Güneş doğarken koltuğun kenarına yorgunluk ve uykusuzluktan başı düşmüş genç kızı izliyordu Nazım. Sabaha kadar hiç uyumadan ağabeyinden gelecek güzel ve umut verici bir haberi bekleyen, iyi niyeti ile onun için dua eden kadına bakıyordu. Fırat'ın onu neden bu kadar sevdiğini şimdi çok daha iyi anlıyordu. Reyhan Hanım'ın kalbinde kötülük olmadığını da görebiliyordu. Oysa ailesi ona ne çok zarar vermişti. Ölmesin diye dua ettiği ağabeyi şu an en büyük acıyı yaşamasına neden olmasına rağmen, ona ağabeyin seni almaya geldi çünkü bir korkaktı! Çünkü sadece kendisini düşünüyordu diyememişti. İnsani yönü yaşamasını dilerken, diğer karanlık yönü ölse bu kız da kurtulur, karısı da diye fısıldıyordu. Ne çok lüzumsuz insan vardı dünyada... Varlıkları dertten başka işe yaramayan insanlar ne kadar ço

