ki gözyaşları buz gibi havada yüzümü donduruyordu.Ama tüm hislerimin yanında bunu hissetmiyordum bile.
Ölmüş müydü?
Bu ihtimal...katil olma ihtimalim beni kahrederken kendimi zorlukla bir banka attım.
Ne yapacaktım ben şimdi Allah'ım!?
En iyi ihtimalle hapse girmesem bile babam beni sokağa atacaktı.
Nereye gidecektim?Ne yapacaktım?
Yüzümde ki yenilenen yaşları silerken ilerde lüks bir araçtan inen karartıyı gördüm.Yanında ki adamlar saygı ile kafalarını eğmiş, adamın en ufak hareketinde peşinden gidiyorlardı.Hava karanlık olduğu için sadece süiletlerini görüyordum.
Buydu işte!
Bazıları ağzında gümüş kaşıkla doğarken benim gibiler üç kuruş için benliklerinden oluyorlardı.Dünyanın adaletsizliği beni daha da ağlattı.Neden biz de normal, sıradan aileler gibi değildik.Fazlasında gözüm yoktu.Sadece bir sonra ki ayı düşünmeden bir gün geçirmek istiyordum.Bana değmeyecek iğrenç gözlerin olmadığı bir yerde.
Her şey annemin ben çok küçükken ölmesiyle başlamıştı.Babam beş kuruş etmeyen biriydi ve annemin ölmesi ile bana eziyet etmeye başlamıştı.Sırf ondan korktuğum için sabahın karanlığında,küçücük bedenimle evden çıkar iş arardım.Daha ilkokula bile gitmediğim düşünülürse kimsenin bana iş vermemesi normaldi o zamanlar için.
Hayatım sadece duygusuz bir robot gibi çalışıp,babamı memnun etmek ve kafamızı soktuğumuz evi kaybetmemek için çırpınmakla geçmişti.Yine de lanet etmiyordum hayatıma ama şimdi o adamı bıçaklamışken geleceğimin belirsizliği beni korkutuyordu.
Yavaşça ayağa kalkıp eve gitmek için durağa sarsak adımlarla yürüdüm.Yoldan geçen insanlar yırtılan tişörtüm ve yanaklarımdan akan yaşlara garip garip bakıyor ve yanımdan geçip gidiyorlardı.
Otobüse binip eve gitmeyi bekledim.Bir an önce kendimi banyoya atmak ve o iğrenç adamın dokunuşlarını bedenimden kazımak istiyordum.Babam bu saatlerde sızmış oluyordu ve bugün eve çok geç gitmiştim.Umarım uyanmazdı.
Evimin olduğu izbe sokağa girdiğimde çantamdan çıkardığım eski hırkamı yırtık tişörtün üstüne geçirdim.Etrafta kimse yoktu ama bir de mahallelinin hakkımda çıkaracağı dedikodulara katlanamazdım.
Eve doğru yürüyüp açık olan bahçe kapısından geçerek evin kapısına yürüdüm.Babam yine sarhoş bir halde gelmişti eve belli ki.
Gözlerim evin açık kapısına değdiğin de kocaman oldu.Kapı ardına kadar açıktı ve bir tarafı bir güç uygulanmış gibi çökmüştü.
Kendi derdimi unutup eve koştum.
"Bu kapı neden açık!Baba!"
Bağırarak salona girdim ve gördüğüm şey karşısında nefesim kesildi.
Salonumuzun ortasında iyi giyinimli eli silahlı adamlar dikiliyor, ikisi babamı yere diz çöktürmüş şekilde tutuyorlardı.
"N-ne oluyor burada?Siz kimsiniz...?
Titreyerek sorduğum soru ile gözlerim ayakta,elinde rahatça tuttuğu silahla bana bakan adama kaydı.Gözlerinde ki karanlığı görünce kanım damarlarımda dondu.
Bakışları benden kopup yerde ki babama döndü.Babamı ilk defa ağlarken görüyordum.
"Kaç yaşında?"
Dedi boğuk sesi ile.Sesi sanki derin bir kuyudan geliyormuş gibi korkutucuydu.
"Ondokuz.Ondokuz yaşında!"
Babamın hevesli sesi ile kaşlarımı çattım.
Burada ne döndüğünü anlamaya çalışıyordum.Gözlerim adamın elinde ki silaha kayınca bedenim titredi.
"Baba?Ne oluyor,kim bunlar?"
Gözlerim korku ile dolmuştu ama bugün ağlama kotamı doldurmuştum.
Korkuyordum ve karşıma geçen korkutucu adam bunun farkındaydı.
Kafamı kaldırıp kirli sakalın süslediği karanlık yüzüne baktım.
"Çıkın evimizden!"
Sert bir sesle tısladım.Ama adam sanki bundan hiç etkilenmemiş gibi,bana ilginç bir şeye bakar gibi bakıyordu.
Üzerime eğilerek nefesimi tutmama sebep oldu.Gözyaşlarım aktı akacaktı.Sonra bana bir kaç saniye bakarak yanımdan geçip kapıya gitti.Bakışları üşüme hissi yaratmıştı.
Çıkmadan önce boğuk bir sesle konuşmuştu.
"Kız bizimle geliyor.Adamın işini bitirin."
Karanlık sesinden çıkan sözler havaya ağır ağır dağıldı.Sözlerini algıladığım da bana doğru gelen adamları gördüm.
Ağzımdan kaçan çığlıkla geriye doğru kaçmaya başladım ama iki saniye sonra beni kollarımdan yakalamışlardı.Beni evden çıkarmaya çalıştıkları sırada duyduğum silah sesi ve babamın bağırışlarının kesilmesi ile donakaldım.
Öldürmüşlerdi!
Babamı öldürmüşlerdi.
Akan gözyaşlarımla onlardan kurtulmaya çalıştım.
"Bırakın beni!!Katiller"
Dedim kendimin de bir katil olma ihtimalini unutarak.
Dev gibi olan iki adama karşı şansım yoktu ama çaresizce çırpınıyordum işte.Kapının önünde duran ve eve girerken fark etmediğim arabalarla çığlıklarım mahalleyi inletiyordu ama kimse kapısını açıp da yardım etmiyordu bana.
Tıpkı bir kaç saat önce ki gibi çaresiz ve güçsüzdüm.
Büyük bir araca doğru beni iterek bindirdiler ve kapıyı üzerime kapattılar.Arabada tek olmadığımı fark edip karanlık adama döndüm.
"Allâh belanı versin!Bırak beni!Bırak!"
Sanki hiç bağırmıyormuşum gibi bana gayet normal bir ifade ile baktı ve konuştu.
"İşim bittikten sonra bırakacağım merak etme."
Yutkundum ve korkarak ona baktım.Nefesimi kesen sözleri ile gözyaşları yanaklarımı ıslattı.
Artık bünyem bugünü kaldırmıyor, bedenim her an yığılacak gibi titriyordu.
Ama adam beni umursamadan sigarasını yaktı ve bana delici gözlerle bakıp derin bir nefes çekti içine.